Animasyonu görebilmeniz için flash player kurulu olmalıdır.

 
spotlar 1spotlar 2spotlar 3

Duyurular

Cinsel Terapist

Cinsel Terapist- Antalya ile ilgili www.antalyacinselterapist.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuk Psikoloğu

Çocuk Psikoloğu - Antalya ile ilgili www.antalyacocukpsikologu.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sınav Kaygısı

Sınav Kaygısı - Antalya ile ilgili www.sinavkaygisiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Aile Terapisi

Aile Terapisi - Antalya ile ilgili www.antalyaaileterapisi.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sosyal Fobi

Sosyal Fobi - Antalya ile ilgili www.sosyalfobiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Hem Kaygı Yaratıyor Hem de Kaygıyı Yok Ediyor

Standford Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan bir araştırma, beyindeki bir bölgenin hem kaygıya neden olduğunu hem de kaygıyı yok edebildiğini ortaya çıkardı.

Tek Seansta Sigaraya Son...!

Tek Seansta Sigaraya Son...!
Uzman Psikiyatrist ve Psikologlar Denetiminde Nirvana Sigara Bırakma Paketi Terapilerine Başlamıştır..

www.sigarabirakmaantalya.com

DEPRESİFLER ALZHEIMERE YATKIN OLUYOR

depresif hastalar alzaymıra daha yakın oluyorMelankolik ve depresif hastaların,daha sık demans hastalıklarına yakalandığı tespit edildi.Uzun süre depresyondan yakınan ve psikolojik sorunlarla baş etmek zorunda kalan insanlar,psikolojik olarak stabil olanlara göre iki kat daha fazla Alzheimer’e yakalanıyorlar.

MİGRENE DE PSİKOTERAPİ

migren nirvana psikiyatriPsikoterapinin alt etme stratejileri ile kronik başağrılarına karşı da savaş verebiliyor.Düsseldorf’da yapılan bir sempozyumda,Heidelberg Üniversitesi’nden uzman psikolog Gideon Franck hastanın kendi bedeniyle ilişkisini değiştirmesi ana prensibine dayanan bu yöntemi,ilk kez baş ağrısı nedeniyle davranış bozuklukları gösteren çocukların tedavisinde denediğini açıkladı.

Islak Yatak Hastalık Belirtisi Olabilir

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) tarafından yapılan araştırma, her 8 çocuktan 1 inin gece altını ıslattığın ı ortaya koydu. Şeker hastalığı ve kronik böbrek yetmezliğinin ilk belirtisinin "gece altına ıslatma" olduğu belirtildi.

Strese bağlı hastalıklar artıyor

Günlük yaşamın stresi yüksek tansiyona yol açıyor. Dünyada her yıl 17 milyon kişi kalp ve damar hastalıklarından ölüyor. Türkiye, yüksek tansiyon sorununun en hızlı arttığı ülkeler arasında...

Modern yaşam stres yapıyor

İngiltere’de yapılan iki araştırma daha, modern yaşamın büyük strese yol açtığı ve bir eyleri uykusuz bıraktığı görüşünü destekledi. Bir sigorta şirketi tarafından yapılan, 1001 kişinin katıldığı araştırmanın sonuçları,

Elektronik posta strese sokuyor

İskoçya’da yapılan bir araştırmaya göre; işyerinde elektronik postaların çok sık kontrol edilmesi, çalış anların sinirlerini bozuyor.

Antidepresan Kullanımı 4 Yılda Yüzde 85 Arttı

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Dr. Halis Ulaş, sinir sistemi ilaçlarının kullanım sıklığının sürekli arttığını belirterek,

Evlilik Öncesi Danışanlar Arttı

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Başkanı Dr. Cem Keçe, evlilik öncesi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin, Türkiye'de yeterince bilinmeyen ve anlaşılamayan bir kavram olduğunu söyledi.

İntiharlar Önlenebilir

10 Eylül Dünya İntihar Önleme Günü dolayısıyla açıklama yapan Ankara Üniversitesi (AÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veli Duyan, ''intiharın, pek çok ülkede ve özellikle genç nüfus arasında tırmanma eğiliminde olduğunu'' belirterek, bunun günümüzde global bir sorun olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Otizm Erkeklerde Neden Daha Fazla?

