spotlar 1 spotlar 2 spotlar 3

Duyurular

Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN

ava şirin özgünÖzel Nirvana Psikiyatri Polikliniğinde Görev Yapan Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN'ün Resmi Web Sitesi Yayına Başlamıştır.

www.avasirinozgun.com

DEPRESİFLER ALZHEIMERE YATKIN OLUYOR

depresif hastalar alzaymıra daha yakın oluyorMelankolik ve depresif hastaların,daha sık demans hastalıklarına yakalandığı tespit edildi.Uzun süre depresyondan yakınan ve psikolojik sorunlarla baş etmek zorunda kalan insanlar,psikolojik olarak stabil olanlara göre iki kat daha fazla Alzheimer’e yakalanıyorlar.

Yazının Devamı

NEOFOBİ (YENİLİK KORKUSU) ÖMRÜ KISALTIYOR

neofobi nirvana psikiyatriYeni bir şeye karşı duyulan belirgin korkular,yaşamı kısaltıyor.Neofobi insanlarda bir buçuk yaşlarından itibaren başlayabiliyor.Alışılmışın dışında olan bir tek olayla bile ,bu bozukluk ortaya çıkabiliyor.

Yazının Devamı

ANOREKSİYA ANFİZEME SEBEP OLABİLİYOR

anoreksiya nirvana psikiyatri polikliniğiŞikago'da yapılan Radiological Society of North America'nın (RSNA) yıllık toplantısında,anoreksiya nervosa'daki beslenme yetersizliğinin akciğer anfizemine neden olabileceği iddaa edildi.

Yazının Devamı

MİGRENE DE PSİKOTERAPİ

migren nirvana psikiyatriPsikoterapinin alt etme stratejileri ile kronik başağrılarına karşı da savaş verebiliyor.Düsseldorf’da yapılan bir sempozyumda,Heidelberg Üniversitesi’nden uzman psikolog Gideon Franck hastanın kendi bedeniyle ilişkisini değiştirmesi ana prensibine dayanan bu yöntemi,ilk kez baş ağrısı nedeniyle davranış bozuklukları gösteren çocukların tedavisinde denediğini açıkladı.

Yazının Devamı

DEPRESYONDAYSANIZ,YÜRÜYÜŞ YAPIN

depresyon nirvana psikiyatri polikliniğiDüzenli spor depresiflere iyi gelir;bu konuda uzmanların hepsi hemfikir.Bu sporların içinde en etkili olanı ise yürüyüş.Prof.Dr.Ulrich Bartmann,Würzburg Yüksek okulu'nun sağlık dergisinde yazdığı bir makalede,yürümenin jimnastik,voleybol vb tüm sporlardan daha yararlı olduğunu belirtti.

Yazının Devamı

Islak Yatak Hastalık Belirtisi Olabilir

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) tarafından yapılan araştırma, her 8 çocuktan 1 inin gece altını ıslattığın ı ortaya koydu. Şeker hastalığı ve kronik böbrek yetmezliğinin ilk belirtisinin "gece altına ıslatma" olduğu belirtildi.

Yazının Devamı

Ergenlikteki Aşırı Stres Öğrenmeyi Etkiliyor

Ergenlikte maruz kalınan aşırı stresin, beynin hafıza ve öğrenme ile ilgili bölümünde önemli ölçüde değişikliklere yol açabileceği bildirildi.

Yazının Devamı

Stres, Doğacak Bebeğin Zekasını Etkiliyor

Doğacak Bebeğin ZekasıLondra’daki Imperial College uzmanlarınca yapılan ve sonuçları Clinical Endocrinology dergisinde yayımlanan araştırma, ham ilenin yaşadığı stresin, gebeliğin 17. haftasından itibaren bebeği olumsuz etkilediğini gösterdi.

Yazının Devamı

Tv Seyretmeye Sınır Gelmeli

Tv Seyretmeye Sınır GelmeliTelevizyon insanın psikolojisini bozuyor Hacettepe Üniversitesince yapılan bir araştırmaya göre, aşırı televizyon izleme alışkanlığı çocuklarda uyku bozukluğuna yol açıyor.

