spotlar 1 spotlar 2 spotlar 3

Duyurular

Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN

ava şirin özgünÖzel Nirvana Psikiyatri Polikliniğinde Görev Yapan Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN'ün Resmi Web Sitesi Yayına Başlamıştır.

www.avasirinozgun.com

DEPRESİFLER ALZHEIMERE YATKIN OLUYOR

depresif hastalar alzaymıra daha yakın oluyorMelankolik ve depresif hastaların,daha sık demans hastalıklarına yakalandığı tespit edildi.Uzun süre depresyondan yakınan ve psikolojik sorunlarla baş etmek zorunda kalan insanlar,psikolojik olarak stabil olanlara göre iki kat daha fazla Alzheimer’e yakalanıyorlar.

Yazının Devamı

NEOFOBİ (YENİLİK KORKUSU) ÖMRÜ KISALTIYOR

neofobi nirvana psikiyatriYeni bir şeye karşı duyulan belirgin korkular,yaşamı kısaltıyor.Neofobi insanlarda bir buçuk yaşlarından itibaren başlayabiliyor.Alışılmışın dışında olan bir tek olayla bile ,bu bozukluk ortaya çıkabiliyor.

Yazının Devamı

ANOREKSİYA ANFİZEME SEBEP OLABİLİYOR

anoreksiya nirvana psikiyatri polikliniğiŞikago'da yapılan Radiological Society of North America'nın (RSNA) yıllık toplantısında,anoreksiya nervosa'daki beslenme yetersizliğinin akciğer anfizemine neden olabileceği iddaa edildi.

Yazının Devamı

MİGRENE DE PSİKOTERAPİ

migren nirvana psikiyatriPsikoterapinin alt etme stratejileri ile kronik başağrılarına karşı da savaş verebiliyor.Düsseldorf’da yapılan bir sempozyumda,Heidelberg Üniversitesi’nden uzman psikolog Gideon Franck hastanın kendi bedeniyle ilişkisini değiştirmesi ana prensibine dayanan bu yöntemi,ilk kez baş ağrısı nedeniyle davranış bozuklukları gösteren çocukların tedavisinde denediğini açıkladı.

Yazının Devamı

DEPRESYONDAYSANIZ,YÜRÜYÜŞ YAPIN

depresyon nirvana psikiyatri polikliniğiDüzenli spor depresiflere iyi gelir;bu konuda uzmanların hepsi hemfikir.Bu sporların içinde en etkili olanı ise yürüyüş.Prof.Dr.Ulrich Bartmann,Würzburg Yüksek okulu'nun sağlık dergisinde yazdığı bir makalede,yürümenin jimnastik,voleybol vb tüm sporlardan daha yararlı olduğunu belirtti.

Yazının Devamı

Islak Yatak Hastalık Belirtisi Olabilir

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) tarafından yapılan araştırma, her 8 çocuktan 1 inin gece altını ıslattığın ı ortaya koydu. Şeker hastalığı ve kronik böbrek yetmezliğinin ilk belirtisinin "gece altına ıslatma" olduğu belirtildi.

Yazının Devamı

Ergenlikteki Aşırı Stres Öğrenmeyi Etkiliyor

Ergenlikte maruz kalınan aşırı stresin, beynin hafıza ve öğrenme ile ilgili bölümünde önemli ölçüde değişikliklere yol açabileceği bildirildi.

Yazının Devamı

Stres, Doğacak Bebeğin Zekasını Etkiliyor

Doğacak Bebeğin ZekasıLondra’daki Imperial College uzmanlarınca yapılan ve sonuçları Clinical Endocrinology dergisinde yayımlanan araştırma, ham ilenin yaşadığı stresin, gebeliğin 17. haftasından itibaren bebeği olumsuz etkilediğini gösterdi.

Yazının Devamı

Tv Seyretmeye Sınır Gelmeli

Tv Seyretmeye Sınır GelmeliTelevizyon insanın psikolojisini bozuyor Hacettepe Üniversitesince yapılan bir araştırmaya göre, aşırı televizyon izleme alışkanlığı çocuklarda uyku bozukluğuna yol açıyor.

Yazının Devamı

Stres İyileşmeyi Yavaşlatıyor

ABD’nin Chicago kentinde bulunan İllinois Üniversitesi’ndeki (UIC) araştırmacılar, hayvanlar üzerinde yaptıkları testlerde, hayvanlar stres altındayken yaralarının iyileşmesinin yavaşladığını, ancak ekstra oksijen alımının bu yavaşlamayı tersine döndürdüğü sonucuna ulaştılar.

Yazının Devamı

Strese Bağlı Hastalıklar Artıyor

Avrupa Parlamentosu’na sunulan bir araştırmada, modern hayatın kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığı uyansı yapıldı.

