spotlar 1 spotlar 2 spotlar 3

Duyurular

Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN

ava şirin özgünÖzel Nirvana Psikiyatri Polikliniğinde Görev Yapan Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN'ün Resmi Web Sitesi Yayına Başlamıştır.

www.avasirinozgun.com

DEPRESİFLER ALZHEIMERE YATKIN OLUYOR

depresif hastalar alzaymıra daha yakın oluyorMelankolik ve depresif hastaların,daha sık demans hastalıklarına yakalandığı tespit edildi.Uzun süre depresyondan yakınan ve psikolojik sorunlarla baş etmek zorunda kalan insanlar,psikolojik olarak stabil olanlara göre iki kat daha fazla Alzheimer’e yakalanıyorlar.

Yazının Devamı

NEOFOBİ (YENİLİK KORKUSU) ÖMRÜ KISALTIYOR

neofobi nirvana psikiyatriYeni bir şeye karşı duyulan belirgin korkular,yaşamı kısaltıyor.Neofobi insanlarda bir buçuk yaşlarından itibaren başlayabiliyor.Alışılmışın dışında olan bir tek olayla bile ,bu bozukluk ortaya çıkabiliyor.

Yazının Devamı

ANOREKSİYA ANFİZEME SEBEP OLABİLİYOR

anoreksiya nirvana psikiyatri polikliniğiŞikago'da yapılan Radiological Society of North America'nın (RSNA) yıllık toplantısında,anoreksiya nervosa'daki beslenme yetersizliğinin akciğer anfizemine neden olabileceği iddaa edildi.

Yazının Devamı

MİGRENE DE PSİKOTERAPİ

migren nirvana psikiyatriPsikoterapinin alt etme stratejileri ile kronik başağrılarına karşı da savaş verebiliyor.Düsseldorf’da yapılan bir sempozyumda,Heidelberg Üniversitesi’nden uzman psikolog Gideon Franck hastanın kendi bedeniyle ilişkisini değiştirmesi ana prensibine dayanan bu yöntemi,ilk kez baş ağrısı nedeniyle davranış bozuklukları gösteren çocukların tedavisinde denediğini açıkladı.

Yazının Devamı

DEPRESYONDAYSANIZ,YÜRÜYÜŞ YAPIN

depresyon nirvana psikiyatri polikliniğiDüzenli spor depresiflere iyi gelir;bu konuda uzmanların hepsi hemfikir.Bu sporların içinde en etkili olanı ise yürüyüş.Prof.Dr.Ulrich Bartmann,Würzburg Yüksek okulu'nun sağlık dergisinde yazdığı bir makalede,yürümenin jimnastik,voleybol vb tüm sporlardan daha yararlı olduğunu belirtti.

Yazının Devamı

Islak Yatak Hastalık Belirtisi Olabilir

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) tarafından yapılan araştırma, her 8 çocuktan 1 inin gece altını ıslattığın ı ortaya koydu. Şeker hastalığı ve kronik böbrek yetmezliğinin ilk belirtisinin "gece altına ıslatma" olduğu belirtildi.

Yazının Devamı

Ergenlikteki Aşırı Stres Öğrenmeyi Etkiliyor

Ergenlikte maruz kalınan aşırı stresin, beynin hafıza ve öğrenme ile ilgili bölümünde önemli ölçüde değişikliklere yol açabileceği bildirildi.

Yazının Devamı

Stres, Doğacak Bebeğin Zekasını Etkiliyor

Doğacak Bebeğin ZekasıLondra’daki Imperial College uzmanlarınca yapılan ve sonuçları Clinical Endocrinology dergisinde yayımlanan araştırma, ham ilenin yaşadığı stresin, gebeliğin 17. haftasından itibaren bebeği olumsuz etkilediğini gösterdi.

Yazının Devamı

Tv Seyretmeye Sınır Gelmeli

Tv Seyretmeye Sınır GelmeliTelevizyon insanın psikolojisini bozuyor Hacettepe Üniversitesince yapılan bir araştırmaya göre, aşırı televizyon izleme alışkanlığı çocuklarda uyku bozukluğuna yol açıyor.

Yazının Devamı

Stres İyileşmeyi Yavaşlatıyor

ABD’nin Chicago kentinde bulunan İllinois Üniversitesi’ndeki (UIC) araştırmacılar, hayvanlar üzerinde yaptıkları testlerde, hayvanlar stres altındayken yaralarının iyileşmesinin yavaşladığını, ancak ekstra oksijen alımının bu yavaşlamayı tersine döndürdüğü sonucuna ulaştılar.

