spotlar 1 spotlar 2 spotlar 3

Hizmetlerimiz

Duyurular

Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN

ava şirin özgünÖzel Nirvana Psikiyatri Polikliniğinde Görev Yapan Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN'ün Resmi Web Sitesi Yayına Başlamıştır.

www.avasirinozgun.com

DEPRESİFLER ALZHEIMERE YATKIN OLUYOR

depresif hastalar alzaymıra daha yakın oluyorMelankolik ve depresif hastaların,daha sık demans hastalıklarına yakalandığı tespit edildi.Uzun süre depresyondan yakınan ve psikolojik sorunlarla baş etmek zorunda kalan insanlar,psikolojik olarak stabil olanlara göre iki kat daha fazla Alzheimer’e yakalanıyorlar.

Yazının Devamı

NEOFOBİ (YENİLİK KORKUSU) ÖMRÜ KISALTIYOR

neofobi nirvana psikiyatriYeni bir şeye karşı duyulan belirgin korkular,yaşamı kısaltıyor.Neofobi insanlarda bir buçuk yaşlarından itibaren başlayabiliyor.Alışılmışın dışında olan bir tek olayla bile ,bu bozukluk ortaya çıkabiliyor.

Yazının Devamı

ANOREKSİYA ANFİZEME SEBEP OLABİLİYOR

anoreksiya nirvana psikiyatri polikliniğiŞikago'da yapılan Radiological Society of North America'nın (RSNA) yıllık toplantısında,anoreksiya nervosa'daki beslenme yetersizliğinin akciğer anfizemine neden olabileceği iddaa edildi.

Yazının Devamı

MİGRENE DE PSİKOTERAPİ

migren nirvana psikiyatriPsikoterapinin alt etme stratejileri ile kronik başağrılarına karşı da savaş verebiliyor.Düsseldorf’da yapılan bir sempozyumda,Heidelberg Üniversitesi’nden uzman psikolog Gideon Franck hastanın kendi bedeniyle ilişkisini değiştirmesi ana prensibine dayanan bu yöntemi,ilk kez baş ağrısı nedeniyle davranış bozuklukları gösteren çocukların tedavisinde denediğini açıkladı.

Yazının Devamı

DEPRESYONDAYSANIZ,YÜRÜYÜŞ YAPIN

depresyon nirvana psikiyatri polikliniğiDüzenli spor depresiflere iyi gelir;bu konuda uzmanların hepsi hemfikir.Bu sporların içinde en etkili olanı ise yürüyüş.Prof.Dr.Ulrich Bartmann,Würzburg Yüksek okulu'nun sağlık dergisinde yazdığı bir makalede,yürümenin jimnastik,voleybol vb tüm sporlardan daha yararlı olduğunu belirtti.

Yazının Devamı

Islak Yatak Hastalık Belirtisi Olabilir

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) tarafından yapılan araştırma, her 8 çocuktan 1 inin gece altını ıslattığın ı ortaya koydu. Şeker hastalığı ve kronik böbrek yetmezliğinin ilk belirtisinin "gece altına ıslatma" olduğu belirtildi.

Yazının Devamı

Ergenlikteki Aşırı Stres Öğrenmeyi Etkiliyor

Ergenlikte maruz kalınan aşırı stresin, beynin hafıza ve öğrenme ile ilgili bölümünde önemli ölçüde değişikliklere yol açabileceği bildirildi.

Yazının Devamı

Stres, Doğacak Bebeğin Zekasını Etkiliyor

Doğacak Bebeğin ZekasıLondra’daki Imperial College uzmanlarınca yapılan ve sonuçları Clinical Endocrinology dergisinde yayımlanan araştırma, ham ilenin yaşadığı stresin, gebeliğin 17. haftasından itibaren bebeği olumsuz etkilediğini gösterdi.

Yazının Devamı

Tv Seyretmeye Sınır Gelmeli

Tv Seyretmeye Sınır GelmeliTelevizyon insanın psikolojisini bozuyor Hacettepe Üniversitesince yapılan bir araştırmaya göre, aşırı televizyon izleme alışkanlığı çocuklarda uyku bozukluğuna yol açıyor.