Yazının Devamı

Suça Karışan Çocuk Akranından Etkileniyor

Suça karışan çocuklar üzerinde akranlarının etkisinin büyük olduğu ortaya çıktı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Çocuk İhmali ve İstismarı Araştırma Biriminde görevli çocuk gelişim uzmanı Gülümser Gültekin Akduman’ın yaptığı araştırma, suça karışan çocuklarla ilgili çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu.

Yazının Devamı

Uykusuzluk çekenlere müzik

Artık koyun saymak gereksiz.Çünkü güzel bir uykunun sırrı, uyumadan önce 45 dakika kadar rahatlatıcı müzik dinlemek. Journ al of Advanced Nursing adlı sağlık dergisinin haberine göre

Yazının Devamı

Dikkat: Aile içi gerginlik çocuğun iştahını etkiler

Aile içindeki gerginlikler çocuğun iştahını olumsuz yönde etkiliyor. Ailedeki iletişim bozuklukları ve huzursuzlukların çocuğun ruhsal yaşamını doğrudan etkilediğini

Yazının Devamı

Depresyon riskinin en yüksek olduğu yaş 40’lar

Bilim adamlarının 80 ülkede 2 milyon kişi üzerinde yaptığı veri analizine göre, insanların depresyona en açık oldukları yaş 44. ABD’deki Warwick Üniversitesi ile

Yazının Devamı

Uyku, ruh sağlığının aynası

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, “Uykularımız düzenliyse genellikle ruh sağlığımız da yerinde demektir.

Yazının Devamı

Strese bağlı hastalıklar artıyor

Günlük yaşamın stresi yüksek tansiyona yol açıyor. Dünyada her yıl 17 milyon kişi kalp ve damar hastalıklarından ölüyor. Türkiye, yüksek tansiyon sorununun en hızlı arttığı ülkeler arasında...

Yazının Devamı

Beyindeki bozuk elektrik dalgaları depresyona, neden oluyor

Beynin işleyişini düzenleyin elektrik dalgalarındaki bozukluğun depresyona yol açabileceği ortaya çıktı. ABD’nin Stanford Üniversitesi’nden bilim adamlarının, fareler üzerinde yeni bir görüntüleme yöntemini

Yazının Devamı

Modern yaşam stres yapıyor

İngiltere’de yapılan iki araştırma daha, modern yaşamın büyük strese yol açtığı ve bir eyleri uykusuz bıraktığı görüşünü destekledi. Bir sigorta şirketi tarafından yapılan, 1001 kişinin katıldığı araştırmanın sonuçları,

Yazının Devamı

Elektronik posta strese sokuyor

İskoçya’da yapılan bir araştırmaya göre; işyerinde elektronik postaların çok sık kontrol edilmesi, çalış anların sinirlerini bozuyor.

Yazının Devamı

Aşırı Şişmanlık Psikolojiye Zarar

Bir ulusal sağlık araştırmasındaki 40 bin ABD’linin verilerinin değerlendirildiği çalışmada, obez erişkinlerin normal ağırlıktaki erişkinlere göre depresyon,

Yazının Devamı

Yatmadan Önce Ekran Karşına Geçmeyin

Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre; yatmadan önce bilgisayar ve televizyon karşısında fazla vakit geçirenler, bunu yapmayanlarla aynı uzunlukta uyusalar bile kendilerini daha yorgun ve daha az uyumuş hissediyor.

Yazının Devamı

Tek Seansta Sigaraya Son...!

Tek Seansta Sigaraya Son...!
Uzman Psikiyatrist ve Psikologlar Denetiminde Nirvana Sigara Bırakma Paketi Terapilerine Başlamıştır..

www.sigarabirakmaantalya.com

Ekonomik Kriz Ruh Sağlığını Tehdit Ediyor

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, ekonomik krizin, hem işverenlerde hem çalışanlarda hem de işsizlerde ruhsal problemlere yol açabileceğini söyledi.

Yazının Devamı

Şizofreninin Anahtarı Okulda

Dünyada her 100 kişiden birinin yakalanma ihtimali olan şizofreninin ilk fark edildiği yer okul. Çocuklarının öğretmenleri ve arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kuran aileler, çocuğun hastalığa yakalandığını çok çabuk anlayabiliyor.

Yazının Devamı

İntiharlar Önlenebilir

10 Eylül Dünya İntihar Önleme Günü dolayısıyla açıklama yapan Ankara Üniversitesi (AÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veli Duyan, ''intiharın, pek çok ülkede ve özellikle genç nüfus arasında tırmanma eğiliminde olduğunu'' belirterek, bunun günümüzde global bir sorun olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yazının Devamı

Cinselliği Tabu Olmaktan Çıkarmak İçin

Konya'da, Ulusal Gençlik Parlamentosu çatısı altında bir araya gelen üniversiteli gençler, ''Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı'' konulu kampanya başlattı. Kampanyayı çoğunluğunu Selçuk Üniversite Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerin oluşturduğu ''Yerel Gündem 21'' topluluğu başlattı.

