spotlar 1 spotlar 2 spotlar 3

Duyurular

Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN

ava şirin özgünÖzel Nirvana Psikiyatri Polikliniğinde Görev Yapan Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN'ün Resmi Web Sitesi Yayına Başlamıştır.

www.avasirinozgun.com

DEPRESİFLER ALZHEIMERE YATKIN OLUYOR

depresif hastalar alzaymıra daha yakın oluyorMelankolik ve depresif hastaların,daha sık demans hastalıklarına yakalandığı tespit edildi.Uzun süre depresyondan yakınan ve psikolojik sorunlarla baş etmek zorunda kalan insanlar,psikolojik olarak stabil olanlara göre iki kat daha fazla Alzheimer’e yakalanıyorlar.

Yazının Devamı

NEOFOBİ (YENİLİK KORKUSU) ÖMRÜ KISALTIYOR

neofobi nirvana psikiyatriYeni bir şeye karşı duyulan belirgin korkular,yaşamı kısaltıyor.Neofobi insanlarda bir buçuk yaşlarından itibaren başlayabiliyor.Alışılmışın dışında olan bir tek olayla bile ,bu bozukluk ortaya çıkabiliyor.

Yazının Devamı

ANOREKSİYA ANFİZEME SEBEP OLABİLİYOR

anoreksiya nirvana psikiyatri polikliniğiŞikago'da yapılan Radiological Society of North America'nın (RSNA) yıllık toplantısında,anoreksiya nervosa'daki beslenme yetersizliğinin akciğer anfizemine neden olabileceği iddaa edildi.

Yazının Devamı

MİGRENE DE PSİKOTERAPİ

migren nirvana psikiyatriPsikoterapinin alt etme stratejileri ile kronik başağrılarına karşı da savaş verebiliyor.Düsseldorf’da yapılan bir sempozyumda,Heidelberg Üniversitesi’nden uzman psikolog Gideon Franck hastanın kendi bedeniyle ilişkisini değiştirmesi ana prensibine dayanan bu yöntemi,ilk kez baş ağrısı nedeniyle davranış bozuklukları gösteren çocukların tedavisinde denediğini açıkladı.

Yazının Devamı

DEPRESYONDAYSANIZ,YÜRÜYÜŞ YAPIN

depresyon nirvana psikiyatri polikliniğiDüzenli spor depresiflere iyi gelir;bu konuda uzmanların hepsi hemfikir.Bu sporların içinde en etkili olanı ise yürüyüş.Prof.Dr.Ulrich Bartmann,Würzburg Yüksek okulu'nun sağlık dergisinde yazdığı bir makalede,yürümenin jimnastik,voleybol vb tüm sporlardan daha yararlı olduğunu belirtti.

Yazının Devamı

Islak Yatak Hastalık Belirtisi Olabilir

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) tarafından yapılan araştırma, her 8 çocuktan 1 inin gece altını ıslattığın ı ortaya koydu. Şeker hastalığı ve kronik böbrek yetmezliğinin ilk belirtisinin "gece altına ıslatma" olduğu belirtildi.

Yazının Devamı

Ergenlikteki Aşırı Stres Öğrenmeyi Etkiliyor

Ergenlikte maruz kalınan aşırı stresin, beynin hafıza ve öğrenme ile ilgili bölümünde önemli ölçüde değişikliklere yol açabileceği bildirildi.

Yazının Devamı

Stres, Doğacak Bebeğin Zekasını Etkiliyor

Doğacak Bebeğin ZekasıLondra’daki Imperial College uzmanlarınca yapılan ve sonuçları Clinical Endocrinology dergisinde yayımlanan araştırma, ham ilenin yaşadığı stresin, gebeliğin 17. haftasından itibaren bebeği olumsuz etkilediğini gösterdi.

Yazının Devamı

Tv Seyretmeye Sınır Gelmeli

Tv Seyretmeye Sınır GelmeliTelevizyon insanın psikolojisini bozuyor Hacettepe Üniversitesince yapılan bir araştırmaya göre, aşırı televizyon izleme alışkanlığı çocuklarda uyku bozukluğuna yol açıyor.