İki binden fazla otizm hastasının gen haritasını inceleyen ve sonuçlan otizm hastası olmayan kişilerinkiyle karşılaştıran Kanadalı bilim adamları, otizm hastası erkek çocuklarının yüzde 1 inde bu genin mutasyona uğradığını gördü. 

NEOFOBİ (YENİLİK KORKUSU) ÖMRÜ KISALTIYOR

neofobi nirvana psikiyatriYeni bir şeye karşı duyulan belirgin korkular,yaşamı kısaltıyor.Neofobi insanlarda bir buçuk yaşlarından itibaren başlayabiliyor.Alışılmışın dışında olan bir tek olayla bile ,bu bozukluk ortaya çıkabiliyor.

ANOREKSİYA ANFİZEME SEBEP OLABİLİYOR

anoreksiya nirvana psikiyatri polikliniğiŞikago'da yapılan Radiological Society of North America'nın (RSNA) yıllık toplantısında,anoreksiya nervosa'daki beslenme yetersizliğinin akciğer anfizemine neden olabileceği  iddaa edildi.

DEPRESYONDAYSANIZ,YÜRÜYÜŞ YAPIN

depresyon nirvana psikiyatri polikliniğiDüzenli  spor depresiflere  iyi gelir;bu konuda uzmanların hepsi hemfikir.Bu sporların içinde en etkili olanı ise yürüyüş.Prof.Dr.Ulrich Bartmann,Würzburg Yüksek okulu'nun sağlık dergisinde yazdığı bir makalede,yürümenin jimnastik,voleybol vb tüm sporlardan daha yararlı olduğunu belirtti.

Beyindeki bozuk elektrik dalgaları depresyona, neden oluyor

Beynin işleyişini düzenleyin elektrik dalgalarındaki bozukluğun depresyona yol açabileceği ortaya çıktı. ABD’nin Stanford Üniversitesi’nden bilim adamlarının, fareler üzerinde yeni bir görüntüleme yöntemini

Depresyon riskinin en yüksek olduğu yaş 40’lar

Bilim adamlarının 80 ülkede 2 milyon kişi üzerinde yaptığı veri analizine göre, insanların depresyona en açık oldukları yaş 44. ABD’deki Warwick Üniversitesi ile

Uyku, ruh sağlığının aynası

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, “Uykularımız düzenliyse genellikle ruh sağlığımız da yerinde demektir.

Şizofreninin Anahtarı Okulda

Dünyada her 100 kişiden birinin yakalanma ihtimali olan şizofreninin ilk fark edildiği yer okul. Çocuklarının öğretmenleri ve arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kuran aileler, çocuğun hastalığa yakalandığını çok çabuk anlayabiliyor.

 

Biz Uyurken Sinir Hücrelerimiz de Uyuyor

ABD’nin Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden bilim insanları, alışılandan daha az uyunan bir gecenin ertesi gününde dikkat ve konsantrasyon azalıp öfke artarken beyinde neler olup bittiğini araştırdı.

Bilgisayar Bağımlılığıyla İle İlgili Ailelere Öneriler

1- Bilgisayar evde en çok kullanılan ve herkesin döneminden sonra böyle gruplara katılıyor değildir. görebileceği bir merkezde tutulmalıdır, Böylece çocuğunuzun hangi sitelere girdiğini rahatlıkla kontrol edebilirsiniz.

2-Bilgisayar kullanımı konusunda evde kurallar oluşturunuz.Ders haricinde,hafta içi bilgisayar kullanımına (özel durumlar hariç) izin vermeyiniz.Hafta sonu kullanımına da saat kısıtlamaları getiriniz.

3-Çocuğunuzun oynadığı oyunları mutlaka kontrol ediniz.İçeriğinde şiddet,vahşet ve pornografi olan oyunlara asla izin vermeyiniz.

4-Çocuğunuzun bilgisayar ve internet kullanımı konusunda sizin otoritenizi kabul etmesini mutlaka sağlayınız.

