spotlar 1 spotlar 2 spotlar 3

Duyurular

Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN

ava şirin özgünÖzel Nirvana Psikiyatri Polikliniğinde Görev Yapan Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN'ün Resmi Web Sitesi Yayına Başlamıştır.

www.avasirinozgun.com

DEPRESİFLER ALZHEIMERE YATKIN OLUYOR

depresif hastalar alzaymıra daha yakın oluyorMelankolik ve depresif hastaların,daha sık demans hastalıklarına yakalandığı tespit edildi.Uzun süre depresyondan yakınan ve psikolojik sorunlarla baş etmek zorunda kalan insanlar,psikolojik olarak stabil olanlara göre iki kat daha fazla Alzheimer’e yakalanıyorlar.

Yazının Devamı

NEOFOBİ (YENİLİK KORKUSU) ÖMRÜ KISALTIYOR

neofobi nirvana psikiyatriYeni bir şeye karşı duyulan belirgin korkular,yaşamı kısaltıyor.Neofobi insanlarda bir buçuk yaşlarından itibaren başlayabiliyor.Alışılmışın dışında olan bir tek olayla bile ,bu bozukluk ortaya çıkabiliyor.

Yazının Devamı

ANOREKSİYA ANFİZEME SEBEP OLABİLİYOR

anoreksiya nirvana psikiyatri polikliniğiŞikago'da yapılan Radiological Society of North America'nın (RSNA) yıllık toplantısında,anoreksiya nervosa'daki beslenme yetersizliğinin akciğer anfizemine neden olabileceği iddaa edildi.

Yazının Devamı

MİGRENE DE PSİKOTERAPİ

migren nirvana psikiyatriPsikoterapinin alt etme stratejileri ile kronik başağrılarına karşı da savaş verebiliyor.Düsseldorf’da yapılan bir sempozyumda,Heidelberg Üniversitesi’nden uzman psikolog Gideon Franck hastanın kendi bedeniyle ilişkisini değiştirmesi ana prensibine dayanan bu yöntemi,ilk kez baş ağrısı nedeniyle davranış bozuklukları gösteren çocukların tedavisinde denediğini açıkladı.

Yazının Devamı

DEPRESYONDAYSANIZ,YÜRÜYÜŞ YAPIN

depresyon nirvana psikiyatri polikliniğiDüzenli spor depresiflere iyi gelir;bu konuda uzmanların hepsi hemfikir.Bu sporların içinde en etkili olanı ise yürüyüş.Prof.Dr.Ulrich Bartmann,Würzburg Yüksek okulu'nun sağlık dergisinde yazdığı bir makalede,yürümenin jimnastik,voleybol vb tüm sporlardan daha yararlı olduğunu belirtti.

Yazının Devamı

Islak Yatak Hastalık Belirtisi Olabilir

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) tarafından yapılan araştırma, her 8 çocuktan 1 inin gece altını ıslattığın ı ortaya koydu. Şeker hastalığı ve kronik böbrek yetmezliğinin ilk belirtisinin "gece altına ıslatma" olduğu belirtildi.

Yazının Devamı

Ergenlikteki Aşırı Stres Öğrenmeyi Etkiliyor

Ergenlikte maruz kalınan aşırı stresin, beynin hafıza ve öğrenme ile ilgili bölümünde önemli ölçüde değişikliklere yol açabileceği bildirildi.

Yazının Devamı

Stres, Doğacak Bebeğin Zekasını Etkiliyor

Doğacak Bebeğin ZekasıLondra’daki Imperial College uzmanlarınca yapılan ve sonuçları Clinical Endocrinology dergisinde yayımlanan araştırma, ham ilenin yaşadığı stresin, gebeliğin 17. haftasından itibaren bebeği olumsuz etkilediğini gösterdi.

Yazının Devamı

Tv Seyretmeye Sınır Gelmeli

Tv Seyretmeye Sınır GelmeliTelevizyon insanın psikolojisini bozuyor Hacettepe Üniversitesince yapılan bir araştırmaya göre, aşırı televizyon izleme alışkanlığı çocuklarda uyku bozukluğuna yol açıyor.