Yazının Devamı

Stres İyileşmeyi Yavaşlatıyor

ABD’nin Chicago kentinde bulunan İllinois Üniversitesi’ndeki (UIC) araştırmacılar, hayvanlar üzerinde yaptıkları testlerde, hayvanlar stres altındayken yaralarının iyileşmesinin yavaşladığını, ancak ekstra oksijen alımının bu yavaşlamayı tersine döndürdüğü sonucuna ulaştılar.

Yazının Devamı

Strese Bağlı Hastalıklar Artıyor

Avrupa Parlamentosu’na sunulan bir araştırmada, modern hayatın kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığı uyansı yapıldı.

Yazının Devamı

Suça Karışan Çocuk Akranından Etkileniyor

Suça karışan çocuklar üzerinde akranlarının etkisinin büyük olduğu ortaya çıktı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Çocuk İhmali ve İstismarı Araştırma Biriminde görevli çocuk gelişim uzmanı Gülümser Gültekin Akduman’ın yaptığı araştırma, suça karışan çocuklarla ilgili çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu.

Yazının Devamı

Uykusuzluk çekenlere müzik

Artık koyun saymak gereksiz.Çünkü güzel bir uykunun sırrı, uyumadan önce 45 dakika kadar rahatlatıcı müzik dinlemek. Journ al of Advanced Nursing adlı sağlık dergisinin haberine göre

Yazının Devamı

Dikkat: Aile içi gerginlik çocuğun iştahını etkiler

Aile içindeki gerginlikler çocuğun iştahını olumsuz yönde etkiliyor. Ailedeki iletişim bozuklukları ve huzursuzlukların çocuğun ruhsal yaşamını doğrudan etkilediğini

Yazının Devamı

Depresyon riskinin en yüksek olduğu yaş 40’lar

Bilim adamlarının 80 ülkede 2 milyon kişi üzerinde yaptığı veri analizine göre, insanların depresyona en açık oldukları yaş 44. ABD’deki Warwick Üniversitesi ile

Yazının Devamı

Uyku, ruh sağlığının aynası

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, “Uykularımız düzenliyse genellikle ruh sağlığımız da yerinde demektir.

Yazının Devamı

Strese bağlı hastalıklar artıyor

Günlük yaşamın stresi yüksek tansiyona yol açıyor. Dünyada her yıl 17 milyon kişi kalp ve damar hastalıklarından ölüyor. Türkiye, yüksek tansiyon sorununun en hızlı arttığı ülkeler arasında...

Yazının Devamı

Beyindeki bozuk elektrik dalgaları depresyona, neden oluyor

Beynin işleyişini düzenleyin elektrik dalgalarındaki bozukluğun depresyona yol açabileceği ortaya çıktı. ABD’nin Stanford Üniversitesi’nden bilim adamlarının, fareler üzerinde yeni bir görüntüleme yöntemini

Yazının Devamı

Modern yaşam stres yapıyor

İngiltere’de yapılan iki araştırma daha, modern yaşamın büyük strese yol açtığı ve bir eyleri uykusuz bıraktığı görüşünü destekledi. Bir sigorta şirketi tarafından yapılan, 1001 kişinin katıldığı araştırmanın sonuçları,

Yazının Devamı

Elektronik posta strese sokuyor

İskoçya’da yapılan bir araştırmaya göre; işyerinde elektronik postaların çok sık kontrol edilmesi, çalış anların sinirlerini bozuyor.

Yazının Devamı

Aşırı Şişmanlık Psikolojiye Zarar

Bir ulusal sağlık araştırmasındaki 40 bin ABD’linin verilerinin değerlendirildiği çalışmada, obez erişkinlerin normal ağırlıktaki erişkinlere göre depresyon,

Yazının Devamı

Yatmadan Önce Ekran Karşına Geçmeyin

Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre; yatmadan önce bilgisayar ve televizyon karşısında fazla vakit geçirenler, bunu yapmayanlarla aynı uzunlukta uyusalar bile kendilerini daha yorgun ve daha az uyumuş hissediyor.

