spotlar 1 spotlar 2 spotlar 3

Duyurular

Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN

ava şirin özgünÖzel Nirvana Psikiyatri Polikliniğinde Görev Yapan Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN'ün Resmi Web Sitesi Yayına Başlamıştır.

www.avasirinozgun.com

DEPRESİFLER ALZHEIMERE YATKIN OLUYOR

depresif hastalar alzaymıra daha yakın oluyorMelankolik ve depresif hastaların,daha sık demans hastalıklarına yakalandığı tespit edildi.Uzun süre depresyondan yakınan ve psikolojik sorunlarla baş etmek zorunda kalan insanlar,psikolojik olarak stabil olanlara göre iki kat daha fazla Alzheimer’e yakalanıyorlar.

Yazının Devamı

NEOFOBİ (YENİLİK KORKUSU) ÖMRÜ KISALTIYOR

neofobi nirvana psikiyatriYeni bir şeye karşı duyulan belirgin korkular,yaşamı kısaltıyor.Neofobi insanlarda bir buçuk yaşlarından itibaren başlayabiliyor.Alışılmışın dışında olan bir tek olayla bile ,bu bozukluk ortaya çıkabiliyor.

Yazının Devamı

ANOREKSİYA ANFİZEME SEBEP OLABİLİYOR

anoreksiya nirvana psikiyatri polikliniğiŞikago'da yapılan Radiological Society of North America'nın (RSNA) yıllık toplantısında,anoreksiya nervosa'daki beslenme yetersizliğinin akciğer anfizemine neden olabileceği iddaa edildi.

Yazının Devamı

MİGRENE DE PSİKOTERAPİ

migren nirvana psikiyatriPsikoterapinin alt etme stratejileri ile kronik başağrılarına karşı da savaş verebiliyor.Düsseldorf’da yapılan bir sempozyumda,Heidelberg Üniversitesi’nden uzman psikolog Gideon Franck hastanın kendi bedeniyle ilişkisini değiştirmesi ana prensibine dayanan bu yöntemi,ilk kez baş ağrısı nedeniyle davranış bozuklukları gösteren çocukların tedavisinde denediğini açıkladı.

Yazının Devamı

DEPRESYONDAYSANIZ,YÜRÜYÜŞ YAPIN

depresyon nirvana psikiyatri polikliniğiDüzenli spor depresiflere iyi gelir;bu konuda uzmanların hepsi hemfikir.Bu sporların içinde en etkili olanı ise yürüyüş.Prof.Dr.Ulrich Bartmann,Würzburg Yüksek okulu'nun sağlık dergisinde yazdığı bir makalede,yürümenin jimnastik,voleybol vb tüm sporlardan daha yararlı olduğunu belirtti.

Yazının Devamı

Islak Yatak Hastalık Belirtisi Olabilir

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) tarafından yapılan araştırma, her 8 çocuktan 1 inin gece altını ıslattığın ı ortaya koydu. Şeker hastalığı ve kronik böbrek yetmezliğinin ilk belirtisinin "gece altına ıslatma" olduğu belirtildi.

Yazının Devamı

Ergenlikteki Aşırı Stres Öğrenmeyi Etkiliyor

Ergenlikte maruz kalınan aşırı stresin, beynin hafıza ve öğrenme ile ilgili bölümünde önemli ölçüde değişikliklere yol açabileceği bildirildi.

Yazının Devamı

Stres, Doğacak Bebeğin Zekasını Etkiliyor

Doğacak Bebeğin ZekasıLondra’daki Imperial College uzmanlarınca yapılan ve sonuçları Clinical Endocrinology dergisinde yayımlanan araştırma, ham ilenin yaşadığı stresin, gebeliğin 17. haftasından itibaren bebeği olumsuz etkilediğini gösterdi.

Yazının Devamı

Tv Seyretmeye Sınır Gelmeli

Tv Seyretmeye Sınır GelmeliTelevizyon insanın psikolojisini bozuyor Hacettepe Üniversitesince yapılan bir araştırmaya göre, aşırı televizyon izleme alışkanlığı çocuklarda uyku bozukluğuna yol açıyor.