5-Çocuğunuzun “sohbet gruplarına” katılmasına izin vermeyiniz.Ergenlik döneminden sonra böyle gruplara katılıyor ise kiminle görüştüğünü ve neler paylaştığını mutlaka kontrol ediniz.

6-Çocuğunuzu bilgisayar ve internet kullanımından doğacak tehlikeler konusunda uyarınız ve takipçisi olduğunuzu bildiriniz.Çocuğunuzun mahrem ve kişisel bilgilerin paylaşılmaması,resim ve görüntü iletmemesi internet üzerinden kişilerle kavga ve tartışmaya katılmaması konusunda uyarınız.

7-Çocuğunuzun güvenmediğiniz ve kontrol edemediğiniz ortamlarda(internet cafe vb.)bulunmasına izin vermeyiniz.

8-Öncelikle internet ve bilgisayar kullanımı konusunda ona iyi örnek olmalısınız. Saatlerce bilgisayarın başından kalkmayan anne babalar, çocuklarına aynı konuda nasıl sınır koyacaklar?Bunu tahmin etmek zor değildir.

9-Çocuğunuzun uygun olmayan sitelere girmesini engellemek için site filtrelerini kullanınız.

10-Kontrolün sizden çıktığını, çocuğunuzun bilgisayar ve internet bağımlısı olduğunu düşündüğünüzde acilen profesyonel yardım alınız.

11-Yukarıda söz ettiğimiz bazı psikopatolojilerde bilgisayar bağımlısı olma riski daha yüksektir.Böyle bir çocuğa sahip olan ebeveynin daha dikkatli olması gerekir.Ayrıca temelde yatan psikopatoloji tedavi edilmeyen  bilgisayar bağımlılığı sorunu çözülemez.Örneğin depresif  ya da dürtü kontrol sorunu olan bir çocuğun öncelikle bu sorunu çözmek gerekir ki bilgisayar bağımlılığından kurtulabilsin.

Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN

ava şirin özgünÖzel Nirvana Psikiyatri Polikliniğinde Görev Yapan Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN'ün Resmi Web Sitesi Yayına Başlamıştır.

www.avasirinozgun.com

Dr. Ava Özgün

CETAD derneğinin vermiş olduğu eğitim programını tamamlayarak Cinsel Terapi Uzmanlığı ünvanını almaya hak kazandı.

Aşırı Şişmanlık Psikolojiye Zarar

Bir ulusal sağlık araştırmasındaki 40 bin ABD’linin verilerinin değerlendirildiği çalışmada, obez erişkinlerin normal ağırlıktaki erişkinlere göre depresyon,

Yatmadan Önce Ekran Karşına Geçmeyin

Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre; yatmadan önce bilgisayar ve televizyon karşısında fazla vakit geçirenler, bunu yapmayanlarla aynı uzunlukta uyusalar bile kendilerini daha yorgun ve daha az uyumuş hissediyor.

Otistik Çocuklar Sesleri Daha Geç Algılıyor

Otistik çocukların, sesleri normal çocuklardan daha geç algıladığı belirtildi. Söz konusu gecikmenin otizm hastalarını teşhis etmek için bir işaret olduğu düşünülüyor...


Cinselliği Tabu Olmaktan Çıkarmak İçin

Konya'da, Ulusal Gençlik Parlamentosu çatısı altında bir araya gelen üniversiteli gençler, ''Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı'' konulu kampanya başlattı. Kampanyayı çoğunluğunu Selçuk Üniversite Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerin oluşturduğu ''Yerel Gündem 21'' topluluğu başlattı.

Ekonomik Kriz Ruh Sağlığını Tehdit Ediyor

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, ekonomik krizin, hem işverenlerde hem çalışanlarda hem de işsizlerde ruhsal problemlere yol açabileceğini söyledi.

 

Ergenlikteki Aşırı Stres Öğrenmeyi Etkiliyor

Ergenlikte maruz kalınan aşırı stresin, beynin hafıza ve öğrenme ile ilgili bölümünde önemli ölçüde değişikliklere yol açabileceği bildirildi.