Yazının Devamı

Tek Seansta Sigaraya Son...!

Tek Seansta Sigaraya Son...!
Uzman Psikiyatrist ve Psikologlar Denetiminde Nirvana Sigara Bırakma Paketi Terapilerine Başlamıştır..

www.sigarabirakmaantalya.com

Ekonomik Kriz Ruh Sağlığını Tehdit Ediyor

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, ekonomik krizin, hem işverenlerde hem çalışanlarda hem de işsizlerde ruhsal problemlere yol açabileceğini söyledi.

Yazının Devamı

Şizofreninin Anahtarı Okulda

Dünyada her 100 kişiden birinin yakalanma ihtimali olan şizofreninin ilk fark edildiği yer okul. Çocuklarının öğretmenleri ve arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kuran aileler, çocuğun hastalığa yakalandığını çok çabuk anlayabiliyor.

Yazının Devamı

İntiharlar Önlenebilir

10 Eylül Dünya İntihar Önleme Günü dolayısıyla açıklama yapan Ankara Üniversitesi (AÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veli Duyan, ''intiharın, pek çok ülkede ve özellikle genç nüfus arasında tırmanma eğiliminde olduğunu'' belirterek, bunun günümüzde global bir sorun olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yazının Devamı

Cinselliği Tabu Olmaktan Çıkarmak İçin

Konya'da, Ulusal Gençlik Parlamentosu çatısı altında bir araya gelen üniversiteli gençler, ''Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı'' konulu kampanya başlattı. Kampanyayı çoğunluğunu Selçuk Üniversite Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerin oluşturduğu ''Yerel Gündem 21'' topluluğu başlattı.

Yazının Devamı

Otistik Çocuklar Sesleri Daha Geç Algılıyor

Otistik çocukların, sesleri normal çocuklardan daha geç algıladığı belirtildi. Söz konusu gecikmenin otizm hastalarını teşhis etmek için bir işaret olduğu düşünülüyor...


Yazının Devamı

Antidepresan Kullanımı 4 Yılda Yüzde 85 Arttı

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Dr. Halis Ulaş, sinir sistemi ilaçlarının kullanım sıklığının sürekli arttığını belirterek,

Yazının Devamı

Evlilik Öncesi Danışanlar Arttı

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Başkanı Dr. Cem Keçe, evlilik öncesi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin, Türkiye'de yeterince bilinmeyen ve anlaşılamayan bir kavram olduğunu söyledi.

Yazının Devamı

Biz Uyurken Sinir Hücrelerimiz de Uyuyor

ABD’nin Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden bilim insanları, alışılandan daha az uyunan bir gecenin ertesi gününde dikkat ve konsantrasyon azalıp öfke artarken beyinde neler olup bittiğini araştırdı.

Yazının Devamı

Hem Kaygı Yaratıyor Hem de Kaygıyı Yok Ediyor

Standford Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan bir araştırma, beyindeki bir bölgenin hem kaygıya neden olduğunu hem de kaygıyı yok edebildiğini ortaya çıkardı.

Yazının Devamı

Otizm Erkeklerde Neden Daha Fazla?

İki binden fazla otizm hastasının gen haritasını inceleyen ve sonuçlan otizm hastası olmayan kişilerinkiyle karşılaştıran Kanadalı bilim adamları, otizm hastası erkek çocuklarının yüzde 1 inde bu genin mutasyona uğradığını gördü.

Yazının Devamı

Bilgisayar Bağımlılığıyla İle İlgili Ailelere Öneriler

1- Bilgisayar evde en çok kullanılan ve herkesin döneminden sonra böyle gruplara katılıyor değildir. görebileceği bir merkezde tutulmalıdır, Böylece çocuğunuzun hangi sitelere girdiğini rahatlıkla kontrol edebilirsiniz.

2-Bilgisayar kullanımı konusunda evde kurallar oluşturunuz.Ders haricinde,hafta içi bilgisayar kullanımına (özel durumlar hariç) izin vermeyiniz.Hafta sonu kullanımına da saat kısıtlamaları getiriniz.