Yazının Devamı

Stres İyileşmeyi Yavaşlatıyor

ABD’nin Chicago kentinde bulunan İllinois Üniversitesi’ndeki (UIC) araştırmacılar, hayvanlar üzerinde yaptıkları testlerde, hayvanlar stres altındayken yaralarının iyileşmesinin yavaşladığını, ancak ekstra oksijen alımının bu yavaşlamayı tersine döndürdüğü sonucuna ulaştılar.

Yazının Devamı

Strese Bağlı Hastalıklar Artıyor

Avrupa Parlamentosu’na sunulan bir araştırmada, modern hayatın kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığı uyansı yapıldı.

Yazının Devamı

Suça Karışan Çocuk Akranından Etkileniyor

Suça karışan çocuklar üzerinde akranlarının etkisinin büyük olduğu ortaya çıktı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Çocuk İhmali ve İstismarı Araştırma Biriminde görevli çocuk gelişim uzmanı Gülümser Gültekin Akduman’ın yaptığı araştırma, suça karışan çocuklarla ilgili çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu.

Yazının Devamı

Uykusuzluk çekenlere müzik

Artık koyun saymak gereksiz.Çünkü güzel bir uykunun sırrı, uyumadan önce 45 dakika kadar rahatlatıcı müzik dinlemek. Journ al of Advanced Nursing adlı sağlık dergisinin haberine göre

Yazının Devamı

Dikkat: Aile içi gerginlik çocuğun iştahını etkiler

Aile içindeki gerginlikler çocuğun iştahını olumsuz yönde etkiliyor. Ailedeki iletişim bozuklukları ve huzursuzlukların çocuğun ruhsal yaşamını doğrudan etkilediğini

Yazının Devamı

Depresyon riskinin en yüksek olduğu yaş 40’lar

Bilim adamlarının 80 ülkede 2 milyon kişi üzerinde yaptığı veri analizine göre, insanların depresyona en açık oldukları yaş 44. ABD’deki Warwick Üniversitesi ile

Yazının Devamı

Uyku, ruh sağlığının aynası

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, “Uykularımız düzenliyse genellikle ruh sağlığımız da yerinde demektir.

Yazının Devamı

Strese bağlı hastalıklar artıyor

Günlük yaşamın stresi yüksek tansiyona yol açıyor. Dünyada her yıl 17 milyon kişi kalp ve damar hastalıklarından ölüyor. Türkiye, yüksek tansiyon sorununun en hızlı arttığı ülkeler arasında...

Yazının Devamı

Beyindeki bozuk elektrik dalgaları depresyona, neden oluyor

Beynin işleyişini düzenleyin elektrik dalgalarındaki bozukluğun depresyona yol açabileceği ortaya çıktı. ABD’nin Stanford Üniversitesi’nden bilim adamlarının, fareler üzerinde yeni bir görüntüleme yöntemini

Yazının Devamı

Modern yaşam stres yapıyor

İngiltere’de yapılan iki araştırma daha, modern yaşamın büyük strese yol açtığı ve bir eyleri uykusuz bıraktığı görüşünü destekledi. Bir sigorta şirketi tarafından yapılan, 1001 kişinin katıldığı araştırmanın sonuçları,

Yazının Devamı

Elektronik posta strese sokuyor

İskoçya’da yapılan bir araştırmaya göre; işyerinde elektronik postaların çok sık kontrol edilmesi, çalış anların sinirlerini bozuyor.

Yazının Devamı

Aşırı Şişmanlık Psikolojiye Zarar

Bir ulusal sağlık araştırmasındaki 40 bin ABD’linin verilerinin değerlendirildiği çalışmada, obez erişkinlerin normal ağırlıktaki erişkinlere göre depresyon,

Yazının Devamı

Yatmadan Önce Ekran Karşına Geçmeyin

Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre; yatmadan önce bilgisayar ve televizyon karşısında fazla vakit geçirenler, bunu yapmayanlarla aynı uzunlukta uyusalar bile kendilerini daha yorgun ve daha az uyumuş hissediyor.