Yazının Devamı

Stres İyileşmeyi Yavaşlatıyor

ABD’nin Chicago kentinde bulunan İllinois Üniversitesi’ndeki (UIC) araştırmacılar, hayvanlar üzerinde yaptıkları testlerde, hayvanlar stres altındayken yaralarının iyileşmesinin yavaşladığını, ancak ekstra oksijen alımının bu yavaşlamayı tersine döndürdüğü sonucuna ulaştılar.

Yazının Devamı

Strese Bağlı Hastalıklar Artıyor

Avrupa Parlamentosu’na sunulan bir araştırmada, modern hayatın kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığı uyansı yapıldı.

Yazının Devamı

Suça Karışan Çocuk Akranından Etkileniyor

Suça karışan çocuklar üzerinde akranlarının etkisinin büyük olduğu ortaya çıktı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Çocuk İhmali ve İstismarı Araştırma Biriminde görevli çocuk gelişim uzmanı Gülümser Gültekin Akduman’ın yaptığı araştırma, suça karışan çocuklarla ilgili çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu.

Yazının Devamı

Uykusuzluk çekenlere müzik

Artık koyun saymak gereksiz.Çünkü güzel bir uykunun sırrı, uyumadan önce 45 dakika kadar rahatlatıcı müzik dinlemek. Journ al of Advanced Nursing adlı sağlık dergisinin haberine göre

Yazının Devamı

Dikkat: Aile içi gerginlik çocuğun iştahını etkiler

Aile içindeki gerginlikler çocuğun iştahını olumsuz yönde etkiliyor. Ailedeki iletişim bozuklukları ve huzursuzlukların çocuğun ruhsal yaşamını doğrudan etkilediğini

Yazının Devamı

Depresyon riskinin en yüksek olduğu yaş 40’lar

Bilim adamlarının 80 ülkede 2 milyon kişi üzerinde yaptığı veri analizine göre, insanların depresyona en açık oldukları yaş 44. ABD’deki Warwick Üniversitesi ile

Yazının Devamı

Uyku, ruh sağlığının aynası

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, “Uykularımız düzenliyse genellikle ruh sağlığımız da yerinde demektir.

Yazının Devamı

Strese bağlı hastalıklar artıyor

Günlük yaşamın stresi yüksek tansiyona yol açıyor. Dünyada her yıl 17 milyon kişi kalp ve damar hastalıklarından ölüyor. Türkiye, yüksek tansiyon sorununun en hızlı arttığı ülkeler arasında...

Yazının Devamı

Beyindeki bozuk elektrik dalgaları depresyona, neden oluyor

Beynin işleyişini düzenleyin elektrik dalgalarındaki bozukluğun depresyona yol açabileceği ortaya çıktı. ABD’nin Stanford Üniversitesi’nden bilim adamlarının, fareler üzerinde yeni bir görüntüleme yöntemini

Yazının Devamı

Modern yaşam stres yapıyor

İngiltere’de yapılan iki araştırma daha, modern yaşamın büyük strese yol açtığı ve bir eyleri uykusuz bıraktığı görüşünü destekledi. Bir sigorta şirketi tarafından yapılan, 1001 kişinin katıldığı araştırmanın sonuçları,

Yazının Devamı

Elektronik posta strese sokuyor

İskoçya’da yapılan bir araştırmaya göre; işyerinde elektronik postaların çok sık kontrol edilmesi, çalış anların sinirlerini bozuyor.

Yazının Devamı

Aşırı Şişmanlık Psikolojiye Zarar

Bir ulusal sağlık araştırmasındaki 40 bin ABD’linin verilerinin değerlendirildiği çalışmada, obez erişkinlerin normal ağırlıktaki erişkinlere göre depresyon,

Yazının Devamı

Yatmadan Önce Ekran Karşına Geçmeyin

Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre; yatmadan önce bilgisayar ve televizyon karşısında fazla vakit geçirenler, bunu yapmayanlarla aynı uzunlukta uyusalar bile kendilerini daha yorgun ve daha az uyumuş hissediyor.