Yazının Devamı

Stres İyileşmeyi Yavaşlatıyor

ABD’nin Chicago kentinde bulunan İllinois Üniversitesi’ndeki (UIC) araştırmacılar, hayvanlar üzerinde yaptıkları testlerde, hayvanlar stres altındayken yaralarının iyileşmesinin yavaşladığını, ancak ekstra oksijen alımının bu yavaşlamayı tersine döndürdüğü sonucuna ulaştılar.

Yazının Devamı

Strese Bağlı Hastalıklar Artıyor

Avrupa Parlamentosu’na sunulan bir araştırmada, modern hayatın kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığı uyansı yapıldı.

Yazının Devamı

Suça Karışan Çocuk Akranından Etkileniyor

Suça karışan çocuklar üzerinde akranlarının etkisinin büyük olduğu ortaya çıktı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Çocuk İhmali ve İstismarı Araştırma Biriminde görevli çocuk gelişim uzmanı Gülümser Gültekin Akduman’ın yaptığı araştırma, suça karışan çocuklarla ilgili çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu.

Yazının Devamı

Uykusuzluk çekenlere müzik

Artık koyun saymak gereksiz.Çünkü güzel bir uykunun sırrı, uyumadan önce 45 dakika kadar rahatlatıcı müzik dinlemek. Journ al of Advanced Nursing adlı sağlık dergisinin haberine göre

Yazının Devamı

Dikkat: Aile içi gerginlik çocuğun iştahını etkiler

Aile içindeki gerginlikler çocuğun iştahını olumsuz yönde etkiliyor. Ailedeki iletişim bozuklukları ve huzursuzlukların çocuğun ruhsal yaşamını doğrudan etkilediğini

Yazının Devamı

Depresyon riskinin en yüksek olduğu yaş 40’lar

Bilim adamlarının 80 ülkede 2 milyon kişi üzerinde yaptığı veri analizine göre, insanların depresyona en açık oldukları yaş 44. ABD’deki Warwick Üniversitesi ile

Yazının Devamı

Uyku, ruh sağlığının aynası

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, “Uykularımız düzenliyse genellikle ruh sağlığımız da yerinde demektir.

Yazının Devamı

Strese bağlı hastalıklar artıyor

Günlük yaşamın stresi yüksek tansiyona yol açıyor. Dünyada her yıl 17 milyon kişi kalp ve damar hastalıklarından ölüyor. Türkiye, yüksek tansiyon sorununun en hızlı arttığı ülkeler arasında...

Yazının Devamı

Beyindeki bozuk elektrik dalgaları depresyona, neden oluyor

Beynin işleyişini düzenleyin elektrik dalgalarındaki bozukluğun depresyona yol açabileceği ortaya çıktı. ABD’nin Stanford Üniversitesi’nden bilim adamlarının, fareler üzerinde yeni bir görüntüleme yöntemini

Yazının Devamı

Modern yaşam stres yapıyor

İngiltere’de yapılan iki araştırma daha, modern yaşamın büyük strese yol açtığı ve bir eyleri uykusuz bıraktığı görüşünü destekledi. Bir sigorta şirketi tarafından yapılan, 1001 kişinin katıldığı araştırmanın sonuçları,

Yazının Devamı

Elektronik posta strese sokuyor

İskoçya’da yapılan bir araştırmaya göre; işyerinde elektronik postaların çok sık kontrol edilmesi, çalış anların sinirlerini bozuyor.

Yazının Devamı

Aşırı Şişmanlık Psikolojiye Zarar

Bir ulusal sağlık araştırmasındaki 40 bin ABD’linin verilerinin değerlendirildiği çalışmada, obez erişkinlerin normal ağırlıktaki erişkinlere göre depresyon,

Yazının Devamı

Yatmadan Önce Ekran Karşına Geçmeyin

Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre; yatmadan önce bilgisayar ve televizyon karşısında fazla vakit geçirenler, bunu yapmayanlarla aynı uzunlukta uyusalar bile kendilerini daha yorgun ve daha az uyumuş hissediyor.