Yazının Devamı

Otistik Çocuklar Sesleri Daha Geç Algılıyor

Otistik çocukların, sesleri normal çocuklardan daha geç algıladığı belirtildi. Söz konusu gecikmenin otizm hastalarını teşhis etmek için bir işaret olduğu düşünülüyor...


Yazının Devamı

Antidepresan Kullanımı 4 Yılda Yüzde 85 Arttı

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Dr. Halis Ulaş, sinir sistemi ilaçlarının kullanım sıklığının sürekli arttığını belirterek,

Yazının Devamı

Evlilik Öncesi Danışanlar Arttı

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Başkanı Dr. Cem Keçe, evlilik öncesi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin, Türkiye'de yeterince bilinmeyen ve anlaşılamayan bir kavram olduğunu söyledi.

Yazının Devamı

Biz Uyurken Sinir Hücrelerimiz de Uyuyor

ABD’nin Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden bilim insanları, alışılandan daha az uyunan bir gecenin ertesi gününde dikkat ve konsantrasyon azalıp öfke artarken beyinde neler olup bittiğini araştırdı.

Yazının Devamı

Hem Kaygı Yaratıyor Hem de Kaygıyı Yok Ediyor

Standford Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan bir araştırma, beyindeki bir bölgenin hem kaygıya neden olduğunu hem de kaygıyı yok edebildiğini ortaya çıkardı.

Yazının Devamı

Otizm Erkeklerde Neden Daha Fazla?

İki binden fazla otizm hastasının gen haritasını inceleyen ve sonuçlan otizm hastası olmayan kişilerinkiyle karşılaştıran Kanadalı bilim adamları, otizm hastası erkek çocuklarının yüzde 1 inde bu genin mutasyona uğradığını gördü.

Yazının Devamı

Bilgisayar Bağımlılığıyla İle İlgili Ailelere Öneriler

1- Bilgisayar evde en çok kullanılan ve herkesin döneminden sonra böyle gruplara katılıyor değildir. görebileceği bir merkezde tutulmalıdır, Böylece çocuğunuzun hangi sitelere girdiğini rahatlıkla kontrol edebilirsiniz.

2-Bilgisayar kullanımı konusunda evde kurallar oluşturunuz.Ders haricinde,hafta içi bilgisayar kullanımına (özel durumlar hariç) izin vermeyiniz.Hafta sonu kullanımına da saat kısıtlamaları getiriniz.

3-Çocuğunuzun oynadığı oyunları mutlaka kontrol ediniz.İçeriğinde şiddet,vahşet ve pornografi olan oyunlara asla izin vermeyiniz.

4-Çocuğunuzun bilgisayar ve internet kullanımı konusunda sizin otoritenizi kabul etmesini mutlaka sağlayınız.

5-Çocuğunuzun “sohbet gruplarına” katılmasına izin vermeyiniz.Ergenlik döneminden sonra böyle gruplara katılıyor ise kiminle görüştüğünü ve neler paylaştığını mutlaka kontrol ediniz.

6-Çocuğunuzu bilgisayar ve internet kullanımından doğacak tehlikeler konusunda uyarınız ve takipçisi olduğunuzu bildiriniz.Çocuğunuzun mahrem ve kişisel bilgilerin paylaşılmaması,resim ve görüntü iletmemesi internet üzerinden kişilerle kavga ve tartışmaya katılmaması konusunda uyarınız.

7-Çocuğunuzun güvenmediğiniz ve kontrol edemediğiniz ortamlarda(internet cafe vb.)bulunmasına izin vermeyiniz.

8-Öncelikle internet ve bilgisayar kullanımı konusunda ona iyi örnek olmalısınız. Saatlerce bilgisayarın başından kalkmayan anne babalar, çocuklarına aynı konuda nasıl sınır koyacaklar?Bunu tahmin etmek zor değildir.

9-Çocuğunuzun uygun olmayan sitelere girmesini engellemek için site filtrelerini kullanınız.

10-Kontrolün sizden çıktığını, çocuğunuzun bilgisayar ve internet bağımlısı olduğunu düşündüğünüzde acilen profesyonel yardım alınız.

11-Yukarıda söz ettiğimiz bazı psikopatolojilerde bilgisayar bağımlısı olma riski daha yüksektir.Böyle bir çocuğa sahip olan ebeveynin daha dikkatli olması gerekir.Ayrıca temelde yatan psikopatoloji tedavi edilmeyen bilgisayar bağımlılığı sorunu çözülemez.Örneğin depresif ya da dürtü kontrol sorunu olan bir çocuğun öncelikle bu sorunu çözmek gerekir ki bilgisayar bağımlılığından kurtulabilsin.

Dr. Ava Özgün

CETAD derneğinin vermiş olduğu eğitim programını tamamlayarak Cinsel Terapi Uzmanlığı ünvanını almaya hak kazandı.