Stres, Doğacak Bebeğin Zekasını Etkiliyor

Doğacak Bebeğin ZekasıLondra’daki Imperial College uzmanlarınca yapılan ve sonuçları Clinical Endocrinology dergisinde yayımlanan araştırma, ham ilenin yaşadığı stresin, gebeliğin 17. haftasından itibaren bebeği olumsuz etkilediğini gösterdi.

Tv Seyretmeye Sınır Gelmeli

Tv Seyretmeye Sınır GelmeliTelevizyon insanın psikolojisini bozuyor Hacettepe Üniversitesince yapılan bir araştırmaya göre, aşırı televizyon izleme alışkanlığı çocuklarda uyku bozukluğuna yol açıyor.

Stres İyileşmeyi Yavaşlatıyor

ABD’nin Chicago kentinde bulunan İllinois Üniversitesi’ndeki (UIC) araştırmacılar, hayvanlar üzerinde yaptıkları testlerde, hayvanlar stres altındayken yaralarının iyileşmesinin yavaşladığını, ancak ekstra oksijen alımının bu yavaşlamayı tersine döndürdüğü sonucuna ulaştılar.

Strese Bağlı Hastalıklar Artıyor

Avrupa Parlamentosu’na sunulan bir araştırmada, modern hayatın kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığı uyansı yapıldı.

Suça Karışan Çocuk Akranından Etkileniyor

Suça karışan çocuklar üzerinde akranlarının etkisinin büyük olduğu ortaya çıktı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Çocuk İhmali ve İstismarı Araştırma Biriminde görevli çocuk gelişim uzmanı Gülümser Gültekin Akduman’ın yaptığı araştırma, suça karışan çocuklarla ilgili çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu.

Uykusuzluk çekenlere müzik

Artık koyun saymak gereksiz.Çünkü güzel bir uykunun sırrı, uyumadan önce 45 dakika kadar rahatlatıcı müzik dinlemek. Journ al of Advanced Nursing adlı sağlık dergisinin haberine göre

Dikkat: Aile içi gerginlik çocuğun iştahını etkiler

Aile içindeki gerginlikler çocuğun iştahını olumsuz yönde etkiliyor. Ailedeki iletişim bozuklukları ve huzursuzlukların çocuğun ruhsal yaşamını doğrudan etkilediğini

Bir Yakınım Alkolik Ona Nasıl Yardımcı Olabilirim?

alkol bağımlılığı antalya psikiyatristAlkolizm bütün aileyi etkileyen, aynı zamanda aile tarafından etkilenen bir hastalıktır. Hatta alkolizm için "aile hastalığı" diyen yazarlar da vardır. Tedavide de aileye önemli roller düşer.Alkolikler genellikle tedaviye istekli değildir. Bazı hekimlerin " alkolü bırakmayı kendisinin istemesi lazım Aksi halde bir şey yapılamaz"....>

TEDAVİYE NASIL YÖNLENDİREBİLİRİM?

Alkolizm bütün aileyi etkileyen, aynı zamanda aile tarafından etkilenen bir hastalıktır. Hatta alkolizm için "aile hastalığı" diyen yazarlar da vardır. Tedavide de aileye önemli roller düşer.

Alkolikler genellikle tedaviye istekli değildir. Bazı hekimlerin " alkolü bırakmayı kendisinin istemesi lazım. Aksi halde bir şey yapılamaz" şeklindeki sözleri anlamsızdır. Zira alkolik olduğunu ve tedaviyi kabul etmemek, alkolizmin neredeyse ayrılmaz bir parçasıdır. Hastayı tedavi için motive etmek de tedavicinin görevidir. Bunun belli teknikleri vardır. Prochesk a ve De Climente'nin "değişim evreleri" teorisinden yola çıkarak oluşturulan "motivasyon artırma terapisi" birkaç görüşmede kişin in alkolü bırakmaya yönelmesini sağlayabilmektedir. Bu da tedavinin en önemli basamağını oluşturur. Alkolik yakınlarına düş en görev, hastayı doktora yöneltmektir.