Yazının Devamı

Strese Bağlı Hastalıklar Artıyor

Avrupa Parlamentosu’na sunulan bir araştırmada, modern hayatın kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığı uyansı yapıldı.

Yazının Devamı

Suça Karışan Çocuk Akranından Etkileniyor

Suça karışan çocuklar üzerinde akranlarının etkisinin büyük olduğu ortaya çıktı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Çocuk İhmali ve İstismarı Araştırma Biriminde görevli çocuk gelişim uzmanı Gülümser Gültekin Akduman’ın yaptığı araştırma, suça karışan çocuklarla ilgili çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu.

Yazının Devamı

Uykusuzluk çekenlere müzik

Artık koyun saymak gereksiz.Çünkü güzel bir uykunun sırrı, uyumadan önce 45 dakika kadar rahatlatıcı müzik dinlemek. Journ al of Advanced Nursing adlı sağlık dergisinin haberine göre

Yazının Devamı

Dikkat: Aile içi gerginlik çocuğun iştahını etkiler

Aile içindeki gerginlikler çocuğun iştahını olumsuz yönde etkiliyor. Ailedeki iletişim bozuklukları ve huzursuzlukların çocuğun ruhsal yaşamını doğrudan etkilediğini

Yazının Devamı

Depresyon riskinin en yüksek olduğu yaş 40’lar

Bilim adamlarının 80 ülkede 2 milyon kişi üzerinde yaptığı veri analizine göre, insanların depresyona en açık oldukları yaş 44. ABD’deki Warwick Üniversitesi ile

Yazının Devamı

Uyku, ruh sağlığının aynası

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, “Uykularımız düzenliyse genellikle ruh sağlığımız da yerinde demektir.

Yazının Devamı

Strese bağlı hastalıklar artıyor

Günlük yaşamın stresi yüksek tansiyona yol açıyor. Dünyada her yıl 17 milyon kişi kalp ve damar hastalıklarından ölüyor. Türkiye, yüksek tansiyon sorununun en hızlı arttığı ülkeler arasında...

Yazının Devamı

Beyindeki bozuk elektrik dalgaları depresyona, neden oluyor

Beynin işleyişini düzenleyin elektrik dalgalarındaki bozukluğun depresyona yol açabileceği ortaya çıktı. ABD’nin Stanford Üniversitesi’nden bilim adamlarının, fareler üzerinde yeni bir görüntüleme yöntemini

Yazının Devamı

Modern yaşam stres yapıyor

İngiltere’de yapılan iki araştırma daha, modern yaşamın büyük strese yol açtığı ve bir eyleri uykusuz bıraktığı görüşünü destekledi. Bir sigorta şirketi tarafından yapılan, 1001 kişinin katıldığı araştırmanın sonuçları,

Yazının Devamı

Elektronik posta strese sokuyor

İskoçya’da yapılan bir araştırmaya göre; işyerinde elektronik postaların çok sık kontrol edilmesi, çalış anların sinirlerini bozuyor.

Yazının Devamı

Aşırı Şişmanlık Psikolojiye Zarar

Bir ulusal sağlık araştırmasındaki 40 bin ABD’linin verilerinin değerlendirildiği çalışmada, obez erişkinlerin normal ağırlıktaki erişkinlere göre depresyon,

Yazının Devamı

Yatmadan Önce Ekran Karşına Geçmeyin

Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre; yatmadan önce bilgisayar ve televizyon karşısında fazla vakit geçirenler, bunu yapmayanlarla aynı uzunlukta uyusalar bile kendilerini daha yorgun ve daha az uyumuş hissediyor.

Yazının Devamı

Tek Seansta Sigaraya Son...!

Tek Seansta Sigaraya Son...!
Uzman Psikiyatrist ve Psikologlar Denetiminde Nirvana Sigara Bırakma Paketi Terapilerine Başlamıştır..

www.sigarabirakmaantalya.com

Ekonomik Kriz Ruh Sağlığını Tehdit Ediyor

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, ekonomik krizin, hem işverenlerde hem çalışanlarda hem de işsizlerde ruhsal problemlere yol açabileceğini söyledi.