Yazının Devamı

Stres İyileşmeyi Yavaşlatıyor

ABD’nin Chicago kentinde bulunan İllinois Üniversitesi’ndeki (UIC) araştırmacılar, hayvanlar üzerinde yaptıkları testlerde, hayvanlar stres altındayken yaralarının iyileşmesinin yavaşladığını, ancak ekstra oksijen alımının bu yavaşlamayı tersine döndürdüğü sonucuna ulaştılar.

Yazının Devamı

Strese Bağlı Hastalıklar Artıyor

Avrupa Parlamentosu’na sunulan bir araştırmada, modern hayatın kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığı uyansı yapıldı.

Yazının Devamı

Suça Karışan Çocuk Akranından Etkileniyor

Suça karışan çocuklar üzerinde akranlarının etkisinin büyük olduğu ortaya çıktı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Çocuk İhmali ve İstismarı Araştırma Biriminde görevli çocuk gelişim uzmanı Gülümser Gültekin Akduman’ın yaptığı araştırma, suça karışan çocuklarla ilgili çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu.

Yazının Devamı

Uykusuzluk çekenlere müzik

Artık koyun saymak gereksiz.Çünkü güzel bir uykunun sırrı, uyumadan önce 45 dakika kadar rahatlatıcı müzik dinlemek. Journ al of Advanced Nursing adlı sağlık dergisinin haberine göre

Yazının Devamı

Dikkat: Aile içi gerginlik çocuğun iştahını etkiler

Aile içindeki gerginlikler çocuğun iştahını olumsuz yönde etkiliyor. Ailedeki iletişim bozuklukları ve huzursuzlukların çocuğun ruhsal yaşamını doğrudan etkilediğini

Yazının Devamı

Depresyon riskinin en yüksek olduğu yaş 40’lar

Bilim adamlarının 80 ülkede 2 milyon kişi üzerinde yaptığı veri analizine göre, insanların depresyona en açık oldukları yaş 44. ABD’deki Warwick Üniversitesi ile

Yazının Devamı

Uyku, ruh sağlığının aynası

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, “Uykularımız düzenliyse genellikle ruh sağlığımız da yerinde demektir.

Yazının Devamı

Strese bağlı hastalıklar artıyor

Günlük yaşamın stresi yüksek tansiyona yol açıyor. Dünyada her yıl 17 milyon kişi kalp ve damar hastalıklarından ölüyor. Türkiye, yüksek tansiyon sorununun en hızlı arttığı ülkeler arasında...

Yazının Devamı

Beyindeki bozuk elektrik dalgaları depresyona, neden oluyor

Beynin işleyişini düzenleyin elektrik dalgalarındaki bozukluğun depresyona yol açabileceği ortaya çıktı. ABD’nin Stanford Üniversitesi’nden bilim adamlarının, fareler üzerinde yeni bir görüntüleme yöntemini

Yazının Devamı

Modern yaşam stres yapıyor

İngiltere’de yapılan iki araştırma daha, modern yaşamın büyük strese yol açtığı ve bir eyleri uykusuz bıraktığı görüşünü destekledi. Bir sigorta şirketi tarafından yapılan, 1001 kişinin katıldığı araştırmanın sonuçları,

Yazının Devamı

Elektronik posta strese sokuyor

İskoçya’da yapılan bir araştırmaya göre; işyerinde elektronik postaların çok sık kontrol edilmesi, çalış anların sinirlerini bozuyor.

Yazının Devamı

Aşırı Şişmanlık Psikolojiye Zarar

Bir ulusal sağlık araştırmasındaki 40 bin ABD’linin verilerinin değerlendirildiği çalışmada, obez erişkinlerin normal ağırlıktaki erişkinlere göre depresyon,

Yazının Devamı

Yatmadan Önce Ekran Karşına Geçmeyin

Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre; yatmadan önce bilgisayar ve televizyon karşısında fazla vakit geçirenler, bunu yapmayanlarla aynı uzunlukta uyusalar bile kendilerini daha yorgun ve daha az uyumuş hissediyor.

Yazının Devamı

Tek Seansta Sigaraya Son...!