Çoğu zaman bunu da yapmakta zorlanırlar. Ancak bu zorlanmanın nedeni genellikle, yanlış strateji izlenmesidir. Alkolikler genellikle "dibe vurmadan" yani ciddi olarak bir şeyler kaybetmeden alkolik olduklarını kabule yanaşmazlar (ya da sırf çevrelerindekileri susturmak için alkolik olduklarını söyler, ama bunu değiştirmek için hiçbir ciddi çaba harcamazlar). Ciddi kayıp ailesi, işi, sağlığı, sosyal statüsü ya da saygınlığı ile ilgili olabilir. Genellikle önceleri bunlardan biri etkilenir, fakat gider ek hayatın her alanı etkilenir. Önemli olan, alkolik kişinin, her şeyini kaybetmeden bu süreci fark edip durdurması, yani alkolü bir akmasıdır. Alkolik yakınları, onun içmesini farkında olmadan destekliyor olabilirler. Çünkü ailelerinin alkolik hastayı destekleyen (sorunlardan koruyan) tavrı, onun dibe vurmasını ya da dibe vurduğunu fark etmesini engeller. Örneğin alkolik parasız kalır, annesi para verir; karakola düşer, babası kurtarır; hasta olur, eşi hastaneye götürür vs.

Alkolün olumsuz sonuçlarıyla hasta değil hep ailesi ve yakınları yüz yüze gelir. 0 ise alkolün verdiği sarhoşluğa sığınıp tüm sor unlarını inkar eder ya da hep başkalarını suçlar. Oysa bu sorunları kendisi karşılamak zorunda kalsa, alkolü bırakma gereği hisseder. Alkolik hastanın yerine dertleri ve sor unları omuzlayan aile alkolü bırakması için sürekli olarak alkolik kişiye baskı yapar. Alkolik kişi de bu baskıyı içmesinin nedeni olarak gösterir. "Karımın dırdırından, ailemin baskısından dolayı içiyorum" bahanesini sık duyarsınız. Oysa "dırdır ve baskı" dediği alkole karşı tepkidir.

İşte bu durumda bir kısır döngü yaşanmaktadır. Yani alkolün kötü sonuçlarını sırtlayan aile bireyleri, hastanın bunlarla yüzleşmesini aslında engellerken; yaptıkları baskıyla hastanın stresini daha da artırırlar. Bir bebek gibi korunup kollanan alkolik de alkolü bırakması için bir neden göremez. Ne de olsa zevk aldığı bir şeyi yapmaktadır ve O'na göre her şey yol unda gitmekte, sadece yakınları bazı şeyler i abartmaktadır. Yapılması gereken, alkolizminden ve son uçlarından sadece kendisinin sorumlu olduğunu alkolik kişiyle açık açık konuşmak ve O'nun bazı şeylerle karşılaşmasını engellememektir. Bir bakıma, alkol aldığı zaman, alkoliği yalnız bırakmakta yarar vardır.

Sarhoş olunca kimsenin kendisini yatırmaya götürmeyeceğini bildiği ve bir kaç kez uygunsuz yerlerde uyandığı zaman ya da alkol alıp rezalet çıkardığında kimse kendi yerine özür dilemeyeceği için icabında kötü muameleye maruz kaldığında, alkolü bırakmak için kişide daha büyük bir azim oluşabilir. Diğer türlü kendisini bir bebek gibi yakınlarının bakımına terk eder. Alkolün bütün sorumluluğu o kişinin omuzlarına verildiğinde içmemesi için de eski kısır "baskı ve dırdırlara" gerek kalmaz. Yani kişiye "istiyorsan iç ama alkolden dolayı olacak hiç bir şey için bizden yardım bekleme" ifadesinde bütün çevresi söz birliği etmelidir. Ailede sadece bir kişi bunu söylerse, o günah keçisi ve kötü insan haline gelir. Üstelik de diğer kişiler benzer tavrı devam ettireceği için bunun anlamı kalmaz.