Yazının Devamı

Şizofreninin Anahtarı Okulda

Dünyada her 100 kişiden birinin yakalanma ihtimali olan şizofreninin ilk fark edildiği yer okul. Çocuklarının öğretmenleri ve arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kuran aileler, çocuğun hastalığa yakalandığını çok çabuk anlayabiliyor.

Yazının Devamı

İntiharlar Önlenebilir

10 Eylül Dünya İntihar Önleme Günü dolayısıyla açıklama yapan Ankara Üniversitesi (AÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veli Duyan, ''intiharın, pek çok ülkede ve özellikle genç nüfus arasında tırmanma eğiliminde olduğunu'' belirterek, bunun günümüzde global bir sorun olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yazının Devamı

Cinselliği Tabu Olmaktan Çıkarmak İçin

Konya'da, Ulusal Gençlik Parlamentosu çatısı altında bir araya gelen üniversiteli gençler, ''Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı'' konulu kampanya başlattı. Kampanyayı çoğunluğunu Selçuk Üniversite Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerin oluşturduğu ''Yerel Gündem 21'' topluluğu başlattı.

Yazının Devamı

Otistik Çocuklar Sesleri Daha Geç Algılıyor

Otistik çocukların, sesleri normal çocuklardan daha geç algıladığı belirtildi. Söz konusu gecikmenin otizm hastalarını teşhis etmek için bir işaret olduğu düşünülüyor...


Yazının Devamı

Antidepresan Kullanımı 4 Yılda Yüzde 85 Arttı

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Dr. Halis Ulaş, sinir sistemi ilaçlarının kullanım sıklığının sürekli arttığını belirterek,

Yazının Devamı

Evlilik Öncesi Danışanlar Arttı

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Başkanı Dr. Cem Keçe, evlilik öncesi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin, Türkiye'de yeterince bilinmeyen ve anlaşılamayan bir kavram olduğunu söyledi.

Yazının Devamı

Biz Uyurken Sinir Hücrelerimiz de Uyuyor

ABD’nin Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden bilim insanları, alışılandan daha az uyunan bir gecenin ertesi gününde dikkat ve konsantrasyon azalıp öfke artarken beyinde neler olup bittiğini araştırdı.

Yazının Devamı

Hem Kaygı Yaratıyor Hem de Kaygıyı Yok Ediyor

Standford Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan bir araştırma, beyindeki bir bölgenin hem kaygıya neden olduğunu hem de kaygıyı yok edebildiğini ortaya çıkardı.

Yazının Devamı

Otizm Erkeklerde Neden Daha Fazla?

İki binden fazla otizm hastasının gen haritasını inceleyen ve sonuçlan otizm hastası olmayan kişilerinkiyle karşılaştıran Kanadalı bilim adamları, otizm hastası erkek çocuklarının yüzde 1 inde bu genin mutasyona uğradığını gördü.

Yazının Devamı

Bilgisayar Bağımlılığıyla İle İlgili Ailelere Öneriler

1- Bilgisayar evde en çok kullanılan ve herkesin döneminden sonra böyle gruplara katılıyor değildir. görebileceği bir merkezde tutulmalıdır, Böylece çocuğunuzun hangi sitelere girdiğini rahatlıkla kontrol edebilirsiniz.

2-Bilgisayar kullanımı konusunda evde kurallar oluşturunuz.Ders haricinde,hafta içi bilgisayar kullanımına (özel durumlar hariç) izin vermeyiniz.Hafta sonu kullanımına da saat kısıtlamaları getiriniz.

3-Çocuğunuzun oynadığı oyunları mutlaka kontrol ediniz.İçeriğinde şiddet,vahşet ve pornografi olan oyunlara asla izin vermeyiniz.

4-Çocuğunuzun bilgisayar ve internet kullanımı konusunda sizin otoritenizi kabul etmesini mutlaka sağlayınız.

5-Çocuğunuzun “sohbet gruplarına” katılmasına izin vermeyiniz.Ergenlik döneminden sonra böyle gruplara katılıyor ise kiminle görüştüğünü ve neler paylaştığını mutlaka kontrol ediniz.

6-Çocuğunuzu bilgisayar ve internet kullanımından doğacak tehlikeler konusunda uyarınız ve takipçisi olduğunuzu bildiriniz.Çocuğunuzun mahrem ve kişisel bilgilerin paylaşılmaması,resim ve görüntü iletmemesi internet üzerinden kişilerle kavga ve tartışmaya katılmaması konusunda uyarınız.