Yazının Devamı

Tek Seansta Sigaraya Son...!

Tek Seansta Sigaraya Son...!
Uzman Psikiyatrist ve Psikologlar Denetiminde Nirvana Sigara Bırakma Paketi Terapilerine Başlamıştır..

www.sigarabirakmaantalya.com

Ekonomik Kriz Ruh Sağlığını Tehdit Ediyor

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, ekonomik krizin, hem işverenlerde hem çalışanlarda hem de işsizlerde ruhsal problemlere yol açabileceğini söyledi.

Yazının Devamı

Şizofreninin Anahtarı Okulda

Dünyada her 100 kişiden birinin yakalanma ihtimali olan şizofreninin ilk fark edildiği yer okul. Çocuklarının öğretmenleri ve arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kuran aileler, çocuğun hastalığa yakalandığını çok çabuk anlayabiliyor.

Yazının Devamı

İntiharlar Önlenebilir

10 Eylül Dünya İntihar Önleme Günü dolayısıyla açıklama yapan Ankara Üniversitesi (AÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veli Duyan, ''intiharın, pek çok ülkede ve özellikle genç nüfus arasında tırmanma eğiliminde olduğunu'' belirterek, bunun günümüzde global bir sorun olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yazının Devamı

Cinselliği Tabu Olmaktan Çıkarmak İçin

Konya'da, Ulusal Gençlik Parlamentosu çatısı altında bir araya gelen üniversiteli gençler, ''Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı'' konulu kampanya başlattı. Kampanyayı çoğunluğunu Selçuk Üniversite Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerin oluşturduğu ''Yerel Gündem 21'' topluluğu başlattı.

Yazının Devamı

Otistik Çocuklar Sesleri Daha Geç Algılıyor

Otistik çocukların, sesleri normal çocuklardan daha geç algıladığı belirtildi. Söz konusu gecikmenin otizm hastalarını teşhis etmek için bir işaret olduğu düşünülüyor...


Yazının Devamı

Antidepresan Kullanımı 4 Yılda Yüzde 85 Arttı

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Dr. Halis Ulaş, sinir sistemi ilaçlarının kullanım sıklığının sürekli arttığını belirterek,

Yazının Devamı

Evlilik Öncesi Danışanlar Arttı

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Başkanı Dr. Cem Keçe, evlilik öncesi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin, Türkiye'de yeterince bilinmeyen ve anlaşılamayan bir kavram olduğunu söyledi.

Yazının Devamı

Biz Uyurken Sinir Hücrelerimiz de Uyuyor

ABD’nin Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden bilim insanları, alışılandan daha az uyunan bir gecenin ertesi gününde dikkat ve konsantrasyon azalıp öfke artarken beyinde neler olup bittiğini araştırdı.

Yazının Devamı

Hem Kaygı Yaratıyor Hem de Kaygıyı Yok Ediyor

Standford Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan bir araştırma, beyindeki bir bölgenin hem kaygıya neden olduğunu hem de kaygıyı yok edebildiğini ortaya çıkardı.

Yazının Devamı

Otizm Erkeklerde Neden Daha Fazla?

İki binden fazla otizm hastasının gen haritasını inceleyen ve sonuçlan otizm hastası olmayan kişilerinkiyle karşılaştıran Kanadalı bilim adamları, otizm hastası erkek çocuklarının yüzde 1 inde bu genin mutasyona uğradığını gördü.

Yazının Devamı

Bilgisayar Bağımlılığıyla İle İlgili Ailelere Öneriler

1- Bilgisayar evde en çok kullanılan ve herkesin döneminden sonra böyle gruplara katılıyor değildir. görebileceği bir merkezde tutulmalıdır, Böylece çocuğunuzun hangi sitelere girdiğini rahatlıkla kontrol edebilirsiniz.