Tek Seansta Sigaraya Son...!
Uzman Psikiyatrist ve Psikologlar Denetiminde Nirvana Sigara Bırakma Paketi Terapilerine Başlamıştır..

www.sigarabirakmaantalya.com

Ekonomik Kriz Ruh Sağlığını Tehdit Ediyor

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, ekonomik krizin, hem işverenlerde hem çalışanlarda hem de işsizlerde ruhsal problemlere yol açabileceğini söyledi.

Yazının Devamı

Şizofreninin Anahtarı Okulda

Dünyada her 100 kişiden birinin yakalanma ihtimali olan şizofreninin ilk fark edildiği yer okul. Çocuklarının öğretmenleri ve arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kuran aileler, çocuğun hastalığa yakalandığını çok çabuk anlayabiliyor.

Yazının Devamı

İntiharlar Önlenebilir

10 Eylül Dünya İntihar Önleme Günü dolayısıyla açıklama yapan Ankara Üniversitesi (AÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veli Duyan, ''intiharın, pek çok ülkede ve özellikle genç nüfus arasında tırmanma eğiliminde olduğunu'' belirterek, bunun günümüzde global bir sorun olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yazının Devamı

Cinselliği Tabu Olmaktan Çıkarmak İçin

Konya'da, Ulusal Gençlik Parlamentosu çatısı altında bir araya gelen üniversiteli gençler, ''Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı'' konulu kampanya başlattı. Kampanyayı çoğunluğunu Selçuk Üniversite Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerin oluşturduğu ''Yerel Gündem 21'' topluluğu başlattı.

Yazının Devamı

Otistik Çocuklar Sesleri Daha Geç Algılıyor

Otistik çocukların, sesleri normal çocuklardan daha geç algıladığı belirtildi. Söz konusu gecikmenin otizm hastalarını teşhis etmek için bir işaret olduğu düşünülüyor...


Yazının Devamı

Antidepresan Kullanımı 4 Yılda Yüzde 85 Arttı

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Dr. Halis Ulaş, sinir sistemi ilaçlarının kullanım sıklığının sürekli arttığını belirterek,

Yazının Devamı

Evlilik Öncesi Danışanlar Arttı

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Başkanı Dr. Cem Keçe, evlilik öncesi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin, Türkiye'de yeterince bilinmeyen ve anlaşılamayan bir kavram olduğunu söyledi.

Yazının Devamı

Biz Uyurken Sinir Hücrelerimiz de Uyuyor

ABD’nin Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden bilim insanları, alışılandan daha az uyunan bir gecenin ertesi gününde dikkat ve konsantrasyon azalıp öfke artarken beyinde neler olup bittiğini araştırdı.

Yazının Devamı

Hem Kaygı Yaratıyor Hem de Kaygıyı Yok Ediyor

Standford Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan bir araştırma, beyindeki bir bölgenin hem kaygıya neden olduğunu hem de kaygıyı yok edebildiğini ortaya çıkardı.

Yazının Devamı

Otizm Erkeklerde Neden Daha Fazla?

İki binden fazla otizm hastasının gen haritasını inceleyen ve sonuçlan otizm hastası olmayan kişilerinkiyle karşılaştıran Kanadalı bilim adamları, otizm hastası erkek çocuklarının yüzde 1 inde bu genin mutasyona uğradığını gördü.

Yazının Devamı

Bilgisayar Bağımlılığıyla İle İlgili Ailelere Öneriler

1- Bilgisayar evde en çok kullanılan ve herkesin döneminden sonra böyle gruplara katılıyor değildir. görebileceği bir merkezde tutulmalıdır, Böylece çocuğunuzun hangi sitelere girdiğini rahatlıkla kontrol edebilirsiniz.

2-Bilgisayar kullanımı konusunda evde kurallar oluşturunuz.Ders haricinde,hafta içi bilgisayar kullanımına (özel durumlar hariç) izin vermeyiniz.Hafta sonu kullanımına da saat kısıtlamaları getiriniz.

3-Çocuğunuzun oynadığı oyunları mutlaka kontrol ediniz.İçeriğinde şiddet,vahşet ve pornografi olan oyunlara asla izin vermeyiniz.