Yazının Devamı

Cinsel Terapist

Cinsel Terapist- Antalya ile ilgili www.antalyacinselterapist.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sınav Kaygısı

Sınav Kaygısı - Antalya ile ilgili www.sinavkaygisiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Aile Terapisi

Aile Terapisi - Antalya ile ilgili www.antalyaaileterapisi.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sosyal Fobi

Sosyal Fobi - Antalya ile ilgili www.sosyalfobiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuk Psikoloğu

Çocuk Psikoloğu - Antalya ile ilgili www.antalyacocukpsikologu.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuk Merkezli Tüketim

çocuklarda tüketim psikiyatrist antalyaGünümüzde çocukların zamanlarını nasıl harcadıkları da büyük bir merak Konusu. Çocukların zaman geçirme biçimleri gerçekten çok önemli, çünkü buna göre tüm yaşam biçimi belirlenmekte, tüketim alışkanlıkları saptanabilmektedir. Küçük çocukların uyku ve yemekle geçen zamanının dışında ne yapakları da çeşitli araştırmaların...>

Günümüzde çocukların zamanlarını nasıl harcadıkları da büyük bir merak Konusu. Çocukların zaman geçirme biçimleri gerçekten çok önemli, çünkü buna göre tüm yaşam biçimi belirlenmekte, tüketim alışkanlıkları saptanabilmektedir. Küçük çocukların uyku ve yemekle geçen zamanının dışında ne yapakları da çeşitli araştırmaların konusu olmuş durumdadır.Çocuklar büyüdükçe, uykuya ve yemek yemeye ayırdıkları zaman da azalmakta ve hemen hemen bütün zamanlarını yetişkinler gibi, yaşamın diğer olanaklarından faydalanmak için harcamaktadır.

1993-1995 arasında University of Mryland tarafından gerçekleştirilen bir araştırmada belirli etkinliklere belirli yaş gruplarında haftada kaç saat ayrıldığı atanmıştır. Alışveriş süresi, anne-baba ile birlikte alışverişe gidilen süreyi kapsamaktadır. Bu etkinlikler göz önünde bulundurulduğunda, konumuzla ilgili olan örneğin TV izleme alışkanlığının yaşla orantılı olarak arttığı ve kız çocuklarında erkeklerden çok daha fazla olduğu dikkati çekmektedir.

Genelde, gerek ailede, gerekse toplumda çocuğun üretici olması beklenmez. Ancak bu, çocuğun yalnızca tüketici konumda görülmesi anlamına gelmemektedir. Çocuğun tüketici olarak görülmesi, son yıllarda onların tüketim alışkanlıklarında oluşan farklılar ile gündeme gelmiştir. Çocuk, özel üreticiler ve reklamcılar açısından tüketime özendirilebilecek, belli tül alışkanlıkları yerleştirilebilecek, kolayca etkilenebilecek konumda olmaları nedeniyle çocukların tüketici olarak görülmesi daha önemli bir duruma geçmiştir.

Bunun da ötesinde, ailenin içinde artan çocuk sayısının da etkisiyle, genç nüfus içinde çocukların oranının da gitgide artması onların kendi tüketimi, de ve onlar adına yapılan tüketimlerde önemli miktarlara ulaşılmasının baş nedeni haline gelmiştir. Üreticiler ve reklamcılar, hem çocukların kendilerinin, kendi küçük ancak gitgide büyüyen harçlıkları ile yaptıkları alımların, hem de yetişkinlerin onlar adına gerçekleştirdikleri alımların ne kadar olduğunu hesaplamaya başladıklarından ben, çocuğun "tüketici kimliği" çok önemli ve belirleyici bir biçime dönüşmüştür.

Çocukların artık eski çocuklar gibi olmadı., kendilerine ait bir bütçeleri ve kendilerine ait bir seçimleri olduğunu beli Texas, A & M University Marketing Department Profesörü, James McNeal da belirlediği gibi, çocukların kendi kendilerine satın aldıkları arasında bir çocuğun isteyebileceği her şey yer almakta, üstelik bunlara ödenen tutarlar oldukça büyük rakamlara ulaşmaktadır. Bu da çocukların, her konuda olduğu gibi satın alma konusunda da 'rastlantısal' rollerle yetinmediklerini, 'bilinçli, 'seçici' hatta 'yönetici' tüketici durumuna geldiklerinin bir göstergesidir.

Değişen aile düzenleri ve toplum yapıları nedeniyle, çocukların ailede 'yönetilen konumundan 'yönetici' konumuna gelmeleri de onların farklı tüketici rolleri- oynadıklarını görmemizi sağlamıştır. Çocukların iletişim metinlerinde alıcı, tüketici, izleyici rollerini dört grupta toplamak olasıdır.

a. Rastlantısal Tüketici: Bu durum, genellikle çocuğun iletinin asıl hedefi olmaması durumunda söz konusudur. Örneğin, çocuk, televizyon ızlerken reklamlarda otomobil lastiği reklamını görür. Bu reklamın asıl hedef kitledi içinde yer almadığı halde, bu reklamı izlemesi, onun rastlantısallığından kaynaklanmaktadır. Ya da çocuğun annesinin aldığı herhangi bir paket bisküvi yemesi ve beğenmesi de yine rastlantısal bir tüketim olarak görülebilir.