3-Çocuğunuzun oynadığı oyunları mutlaka kontrol ediniz.İçeriğinde şiddet,vahşet ve pornografi olan oyunlara asla izin vermeyiniz.

4-Çocuğunuzun bilgisayar ve internet kullanımı konusunda sizin otoritenizi kabul etmesini mutlaka sağlayınız.

5-Çocuğunuzun “sohbet gruplarına” katılmasına izin vermeyiniz.Ergenlik döneminden sonra böyle gruplara katılıyor ise kiminle görüştüğünü ve neler paylaştığını mutlaka kontrol ediniz.

6-Çocuğunuzu bilgisayar ve internet kullanımından doğacak tehlikeler konusunda uyarınız ve takipçisi olduğunuzu bildiriniz.Çocuğunuzun mahrem ve kişisel bilgilerin paylaşılmaması,resim ve görüntü iletmemesi internet üzerinden kişilerle kavga ve tartışmaya katılmaması konusunda uyarınız.

7-Çocuğunuzun güvenmediğiniz ve kontrol edemediğiniz ortamlarda(internet cafe vb.)bulunmasına izin vermeyiniz.

8-Öncelikle internet ve bilgisayar kullanımı konusunda ona iyi örnek olmalısınız. Saatlerce bilgisayarın başından kalkmayan anne babalar, çocuklarına aynı konuda nasıl sınır koyacaklar?Bunu tahmin etmek zor değildir.

9-Çocuğunuzun uygun olmayan sitelere girmesini engellemek için site filtrelerini kullanınız.

10-Kontrolün sizden çıktığını, çocuğunuzun bilgisayar ve internet bağımlısı olduğunu düşündüğünüzde acilen profesyonel yardım alınız.

11-Yukarıda söz ettiğimiz bazı psikopatolojilerde bilgisayar bağımlısı olma riski daha yüksektir.Böyle bir çocuğa sahip olan ebeveynin daha dikkatli olması gerekir.Ayrıca temelde yatan psikopatoloji tedavi edilmeyen bilgisayar bağımlılığı sorunu çözülemez.Örneğin depresif ya da dürtü kontrol sorunu olan bir çocuğun öncelikle bu sorunu çözmek gerekir ki bilgisayar bağımlılığından kurtulabilsin.

Dr. Ava Özgün

CETAD derneğinin vermiş olduğu eğitim programını tamamlayarak Cinsel Terapi Uzmanlığı ünvanını almaya hak kazandı.

Yazının Devamı

Cinsel Terapist

Cinsel Terapist- Antalya ile ilgili www.antalyacinselterapist.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sınav Kaygısı

Sınav Kaygısı - Antalya ile ilgili www.sinavkaygisiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Aile Terapisi

Aile Terapisi - Antalya ile ilgili www.antalyaaileterapisi.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sosyal Fobi

Sosyal Fobi - Antalya ile ilgili www.sosyalfobiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuk Psikoloğu

Çocuk Psikoloğu - Antalya ile ilgili www.antalyacocukpsikologu.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuğun İletişimsel Konumu

Çocuğun iletişimsel konumu, genelde aile içindeki çocuk sayısı, çocuğa verilen önem ve sağlanan olanaklara belirlenmektedir. Bu durumda, bireysel ilişkilerin de rolü son derece önemlidir. Her çocuğun, ailesi ile ilişiksinin kendi­ne özgü bir yönü bulunduğu gibi, yetişkinlerin de yaşama bakış açıları, çocuk edinmedeki bilinçleri, kendi yetiştirilme ortamları ve biçimleri de çocukları ile olan ilişkilerini son derece etkiler durumdadır. Çocuğun ilk iletişim stratejilerini biçimlendiren aile olduğundan, ailede, çocuk ile ilgilenen yetişkin sayısı ve bunların çocukla iletişimleri de son derece önemlidir.