4-Çocuğunuzun bilgisayar ve internet kullanımı konusunda sizin otoritenizi kabul etmesini mutlaka sağlayınız.

5-Çocuğunuzun “sohbet gruplarına” katılmasına izin vermeyiniz.Ergenlik döneminden sonra böyle gruplara katılıyor ise kiminle görüştüğünü ve neler paylaştığını mutlaka kontrol ediniz.

6-Çocuğunuzu bilgisayar ve internet kullanımından doğacak tehlikeler konusunda uyarınız ve takipçisi olduğunuzu bildiriniz.Çocuğunuzun mahrem ve kişisel bilgilerin paylaşılmaması,resim ve görüntü iletmemesi internet üzerinden kişilerle kavga ve tartışmaya katılmaması konusunda uyarınız.

7-Çocuğunuzun güvenmediğiniz ve kontrol edemediğiniz ortamlarda(internet cafe vb.)bulunmasına izin vermeyiniz.

8-Öncelikle internet ve bilgisayar kullanımı konusunda ona iyi örnek olmalısınız. Saatlerce bilgisayarın başından kalkmayan anne babalar, çocuklarına aynı konuda nasıl sınır koyacaklar?Bunu tahmin etmek zor değildir.

9-Çocuğunuzun uygun olmayan sitelere girmesini engellemek için site filtrelerini kullanınız.

10-Kontrolün sizden çıktığını, çocuğunuzun bilgisayar ve internet bağımlısı olduğunu düşündüğünüzde acilen profesyonel yardım alınız.

11-Yukarıda söz ettiğimiz bazı psikopatolojilerde bilgisayar bağımlısı olma riski daha yüksektir.Böyle bir çocuğa sahip olan ebeveynin daha dikkatli olması gerekir.Ayrıca temelde yatan psikopatoloji tedavi edilmeyen bilgisayar bağımlılığı sorunu çözülemez.Örneğin depresif ya da dürtü kontrol sorunu olan bir çocuğun öncelikle bu sorunu çözmek gerekir ki bilgisayar bağımlılığından kurtulabilsin.

Dr. Ava Özgün

CETAD derneğinin vermiş olduğu eğitim programını tamamlayarak Cinsel Terapi Uzmanlığı ünvanını almaya hak kazandı.

Yazının Devamı

Cinsel Terapist

Cinsel Terapist- Antalya ile ilgili www.antalyacinselterapist.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sınav Kaygısı

Sınav Kaygısı - Antalya ile ilgili www.sinavkaygisiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Aile Terapisi

Aile Terapisi - Antalya ile ilgili www.antalyaaileterapisi.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sosyal Fobi

Sosyal Fobi - Antalya ile ilgili www.sosyalfobiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuk Psikoloğu

Çocuk Psikoloğu - Antalya ile ilgili www.antalyacocukpsikologu.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Bağımlılarda Aile Terapisi

Bağımlıların büyük bölümüaileleriyle yaşıyor; Madde bağımlılarının çevresinde kimsenin kalmadığı ve yalnız yaşadıkları şeklinde bir yanlış düşünce yaygındır. Oysa araştırmalar göstermektedir ki madde bağımlılarının çoğu ebeveynlerinden en az biriyle birlikte yaşarlar.Madde bağımlılarının genellikle aileleriyle yaşamaları gerçeği, Üstelik bu durum herhangi bir kültüre özgü değildir. Bağımlı kişilerin yakınları, onun alkol-madde kullanımını farkında olmadan destekliyor olabilirler.

Çünkü ailelerinin bağımlı hastayı destekleyen (sorunlardan koruyan) tavrı, onun dibe vurmasını ya da dibe vurduğunu fark etmesini engeller. Hiçbir bağımlı yanında kendisini her yönüyle destekleyen binleri olmadan bağımlılıklarını sürdüremezler. Farklı ülkelerde yapılan çalışmalar, madde bağımlılarının yalnız yaşamadıkları konusunda benzer sonuçlar vermektedir. Ebeveynleriyle aynı evde oturan madde bağımlılarının oranı ABD de %90, İngiltere'de %62, İtalya'da %80, Porto Rico' da %67, Tayland'da %80 olarak bildirilmiştir.