Örneğin canı bisküvi isteyen bir çocuk markete gidip bisküvilerin yanında şekerlemelerden de alabilir. Aslında şekerleme almak amacını taşımadığı halde bu tüketim tümüyle rastlantısaldır. Annesi bir paket çay ya da margarin almasını istediği için aslında 'çay' tüketicisi ya da 'yağ' tüketicisi olmadığı halde ısmarlanan şeyi satın alabilir. Bu tür tüketimde iletilerin çocuğa ulaşması, onun

ya da tüketici konumda bulunması tümüyle rastlantısaldır. İletişim ortamlarının kısıtlı olduğu çevrelerde rastlantısal tüketici modeli sürekli kullanımdadır, Bu durumda, ortamın ya da aracın çocuğun yaşına ve durumuna uygun olup olmadı göz önünde bulundurulmaz. Örneğin, kasabadaki tek sinemaya gelen filmler. Çocuklara uygun olsun ya da olmasın, sinemaya giden, gitmesine izin verilen gocuklar tarafından izlenir.

b. Bilinçli Tüketici: Çocuk, neyi istediğini, niçin istediğini kesinlikle bilmekledir. Genellikle çocuğun kendisi iletinin asıl hedefidir, ya da hedef durumuna gelmeyi arzulamaktadır. Her iki durumda da iletişim olayına belli bir bilinçle yaklaşım söz konusudur. Örneğin, çocuk okuldan döndüğünde yorgun olduğunu söyleyip, biraz dinlenmek için televizyon izlediğinde, karşısında çıkan onca kanal içinde kendisini biraz olsun oyalayacak, dinlendirecek, eğlendirecek olanı, kendi beğenilerine hitap edeni seçer. Örneğin daha önce belgesel bir film ya da çizgi izlemekten mutlu olduğu halde, bu kez içinde bulunduğu duygusal ve düşünsel duruma göre bir hafif müzik kanalını seçebilir.

Kitap okumak söz konusu olduğunda ciddi bir kitap yerine, bir fıkra ya da kısa öykü kitabını gündeme getirebilir. Bu durum, yalnızca izleme ya da okuma alışkanlıklarında ortaya çıkmaz. Örneğin canı bisküvi isteyen bir çocuk, markete gidip, kendisine yönelik olabilecek onca ürün arasından yalnızca bir paket bisküvi alıp çıkabilir. Bu, onun seçim olgusuna ya da o andaki satın alma olayına kararlı ve bilinçli bir şekilde yaklaştığını göstermektedir.

Bu bilinç, her tür iletişim ortamında karşımıza çıkabilir. Örneğin, günümüz sinema çocuk ilişkisinde, çocukların bilinçli tüketici rolünden oldukça yoğun olarak söz edilebilir. Çocuk, kendi yaşına ve yapısına uygun filmleri hemen tanımakta, arkadaşlarından ya da basından bununla ilgili haberleri takip etmekte ve sonuçta ailesinden, kendisini bu filme götürmelerini isteyebilmektedir. Çocuğun bilinçli ve kararlı tüketici olmasında pek çok etken bulunmaktadır. Anne-baba etkisi olabileceği gibi, Medyanın, içinde bulunulan sosyal grubun etkisi ile bilinçlenen çocuk artık neyi ediğine karar verebilmekte ve bu konudaki seçimini dile getirebilmektedir.

c. Seçici Tüketici: Çocuk, iletilerde bir seçicilik içindedir. Kendine "yönlendirilen iletişim metinlerinden seçmeler yapar. Burada iki tür seçimden söz etmek olasıdır. Birincisi, çocuğun doğası gereği, kesintili, parçalı olan algılama sistemi nedeniyle yalnızca dikkatini ve ilgisini en çok çeken iletiye odaklanmasıdır. Diğer bir tür seçim ise, kendine yönelik olduğunu bildikleri arasından kendisinin odaklanmayı seçtiği ileti türüdür.

Burada bilinçli bir değerlerlendirme ve yorumlama söz konusudur. Örneğin okuldan ya da sokakta oynamaktan yorulup eve geldiğinde, dinlenmek için televizyon izlemeyi seçen çocuk, izlemeyi planladığı türde yayın yapmakta olan televizyon kanallarından birini bilinçli olarak seçer, diğerlerinden daha üstün tutar. Dilediği türde bir yayın istediğinde aynı anda çizgi film gösteren onlarca kanal arasında sevdiği izlemek istediği filmi arar bulur.