Yazının Devamı

Tek Seansta Sigaraya Son...!

Tek Seansta Sigaraya Son...!
Uzman Psikiyatrist ve Psikologlar Denetiminde Nirvana Sigara Bırakma Paketi Terapilerine Başlamıştır..

www.sigarabirakmaantalya.com

Ekonomik Kriz Ruh Sağlığını Tehdit Ediyor

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, ekonomik krizin, hem işverenlerde hem çalışanlarda hem de işsizlerde ruhsal problemlere yol açabileceğini söyledi.

Yazının Devamı

Şizofreninin Anahtarı Okulda

Dünyada her 100 kişiden birinin yakalanma ihtimali olan şizofreninin ilk fark edildiği yer okul. Çocuklarının öğretmenleri ve arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kuran aileler, çocuğun hastalığa yakalandığını çok çabuk anlayabiliyor.

Yazının Devamı

İntiharlar Önlenebilir

10 Eylül Dünya İntihar Önleme Günü dolayısıyla açıklama yapan Ankara Üniversitesi (AÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veli Duyan, ''intiharın, pek çok ülkede ve özellikle genç nüfus arasında tırmanma eğiliminde olduğunu'' belirterek, bunun günümüzde global bir sorun olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yazının Devamı

Cinselliği Tabu Olmaktan Çıkarmak İçin

Konya'da, Ulusal Gençlik Parlamentosu çatısı altında bir araya gelen üniversiteli gençler, ''Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı'' konulu kampanya başlattı. Kampanyayı çoğunluğunu Selçuk Üniversite Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerin oluşturduğu ''Yerel Gündem 21'' topluluğu başlattı.

Yazının Devamı

Otistik Çocuklar Sesleri Daha Geç Algılıyor

Otistik çocukların, sesleri normal çocuklardan daha geç algıladığı belirtildi. Söz konusu gecikmenin otizm hastalarını teşhis etmek için bir işaret olduğu düşünülüyor...


Yazının Devamı

Antidepresan Kullanımı 4 Yılda Yüzde 85 Arttı

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Dr. Halis Ulaş, sinir sistemi ilaçlarının kullanım sıklığının sürekli arttığını belirterek,

Yazının Devamı

Evlilik Öncesi Danışanlar Arttı

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Başkanı Dr. Cem Keçe, evlilik öncesi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin, Türkiye'de yeterince bilinmeyen ve anlaşılamayan bir kavram olduğunu söyledi.

Yazının Devamı

Biz Uyurken Sinir Hücrelerimiz de Uyuyor

ABD’nin Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden bilim insanları, alışılandan daha az uyunan bir gecenin ertesi gününde dikkat ve konsantrasyon azalıp öfke artarken beyinde neler olup bittiğini araştırdı.

Yazının Devamı

Hem Kaygı Yaratıyor Hem de Kaygıyı Yok Ediyor

Standford Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan bir araştırma, beyindeki bir bölgenin hem kaygıya neden olduğunu hem de kaygıyı yok edebildiğini ortaya çıkardı.

Yazının Devamı

Otizm Erkeklerde Neden Daha Fazla?

İki binden fazla otizm hastasının gen haritasını inceleyen ve sonuçlan otizm hastası olmayan kişilerinkiyle karşılaştıran Kanadalı bilim adamları, otizm hastası erkek çocuklarının yüzde 1 inde bu genin mutasyona uğradığını gördü.

Yazının Devamı

Bilgisayar Bağımlılığıyla İle İlgili Ailelere Öneriler

1- Bilgisayar evde en çok kullanılan ve herkesin döneminden sonra böyle gruplara katılıyor değildir. görebileceği bir merkezde tutulmalıdır, Böylece çocuğunuzun hangi sitelere girdiğini rahatlıkla kontrol edebilirsiniz.

2-Bilgisayar kullanımı konusunda evde kurallar oluşturunuz.Ders haricinde,hafta içi bilgisayar kullanımına (özel durumlar hariç) izin vermeyiniz.Hafta sonu kullanımına da saat kısıtlamaları getiriniz.