Yazının Devamı

Tek Seansta Sigaraya Son...!

Tek Seansta Sigaraya Son...!
Uzman Psikiyatrist ve Psikologlar Denetiminde Nirvana Sigara Bırakma Paketi Terapilerine Başlamıştır..

www.sigarabirakmaantalya.com

Ekonomik Kriz Ruh Sağlığını Tehdit Ediyor

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, ekonomik krizin, hem işverenlerde hem çalışanlarda hem de işsizlerde ruhsal problemlere yol açabileceğini söyledi.

Yazının Devamı

Şizofreninin Anahtarı Okulda

Dünyada her 100 kişiden birinin yakalanma ihtimali olan şizofreninin ilk fark edildiği yer okul. Çocuklarının öğretmenleri ve arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kuran aileler, çocuğun hastalığa yakalandığını çok çabuk anlayabiliyor.

Yazının Devamı

İntiharlar Önlenebilir

10 Eylül Dünya İntihar Önleme Günü dolayısıyla açıklama yapan Ankara Üniversitesi (AÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veli Duyan, ''intiharın, pek çok ülkede ve özellikle genç nüfus arasında tırmanma eğiliminde olduğunu'' belirterek, bunun günümüzde global bir sorun olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yazının Devamı

Cinselliği Tabu Olmaktan Çıkarmak İçin

Konya'da, Ulusal Gençlik Parlamentosu çatısı altında bir araya gelen üniversiteli gençler, ''Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı'' konulu kampanya başlattı. Kampanyayı çoğunluğunu Selçuk Üniversite Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerin oluşturduğu ''Yerel Gündem 21'' topluluğu başlattı.

Yazının Devamı

Otistik Çocuklar Sesleri Daha Geç Algılıyor

Otistik çocukların, sesleri normal çocuklardan daha geç algıladığı belirtildi. Söz konusu gecikmenin otizm hastalarını teşhis etmek için bir işaret olduğu düşünülüyor...


Yazının Devamı

Antidepresan Kullanımı 4 Yılda Yüzde 85 Arttı

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Dr. Halis Ulaş, sinir sistemi ilaçlarının kullanım sıklığının sürekli arttığını belirterek,

Yazının Devamı

Evlilik Öncesi Danışanlar Arttı

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Başkanı Dr. Cem Keçe, evlilik öncesi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin, Türkiye'de yeterince bilinmeyen ve anlaşılamayan bir kavram olduğunu söyledi.

Yazının Devamı

Biz Uyurken Sinir Hücrelerimiz de Uyuyor

ABD’nin Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden bilim insanları, alışılandan daha az uyunan bir gecenin ertesi gününde dikkat ve konsantrasyon azalıp öfke artarken beyinde neler olup bittiğini araştırdı.

Yazının Devamı

Hem Kaygı Yaratıyor Hem de Kaygıyı Yok Ediyor

Standford Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan bir araştırma, beyindeki bir bölgenin hem kaygıya neden olduğunu hem de kaygıyı yok edebildiğini ortaya çıkardı.

Yazının Devamı

Otizm Erkeklerde Neden Daha Fazla?

İki binden fazla otizm hastasının gen haritasını inceleyen ve sonuçlan otizm hastası olmayan kişilerinkiyle karşılaştıran Kanadalı bilim adamları, otizm hastası erkek çocuklarının yüzde 1 inde bu genin mutasyona uğradığını gördü.

Yazının Devamı

Bilgisayar Bağımlılığıyla İle İlgili Ailelere Öneriler

1- Bilgisayar evde en çok kullanılan ve herkesin döneminden sonra böyle gruplara katılıyor değildir. görebileceği bir merkezde tutulmalıdır, Böylece çocuğunuzun hangi sitelere girdiğini rahatlıkla kontrol edebilirsiniz.