2-Bilgisayar kullanımı konusunda evde kurallar oluşturunuz.Ders haricinde,hafta içi bilgisayar kullanımına (özel durumlar hariç) izin vermeyiniz.Hafta sonu kullanımına da saat kısıtlamaları getiriniz.

3-Çocuğunuzun oynadığı oyunları mutlaka kontrol ediniz.İçeriğinde şiddet,vahşet ve pornografi olan oyunlara asla izin vermeyiniz.

4-Çocuğunuzun bilgisayar ve internet kullanımı konusunda sizin otoritenizi kabul etmesini mutlaka sağlayınız.

5-Çocuğunuzun “sohbet gruplarına” katılmasına izin vermeyiniz.Ergenlik döneminden sonra böyle gruplara katılıyor ise kiminle görüştüğünü ve neler paylaştığını mutlaka kontrol ediniz.

6-Çocuğunuzu bilgisayar ve internet kullanımından doğacak tehlikeler konusunda uyarınız ve takipçisi olduğunuzu bildiriniz.Çocuğunuzun mahrem ve kişisel bilgilerin paylaşılmaması,resim ve görüntü iletmemesi internet üzerinden kişilerle kavga ve tartışmaya katılmaması konusunda uyarınız.

7-Çocuğunuzun güvenmediğiniz ve kontrol edemediğiniz ortamlarda(internet cafe vb.)bulunmasına izin vermeyiniz.

8-Öncelikle internet ve bilgisayar kullanımı konusunda ona iyi örnek olmalısınız. Saatlerce bilgisayarın başından kalkmayan anne babalar, çocuklarına aynı konuda nasıl sınır koyacaklar?Bunu tahmin etmek zor değildir.

9-Çocuğunuzun uygun olmayan sitelere girmesini engellemek için site filtrelerini kullanınız.

10-Kontrolün sizden çıktığını, çocuğunuzun bilgisayar ve internet bağımlısı olduğunu düşündüğünüzde acilen profesyonel yardım alınız.

11-Yukarıda söz ettiğimiz bazı psikopatolojilerde bilgisayar bağımlısı olma riski daha yüksektir.Böyle bir çocuğa sahip olan ebeveynin daha dikkatli olması gerekir.Ayrıca temelde yatan psikopatoloji tedavi edilmeyen bilgisayar bağımlılığı sorunu çözülemez.Örneğin depresif ya da dürtü kontrol sorunu olan bir çocuğun öncelikle bu sorunu çözmek gerekir ki bilgisayar bağımlılığından kurtulabilsin.

Dr. Ava Özgün

CETAD derneğinin vermiş olduğu eğitim programını tamamlayarak Cinsel Terapi Uzmanlığı ünvanını almaya hak kazandı.

Yazının Devamı

Cinsel Terapist

Cinsel Terapist- Antalya ile ilgili www.antalyacinselterapist.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sınav Kaygısı

Sınav Kaygısı - Antalya ile ilgili www.sinavkaygisiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Aile Terapisi

Aile Terapisi - Antalya ile ilgili www.antalyaaileterapisi.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sosyal Fobi

Sosyal Fobi - Antalya ile ilgili www.sosyalfobiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuk Psikoloğu

Çocuk Psikoloğu - Antalya ile ilgili www.antalyacocukpsikologu.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuk Psikiyatrisi: Çocukluk dönemi DEHB

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Günümüzde çoğumuzun şimdilerde dikkat eksikliği bozukluğu olarak işittiği bu klinik tablo aslında ilk kez 1900’lü yılların başında tanımlanmıştı. Dolayısıyla DEB’nin modern çağın hastalığı olduğu ya da modern tıbbın ürettiği bir sorun olduğu yolundaki eleştiriler gerçeği yansıtmam aktadır. Son 30 yılda yapılan birçok sayıda bilimsel araştırma DEB’in yapısal bir sorun olduğunu ortaya koymuştur.

Dikkat eksikliği bozukluğunun çocuğun zekası ile ilgisi yoktur. Zekası ileri, normal ya da geri olan çocuklarda dikkat sorunu olabilir.