Gözlemlerimiz kliniğe başvuran alkol bağımlıları arasında evlilik oranlarının yüksek olduğunu göstermektedir. Ayrıca alkol bağımlılarının da büyük kısmı ebeveynleriyle irtibatı sürdürürler. Ailenin madde kullanımı üzer indeki etkisi genellikle, aile bireylerini örn ek alarak alkol ya da madde kullanmaya başlama, aile içi problemler nedeniyle madde kullanımına geri dönme gibi yüzeysel etkilerin çok ötesindedir.

Bağımlılar, ebeveynleri ve diğer aile bireyleriyle iç içe geçmiş, bağımlı bir ilişki sürdürürler. Çoğu zaman bağımlı olan birey değil, ailesinden binleri tedavi arayışına girer. Çünkü bağımlılar genellikle durumlarını inkar içindedirler içtiklerini ya da madde kullandıklarını değil yaşadıkları sorunların alkol ya da maddeye bağlı olduğunu inkar ederler, Bağımlılar genellikle "dibe vurmadan" yani ciddi olarak bir şeyler kaybetmeden bağımlı olduklarını kabule yanaşmazlar (ya da sırf çevrelerindekileri susturmak için bağımlı olduklarını söyler, ama bunu bir mazeret gibi kullanır ya da değiştirmek için hiçbir ciddi çaba harcamazlar). ciddi kayıp ailesi, işi, sağlığı, sosyal statüsü ya da saygınlığı ile ilgili olabilir. Genellikle önceleri bunlardan biri etkilenir, fakat etkilenme giderek hayatın her alanına yayılır.Önemli olan, her şeyini kaybetmeden bu süreci fark edip durdurması, yani kullanımı bırakmasıdır.

Bunun için :
1- Alkol ya da maddenin hayatlarında önemli sorunlara neden olduğunu,
2- Buna rağmen bunları kullanmayı sürekli kontrol altında tutamadıklarını fark etmeleri gerekir.


Bağımlı kişilerin yakınları, onun alkol-madde kullanımını farkında olmadan destekliyor olabilirler. Çünkü ailelerinin bağımlı hastayı destekleyen (sorunlardan koruyan 1 tavrı, onun dibe vurmasını ya da dibe vurduğunu fark etmesini engeller. Örneğin kişi parasız kalır, annesi para verir; karakola düşer, babası kurtarır; hasta olur, eşi hastaneye götürür vs. Alkolün ya da maddenin olumsuz sonuçlarıyla hasta değil hep ailesi ve yakınları yüz yüze gelir. 0 ise kullandıklarının verdiği sarhoşluğa sığınıp tüm sorunlarını inkar eder ya da hep başkalarını suçlar.

Oysa bu sorunları kendisi karşılamak zorunda kalsa, alkolü-maddeyi bırakma gereği hisseder. Bağımlı hastanın yerin e dertleri ve sorunları omuzlayan aile, maddeyi bırakması için sürekli olarak bağımlı kişiye baskı yapar. Kişi de bu baskıyı, kullanımının nedeni olarak gösterir. Karımın dırdırından, ailemin baskısından dolay ı içiyorum" bahanesini sık duyarız. Oysa dırdır ve baskı' dediği, alkole karşı tepkidir. İşte bu durumda bir kısır döngü yaşanmaktadır.

Yani alkolün, maddenin kötü son uçlarını sırtlayan aile bireyleri, hastanın bunlarla yüzleşmesini aslında engellerken; yaptıkları baskıyla hastanın stresini daha da arttırırlar. Bir bebek gibi korunup kollan an bağımlı da maddeyi bırakması için bir neden göremez. Ne de olsa zevk aldığı bir şeyi yapmaktadır ve O'na göre her şey yol unda gitmekte, sadece yakınları bazı şeyleri abartmaktadır.