2-Bilgisayar kullanımı konusunda evde kurallar oluşturunuz.Ders haricinde,hafta içi bilgisayar kullanımına (özel durumlar hariç) izin vermeyiniz.Hafta sonu kullanımına da saat kısıtlamaları getiriniz.

3-Çocuğunuzun oynadığı oyunları mutlaka kontrol ediniz.İçeriğinde şiddet,vahşet ve pornografi olan oyunlara asla izin vermeyiniz.

4-Çocuğunuzun bilgisayar ve internet kullanımı konusunda sizin otoritenizi kabul etmesini mutlaka sağlayınız.

5-Çocuğunuzun “sohbet gruplarına” katılmasına izin vermeyiniz.Ergenlik döneminden sonra böyle gruplara katılıyor ise kiminle görüştüğünü ve neler paylaştığını mutlaka kontrol ediniz.

6-Çocuğunuzu bilgisayar ve internet kullanımından doğacak tehlikeler konusunda uyarınız ve takipçisi olduğunuzu bildiriniz.Çocuğunuzun mahrem ve kişisel bilgilerin paylaşılmaması,resim ve görüntü iletmemesi internet üzerinden kişilerle kavga ve tartışmaya katılmaması konusunda uyarınız.

7-Çocuğunuzun güvenmediğiniz ve kontrol edemediğiniz ortamlarda(internet cafe vb.)bulunmasına izin vermeyiniz.

8-Öncelikle internet ve bilgisayar kullanımı konusunda ona iyi örnek olmalısınız. Saatlerce bilgisayarın başından kalkmayan anne babalar, çocuklarına aynı konuda nasıl sınır koyacaklar?Bunu tahmin etmek zor değildir.

9-Çocuğunuzun uygun olmayan sitelere girmesini engellemek için site filtrelerini kullanınız.

10-Kontrolün sizden çıktığını, çocuğunuzun bilgisayar ve internet bağımlısı olduğunu düşündüğünüzde acilen profesyonel yardım alınız.

11-Yukarıda söz ettiğimiz bazı psikopatolojilerde bilgisayar bağımlısı olma riski daha yüksektir.Böyle bir çocuğa sahip olan ebeveynin daha dikkatli olması gerekir.Ayrıca temelde yatan psikopatoloji tedavi edilmeyen bilgisayar bağımlılığı sorunu çözülemez.Örneğin depresif ya da dürtü kontrol sorunu olan bir çocuğun öncelikle bu sorunu çözmek gerekir ki bilgisayar bağımlılığından kurtulabilsin.

Dr. Ava Özgün

CETAD derneğinin vermiş olduğu eğitim programını tamamlayarak Cinsel Terapi Uzmanlığı ünvanını almaya hak kazandı.

Yazının Devamı

Cinsel Terapist

Cinsel Terapist- Antalya ile ilgili www.antalyacinselterapist.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sınav Kaygısı

Sınav Kaygısı - Antalya ile ilgili www.sinavkaygisiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Aile Terapisi

Aile Terapisi - Antalya ile ilgili www.antalyaaileterapisi.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sosyal Fobi

Sosyal Fobi - Antalya ile ilgili www.sosyalfobiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuk Psikoloğu

Çocuk Psikoloğu - Antalya ile ilgili www.antalyacocukpsikologu.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuğun Televizyon İzlerliği