Diğerlerini izlemek istemez, onlarla yetinmez, tüketicilik alışkanlıkları söz konusu olduğunda, bu durum, özellikle marka tutkunluğuna yol açacak denli seçici ve eleştirici olmayı da beraberinde getirmektedir. Örneğin çocukların yalnızca belli markalardaki yiyecekleri seçmeleri belli eğlence ve oyun yerlerine ya da lokantalara gitmelerini ve belli yiyecek türlerini tüketmeleri, onların bu seçici tüketici rolünden kaynaklanmaktadır Bisküvi örneğine dönecek olursak, çocuk bakkala belli bir marka bisküvi almak için gider, bulamadığında ise başka bir şey satın almaz.

Çünkü onun gözünde, yaptığı seçimin yerini doldurabilecek başka bir şey yoktur. Yukarıda verilmiş olan çocuk-sinema ilişkisi örneğine bu bağlamında dönecek olursak, belli bu yaşa gelen çocuğun belli bir sinema zevki oluşmuş demektir. Bazı çocukların vurdulu kırdılı, karate filmlerini ya da bilim kurgu filmlerini, çocuksu, masala çizgi filmlere tercih edebildikleri görülmektedir. Kimi zaman da güldürü filmleri çocuğun dünyasında daha önemli bir seçim olarak karşımıza çıkar. Bu durumda çocuk, yalnızca istediği türde bir film varsa sinemaya gitme eğilimi gösterip, bu türde bir örnekle karşılaşmadığı sürece sinemaya gitmeyecektir. Seçici tüketicilik, bir anlamda doygunluğu ve kırılganlığı beraberinde getirir.

Çocuk seçici bir konuma geldiğinde, belli bir ürün tipini, belli bir markayı ya da belli bir tarzı tüketmeyi seçebileceği gibi seçmemeyi de düşünebilir. Bu durumda çocuğun tüketmeyi seçmediği ürünler de ne kadar reklam yaparsa yapsın, ne denli çocukla kendini bağlantılandırmaya çalışırsa çalışsın, bir çeşit bloklaşma ile karşılaşacak ve seçici çocuğa asla ulaşamayacaktır. Çocuğun seçicilik konusundaki kararı hangi aşamada ve ne zaman, hangi etmenlere bağlı olarak verdiği tam olarak bilinememekle birlikte, daha çok duygusal ve durumsal etmenlerden söz edilmesi olasıdır.

d. Yönetici Tüketici: Yönetici tüketici, ne tüketeceğini, ne istediğim tam olarak bilen, bunu elde etmek için de karşısındakine gerekli uyarı ve baskıları yapan bir tüketici türü olarak sınıflanabilir. Tüketicinin yönetici tüketimin yönünü ve yoğunluğunu değiştirmesinden kaynaklanmaktadır. Örneğin, çocukların çizgi filme ve bilgim kurgu filme olan düşkünlükleri, yapımı diğerlerine göre oldukça zor ve masraflı olmasına karşın, konulu çizgi film üretimini timini arttırmakta, bilim kurgu filmlerinde çocuk karakterlerin önemli üstlenmesine neden olmaktadır.

Örneğin, yönetici tüketici kimliğini kazan bir çocuk, canı bisküvi istediğinde, sıradan bir marka bisküvi ile yetinmek istemez. ille belli bir markayı ister, bir markette bulamadığında bir diğerine gider. İstekleri ısrarlı ve kalıcıdır. Anlık ya da rastlantısal değildir, kalıcı ve kesindir, tüketimin yönlendir iminde belirleyici bir rol oynar. Belli tip ürünlere karşı tutum ve duyarlık geliştirmiştir. Örneğimize geri dönülecek olduğunda. Çocukların sinema konusundan yönetici tüketici olma şansları pek fazla değildir önce de dile getirildiği gibi, çocukların sinema konusundaki belirleyicilikleri oldukça kısıtlıdır. Sinemanın bir iletişim biçimi olmaktan çok, bir endüstri biçimi olarak görüldüğü günümüzde, sinemada çocuğun yönetici işlevinin başka alanlarda kendini gösterdiği görülmektedir. Sinema-reklam ilişkisi bağlamında bu ilişki, çocuklar için hazırlanan filmlerin yan ürünlerinin çocuklara sunulması şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Örneğin McDonald's gibi fast food resturantların da çocuklara yönelik filmlerin oyuncaklarının verilmesi, yine bu filmlerin tiplemelerinin yer aldığı öykü, boyama ve etkinlik kitaplarının hazırlanması, çocuklara yönelik tüm giysi, aksesuar ve diğer ürünlerde bu tiplerin gündemde tutulması da çocukların sevdikleri şeylerin kendilerine sunulmasını yönlendirmeleri anlamına gelebilir. Ancak burada film üreticilerinin mi ürünlerin çeşitlerini ve bilimlerini yönlendirdikleri, yoksa çocukların isteklerinin ve beğenilerinin mi bunlara yol açtığı pek açık değildir. Yönetici tüketici çocuk, günümüzün hem çok istenilen hem de korkulan tüketici tipidir. Çünkü yönetici tüketici çocuklar, hır şeyi tutturduklarında, onu elde edene dek vazgeçmez, ailenin bütün üyelerini bu işle neredeyse görevlendirirler. Çocuğun ısrarlı ve titiz tüketim alışkanlığı ise yetişkinleri hem mutlu eder, hem de bu tüketim biçimini körükler. Kimileyin, yetişkinlerin bu çeşit bir tüketici çocuk tipini yüreklendirdiği bile düşünülebilir.