Bireylerarası bir iletişim söz konusu olduğunda bunun sıklığı, yoğunluğu ve çocuğu içine alış biçimi de göz Önünde bulundurulmalıdır. Genelde ataerkil aile yapısı içinde iletişimsel konumu pek de önemli olmayan, hatta yetişkinlerin dünyasında söz hakkı bu­lunmayan çocuk, modem aile yapısında daha işlevsel ve daha merkezde bir iletişim konumuna kaymış bulunmaktadır. Geleceğin dünyasında ise 'tam mer­kezde' olacağı konusunda güçlü veriler bulunmaktadır. Çocukların, şu anda bilinçli ya da bilinçsiz olarak üstlendikleri bu görevi ne denli başarılı ve verimli biçimde yerine getirebilecekleri sorusu ise henüz yanıtlanamamaktadır. Bunun yanıtlanabilmesi de çocukların kimlikleri, konumlan ve bilgisel işlevsel açıdan ekımlenmeleri ile doğrudan bağlantılı görünmektedir.

Çocuğun iletişimsel konumunun belirlenmesi açısından, iletişime katılan bireylerin kendilerine ve karşılarındakine bakış açısı son derece önemlidir. Bir iletişim kuramcısı olan Dean Bamlund, iletişime giren bireyin altı değişik görü- görünümü olduğunu ileri sürmektedir. İki bireyin birbirleri ile olan iletişiminde bu görünüm şu biçimlerde karşımıza çıkabilmektedir.

Kendinizi nasıl gördüğünüz
Karşınızdakini nasıl gördüğünüz
Karşınızdaki bireyin sizi nasıl gördüğüne ilişkin sizin inancınız
Karşınızdaki bireyin kendisini nasıl gördüğü
Karşınızdaki bireyin sizi nasıl gördüğü
Karşınızdaki bireyin sizin onu nasıl gördüğünüze ilişkin inancı


Barnlund iletişim ortamında ortaya çıkan bu altı görünüme göre bireylerin iletişimi farklı değerlendirdikleri ve yönlendirip yapılandırdığını söylemektedir. Böylelikle ilişkilerimiz ve ilişkilerimize olan inançlarımızla oluşturulan iletişimimiz, toplumsal ve bireysel varlığımızı etkilemekte, yine karşılıklı olarak toplumsal ve bireysel varlığımız da ilişkilerimizi ve iletişim biçimimizi etkilemektedir. Önemli olan bir başka nokta da bireysel iletişimin ve bireysel iletişimin ve bireyler arası, iletişimin de yine bizim dışımızda biçimlendiği gerçeğidir.

Bu durumu, çocuğun içinde bulunduğu iletişim ortamı için ele alıp yorumlamak gerektiğinde, çocuğun aslında en yakınları ile birlikte iken bile büyük bir iletişim sorunu yaşamakta olduğunu görebiliriz. Örneğin.

Çocuk, kendisini ailenin bir bireyi olarak görür ve iletişim ortamların­da ailedeki diğer bireyler kadar duygu ve düşünce ortaklığında payı olduğunu düşünür.

Çocuk anne babasını, gerek bir yetişkin oldukları için gerekse kendisi açısından son derece önemli bireyler olarak gördüğü için iletişimin merkezine oturtmaya çalışmaktadır.

Buna karşın, anne baba çocuğu henüz bireyselliği oluşmamış, düşün­celerine önem verilmesi gerekmeyen bir birey olarak görmektedir.

Oysa çocuk, anne babasının yaşamında önemli bir yere sahip olduğu­nu düşünmekte ve kendi düşünce ve duygularının da onlar açısından eşit derecede önemli olduğuna inanmaktadır.

Bu yüzden anne baba çocuğu kendisini eğlendiren, oyalayan bir birey zaman zaman da canlı bir oyuncak olarak görür, bu yüzden zaman zaman dinler ve hatta belli konularda düşünce ve duygularını öğren­mek ister.