Çocukların televizyon izlerliği ile ilgili çalışmalar, epeyce eskiye dayan­maktadır. Çocukların televizyonla yakınlaşmaları, endüstrileşme ile birlikte baba­ların yanı sıra annelerin de çalışmasının gündeme gelmesiyle başlamıştır denilebi­lir. Öte yandan, özellikle Amerika'da gündemde olan çok çocuklu ev hanımları­nın televizyonu bir anlamda çocuk bakıcısı olarak görmeleri, küçük çocukların ağlamaması, eğlenmesi ve hoşça vakit geçirmesi için öğünlerini televizyon karşı­sında yemeleri, oynamaları ve uyumaları ile çocukların televizyonla iletişimleri­nin aile bireyleri tarafından onaylanarak teşvik edildiği de söylenebilir. Ancak asıl televizyon çocuk ilişkisinin kanalların çoğalması, giderek evdeki televizyon sayı­sının artması ve kumandanın gitgide çocukların eline geçmesi ile bağlantılı oldu­ğunu belirtmek gerekiyor. Bu nedenle, televizyon-çocuk ilişkisi gündeme geldi­ğinde, ailenin tutumu, izlenilen yer, izleme sıklığı ve yoğunluğu ile televizyonun ölçümlenen etkileri gibi bazı etkenlerin göz önünde bulundurulması gerekiyor.

Sinemada olduğu gibi, televizyonda da çocuğun neyi izlediği ve bundan nasıl ve ne derece etkilendiği önemlidir. Yetişkinler tarafından çocuklara yöne­lik olarak görülen ve onlara sunulan programların niteliği bir yana, çocukların bu programların ne kadarını kendilerine yönelik gördüğü ve gerçekte hangi programları izledikleri ya da izleyebildikleri daha önem kazanmaktadır.

Çocuğun televizyondan aldıkları ya da alabilecekleri göz önünde bulun­durulduğunda, bunun olumlu etkileri söz konusu olduğundan, aileler, televizyon izleme konusundaki başlangıçtaki kısıtlamalardan vazgeçmiş, televizyon yayın­lan, kapalı yayınlar ve çeşitli eğitim izlenecekleri şeklinde okullara ve ders müf­redatına kadar girmiş, hatta uzaktan ve açık öğretimin bir aracı olarak sıkça kullanılır bir noktaya gelmiştir. Bunun yanı sıra çocuklar açısından televizyon izlemenin olası olumsuz etkileri göz önünde bulundurulduğunda pek çok uz­man, eğitimci ve aile bireyi televizyonun karşısında durmakta ve adeta birbirleri ile yarışırcasına televizyon izlemenin çocuk açısından zararlarından ve araştır­malarının sonuçlarından söz etmektedirler. Şurası çok açıktır ki, televizyon, yalnızca belli tür iletileri göndermeye yarayan bir araçtır. Önemli olan bu aracın kimler tarafından ne amaçla, ne sıklık ve yoğunlukla ve ne kadar süre ile kullanıldığıdır. Televizyonun araç konumundan çıkıp televizyon izleyiciliğinin amaç olarak konumlandırıldığı durumlarda elbette bu yanlış kullanımdan kaynaklanan sorunlar çıkacaktır karşımıza.

Gitgide çoğalan televizyon kanalları ile birlikte artan program sayısı ve çeşidi, bireyleri yetişkin ve çocuk demeden belli program ve kanalları seçmeye yönlendirmektedir. Tüm dünyanın içinde olduğu büyük ekonomik sıkıntı ve teknik altyapı yetersizliği, televizyon kanallarında yayınlanan programların büyü çoğunluğunun yabancı kaynaklı olmasına ortam hazırlamaktadır. Yabancı kültürleri tanıma ve yabancı dilleri öğrenme, farklı yaşam biçimleri ve yaşamdan beklentiler ile ilgili bilgiler edinme eğilimi de izleyicilerin bu yabancı kaynaklı programlara oldukça olumlu yaklaşmasını, hatta özellikle bunları izlemeyi arzulaya bir görüntü çizmesini kolaylaştırmaktadır. Sonuçta, bugün yerli/yabancı yapım dendiğinde bütün ülkelerin kanayan bir yarasına parmak basılmaktadır.