3-Çocuğunuzun oynadığı oyunları mutlaka kontrol ediniz.İçeriğinde şiddet,vahşet ve pornografi olan oyunlara asla izin vermeyiniz.

4-Çocuğunuzun bilgisayar ve internet kullanımı konusunda sizin otoritenizi kabul etmesini mutlaka sağlayınız.

5-Çocuğunuzun “sohbet gruplarına” katılmasına izin vermeyiniz.Ergenlik döneminden sonra böyle gruplara katılıyor ise kiminle görüştüğünü ve neler paylaştığını mutlaka kontrol ediniz.

6-Çocuğunuzu bilgisayar ve internet kullanımından doğacak tehlikeler konusunda uyarınız ve takipçisi olduğunuzu bildiriniz.Çocuğunuzun mahrem ve kişisel bilgilerin paylaşılmaması,resim ve görüntü iletmemesi internet üzerinden kişilerle kavga ve tartışmaya katılmaması konusunda uyarınız.

7-Çocuğunuzun güvenmediğiniz ve kontrol edemediğiniz ortamlarda(internet cafe vb.)bulunmasına izin vermeyiniz.

8-Öncelikle internet ve bilgisayar kullanımı konusunda ona iyi örnek olmalısınız. Saatlerce bilgisayarın başından kalkmayan anne babalar, çocuklarına aynı konuda nasıl sınır koyacaklar?Bunu tahmin etmek zor değildir.

9-Çocuğunuzun uygun olmayan sitelere girmesini engellemek için site filtrelerini kullanınız.

10-Kontrolün sizden çıktığını, çocuğunuzun bilgisayar ve internet bağımlısı olduğunu düşündüğünüzde acilen profesyonel yardım alınız.

11-Yukarıda söz ettiğimiz bazı psikopatolojilerde bilgisayar bağımlısı olma riski daha yüksektir.Böyle bir çocuğa sahip olan ebeveynin daha dikkatli olması gerekir.Ayrıca temelde yatan psikopatoloji tedavi edilmeyen bilgisayar bağımlılığı sorunu çözülemez.Örneğin depresif ya da dürtü kontrol sorunu olan bir çocuğun öncelikle bu sorunu çözmek gerekir ki bilgisayar bağımlılığından kurtulabilsin.

Dr. Ava Özgün

CETAD derneğinin vermiş olduğu eğitim programını tamamlayarak Cinsel Terapi Uzmanlığı ünvanını almaya hak kazandı.

Yazının Devamı

Cinsel Terapist

Cinsel Terapist- Antalya ile ilgili www.antalyacinselterapist.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sınav Kaygısı

Sınav Kaygısı - Antalya ile ilgili www.sinavkaygisiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Aile Terapisi

Aile Terapisi - Antalya ile ilgili www.antalyaaileterapisi.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sosyal Fobi

Sosyal Fobi - Antalya ile ilgili www.sosyalfobiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuk Psikoloğu

Çocuk Psikoloğu - Antalya ile ilgili www.antalyacocukpsikologu.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çekingen Kişilik Bozukluğu

Birçok insan hayatlarının belli dönemlerinde anksiyeteden kurtulmak için veya önemli yaşam kararları vermek zorunda kaldıklarında çekinmeyi kullanır. Çekingen kişilik bozulduğu (ÇKB) yoğun bir şekilde görülen davranışsal, duygusal ve bi­lişsel çekinme ile tanımlanır. Hatta kişisel amaçlar ve istekler bu çekinmeden olumsuz etkilenir. ÇKB'de çekinmeyi tetikleyen bilişsel temalar içerisinde kendini ayıplama, hoş olmayan düşünce ve duyguların dayanılabilir olmadığına dair inançlar ve 'gerçek kendiliğin başkalarına maruz bırakılmasının veya atılgan bir şekilde kendini sunmanın, reddedilmeye neden olacağına duyulan inanç gibi şeyler yer alır.