7-Çocuğunuzun güvenmediğiniz ve kontrol edemediğiniz ortamlarda(internet cafe vb.)bulunmasına izin vermeyiniz.

8-Öncelikle internet ve bilgisayar kullanımı konusunda ona iyi örnek olmalısınız. Saatlerce bilgisayarın başından kalkmayan anne babalar, çocuklarına aynı konuda nasıl sınır koyacaklar?Bunu tahmin etmek zor değildir.

9-Çocuğunuzun uygun olmayan sitelere girmesini engellemek için site filtrelerini kullanınız.

10-Kontrolün sizden çıktığını, çocuğunuzun bilgisayar ve internet bağımlısı olduğunu düşündüğünüzde acilen profesyonel yardım alınız.

11-Yukarıda söz ettiğimiz bazı psikopatolojilerde bilgisayar bağımlısı olma riski daha yüksektir.Böyle bir çocuğa sahip olan ebeveynin daha dikkatli olması gerekir.Ayrıca temelde yatan psikopatoloji tedavi edilmeyen bilgisayar bağımlılığı sorunu çözülemez.Örneğin depresif ya da dürtü kontrol sorunu olan bir çocuğun öncelikle bu sorunu çözmek gerekir ki bilgisayar bağımlılığından kurtulabilsin.

Dr. Ava Özgün

CETAD derneğinin vermiş olduğu eğitim programını tamamlayarak Cinsel Terapi Uzmanlığı ünvanını almaya hak kazandı.

Yazının Devamı

Cinsel Terapist

Cinsel Terapist- Antalya ile ilgili www.antalyacinselterapist.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sınav Kaygısı

Sınav Kaygısı - Antalya ile ilgili www.sinavkaygisiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Aile Terapisi

Aile Terapisi - Antalya ile ilgili www.antalyaaileterapisi.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sosyal Fobi

Sosyal Fobi - Antalya ile ilgili www.sosyalfobiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuk Psikoloğu

Çocuk Psikoloğu - Antalya ile ilgili www.antalyacocukpsikologu.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Bilgisayarın Kötüye Kullanımı Ve Çocuk

bilgisayar ve çocuk nirvana antalya"Bilgisayar bağımlılığına zemin hazırlayan birçok alt faktör olabilir. Çocuğun depresyonu vardır, sosyal olarak izole olmuştur ve sadece bilgisayarından zevk alır. Çocuğun başka kaygıları vardır, örneğin sosyal fobisi vardır, arkadaş ilişkilerini zaten kuramıyordur MSN'de kendine iki tane arkadaş bulur...>

"Bilgisayar bağımlılığına zemin hazırlayan birçok alt faktör olabilir. Çocuğun depresyonu vardır, sosyal olarak izole olmuştur ve sadece bilgisayarından zevk alır. Çocuğun başka kaygıları vardır, örneğin sosyal fobisi vardır, arkadaş ilişkilerini zaten kuramıyordur MSN'de kendine iki tane arkadaş bulur ve mutluluktan uçar. Davranış bozukluğu olan çocuk kendini kuralsız bir ortamda, oyunlardaki uçan, kaçan, güç elde eden, var eden, şiddet kullanan ve hakim olan bir yapı içerisinde çok hoş bir şekilde ve mutlu bulur.Oraya o ortama adeta bağlanır."

Birçok ruhsal sorunda olduğu gibi bilgisayar bağımlılığı ya da bilgisayar kötüye kullanımı konusunda da tek tek vakaya özel problemler değerlendirilerek karar verilir. Ama ne olursa olsun şu bir gerçek ki bugün genel anlamda çocuklarımızın özellikle bilgisayarı kötüye kullanması konusunda çok ciddi bir sıkıntı bulunmaktadır.
Bu kötü tanımı, genel olarak bize göre öyle; çünkü onlar kötü bir şey yaptıklarını düşünmüyorlar. Düşünseler
zannediyorum zaten öyle bir uygulamanın içinde olmazlardı. Bilgisayardan, facebook'ta olmaktan, msn'de konuşmaktan zevk alıyor, oyun oynarken sınırsız bir dünyada bulunuyor, belki rakamsal değerler kazanmaya çalışarak oyun içinde yükseliyor, kendini bir statüye oturtuyor, o dünyanın lideri haline geliyorlar. İnsanın genel yapısında, doğasında var olan "bir makama, bir mevkiye ulaşma" isteği, sanal alemde tatmin edilmiş oluyor. Bir çocuk, ergen ya da erişkin bu anlamda bilgisayara bağımlı kalabilir. Erişkinlerde de bilgisayar
bağımlılığı nadir değildir. Bu anlamıyla sorun, kendi eksikliklerini ve ihtiyaçlarını yönetrne ile alakalı bir problemdir. Ne olursa olsun bir sınır problemi olduğunu, bu konuda bir sınırlama anlayışına sahip olmamız gerektiğini bileceğiz.