Hiçbir bağımlı yanında kendisini her yönüyle destekleyen binleri olmadan bağımlılıklarını sürdüremezler. Genelde çevrelerindeki bu insanlar da insan bağımlısı ya da eş bağımlı kişilerdir. Başka bir deyişle bu insanlar bağımlı kişi ile mücadele ederek kendilerini var etmektedirler. Örneğin babası bağımlı olan bir kadının evlendiği erkeğin de bağımlı çıkması ve hayatını "onu kurtarmaya" adaması ya da ilk eşi bağımlı olan bir kişinin evlendiği ikinci bir kişinin de bağımlı çıkması sık görülen senaryolardır, Bağımlılık sürecini durdurmak için yapılması gereken, bağımlılığından ve sonuçlarından sadece kendisinin sorumlu olduğun u bağımlı kişiyle açık açık konuşmak ve O'nun bazı şeylerle karşılaşmasını engellememektir.

Bir bakıma, madde aldığı zaman, O'nu yalnız bırakmakta yarar vardır. Sarhoş olunca kimsenin kendisini yatırmaya götürmeyeceğini bildiği ve bir kaç kez uygunsuz yerlerde uyandığı zaman ya da alkol alıp rezalet çıkardığında kimse kendi yerine özür dilemeyeceği için icabında kötü muameleye maruz kaldığında, alkolü bırakmak için kişide daha büyük bir azim oluşabilir. Diğer türlü kendisini bir bebek gibi yakınlarının bakımına terk eder.

Alkol- madde kullanımının bütün sorumluluğu o kişinin omuzlarına verildiğinde içmemesi için de eski kısır "baskı ve dırdırlara" gerek kalmaz. Yani kişiye "istiyorsan iç ama alkolden dolayı olacak hiç bir şey için bizden yardım bekleme" ifadesinde bütün çevresi söz birliği etmelidir. Ailede sadece bir kişi bunu söylerse, o günah keçisi ve kötü insan haline gelir. Üstelik de diğer kişiler eski benzer tavrı devam ettireceği için bunun anlamı kalmaz. Örneğin sadece eşi bunu söylese ve yapsa, ama babası ve arkadaşlar ı aynı tavrı sürdürmeye devam etse bunun yararı olmaz. Çoğu zaman aileler etrafa mahcup olmamak için her şeye katlanır ama bu şekilde sorunlar kronikleşir.

Bağımlının yakınlarına düşen rol, hastayı bu konuda uzman bir hekime yönlendirmektir. Hasta yakınlarının sık yaptığı bir hata onu bağımlı olduğuna ya da bağımlılığı için tedaviye girmeye ikna etmeye çalışmaktır. Yıllarca bunun için uğraşıp sonuç alamaz ve yorgun düşerler. Oysa kişiye bağımlılık tanısını koyma ve tedaviye motive etme işi hekimin görevidir. Hasta yakınları boşuna "doktorluk" yapmaya çalışıp kendilerini de yormamalıdır.

Bu çaba, ilişkilerini daha fazla germekten başka bir işe yaramaz. Bağımlı yakınları öncelikle kendi aralarında bu konuyu ciddi biçimde konuşup fikir birliğine varmalıdır. 0 kişinin hayatındaki birinci derecede önemli kişiler: Eşi, anne ve babası, kardeşi, yakın ilişkide olduğu herhangi başka bir akrabası, yakın arkadaşı vb. kişiler bir araya gelmeliler ve önce bildiklerini birbirlerine aktarmalıdırlar Hastanın halen alkol ya da uyuşturucu problemi olan yakınları ya da arkadaşları bu gruba alınmamalıdır. Böyle bir ön hazırlığın birkaç amacı vardır. Öncelikle problemin boyutları herkes tarafından daha iyi anlaşılır. Çoğu zaman bağımlı kişi yaşadığı sorunları çevresinden saklar ya da bahaneler üretir.