ÇKB'li kişiler, sıklıkla az sayıda arkadaşları olmasına ve insanlarla çok az yakınlık kurmalarına rağmen sıklıkla, duygusal yakınlık, kabul görme ve arkadaşlığa istek duyarlar. Aslında bu hastalar terapistle bu temaları konuşurken dahi güçlük çe­kebilirler. Sıklıkla yaşadıkları yalnızlık, üzüntü ve kişisel ilişki­lerindeki anksiyete, ilişki başlatabilmeyi ya da derinleştirmeyi engelleyen reddedilme korkusu tarafından güçlendirilirler.

ÇKB'si olan tipik bir kişi ben sosyal çevremde beceriksiz ve arzu edilmeyen bir insanım' ve 'diğer insanlar benden üstündür ve beni tanımaya başlarlarsa beni reddedeceklerdir ve­ya beni eleştireceklerdir gibi düşüncelere İnanır. Bu inançlar­dan kaynaklanan düşünce ve rahatsız edici duyguları ortaya çıkardığında hastalar sıklıkla konuyu değiştirerek, ayağa kalkıp dolaşarak veya zihinlerinin 'durduğunu' söyleyerek kaçınmaya '' ya da 'kapanmaya' başlarlar. Terapi ilerledikçe, terapist bu duygusal ve bilişsel çekinmenin 'güçlü duygularla baş edemem', 'sen [terapist] zayıf olduğumu düşüneceksin', 'birçok insan böyle düşüncelere sahip değildir' ve 'eğer olumsuz duy­guları yaşamak için kendime izin verirsem bu duygu artacak ' ve sonsuza dek sürecektir' şeklindeki bilişlerle birlikte ilerlediğini fark edebilir. ÇKB'li kişiler hem terapi seansları sırasında hem de terapi seansları dışında hoşnutsuzluğa karşı düşük to­leransa sahiptirler. Aynı zamanda kendilerini olumsuz düşün­ce ve duygulardan alıkoyabilmek için madde kullanımının da içinde yer aldığı çeşitli eylemlere başvururlar.

ÇO'si olan kişiler terapiye ille başlarda depresyon, anksiyete bozuklukları, madde kullanımı, uyku bozuldukları veya strese bağlı şikayetler gibi psikofızyolojik bozukluklar ile gelebilirler. Bu kişiler bilişsel terapiden etkilene bilirler çünkü bilişsel terapi boşa bir terapidir ve ayrıca bu bireyler (yanlış bir şekilde) bu terapi türünün çok az kendini açma ve kişisel geçmişlerinden bahsetme gerektireceğine inanırlar.

Tarihsel Bakış Açıları

'Çekingen kişilik' terimini ilk kez Millon (1969) kullanmıştır. Millon'ın ÇKB formülasyonu büyük oranda sosyal öğ­renme kuramına dayanmaktadır. Millon bu kişilik türünü 'başkalarından korkma ve onlara güvenmeme' şeklinde kendi­ni gösteren 'aktif-kopmuş' kalıbını içerdiği kişilik şeklinde ta­nımlamıştır.

Bu bireyler dürtülerine ve duygusallığa duydukları Özleme rağmen sürekli bir uyanıklık sergilerler ve bu durum diğer insanlarla geçmişte yaşadıkları acı ve üzüntünün tekranyla sonuçlanır. Bu kişiler için sadece aktif geri çekilme kendilerini koruyabilir. Bağlanmaya duydukları isteğe rağmen onlar için bu duyguları görmezden gelme ve kişilerarası ilişkilerine me­safe koyma en iyi yoldur (Millon, 1981a, s. 61).