Evdeki tatlı otorite

(Aileyle çocuk bu konuda bir anlaşmaya mı varmalıdır. Özelliklede ergenlerde karşılıklı oturup bir mutabakat kurmak maalesef pek mümkün olmuyor.) "Her şeyden önce evde patronun kim olduğu hususunda karara varılması gerekir. Bunu, klasik anlamda bir sınıflandırmaya tabi tutmadan söylüyorum. Ailenin genel mantığında aile reisliği kavramı vardır. Bu reisin anne- baba ayrımı da yapmadan o ailenin büyükleri olduğunu, dolayısıyla karar verme konumunda, öncelikle onların karar mekanizmasının en önemli özneleri olduklarını kabul etmek gerekir. Bir karar alırken çocukların, gençlerin keyiflerini ve zevklerini kaçırmak amacında olunmadığı, bir takım değer yargılarını çocuklara vermek, bu amaçla bazı sınırlar koymak zorunda oldukları unutulmamalıdır. Anne-baba, çocuklarını bir takım zararlara karşı korumak zorundadırlar. Bu konular daha küçük yaştan itibaren çocuklarla konuşulmalı, ev içinde hissedilen ama zulüm edici, taciz edici olmayan bir otoritenin varlığı ortaya konmalıdır. Bu otorite hissettirildiği zaman, zaten çok büyük bir problem ortaya çıkmaz. Ancak ev içinde şartlar sanki eşit hale getirilirse -ki getiriliyor-, sizin statünüz eşitlenmeye başlıyorsa, o zaman "eşit konumdaki kişiler aynı evde kalıyor" mantığına uygun biçimde kavgalar çıkmaya başlar. Bizler, sanıyorum çocuğumuzla arkadaş olma noktasında ipleri biraz koparıyoruz. Çocukla arkadaş olmayacağız. Çocukla çocuk olabiliriz, her şey olabiliriz... Biz babayız ve anneyiz. Babalık ve annelik farklıdır, gerektiği zaman özür dilemektir ama aynı zamanda otoriteyi de hissettirmektir. Bu noktadaki aşın demokrat tutumlar, kaba bir tabirle işin ucunun kaçtığı anları getiriyor. Tekrar toparlamakta da zorlanıyorsunuz. Gerekirse ailenin danışmanlık alması da gerekmektedir.

Bilgisayar bağımlısı çocuk nasıl anlaşılır?