Çocuk kendini ifade edebildiği oranda rahatlar ve anne babasına olan inancı ve güveni artar. Daha iyi iletişim stratejileri geliştirmeye başlar

Kendi kendimizle konuşmamız durumunda bile, zihnimizde kurduğuz iletişim rolleri bu görünümleri içerir ve temsil eder konumdadır. Bu yüzden kendimizle olan iletişimimizde de kendi bakış açımızı geliştirmeye, yalnızca

Kendimize özgü iletişim algılama süreçlerini yaratmaya çalışırız. Buna karşın, gerçek yaşamdaki bireyler, bizim zihnimizdeki iletişim biçimlerinden ve ortam­larından habersiz bir şekilde davrandıklarından iletişim becerilerini ve farklı iletkim biçimlerini yalnızca içsel diyaloglarla canlandırdığımız iletişim ortam­larından çok, gerçek iletişim ortamlarından öğrenebiliriz.

Benzer biçimde, ister kendi kendimize kurduğumuz rollerde olsun, isterse bireylerarası iletişim biçimlerinde olsun, zihnimizde canlandırdığımız iletişim rolleri onaylandıkça, iletişim beklentileri gerçekleştikçe iletişim sürecektir. Ön­ceden canlandırılan iletişim rollerinde değişiklikler olduğunda, ya da beklentiler gerçekleşmeyip başka durumlar ortaya çıktığında da iletişim biçim değiştirecek­tir Bireyler de ya değişen iletişim biçimine göre zihinlerinde canlandırdıkları rolleri ve konumları değiştirecek, ya da bu konumların değişikliğine göre ileti­şim ortamına uyum sağlamaya çalışacaktır.

Çocukların, yapılan gereği iletişimin içselleştirilme evresinde oldukça et­kin oldukları görülmektedir. Tek başına oturan ya da oynayan çocukların da kendi kendilerine konuşup düşsel ortamlar ve diyaloglar ürettiklerini görmüşüz­dür Bunlar, çoğunlukla çocuğun gerçek yaşamda gerçekleştirmeye hazırlandık­tan konuşmalardır ya da daha önceden katıldıkları, izledikleri iletişim biçimle­rinin kendilerince uyarlanmış biçimleridir.

Çocuk, kendi sözel ve sözel olmayan iletişim becerilerini geliştirmeden önce uzunca bir algılama ve anlamlandırma sürecinden geçmektedir. Böylelikle eğer bireyleri inceleme ve kendini onlar arasında bir yerde konumlandırma fırsatı bulabilmektedir. İlk bilgiler genellikle toplanan verilere dayanılarak oluşturulmakta. İletişim süreci başladıktan sonra ortaya çıkan yeni veri akımına göre an yeniden biçimlendirilmektedir. Çocuğun, verilen algılama, işleme ve yeniden biçimlendirme hızı yetişkinlerle karşılaştırıldığında olağanüstüdür. Dikkatini iletişim ortamına veren çocuk, karşısındaki bireyin her sözcüğünü yüzündeki her mimiği algılayıp yorumlamakta ve buna göre tutumunu ve söylemini geliştirebilmektedir. Böylelikle çocukluktan başlayarak kendi imajını oluşturmaya, ne tip bir birey olduğumuzu belirleyip buna inanmaya ve diğer insanların bizi sınıflandırma biçimleri hakkında düşünceler edinmeye başlarız. Başka bireyleri gönderdikleri olumlu, olumsuz ya da yorumsuz, taraf­ın 'İçtiler her an için kendimizi ve iletilerimizi yeniden biçimlendirme olanağı yaratan nitelikte önemli verilerdir. Kendimizi tanımlamamız süreci ile birlikte iletişimi görüş biçimimiz de değişim gösterir.