Örneğin sadece eşi bunu söylese ve yapsa, ama babası ve arkadaşları aynı tavrı sürdürmeye devam etse bunun yaran olmaz. Çoğu zaman aileler etrafa mahcup olmamak için her şeye katlanır ama bu şek ilde sorunlar müzminleşir. Alkolik yakınlarına düşen rol hastayı bu konuda uzman bir hekime yönlendirmektir. Hasta yakınlarının sık yaptığı bir hata da onu alkolik olduğuna ya da alkolizm için tedaviye girmeye ikna etmeye çalışmaktır. Yıllarca bunun için uğraşıp sonuç alamaz ve yorgun düşerler. Oysa yukarıda da söz ettiğimiz gibi bu iş hekimin vazifesidir. Hasta yakınları boşuna "doktorluk" yapmaya çalışıp kendilerini de yormamalıdır. İlişkilerini daha fazla germekten başka bir işe yaramaz.

Alkolik yakınları öncelikle kendi aralarında bu konuyu ciddi biçimde konuşup fikir birliğine varmalıdır. 0 kişinin hayatındaki birinci derecede önemli kişiler: eşi, anne ve babası, kardeşi, yakın ilişkide olduğu herhangi başka bir akrabası, yakın arkadaşı vb. kişiler bir araya gelmeliler ve bildiklerin i birbirlerine aktarmalıdırlar. Hastanın hal en alkol ya da uyuşturucu problemi olan yakınları ya da arkadaşları bu gruba alınmam alıdır. Böyle bir ön hazırlığın birkaç amacı vardır. Öncelikle problemin boyutları herkes tarafından daha iyi anlaşılır.

Çoğu zam an bağımlı kişi yaşadığı sorunları çevresinden saklar ya da bahaneler üretir. Örneğin işten çıkarılmasının nedeni patronun kendisine takmış olmasıdır (aslında temel neden alkol nedeniyle işe geç gelmeler, sık izin almalar, sinirlilik ve konsantrasyon bozukluğuna bağlı iş veriminin bozulmasıdır). Bu toplantıda evde, işte, arkadaş çevresinde alkole bağlı yaşanan problemleri hasta yakınlarının hepsi öğrenir, herkeste eksik olan bilgiler bir araya getirilmiş olur. Bu ön hazırlığın ikinci amacı söz birliği etmektir. Alkolik kişiyle bir kişi tek başına mücadele etmeye çalıştığında, o kişi "kötü" ilan edilir. Hasta onun da kendisiyle uğraştığını iddia etmeye başlar. Bağımlı kişi kendisiyle ayrı konuşan yakınlarını birbirine düşürebilir. Bazen bu kişilerden biri, bir kahraman gibi ortaya atılır, bağımlı kişiyi kurtarmak için kendince çok mücadele eder, ondan sözler alır. Ama bir süre sonra bunların hiçbir işe yaramadığını görerek tamamen çekilir. Önemli olan dengeli bir biçimde herkesin aynı şeyi söyleyerek bağımlı kişiye yaklaşmasıdır.

Bir az önce söz ettiğimiz hasta yakınları grubu, ikinci aşamada bağımlı kişiyi karşılarına alıp, tercihen hep birlikte konuşmalıdırlar. "Alkolizm" vb tanılar koymaktan kaçınarak sadece problem alanları dile getirilmelidir. Örneğin: "uykun ve konsantrasyonun bozuk, sinirlisin, bazı zamanlar titremem elerin oluyor" gibi şeyler söyleyerek bağımlı kişinin de inkar edemeyeceği belirtileri  "sebepleri üzerinde durmadan" öne sürmeli ve ardından "biz senin durumundan endişeleniyoruz. Seni seven ve iyiliğini isteyen bu kişilerin hepsi de senin bir doktorla görüş- men gerektiğini düşünüyor. Biz bunların neye bağlı olduğunu bilmiyoruz, belki de hiçbir şeyin olmayabilir. Ama bizi rahatlatmak için de olsa bir doktorla görüşmelisin" denmelidir. Hekime önceden kısaca bilgi vermek yararlı olabilir.