Örneğin annelerin 'bizim kız marka süt olmazsa içmiyor', babaların "...sinemasına gidilmezse bizim çocuk sinemaya gitmiyor' gibi yarı memnun yarı şikayetçi ifadelerini duyan çocuklar, hiç kuşkusuz, yöneticilik niteliklerini pekiştiren türde eylemlere ağırlık vereceklerdir.

Bu dört farklı tipteki alıcı, tüketici üretimin "niteliğini", "sıklığını" ve "yoğunluğunu" belirler konumdadır. Başlangıçta, çocukların her birinin, yaşamlarının ilk yıllarında rastlantısal tüketici olduğu kabul edilebilir. Daha sonra ise, içinde bulunduğu aile ve çevre düzenine, iletişim sistemine ve kendi bireysel yaratıcılık düzeyine göre çocuk, zaman içinde diğer tüketici rollerini de almaya başlar. Bu tor rolden diğerine geçiş çok hızlı bir süreç içinde gerçekleşebileceği gibi, oldukça yavaş da gerçekleşebilir.

Rol değişimi, çocuğun yaşamı boyunca örneğin yalıca bilinçli, yalnızca seçici tüketici olarak kalmasını da gerektirmez. Bu açıdan bakıldığında değişik iletişim ortamlarında çocuk, gitgide toplumun bir bireyi haline dönüştüğünde ve kendi rolünü kendi belirler konuma geldiğinde bu tüketim. rollerinden birini ya da birkaçını seçebilir. Örneğin bisküvi seçiminde rastlantısal davranan bir birey, ancak kitap seçiminde bilinçli, TV programı, sinema filmi piminde ise seçici konumda bulunabilir. Bu yüzden yeni aile tipinde ve yeni bireylerden oluşan yeni toplum içinde çocuk, karşımıza hem ailenin merkezi, hem tüketimin yönlendiricisi biçiminde çıkmakta, aile içindeki konumuna göre değişik zamanlarda bu değişik alıcı ve tüketici rollerini oynamaktadır.

Günümüz çocuğunun algılama ve sorun çözme yeteneğinin de yirmi yıl önceki yaşıtlarından kat kat hızlı olduğu söylenebilir. Bilimsel olarak kanıtlanan gerçeklerden biri de çocuğun daha anne kamında iken ruhsal sıkıntıları, müziği anne sesini algılayabildiği gibi, parasal sorunları, paranın önemini, tüketim alışkanlıklarını da algılayabilmesidir. Bu yüzden oldukça önemli pek çok etkenin dayanağı olan çocuğun algılamasının tam olarak açıklanması, yeteneklerinin ve yapabileceklerin yetişkinler tarafından tam olarak bilinmesi şimdilik olanaksız olsa bile inceleme konusu olarak önemini sürdürmektedir. Algılama, tüketim ilişkisi iletişim metinlerinin tüketimi oldukça karışık bir konudur. Televizyon izleme alışkanlıklarından, sinemaya gidişe dek iletişim olgusu içinde oldukça önemli bir yer tutar. Örneğin, çocuklar, algılama düzeylerini aşan filmlerden, iletilerden pek fazla hoşlanmazlar, zamanlarını bu tür etkinliklerle geçilmeyi istemezler.

Günümüzde, çocukların ve yetişkinlerin sihirli, süper güçlerle donatılmış kahramanlara daha fazla gereksinimi olduğu bir gerçek. Çocuk ve yetişkin filmleri bu tip kahramanlarla doldurulmakta. Bu süper güçlere duyulan gereksinimin kimi zaman yaşam şartlarının ağırlaşmasından kaynaklandığı söylenilse de, McLuchan, bunun tam tersini öne sürmekte. McLuchan, yetişkinlerin ve çocukların kahramanı Süperman'in 1935'lerde iki küçük çocuk tarafından düşlendiği- nı belirtiyor.1 Bu görüşü ile ayrıca çocukların hep yetişkinler tarafından yönlendirildiği fikrini de çürütmekte, zaman zaman çocukların da yetişkinlerin dünyasını ve düş gücünü yönlendirebileceğini vurgulamakta.

Süpermandan önce "600 yıl süren yolculuk" gibi başka uzay fantazilerinin de bulunduğuna dikkati çeken McLuchan, Süperman'in başarısının yalnızca uçmasında olmadığını, süper uzay öykülerinin içerdiği bütün diğer özellikler yanında, teknolojik açıdan mükemmel insanın da psikolojik olarak yenilmesinde yattığını belirtmektedir. 3. sınıf sıradan bir gazeteci olan Clark Kent, sevdiği Lois Lane'ın dikkatini bile çekemez.