Dikkat Eksikliği Bozukluğu (DEB) başta bireyin kendisi olmak üzere aileyi ve toplum u ilgilendiren yönleriyle çocukluk çağının en önemli psikiyatrik sorunlarından biridir. Erken teşhis edildiğinde tedaviden elde edilen sonuçların yüz güldürücü olması, DEB’nin belirti ve çözüm yollarının başta sağlık ve eğitim alanında çalışanlar olmak tüm anne ve babalar tarafından mutlaka bilinmesi gerekliliğini gündeme getirmiştir. Günümüzde çoğumuzun şimdilerde dikkat eksikliği bozukluğu olarak işittiği bu klinik tablo aslında ilk kez 1900’lü yılların başında tanımlanmıştı. Dolayısıyla DEB’nin modern çağın hastalığı olduğu ya da modern tıbbın ürettiği bir sorun olduğu yolundaki eleştiriler gereği yansıtmamaktadır. Son 30 yılda yapıl an birçok sayıda bilimsel araştırma DEB’in yapısal bir sorun olduğunu ortaya koymuştur. Akademik başarının oldukça ön planda olduğu günümüzde, aileler çocuklarının öğrenim hayatlarını fazlasıyla önemsemekte ve çocuklarının başarısızlığının altında yatan nedenleri araştırmak zorunluluğunu hissetmektedirler.
Dikkat eksikliği çocuğun dikkat süresinin yaşına göre az olması ve özellikle okuma, yazma ve matematik gibi akademik alanlarda dikkatin kolay ve çabuk dağılması anlamına gelir. Dikkatin belirli bir noktaya yeterince uzun süre odaklanmasında sorun vardır. Aynı anda tüm uyaranlara birden dikkat ederler. Her uyaran aynı şiddette ve önemdedir.

Okulun başlamasıyla birlikte öğrenmeye karşı ilgisizdirler. Ödev yapmayı sevmez, anne, baba ya da öğretmenin zoruyla ödev yaparlar. Ödevleri yapmakta hayli zorlanırlar.Çeşitli bahanelerle(tuvalete gitme,su içme gibi) sık sık masa başından kalkarlar.Bazen saatlerce ödev başında hiçbir şey yapmadan durular.Ders çalışırken sürekli yanlarında birini isterler.Yardım etmese dahi anne babanın ders çalışırken yanlarında olmasını isterler.

Her dikkat eksikliği olan çocukta aşırı hareketlilik yani hiperaktivite belirtisi gözlenmez. Dikkat eksikliği olan çocukların bir kısmı aşırı hareketsiz, ağır hareket eden yani hipoaktif olabilirler. Ya da erken yaşlarda iken dikkat eksikliği ile birlikte hiperaktivitesi olan çocuklarda ileri yaşlarda hiperaktivite belirtileri azalır, çok ağır hareket eden hipoaktif bir çocuk karşımıza çıkabilir.

Öğrenme bozukluğu ve dikkat eksikliği

Öğrenme bozukluğu öğrenmenin zor olduğu durumlar için kullanılan genel bir terimdir. Bu genellemeyi ortadan kaldırmak için öğrenme güçlüğü yerine bazen özel öğrenme bozukluğu” terimi de kullanılmıştır. Özel öğrenme bozukluğu başlı başına bir sor undur. Akademik (okuma, yazma, aritmetik) becerilerde zeka geriliği olmaksızın yetersizlik ile kendini gösteren özel öğrenme bozukluğu yanlışlıkla zeka geriliğiyle karıştırılmaktadır. Öğrenme bozukluğu olan çocuklar öğrenmenin bazı alanlarında zeka düzeyine paralel başarı gösteremezler. Öğrenme bozukluğu ile dikkat eksikliği bozukluğu birlikte görülme olasılıkları yüksek iki ayrı sorundur. Öğrenme bozukluğu olan çocukların önemli kısmında dikkat sorunu da vardır.