Artan TV kanalları ve yayın saatleri, yayıncıları pek çok dolgu malzemesi kullanmaya, nitelikli programların daha az ve en çok izlenen saatlerde yayınlan programlar halın gelmesine, yalnızca bu programlar için belli bir bütçenin denkleştirilmesine, diğer yayın saatlerinde ise daha düşük maliyetli ve yabancı programlara ağırlık veril meşine neden olmaktadır. Bu da izleyicilerin genellikle kendilerine uygun olma yan, kendi kültür ve yaşantıları ile bağdaşmayan düşük bütçeli yapımlarla baş başa kalmaları anlamına gelmektedir. Avrupa'nın ve Amerika nın özel olarak hazırlanan programlarının konusal bir dökümü yapıldığında çocuklar için hazırlanan vı eğitsel nitelik taşıyan yayınların oldukça az olduğunu görmekteyiz. Bu durumda kendilerine yönelik program bulamayan izleyiciler, özellikle de çocuklar, daha çok konulu film izlemeyi seçmektedir. Bu seçim, yalnızca ülkemizde değil, tün dünyada korkutucu boyutlara ulaşmaktadır. Batılı bir çocuğun günde izlediği film sayısı 5'in üzerindedir. Bunun da ötesinde bu filmler çocuklara ve her ülke izleyicine uygun da olmayabilmektedir.

Pecora2000'de 155 milyon dolara yaklaşan çocuk harçlıklarının harcama biçiminin geçmiştekinden çok farklı olduğunu dile getirirken, onların bir zamanlar tüketici olarak görülmediği zamanlardan, medyanın çocukları göz önünde bulundurarak biçimlendirilmediği bir zaman diliminden söz etmektedir aslında.

1948'de Amerika genelinde hemen hemen 100.000 televizyon alıcısının bulunduğu varsayıldığında, televizyonun çocuklara verebileceği fiziksel, düşün­sel ve duygusal zararın boyutlarının ne olabileceği henüz bilinmiyordu 1959'larda her 8 evden 7'sine bir televizyon girdiğinde, (toplam 50 milyon) çocuklar televizyonla karşılaşmış oldular. Böyle bir karşılaşmanın faturasını da öncelikle Amerikan toplumunun ödemekte olduğu da bilinmektedir. Her ne kadar bilinmez dünyaları evimize kadar getiren, bilginin ve yaratıcılığın kaynağı gibi görülmeye çalışılan bir araç da olsa, televizyon, bilgiden bağımsız yetişmesine neden olmaktadır. Son on yılda çocukların televizyonda izledikleri filmle­rin, dizilerin, reklamların bir dökümü yapıldığında, bilgiden bağımsız tanımı ile nedenmek istendiği açığa çıkacaktır. Bu yalnızca Amerikan toplumunda değil, böyle hızlı bir gelişimi göğüslemek zorunda kalan hemen her toplumda aynı soruna yol açmıştır.

Televizyondan önce, bilginin çocuğa akışı adeta adım adım anne-baba ve eğitmenlerce belirlenebiliyor ve dilendiğinde denetlenebiliyordu, ancak, günü­müzde, bilgisayar ile karşılaştırıldığında neredeyse masum kalan televizyon, bu bilgi akışından sorumlu noktaya taşınmıştı. Üstelik çocuklar bu bilgi akışına, evden, hatta odalarından bile çıkmadan sahip olabilmekteydiler. Çalışan anne­ler, bireyselleşen toplum yaşantısı ve yaygınlaşan teknoloji yüzünden, televiz­yon ile geçirdikleri zaman da gitgide artmaktaydı. Buna, önceleri altyapı yeter­sizliğinden farklı zaman dilimlerinde yinelenen programlar da eklendiğinde, Bandura'nm sözünü ettiği 'ekimleme'lerin gerçekleşebileceği alan oluşmuştu. Televizyon söz konusu olduğunda çocuğu etkileyenin ne olduğu konusunda pek çok araştırma yapılmış ve yapılmaktadır. İzlenen yayının niteliği, sıklığı mı, etkileyiciliği mi yoksa yayın içindeki karakterlerin temsil nitelikleri mi daha etkin olmaktadır. Yinelemelerin oranı ve etkinliği ile izleme sürecinin özellikle- n de ayrıca incelenmektedir. İzlemelerin tek başına ya da bir başkası ile gerçek­leştirilmesinden, izleyici yaş grubu, eğitim ve sosyo ekonomik düzeyine dek, cinsiyet etmenleri de göz ardı edilmeden akla gelebilecek her bir ayırt edici özel­lik ayrı ayrı ve diğer değişkelerle birlikte ölçümlenmeye çalışılmıştır.