'Kişilerarası çekinme DSM-IH-R’den (Amerikan Psikiyatri Derneği, 1987) kırk sene önce Karen Horney'in (1945) yazıla­rında daha çok bilişsel perspektif kullanılarak açıklanmıştır. Horney'in formülasyonunda: 'İnsanlarla ilişkiye girmekte mü­samaha edilemeyecek bir zorluk vardır ve ayrıca yalnızlık bundan kaçmanın temel yolu olur... Bu kişilerde kendi varlık­larını bile görmezden gelecek şekilde bütün duygularını bas­tırma eğilimi vardır' (s. 73-82). Horney (1950) bir sonraki ki­tabında bilişsel formülasyonla tutarlı olacak şekilde çekingen kişinin tarifini yapmıştır:

Ortada çok az provokasyon olmasına veya hiç provokas­yon olmamasına rağmen çekingen kişi, başkalarının kendisini aşağıladığını, ciddiye almadığını, onun varlığını önemsemediklerini hisseder. Kişinin kendisini suçlaması başkalarının kendisine olan duyguları hakkında açık olamamasına neden olur. Kendisini olduğu gibi kabul edemediği için diğerlerine inanma olasılığı yoktur. Aynı zamanda, bütün eksikliklerinin farkında olduğu İçin kendisini takdir edeci bir şekilde kabul edemez.

Yakın tarihe kadar ÇKB hakkında bilişsel bakış açısı kulla­nılarak çok az şey yazılmıştır. Bu bölümde ÇKB'nin içinde yer alan otomatik düşünceler, varsayımlar ve temel inançların bu hastaları bu bozukluğun gelişmesi ve devam etmesi yönünde nasıl yanlış kavramsallaştırmalar yapmaya ittiği anlatılmakta­dır. Bu kavramsallaştırmayı takiben sorunlu düşüncelerin ve davranışların değiştirilmesine yardımcı olacak klinik yöntem­ler ve aynı zamanda bu hastalığın devam etmesine neden olan varsayımlar ve temel inançlar vurgulanmaktadır.

Araştırma Ve Ampirik Veri

ÇKB'nin bilişsel terapisi hakkında yayınlanan araştırmaların çoğu kontrolsüz klinik raporları ve tek kişilik vaka çalışmalarını içermektedir (Beck, Freeman, & Associates, 19, Gramdan, Thompson, Gallagher-Thompson,Newman, 1999). ÇKB'li hastalarla sosyal becerilerin eğitimine dayanan bilişsel bir müdahalenin kullanıldığı (başlı başına bir bilişsel terapi değil) yayınlanmış tek bir çalışma vardır. hastalar kendi başlarına sosyal beceri eğitimi alırlarken, azal­mış sosyal anksiyete ve artan sosyal etkileşimi tecrübe (Stravynski, Marks ve Yule, 1982).

Bazı araştırmacılar (Heimberg, 1996; Herbert, Hope ve1 Bellack, 1992) ÇKB'nin sadece genel sosyal anksiyete bozukluğunun niteliksel olarak daha ciddi bir formu olduğunu ve aynı zamanda çalışmalarının bilişsel terapinin genel sosyal fo­bi üzerinde etkin olduğunu savundular. Bu sonuç tedavi sonucunun genel sosyal fobisi olmayan hastalara göre ÇKB'lilerde daha düşük olduğunu gösterdi (Brown, Heimberg ve Juster, 1995; Chambles ve Hope, 1996). Yine de bu iki tanının aynı olduğunu gösteren daha geniş kapsamlı bir uzlaşı olana kadar bu araştırma sadece bilişsel terapinin ÇKB'deki etkinliğine destek sağlayan geçici bir araştırma ola­rak görülmelidir.

Bu araştırmalara ek olarak bilişsel terapinin tam anlamıyla kullanıldığı araştırmalara ihtiyaç vardır. Eğer bu terapi türü et­kin bulunursa diğer birçok önemli noktanın da araştırılması ge­rekir. Örneğin, bu bölüm bu bozulduğa sahip hastaların geli­şimsel geçmişleriyle ilintili olan sosyal ve bilişsel eritenleri açık­lar. Araştırma çalışmaları bu tarz kişilerarası deneyimlerin ve buna bağlı inançların ÇKB'nin gelişmesinde önemli bir yere sa­hip olup olmadığını araştırmaları dolayısıyla gereklidir. Hasta­lığın etiyolojisinin belirlenmesi, bu hastalığa sahip çocukların tedavisinde program geliştirilmesi ve bu hastalığın tamamen engellenebilmesi bakımından büyük Önem taşımaktadır.