“Haydi” kelimesi

Dikkat sorunu olan çocukların anne babalarının en çok kullandığı kelimelerin başında gelir “haydi” kelimesi. Bir iş yaparken sürekli başka şeylerle meşgul olma ya da kendini önündeki işe tam olarak verememe nedeniyle anne baba tarafından sık sık uyarılmak zorunda kalırlar. Arkalarında dolaşan ve çabuk olmaları için uyarılan bu çocukların uyarılmaya verdikleri olumlu tepkiler ise genellikle geçicidir. Kısa süre sonra tekrar çabuk olması, oyalanmaması konusunda tekrar uyarmanız gerekir.

Üzerlerine aldıkları bir işi bitirmekte zorlanır, bir işi bitirmeden başka işe geç erler. Bir işle uğraşırken başka bir uyarı dikkatlerinin dağılmasına neden olur. Bir iş yaparken o sırada içlerinden gelen başka bir şey yapma isteğine engel olamazlar. İşitsel dikkati bozuk olan çocuklar sanki konuşulanı dinlemiyormuş görüntüsü verirler. Bir komutu bir kaç defa söyledikten sonra yerine getirirler. Sınıfta öğretmeni dinlemezler, dışarıdan gelen uyarılarla hemen dikkatleri dağılır. Elindeki kalem, defter ve oyuncak gibi malzemeyle uğraşır, dersi takip edemezler. Derste sıkılmaları nedeniyle sınıfın dikkatini ve huzurunu bozacak konuşma, arkadaşlarına laf atma ve garip sesler çıkarma gibi davranışlar sergileyebilirler. Ya da ders anlatılırken dalıp gider ve akıllarından başka şeyler geçirir, gün içi olanları ya da olacakları düşünür, hayaller kurarlar.


Okuma ve yazma kaliteleri yaşıtlarından kötü, defter düzeni ve yazıları bozuk olabil ir. Okurken sık hata yapabilirler. Genellikle kelime uydurmalarına, hece atlama ya da eklemelerine sık rastlanır. Çoğunlukta yazmaktan hoşlanmazlar ya çok ağır yazar ellerinin acıdığından söz ederler ya da çok hızlı ancak çirkin, okunaksız yazarlar. Unutkan olabilirler, öğrettiğiniz ve iyi öğrendiklerini düşündüğünüz bir bilgiyi dahi çabuk unutabilirler Kendilerine uygun
bir çalışma düzeni ve sistemi geliştiremezler. Yaşanan tüm bu öğrenme zorluklarına sınavlarda dikkatsizce yapılan hatalar da eklenir. Sabırsızlıkları ve çabuk sıkılmaları sorul an soruları yanlış okuma ve dolayısıyla da yanlış anlamalarına neden olur.

Çok iyi bildikleri soruyu dahi basit hatalarla yanlış cevaplayabilirler. Bazıları sınavları yetiştirme sorunu yaşarlar. Sonunda bilgileri ve bildiklerinden daha azı oranında not alırlar.
Dikkat eksikliği olan çocuklar evde günlük yapmaları gereken işler konusunda sorumluluk almak istemezler. Duygusal gelişimleri genellikle yaşlarına göre geridir ve yaşlarına uygun olmayan davranışlar sergilerler. Genellikle dağınıktırlar ve kurallardan hoşlanmazlar. Bu nedenlerle evde çocuk ile anne arasında yoğun çatışmalar yaşanır. Odası darmadağınık, sürekli bir şeylerini kaybeden, üstü başı dağınık, çantasını haz ırlayamayan çocuk anneyi oldukça yorar. Tutarsızlıkları nedeniyle sosyal ilişkilerinde ve akademik başarılarında sorun yaşarlar. Bir anları bir anlarına uymaz, çok keyifli iken birden öfkelen ir, çabuk alınır ve gereksiz duyarlılıklar gösterirler. Başarıları çok değişkendir, aynı dersin sınavlarında bile bir iyi bir kötü not alırlar. Bir gün ödevlerini tam getirir bir gün hiç birini yapmadan gelebilirler.