"Aslında çocuğumuzun bilgisayarla ilişkisinin sağlıksız bir durum aldığını anlamak, hiç de zor değildir. Bir çocuğun çocuk olarak yapması gereken aktiviteleri hatırlayalım: Oyun oynamak, arkadaş ilişkileri, dersler, sosyal aktiviteler, bizimle dışarı çıkıp gezmeye gitmesi... Eğer bilgisayar bu etkinlikleri ve çocuğun genel olarak sosyal hayatım etkileyen bir süreç haline gelirse, örneğin "ben sizinle gezmeye gelmem", "niye", "bilgisayarda bilmem ne oyunu oynayacağım, top oynamaya da gitmeyeceğim" diyorsa zaten alarm veriyor demektir. Bütün her şeyi bilgisayara ve internete bağlıyorsa sosyal aktivite artık azalıyor ya da belki yok oluyor demektir. Artık çocukta bağımlılık gelişiyor, diye anlamalıyız. Bu tür durumlarda gerektiği gibi ya da yeterli biçimde ders çalışamadığı için çocuğun akademik performansı düşer. Sosyal ilişkilerinde, arkadaşlarıyla ilişkilerinde ciddi problemler ortaya çıkar. Arkadaşlarıyla olan diyalogunu azaltmaya başlamıştır. Kendisi başka bir dünya olan oyun dünyasında, başka arkadaşların bulunduğu, sanal bir arkadaş; dünyasında yer aldığı için kendisinde sağlıklı gelişmesi beklenen duygusal ve düşünsel alanlarda aksamalar ortaya çıkar. Örneğin duygusal olarak çocuk bir yerde durmaz. Aslında bizler de hiçbir yerde, hiçbir zaman duygu olarak sabit kalmıyoruz. Sürekli bir ilerleme, gelişim, değişim halindeyiz. Bu değişimler birçok faktöre bağlı olarak gelişir ve ister istemez bu faktörleri oluşturan da bizim çevremizdir. Bu noktada eğer çevreye açılmayan, çevresinde olup bitenleri fark etmeyen bir çocukla karşı karşıya isek, başını kuma sokmuş, bilgisayar dünyasından dışarı çıkmıyorsa, gerçek dünyada ne olup ne bittiğini bilmez halde ise ister istemez onun sosyal gelişimi ve kişilik gelişiminde defektler, problemler oluşacaktır. Çocuk veya ergen, kendisi için çok önemli olan bu gelişim dönemini çok boş ve gereksiz bir ilgi alanıyla, çok sınırlı ve gereksiz bir bilgi alanıyla kapatmış olur. Bu çok büyük bir kayıptır. Çocuk,
sosyalleşmesi ve kişiliğinin gelişmesi bağlamında kalıcı olabilecek sorunlar yaşar. Örneğin ilişkilerin kendine özgü doğasını anlayamaz. İlişkinin kurulmasından tahammül edebilmeyi öğrenmeye kadar geniş bir yelpazede yaşayarak öğreneceği gelişim basamaklarında gerilik yaşar. Kimseyi görmek istemeyen, kimseye tahammül edemeyen, özveride bulunamayan, dolayısıyla sosyalizasyon sıkıntısı olan çocuk ve ergenler yetişmeye başlıyor.

Çocuk ve ergenleri nasıl eleştirmeliyiz?

(Çocukta bu tür olumsuz farklılıklar göze çarptığımda öncelikle ne yapmalıyız. Onu karşımıza alıp konuşmalı mıyız, yoksa ona fazla fark ettirmeden evimizin içinde bazı şekil değişildiklerine mi gitmeliyiz.) "Bu sorunun yanıtı, "aynı anda ikisi de" olabilir. Çocuğun yaşıyla ve bilgisayar internetle ne ölçüde iletişim kurduğuyla ilgili olarak davranışlarımızı düzenleyebiliriz. Bir kere neyi, neden, ne kadar kısıtladığımızı anlatmamız çok
önemlidir. Ayrıca çocukların yaşlarına, gelişim basamakla göre değişen sorumlulukları da vardır. Bu sorumluluklarını mutlaka yerine getirmek zorunda oldukları hatırlatılmalıdır. Sorumluluklar sadece yetişkinlere ait değildir. Bütün sınırlamaların hedefi, onların kendi geleceğini belirlemede bir eksiğin kalmamasına yöneliktir. Bunu onlarla konuşmak durumundayız. O zaman anlarlar mı, diye sorarsanız, hayır, anlamayacaklardır. Tam da bu konuda ailelerden çok fazla şikayet alıyoruz. "Bir şekilde bu önemli konuyu ifade edemiyoruz" diyorlar. Ağırlıklarını koymaları gerekiyor. Bilgisayarı kapatıp evin dışına atmak gerekir. Sözel anlatımda amaç zaten bu noktaya gelmeden sorunu halletmektir. Ama eğer bu noktaya gelinmişse bilgisayar