Tablo 13.1, ÇKB'nin DSM-IV-TR (Amerikan Psikiyatri Demeği, 2000) kriterlerini özetlemektedir. Bu hastalığın di­ğer tanı kategorileriyle örtüşen özellikleri en belirgin haliyle genel sosyal fobi, agorafobinin görüldüğü panik bozukluğu ve bağımlı, şizoid ve şizotipal kişilik bozukluklarında görül­mektedir. Ayrıcı tanı için terapistin farklı semptomlarla ilintili inanç ve anlamlan araştırması ve ayrıca çekingen kalıpların ta­rihsel gelişimini araştırması önemlidir.

TABLO 13.1 Çekingen Kişilik Bozukluğu'nun DSM-IV-TR Tanı Kriterleri

Aşağıdakilerden dördünün (ya da daha fazlasının) olması ile belirli, genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan, toplumsal kentleşmenin, yetersizlik duygularının ve olumsuz değerlendirilmeye aşırı duyarlılığın ol­duğu sürekli bir örüntü:

(1) eleştirilecek, beğenilmeyecek ya da dışlanacak olma korkusuyla çok fazla kişilerarası ilişki gerektiren mesleki etkinliklerden kaçı­nır

(2) sevildiğinden emin olmadıkça insanlarla İlişkiye girmek istemez

(3) mahcup düşeceği ya da alay konusu olacağı korkusuyla yakın ilişkiler de tutukluk gösterir

(4) toplumsal durumlarda eleştirileceği ya da dışlanacağı üzerine ka­fa yorar

(5) yetersizlik duyguları yüzünden yeni kişilerle aynı ortamda bulunduğu durumlarda kentleşir

(6) kendisini toplumsal yönden beceriksiz, kişisel olarak albenisi olmayan biri olarak ya da başkalarından aşağı görür

(7) mahcup düşebileceğinden ötürü kişisel girişimlerde bulunmak ya da yeni etkinliklere katılmak istemez

Not. Amerikan Psikiyatri Derneği'nden. (zooo, s. 721). Amerikan Psikiyatri Derneğinin izniyle yeniden basılmıştır.

Sosyal fobi ÇKB'nin birçok özelliğini paylaşır. Sosyal fobisi olan birçok insan birçok durumda sosyal anksiyete yaşar" (örneğin, toplum Önünde konuşma, toplum içinde çek yazma) ÇKB'li birey bütün sosyal durumlarda bu anksiyeti gösterir. Bu yönüyle sosyal fobinin genelleşmiş hali ÇKB benzerdir. Genel sosyal fobi tanısı konduğunda ÇKB'nin tanısının dikkate alınması gereklidir.

Panik bozukluğu ve agorafobisi olan insanlar ÇKB'ye benzer davranışsal ve sosyal çekinme gösterirler. Fakat bu çekinmelerin nedenleri oldukça farklıdır. Panik ve agorafobisi insanlarda görülen çekinme panik atak korkusundan, panik atakla ilgili hislerden ya da kendilerini (fiziksel ya da zihinsel) kişisel zarara uğrayabilecek durumlardan 'kurtarabilecek' kişiye veya yere uzak hissetmelerinden kaynaklanır. ÇKB'deki çekinme eleştirilmek korkusu ya da sosyal ret korkusundan kay­naklanır.

Bağımlı kişilik bozukluğu ve ÇKB benzer kendilik-algısını içerir ('Ben yetersizim.') Fakat bu iki bozukluk başkaları hakkındaki görüşleri konusunda farklılaşır. Bağımlı kişilik bozuk­luğu olan hastalar başkalarını güçlü ve kendileriyle ilgilenebi­lecek nitelikte görür. ÇKB'li hastalar başkalarını potansiyel olarak eleştirel ve dışlayıcı görür. Böylece bağımlı kişilik bo­zulduğu olan hastalar yakın ilişkiler ve bu ilişkilerin sağlayaca­ğı rahatlık hissini arzularken ÇKB'li hastalar yakın ilişki kur­maktan korkar ve bu ilişki içinde kendilerini kırılgan hisseder­ler.