Gör üşmeye gidilirken de mutlaka bu kişilerden, en azından birkaç tanesi hastaya eşlik etmelidir. Hekimin yanında, hastanın hayatındaki sorun alanlarının tek tek gözden geçirilmesi ve hasta yakınlarının hekime verdiği bilgiyi hastanın da dinlemesi yararlı olur. Bağımlı kişi, normal yaşamında (doktorun yanında değilken) böyle bir konuşmayı çoğu zaman sonuna kadar dinlemeye tahammül edemez ve genellikle buz ursuzluk çıkarır.

Ya da yeterli destek verilmeden yapılan böyle bir konuşma bağımlı kişinin suçluluk duygularını artırarak tekrar alkole yöneltebilir. Bu nedenle görüşme sır asında hastayı suçlar pozisyonuna girmemeli, onun için kaygılanıldığı dile getirilmeli ve kurtuluş ümidi verilmelidir. Bazı alkolik yakınları, özellikle eşler, alkolizmden kendileri sorumluymuş gibi suçluluk hissederler. Bu nedenle kendilerini paralama derecesinde, bir kurtarma çabasın a girebilirler. Bu tür eşlerde depresyon sık görülür. Bazı alkolik yakınları ise bu tutum un tersine, konuyu o kişiyle herhangi bir şekilde konuşmaktan bile kaçınır, "fazla içiyorsun" bile demekten korkarlar. Bu da hiçbir şeyi çözmez.

Alkolik eşleri, Al-Anon gruplarında duygularını ele alıp uygun davranışları geliştirmeyi öğrenebilirler. Böylece hem kendilerine, hem de eşlerine daha yararlı olurlar. Alkolik çocukları için de Alateen adlı kendine yardım grupları bulunmaktadır. Bunlara devam edilmesi yararlıdır. Aile yaklaşımı içinde disulfiram (Antabus) isimli ilacın kullanımı da yararlı olabilir. Disulfiram kullanan bir kişi alkol aldığında etanol-disulfiram reaksiyonu adı verilen şiddetli bir tablo: bulantı, nefes almada zorluk, yüz kızarması, göğüste sıkışma gibi belirtiler oluşur. Kişi bu riski bildiği için ilacı alırken canı çok çekse de alkol almaz. İlacın etkisi, bırakıldıktan sonra 1-2 hafta daha devam ettiği için, kişi alkol almaya karar verip ilacı kesse dahi beklemesi gerekir. Bu sürede alkole yeniden başlama kararını gözden geçirecek uzun zamanı olur.

Bu ilacın hasta bilmeden yiyeceklerine katılması son derece tehlikelidir, ölüme dahi neden olabilir. Alkolik hasta doktor kontrolünde, bir yakınının gözetiminde bu ilacı almalıdır. Disulfiramı herhangi bir ilaç gibi alması için hastanın eline reçete verildiğinde genellikle bir süre sonra bu ilacı almayı unutur ya da ihmal ederler ve bir süre sonra içmeye başlarlar. Bu nedenle alkolik kişi ekonomik, sosyal, aileyi vb herhangi bir kriz yaşadığında yardım koşulu olarak (doktor kontrolünde) disulfiram alması şart koşulabilir.

Örneğin para yardımı, eşin evde kalması, yeni bir işe giriş vb destekler düzenli disulfiram kullanması karşılığı yapılabilir. Disulfiramı bir aile bireyinin gözetiminde düzenli olarak aldığı sürece ailesi desteğini sürdürecektir. Ancak ilacı almadığı anda önceden belirlenen bazı müeyyideler uygulanacaktır: maddi desteği kesme, babaya ait evde daha fazla oturmasına izin vermeme vb. Böylece mücadele alkolden ilaç üzerine kaydırılmış ve bir basamak öteye çekilmiş olur. Hasta ilacı bıraktıktan sonra yaklaşık 1 hafta daha alkol alamayacağı için kriz durumlarında zaman kazanılmış olur.

Doç.Dr. İlhan YARGIÇ   /   İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavisi Programı Yöneticisi

makale spotlar 5 spotlar govdealt 1spotlar govdealt 2spotlar govdealt 3spotlar govdealt 4
makale spotlar 6