1950'lerde 6. sınıftaki bir öğrenci, günün ortalama 3 saatini televizyon iz­lemeye ve 15 dakika radyo dinlemeye ayırmaktayken, on yıl sonrasında bu zaman dilimi 4 saate çıkmış ve buna günde 2 saat radyo dinleyiciliği eklenmiştir. ; Günümüzde ise çocukların en az 6 saat televizyon izleyiciliği ve 5 saate yakın radyo ya da müzik dinleyiciliği söz konusudur. Buna diğer medya ile geçirilen r zaman da eklendiğinde, çocuğun 8–10 saate varan zamanını medya etkinlikleri ile geçirdiği düşünülmektedir.

Araç sahipliği göz önünde bulundurulduğunda, Amerika'da günümüzde 2-7 arasındaki yaş sıradan bir çocuğun evinde 3 televizyon, 3 kasetçalar, 3 rad­yo, 2 videokaset çalar, 2 CD çalar, 1 Video Oyunları Oynatıcısı, 1 bilgisayar bunmaktadır. Yaş artıp 8-12 arasına ulaştığında ise, bu oranlar daha da aktadır. 2001 sayılarına göre, okul çağındaki çocukların % 67'sinin evlerinde internet erişimi olduğu, 15-17 yaş gençler söz konusu olduğunda in ise bu oranın %83'e çıktığı görülmektedir. Çocuklar söz konusu olduğunda medya aracı sahipliğinin ekonomik gelir, sosyal statü ya da siyah-beyaz (ve hispanik) kökenden çok fazla etkilenmediği görülmektedir. Yalnızca düşük gelir gruprında ve siyah-hispanik kökenli ailelerde evde kişi başına düşen televizyon da CD çalar oranı biraz daha düşmekte, ancak bu oranın düşmesi çocuğun medya erişimini pek fazla değiştirmemektedir. Çocukların araç sahipliği g önünde bulundurulduğunda, kendi yatak odasında kendine ait aracı bulunan 2 ve 8–18 yaş çocukların oranı aşağıdaki tabloda görülmektedir.

Araç

2–7 yaş %

8–18 yaş %

Televizyon

32

65

Video Kaset Çalar

16

36

Radyo

43

86

Kaset / CD Çalar

38

88

Video Oyun Oynatıcı

13

45

Bilgisayar

6

21

Medya aracı sahipliğinde kız çocuk ve erkek çocuk arasında Video Oyun Oynatıcı dışındaki sınıflarda pek fazla fark görülmemektedir. Televizyon sahi kızların erkeklere oranı % 69 ile % 61 oranında kızlar lehinedir. Aynı oran radyo (%88'e % 85) ve CD çalar sahipliğinde (%90'a %86) yine kızlar lehine olmasına karşın, oyun oynatıcılar (kısaca play station) söz konusu olduğunda %30'a %f gibi bir fark çıkmaktadır karşımıza. Elbette, yalnızca sahiplik konusu, medyan etkisi konusunda pek fazla yol gösterici olmamaktadır. Sahipliğin yanı sıra bu sahipliğin hangi oranda, ne şekilde değerlendirildiği, bunun da ötesinde, çocuğu medya aracı sahipliğine ailenin nasıl bir tutumla yaklaştığı da çok önemlidir.

Kaynak: Nilüfer Pembecioğlu İletişim Ve Çocuk

web tasarım

makale spotlar 5 spotlar govdealt 1spotlar govdealt 2spotlar govdealt 3spotlar govdealt 4
makale spotlar 6