Kapatılıp çok rahat dışarı atılabilir. Çocuğa verilecek mesaj "Sen herhangi bir şeyi amacı dışında, senin sosyal
hayatını, derslerini etkileyecek boyutta kullanıyorsan, önlem alırım" olacaktır. Bu cep telefonu da olabilir bilgisayar da... Başka bir şey de olabilir fark etmez. Bu mesajı vermek zorundayız. Bu süreçte oluşabilecek bir
takım krizleri yönetmek çok önemlidir. Böyle bir aşamaya gelindiğinde, profesyonel destek de alınması gerekir
Yoksa genel anlamda hayatın içerisinde olan bir öğeyi toptan reddetmemiz gibi bir şey söz konusu değil. Bilgisayar neredeyse her eve girdi. Öyle ya da böyle, evde ya da okulda bulunuyor. Çocuk da bir şekilde bilgisayara ulaşıyor. Bizim itiraz ettiğimiz nokta, var olan bilgisayarın kullanımının süre ve nitelik olarak sıkıntılarının olmasıdır. Bu, tek alanda sıkıntı oluşturmuyor. Diyelim ki çocuk bilgisayarı sağlıksız biçimde kullanmaya devam ederken dersleri de çok iyi gidiyor. Ama spora gitmiyor, arkadaşınla dışarı çıkmasına engel, ailesiyle çarşıya çıkmasına engel, babaannesine oturmaya da gitmiyor, televizyondaki faydalı bir programı da seyretmiyor... Bu örnek durumda, bilgisayar çocuğu sadece bir noktaya o kadar çok yoğunlaştırıyor ki sadece dersleri iyi durumda diye bu sağlıksız gelişim sürecinin dışında olduğunu düşünemeyiz. Bir örnek yaka gündeme geldi. Bir genç, 19 yaşında, oyun bağımlılığı var. Aileye şiddet başlamış... Bu, bir üniversite öğrencisi ve okulu da bırakıyor. Böyle bir tabloda hangi nedenle olursa olsun, böyle bir öğrencinin bir "x" nedenle üniversiteyi bıraktığını öğrendiğimizde, acilen ailenin ayakkabılarını bile giymeden hastaneye gitmesi lazımdır; "bu çocuğa ne oluyor" diye sormaları gerekir. Günümüzde Türkiye'de psikolojik problemlerin hafife alınmasını bir
bilgisizlik olarak mı değerlendirmeliyiz, bu da tartışılır ama şunu hiçbir zaman unutmayalım: Herhangi bir kötüye kullanımda ya da bağımlılıkta o bağımlılığa zemin hazırlayacak ruhsal bozukluk içeren nedenler de bir arada bulunmaktadır. İlgili bir anne babanın, çocuklarını dikkatle ve iyi gözlemleyen bir anne babanın, "burada bir sıkıntı var", diyerek hemen yardım alması gerekir Bu gençler lisede, belki de ortaokulda belirti veriyorlar. Bizim en büyük problemimiz, psikolojik sıkıntılarla ilgili olarak uzmanlara başvurmakta ciddi sıkıntılar yaşamamızdır. Bu konudaki ön yargılara, dünyanın her yerinde rastlanmaktadır. Fakat bu ön yargıların kırılmasında eskiye oranla azımsanmayacak, büyük bir ilerleme olduğunu da söyleyebilirim. Psikiyatri bugün hayatın içerisinde bir bilim olarak kabul ediliyor. Yine de bir direnç var mı derseniz evet var. Maalesef bazı insanlarımızın direnci, bilgisizliği halen sürüyor. Bu konuya da sadece ve sadece bilgisayar bağımlılığı gibi bakarsanız çok yanılırsınız. Çünkü bilgisayar bağımlılığına zemin hazırlayan birçok alt faktör olabilir. Çocuğun depresyonu vardır, sosyal olarak izole olmuştur ve sadece bilgisayardan zevk alır. Çocuğun başka kaygıları vardır, örneğin sosyal fobisi vardır, arkadaş ilişkilerini zaten kuramıyordur MSN'de kendine
iki tane arkadaş bulur ve mutluluktan uçar. Davranış bozukluğu olan çocuk kendini kuralsız bir ortamda, oyunlardaki uçan, kaçan, güç elde eden, var eden, şiddet kullanan ve hakim olan bir yapı içerisinde çok güzel ve mutlu bulur. Oraya, o ortama bağlanır. Hepimizin evinde bilgisayar var ama çocuklarımızın bir kısmı bağımlı değiller. "Bilgisayarı kapat" dediğin zaman ya hemen ya da bir iki küçük itirazla kapatıyorlar. İkisi arasında ciddi bir fark var. Çocuğun duygusal durumu, bilgisayara ve onun içindeki sanal dünyaya kendini ne kadar verdiği, ne kadar invaze olduğu çok önemli.

Prof. Dr. Mücahit ÖZTÜRK / Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Popüler Psikiyatri sayı: 53- Ocak 2010

makale spotlar 5 spotlar govdealt 1spotlar govdealt 2spotlar govdealt 3spotlar govdealt 4
makale spotlar 6