Örneğin işten çıkarılmasının nedeni patron un kendisine takmış olmasıdır (aslında temel neden alkol nedeniyle işe geç gelmeler, sık izin almalar, sinirlilik ve konsantrasyon bozukluğuna bağlı iş veriminin bozulmasıdır). Bu toplantıda evde, işte, arkadaş çevresinde maddeye bağlı yaşanan problemleri hasta yakınlarının hepsi öğrenir. herkeste olan bilgiler bir araya getirilmiş olur. Bu ön hazırlığın ikinci amacı söz birliği etmektir. Bağımlı kişiyle bir kişi tek başın a mücadele etmeye çalıştığında, o kişi "kötü" ilan edilir. Hasta onun da kendisiyle uğraştığını iddia etmeye başlar. Bağımlı kişi kendisiyle ayrı konuşan yakınlarını birbirine düşürebilir. Bazen bu kişilerden biri, bir kahraman gibi ortaya atılır, bağımlı kişiyi kurtarmak için kendince çok mücadele eder, ondan sözler alır.

Ama bir süre sonra bunların hiçbir işe yaramadığını görerek tamamen çekilir. Önemli olan dengeli bir biç imde herkesin aynı şeyi söyleyerek bağımlı kişiye yaklaşmasıdır. Biraz önce söz ettiğimiz hasta yakınları grubu, ikinci aşamada bağımlı kişiyi karşılarına alıp, tercihen hep birlikte konuşmalıdırlar. "Alkolizm" vb tanılar koymaktan kaçınarak sadece problem alanları dile getirilmelidir. Örneğin: "Uykun ve konsantrasyonun bozuk, sinirlisin, bazı zamanlar titrememelerin oluyor" gibi şeyler söyleyerek bağımlı kişinin de inkar edemeyeceği belirtileri. "sebepleri üzerinde durmadan" öne sürmeli ve ardından 'Biz senin durumundan endişeleniyoruz.

Seni seven ve iyiliğini isteyen bu kişilerin hepsi de senin bir doktorla görüşmen gerektiğini düşünüyor. Biz bunların neye bağlı olduğunu bilmiyoruz, belki de hiçbir şeyin olmayabilir. Ama bizi rahatlatmak için de olsa "Bir doktorla görüşmelisin." Denmelidir. Hekime önceden kısaca bilgi vermek yararlı olabilir. Görüşmeye gidil irken de mutlaka bu kişilerden, en azından birkaç tanesi hastaya eşlik etmelidir. Hekimin yanında, hastanın hayatındaki sorun alanlarının tek tek gözden geçirilmesi ve hasta yakınlarının hekime verdiği bilgiyi hastanın da dinlemesi yararlı olur.

Bağımlı kişi, normal yaşamında (doktorun yanında değilken) böyle bir konuşmayı çoğu zaman sonuna kadar dinlemeye tahammül edemez ve genellikle huzursuzluk çıkarır. Bu görüşme sırasında bir yandan hekim, hasta ve yakınlarından bilgi alırken bir yandan da hastaya durumuyla ilgili iç görü kazandırmanın ilk basamakları atılmış olur. Bu arada hastanın güçlü yönleri üzerinde de durulmalıdır. Yeterlidestek verilmeden yapılan böyle bir konuşma da bağımlı kişinin suçluluk duygularını arttırarak tekrar alkole yöneltebilir. Bu nedenle görüşme sırasında hastayı suçlar pozisyonuna girmemeli, onun için kaygılanıldığı dile getirilmeli ve kurtuluş ümidi verilmelidir.

Bazı alkol bağımlısı yakınları, özellikle eşler alkol probleminden kendileri sorumluymuş gibi suçluluk hissederler. Bu nedenle kendilerini paralama derecesinde, bir kurtarma çabasına girebilirler. Bu tür eşlerde depresyon sık görülür. Bazı bağımlı yakınları ise bu tutumun tersine, konuyu o kişiyle herhangi bir şekilde konuşmaktan bile kaçınır, 'fazla içiyorsun' bile demekten korkarlar. Bu da hiçbir şeyi çözmez. Bazen de alkol ya da madde kullanımı aile dengesini sağlayan, daha başka sorunları örten ya da ebeveyni bir arada tutan bir işleve sahip olabilir.