Aklına geleni hemen söyleme ya da yapma eğilimleri, ne zaman ne tepki vereceği, ne yapacağı belli olmayan biri olmaları nedeniyle ilişkilerinde sorunlar yaşarlar. Sabırsızlıkları kurallı oyunları sürdürmelerini zorlaştırır. Oyun ve etkinliklerde sürekli başrolde olmak isteme ve oyunu yönetme çabaları diğer çocukların sabırlarını zorlayabilir. Arkadaşlarının kendileri ile oynamadıkları ve arkadaş partilerine çağrılmadıkları şikayetinde bulunur ancak suçu hep karşı tarafta ararlar.

Çevresi tarafından “hem çok eğlenceli hem de zor bir insan” olarak tanınırlar.
Dikkat Eksikliği Bozukluğu belirtileri genellikle 4-5 yaşlarında gözlenmeye başlar. Ancak çoğu çocukta okul dönemi ile belirgin hale gelir. Ancak belirtilerin mutlaka 7 yaşında önce başlaması gerekir. DEB her kültür ve toplumda görülen bir sorundur. Toplumda görülme sıklığı farklı araştırmalarda farklı sonuçlar elde edilmesine karşın yaklaşık %6-8 gibidir.
Önceleri bu durumun ailenin hatalı eğitim metodlarından kaynaklandığı düşünülse de son 30 yılda yapılan bilimsel araştırmalar DEB’nin yapısal bir sorun olduğunu ortaya koymuştur. Son yıllardaki araştırmalar beyin kan akımı ve glikoz (şeker) metabolizmasırıdaki bozukluklar üzerinde yoğunlaşmıştır. Beyindeki bu fonksiyonel bozulmaya hamilelikte kullanılan ilaç veya toksik maddeler, annenin gebelikte geçirdiği infeksiyonlar, zor doğum, düşük doğum ağırlığı ve bebeğin geçirdiği Merkezi Sinir Sistemi lnfeksiyonları (menejit, ensefalit gibi) neden olabilmektedir. Günümüzde özellikle bozukluğun genetik geç işi üzerinde durulmaktadır.


Maalesef ülkemizde Çocuk Ruh Sağlığı Uzmanı sayısındaki yetersizlik ve ailelerin yeterince bilgiye sahip olmamaları, bu çocuklardan önemli bir kısmının zamanında tanınma ve tedaviye alınmasını engellemektedir. Halk arasında DEB belirtileri yanlış bir şekilde tembellik, sakarlık, gerilik ve huysuzluk gibi terimler ile izah edilmeye çalışılır. Bu nedenle farklı çözümler aranır. Anne babaların sürekli birbirlerini suçlayarak adeta sorunun nedeni ben değilim mesajını vermeye çalışmaları, ev içindeki huzuru bozarak çocuğa ulaşmamızı daha da güçleştirir. Başta eğitimciler olmak üzere çocukla ilgili her kesimin DEB hakkında temel bilgilere sahip olması gerekir.


DEB teşhisi klinik görüşme ile konur. Teşhisi destekleyici olarak çocuğun dikkat bozukluğu derecesini ve öğrenme gücünü ölçen testlerden yardım alınabilir.

Ancak uygulanan hiçbir test klinik görüşmeden daha değerli değildir. Aileler genellikle teşhis için MR, EEG gibi tetkiklerin gerek ip gerekmediğini merak ederler. Bu tetkiklerin DEB ‘in teşhisinde çok ender bazı durumlar dışında yeri ve gerekliliği yoktur. DEB tedavisinin ilk şartı, aile okul ve hekim arasında sıkı işbirliği ve doğru bilgilenmedir. DEB evde olduğu kadar okulda da sorun yaşanmasına neden olur. Öğrenmeyle ilgili sorunlar yanında arkadaş ilişkilerinde yaşanan sorunlar ve kurallara uyma güçlüğü aile ve okulun ortak ve sağlıklı yaklaşımlarıyla aşılabilir. Çocukla olan ilişkimizi düzenleyebilmek için DEB belirtilerini yanlış yorumlamamak gerekir. Çocuğun davranışlarını ya da derslerle ilgili zorluğunu yaramazlık ya da tembellik olarak yorumlayan anne babalar çocukla ilişkilerinin bozacak derecede sürekli ceza verme eğilimindedirler. Oysa bu çocukların cezalardan pek anlamadıkları kısa süre içinde görülecektir.