İletişimin eylem olarak algılandığı durumda, yalnızca göndericinin etkinliği kabul edilmiştir ve alıcı ile hiçbir bildirişim ya da iletişim gerçekleşmeden, hatta zaman zaman aynı iletişim ortamı içinde bile bulunmadan bu gerçekleştirilebilmektedir. Başlangıçta, çocuğun kendine yönelik olmayan iletişim ortamlarında bulunması, iletilerin yalnızca gönderilişini ve almışını izler durumda olması buna bir örnek olarak verili Çocuk, kendisine iletiler gönderilmese de gönderici ve alıcı rollerini kavramaya bilmektedir. Daha sonraları, iletilerin alıcısı konumunda olan çocuk, yalnızca iletinin değil, göndericinin de ayırdına varmayı öğrenir. Örneğin, çocuğun annesinden masal dinlemesi, çocuğun yalnızca alıcı konumunda bulunmasını gerektirir. Benzer biçimde, "Baban ödevlerini yapmanı tembihlemişti", "Annen odanı toplamanı söyledi" biçiminde iletiler de göndericinin bireysel olarak bulunmadığı ortamda da alıcı çocuğa ulaşabilmektedir.

Ailenin çocuğa verdiği önem ve sağladığı konum ölçüsünde çocuk, giderek kendini daha yetkin ve iletişime katılabilen bir birey olarak görmeye başlar. Bu aşamada, iletişimi yalnızca kendisinin edilgen olarak alıcı konumunda bulunduğu bir eylem olmaktan çok bir bilgi ve ileti değişimi olarak görmeye başlayacak ve buna göre iletişim biçimini geliştirecektir. Bu aşamada ailenin ve toplumsal kuralların rolü son derece önemlidir. Kimi toplumlarda yetişkinlerin yanında bulunmasına bile izin verilmeyen çocuk, o ortamda bulunsa bile söze katılma yetkisi olmadığından sürekli olarak alıcı konumunda kalan bir birey olmayı seçecektir. Bu durumda, çocuğun iletişimin bu aşamasını kendi yaşıtları ile yaşaması söz konusu olacaktır. Yetişkin çocuk iletişimi ile çocuğun bir başka çocukla iletişimi arasında oldukça büyük bir fark bulunmaktadır. Burada seçilen iletişim rollerinden, kurulan tümce yapılarına ve sözcük seçim değin, gerek konusal gerek katılımsal açıdan oldukça değişik seçimler söz konusu olabilmektedir.

İletişimin karşılıklı bir eylem olduğunu düşünerek iletişime geçen birey iletilerin eş zamanlı iletimi konusunda belirgin bir çabaya girer. Genellikle daha iyi ilişkilerin kurulduğu, bireylerin kendilerini ve iletişime geçtikleri bireyleri daha iyi konumlandırmaları ile ortaya çıkan bu eş zamanlılık, bireyin oldukça etkin olmasını gerektirmektedir. Bu durumda yalnızca dinleme, yalnızca konuşma etkinlikleri yoktur.

Bireyin konuşurken de dinlemesi, dinlerken de ne söyleyeceğini hazırlaması gerekmektedir. Bu, çocuk açısından kendisine doğru fırlatılan yüzlerce topa çok kısa aralıklarla vurma ve onları geri gönderme oyunu gibidir. Daha önceden seçici bir biçimde birer birer ve daha uzun aralıklarla gelerek yanıtlanmayı bekleyen iletiler, şimdi daha hızlı ve sayıca artmış bir biçimde çocuğun karşısına çıkmaktadır. Bu tür bir iletişim eyleminde iletiler her yerde, her yöndedir ve anında yanıtlanması gerekmektedir. Zaman zaman alıcıların ve gönderenlerin çokluğu da iletişim sorunlarına katılır, yanlış anlaşılmalara neden olabilir. Aynı anda hemen birisi ile konuşmak, hem bir başkasına selam vermek hem televizyon izlemek hem de bir işle uğraşmak gibi karmaşık eylemler ileti dizilerinin çok kısa sürede ve yanılgıya neden olmayacak denli iyi kavranmalarını gerektirmektedir. Bir yandan da nasıl göründüğünüz ne söylediğiniz nasıl algıladığınız ve çevrenizde neler olup bittiğini kavramanızda gerektiğinden bu modelin ne denli üst düzey beceriler gerektirdiği ortaya çıkmaktadır.

KAYNAK: Nilüfer Pembecioğlu İLETİŞİM VE ÇOCUK

makale spotlar 5 spotlar govdealt 1spotlar govdealt 2spotlar govdealt 3spotlar govdealt 4
makale spotlar 6