Örnek 1: Alkol bağımlısı bir erkek hastamız eşinin ısrarıyla tedaviye başvurmuştu. Disulfiram kullanmayı kabul eden hasta, hiçbir çeşit psikoterapiye yanaşmadı.Eşinin denetiminde bir yıl düzenli Antabus kullanan hastanın genel sağlık durumu, iş performansı ve duygu durumu çok düzeldi, ancak bu bir yılın sonunda alkol bağımlısı hastanın eşi'" Bunca yıldır aramızdaki sor unların sadece alkole bağlı olduğunu düşünerek ve bir gün O'nun alkolü bıraktığında her şeyin düzeleceğini ümit ederek sabretmiştim." Diyerek evliliği sonlandırdı.

Örnek 2: Patolojik kumar oynama bozukluğu olan bir başka erkek hastamız tedavi sürecinde bir yılı aşkın bir süre kumar oynamadı. Ancak hastamız kumarı bıraktığında eşi ile olan ilişki biçimi değişti. Eşlerin her ikisi de üniversite mezunuydu ve üst düzey işleri vardı. Daha önce suçluluk psikolojisi içinde eşinin her dediğine boyun eğen hasta, kumardan uzaklaştıkça kendini ortaya koymaya ve sesini yükseltmeye başladı. Yıllardır çalışarak eşinin kumar borçlarını ödeyen kadın ise bu yeni duruma, kum ara verdiğinden bile büyük bir tepki verdi. Sonunda evlilik kadının isteğiyle sonlandı. Boşandıktan 1 yıl sonra dahi hastamız kumardan uzak duruyordu.

Örnek 3: Anne ve babası ayrılmış olan bir ergen hastamızın ebeveynleri, o'nun madde kullandığını öğrendikten sonra, o'na yardımcı olabilmek için gör üşmeye başlamışlardı. En büyük isteğinin ebeveynlerinin bir araya gelmesi olduğunu söyleyen hastamız, tedaviye çok iyi uyum sağladı.

Aile, daha doğrusu bağımlının çevresindeki sistem, bir bütün olarak ele alınmadığında aile üyelerinden birinin bağımlı kişin in iyileşmesini sabote etmesi hiç nadir değildir. Ağır bir kokain bağımlısı kadın hastamız yıllardır ailesini çok uğraştırmış ve üzmüştü. Kokaini bıraktıktan sonra çalışmaya başladı ve hayatında ciddi gelişmeler sağladı. Hastamızın kız kardeşi eskiden beri çalışmıyor ve aslında ailesine önemli ölçüde yük oluyordu. Ancak aile kokain bağımlısı olan kardeşle uğraştığı için bu durum daha önce gözlerine batmamıştı. Hastamız bir yıldır temizdi ve ailenin yeni'" kötü çocuğu" diğer kız kardeş olmuştu. Bir süre sonra hastamız tekrar kokain kullandığında kız kardeşi ona büyük tepki gösterdi.

Ancak bu arada temiz olduğu dönemde kız kardeşinin hastamızdan kendisine kokain bulmasını rica ettiğini öğrendik. Bağımlı eşleri, Al-Anon gruplarında duygularını ele alıp uygun davranışları geliştirmeyi öğrenebilirler. Böylece hem kendilerine, hem de eşlerine daha yararlı olurlar. Bağımlı çocukları için de 'Alateen' adlı kendine yardım grupları bulunmaktadır.

Bağımlı olan kişi tedaviye yanaşmasa dahi, onun yakınları kendileri için terapiye gidebilirler. Böylece bağımlı kişi madde kullanmaya devam etse dahi öncelikle kendi "iyileşme" lerini sağlayabilirler. Bu arada tedaviye başvuran kişi ya da kişilerin iyileşmesiyle dolaylı olarak bağımlı kişiye de daha yararlı olunabilir. Bilinçli ve fonksiyonel aileler bağımlı kişinin iyileşmesinde önemli rol oynarlar.

Popüler Psikiyatri Ocak – Şubat 2006 / 01 Sayı : 29 / Prof. Dr. İlhan YARGIÇ • İstanbul Tıp Fakültesi (Çapa) Psikiyatri Anabilim Dalı Bağımlılık Tedavisi Programı Sorumlusu

makale spotlar 5 spotlar govdealt 1spotlar govdealt 2spotlar govdealt 3spotlar govdealt 4
makale spotlar 6