Tedavide çocukla yen iden sağlıklı ilişki kurabilmenin yolları aranır. Ailenin çocuğa yönelik tutumları gözden geçirilerek yanlışlar ayıklanmaya çalışılır. DEB’nin tedavisinde ilaçlar önemli yer tutarlar. Dikkat arttırmaya ve davranışların kontrol etmeye yönelik ilaç tedavisi uzun yıllardır kullanılmaktadır. İlaç tedavisinden elde edilen sonuçlar çocuğun yaşı, zeka düzeyi, ailenin tedaviye uyumu ve sebatı gibi faktörlerden etkilenmektedir. Stimülan adı verilen uyarıcı ilaçların kullanılmaya başlamasıyla tedaviden elde edilen başarı oranı oldukça artmıştır. Stimülanlar; tedavideki başarıları yanında, güvenilir ilaç olmaları, çocuklarda bağımlılık yapmamaları ve yan etkilerinin az olması nedeniyle tercih edilirler. Ülkemizde psikiyatrik ilaç kullanımı konusundaki yanlış bilgilenmeler DEB olan çocukların gerektiğinde ilaç kullanmalarını da engellemektedir.

Ailenin yan etkilerden korkarak ilacı reddetmesi, tedaviyi geciktirmekte ve sonradan geri dönüşümü olmayan sonuçlar doğurabilmektedir. Dikkat eksikliği nedeniyle öğrenme güçlüğü çeken çocuklarda özel eğitim programlarının uygulanması gerekebilir. Olumsuz davranışların düzeltilmesi ve yerine olumlu davranışların konulması için çeşitli destekleyici ve davranışçı tedavi teknikler uygulanabilir. Gelecek sayıda dikkat eksikliği bozukluğu tedavisi ve ailenin yapması gerekenler detaylı olarak ele alınacaktır.

Doç. Dr. Mücahit ÖZTÜRK Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı

İmpulsivite(dürtüsellik)

Dürtüsellik düşünmeden harekete geçmek, eyleme geçerken sebep sonuç ilişkisini kuramamak, fevrilik, ataklık olarak tanımlanabilir. Bazı kaynaklarda impulsivite olarak da geçen dürtüselliğin sözel ve eylemsel boyutundan söz edilebilir. Sözel boyutu soruları dinlemeden yanıtlamak, söz kesmek iken eylemsel boyutu ise davranışlarının sonuçlarını hesaplamadan tehlikelere atılmaktır. Normal çocukların 8-9 yaşından sonra dürtülerini kontrol edebilmesini beklerken hiperaktivite ve dikkat eksikliğinde erişkinliğe kadar uzanan, en dirençli belirtidir.

Hiperaktivite(aşırı hareketlilik)

Hiperaktivite sadece çok enerjik ya da hareketli olmak değildir. Çocuğun yürümeye başlaması ile göze çarpan, giderek artan, özellikle okul döneminde başkalarını rahatsız edecek düzeye varan düzeyde amaçsızca hareketliliktir. Durmak, yorulmak bilmeden birbiri arkasına gelen uyarıları takip ederler. Örneğin televizyon izlerken ya da yemek yerken masada oturmakta zorlanır, kıvranır, mızıldanırlar. Kendilerini durdurmaları gereken ortamlarda (Sınıf gibi) hareketlerini durdurup durduramadıkları önemlidir.

Dikkat Eksikliği Bozukluğu

Dikkat süresinin kısa olması ve yoğunlaşma yetilerinin düşük olması olarak tanımlanabilir. Normal zekaya sahip olsalar bile öğrenme güçlüğü, okul başarısızlığı sıkça gözlemlenebilir.

makale spotlar 5 spotlar govdealt 1spotlar govdealt 2spotlar govdealt 3spotlar govdealt 4
makale spotlar 6