Ancak süper benliği sayesinde Superman istediğine kavuşur. Danny Kaye'in de "The Secret Life of Walter Mitty"de yarattığı budur. Yalnızca "kahramanların" olayları anlık çözebilecek denli gücü vardır. Bu ne gövde gücüdür, ne de tam olarak zeka Yalnızca bu kahramanların eğitime, paraya, deneyime gereksinimi yoktur. Gerekli olan tek şey, zamanında yetişip insanları kurtarmak ve bunun için de uğruna savaşılacak kadar güçlü 'karşılıksız bir sevgidir. Sonuçta galip gelen, tüm sorunları çözen 'insanın kendi içindeki güç' ve 'sevgi' olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüz insanının da gereksinimi olan tek şeyin 'karşılıksız ve derin bir sevgi' olduğu, bu sevgiye en çok da çocukların gereksinimi olduğu da apaçık.

Süper güçlen ile her türlü sorunun üstesinden gelen iki kahramanı, Tarzan ile Süperman'i karşılaştıran McLuchan, birinde toplumun daha uygrlaşmış olmasına dikkati çeker. Tarzan da aslında gerçek hayatta nazik L° Greystoke'dur. 1914'de Edgar Rice Burroughs'un "Apes of Tarzan'ı yayınlandığında onun bu kadar ilgi çekecek ve türlü dillerde, değişik filmlere ve v'1 jg dizilere konu olacak bir kahraman olacağının hiç düşünülmediğini belirtir- Bir başka kahraman, Zoro gizemli kişiliği ve maskesi ile karşımıza çıkmakta ^ Zoro'nun Maskesi filmi de gerçek kimliği ile yüzeysel kimliği farklı bir kahraman gösterir bize ve çocuklara. 1948'de New York Sun gazetesinde tam yayınlanan "Sun Oil Company" ilanına karşılık McLuchan şunu söyler "Modern insanın yalnızca bir tek özgürlüğü var:

Seçme özgürlüğü ve çizilen karakterler, insanların yalnızca belli bir tipi benimsemesinin yanlış olduğunu, zaman içinde ve şartlara göre aynı insanın kişiliğinin farklı bölümlerini ve farklı kimliklerini ön plana çıkararak sorunların üstesinden gelebileceğini vurgulamaktadır. Sanılanın aksine, bu filmler çocuk filmleri değildir. Bu da, günümüz insanının çocuksulaştırılmış bir dünyanın esiri haline geldiğini göstermektedir aslında. Yetişkinler, çocukları ile birlikte oturup bufilmleri izlemekten büyük bir zevk almaktadırlar. Bu hem çocuklarını hem de kendilerini mutlu edebilecekleri ender etkinliklerden biridir aslında.

Sonuç olarak, günümüz toplumları yavaş yavaş ya da hızlı bir biçimde çocuk merkezli olma yolundadır, bu da beraberinde çocuk merkezli tüketimi ve süper çocuk kimliğini getirmektedir. Günümüzde de, genelde çocuk imajı, Süperkid (Bir -çizgi/animasyon- film kahramanı ve bir imge olarak - Süper Çocuk) ıle özdeşleşmiş durumdadır. Çocuklar, gerek gerçek yaşamda, gerekse oyunlarında süper güçlerle donatıldıklarını düşünmektedirler. Süper çocuğun güçlü olduğu, yetişkinleri yendiği alanlar da bulunmaktadır; süper çocuk, inanılmaz zekası ve yaratıcılığı ile bütün sorunların üstesinden gelmektedir. Tıpkı günümüz çocukları gibi. Süper çocuk kavramı, günümüz çocuklarının daha avantajlı bir dünyada yaşadıkları izlenimini vermektedir. Oysa, küçük çocuk ölümlrinin yirmi yıl öncekinden daha yüksek oranlarda, bugün, yirmi yıl öncekinden daha fazla çocuk yoksulluk içinde ya da evsiz yaşamaktadır. Yine aynı şekilde günümüzde maddi sıkıntılar nedeniyle gün boyu anne şedkatinden uzakta kalmak zorunda olan çocuk sayısı da kat kat artmış durumdadır. Buna karşılık, çocukların bilgisayarları, televizyonları, kendilerine özgü çizgi film yayınlayan dekoderli televizyon kanalları ve elektronik oyuncakları, daha güzel, daha renkli kitapları bulunmaktadır. Ancak daha mutlu olup olmadıkları halen güncel bir soru olarak karşımıza Çıkmaktadır.

KAYNAK NİLÜFER PEMBECİOĞLU İLETİŞİM VE ÇOCUK



makale spotlar 5 spotlar govdealt 1spotlar govdealt 2spotlar govdealt 3spotlar govdealt 4
makale spotlar 6