ÇKB'li kişiler genelde sosyal açıdan soyutlanmış olarak ya­şarlar. Bu durum şizoid kişilik bozulduğu ve şizotipal kişilik bozukluğunda da aynıdır. Bu kişilik bozukluklarıyla ÇKB arasındaki temel fark ÇKB'li kişilerin kabul edilme ve yalan ilişki kurma istekleridir. Şizoid kişilik bozukluğu veya şizotipal kişi­lik bozukluğu tanısı almış kişiler sosyal soyutlanmayı tercih ederler. Şizoid kişilik bozukluğu olanlar eleştiriye ya da başka­ları tarafından dışlanmaya tepkisizdirler. Şizotipal kişilik bozukluğu olanlar ise başkalarından gelen olumsuzluklara tepki gösterebilirler. Fakat bu durum ÇKB'de sıklıkla görülen kişi­nin kendiyle alay etmesi yerine daha çok paranoyada ("bunlar neyin peşindeler?') görülür.

Daha önce bahsedildiği gibi ÇKB'li hastalar genellikle Eksen I bozukluklarıyla ilgili tedaviye ihtiyaç duyarlar. ÇKB'nin doğru tanısının terapinin ilk seanslarında konulması önemli­dir çünkü Eksen I bozuklukları, ancak çekinmenin karakteris­tik özellikleriyle baş edebilmek için uygun yöntemler kullanıl­dığı zaman standart bilişsel terapi, yoluyla başarıyla tedavi edi­lebilir. Aksi takdirde çekinme tedavinin başarısını engelleyebi­lir.

Somatoform bozulduklar ve dağılmak bozukluklar ÇKB'ye eşlik edebilir ama bu durum pek yaygın değildir. Somatoform bozukluklar, fiziksel problemlerin sosyal çekinmeye iyi bir neden oluşturacak düzeyde olduğunda gelişebilir. Dağılmak bozukluklar, hastaların bilişsel ve duygusal çekincelerini kimlik algılarında, hafızalarında ya da bilinç düzeylerinde büyük bozulduklar yaratacak seviyeye ulaştığında görülür.

Kavramsallaşt1rma

ÇKB'li hastalar başkalarına yakın olmayı isterler ama Özel­likle duygusal ilişkiler olmak üzere çok az sosyal ilişkileri vardır. Yakın ilişki kurmaktan ve başkalarının ilişki kurmaya yö­nelik girişimlerinden korkarlar çünkü dışlanacaklarından emindirler ve bu durum onlar için katlanılabilir değildir. Bu kişilerin sosyal çekinmeleri açıkça görülür ama kendilerini hoşnutsuz duygulara iten düşüncelerden çekinmeleri o kadar açık değildir. Hoşnutsuzluğa (disfori) karşı düşük toleransları onları olumsuz bilişlerini engellemeye yönelik davranışlar sergilemekten alıkoyar. Bu bölüm sosyal, davranışsal, bilişsel ve duygusal çekinmeyi bilişsel bakış açısıyla açıklamaktadır. Bilişsel Kavramsallaştırma Çizelgesi (J. Beck, 1995) ÇKB'li bir hastayı örneklendirmektedir. Bu çizelge hastanın erken dönemlerde yaşadığı deneyimler ile olumsuz inançlarıyla başa çıkma yöntemleri arasındaki ilişkiyi ve aynı zamanda temel inançların varsayımların ve davranışların onun şu anki durumlara nasıl tepki gösterdiğim göstermektedir (Şekil 13.i).

Sosyal Çekinme

Çekirdek İnançlar

Çekingen hastalar sosyal işleyişlerini bozan çeşitli uzun sür

makale spotlar 5 spotlar govdealt 1spotlar govdealt 2spotlar govdealt 3spotlar govdealt 4
makale spotlar 6