spotlar 1 spotlar 2 spotlar 3

Duyurular

Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN

ava şirin özgünÖzel Nirvana Psikiyatri Polikliniğinde Görev Yapan Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN'ün Resmi Web Sitesi Yayına Başlamıştır.

www.avasirinozgun.com

DEPRESİFLER ALZHEIMERE YATKIN OLUYOR

depresif hastalar alzaymıra daha yakın oluyorMelankolik ve depresif hastaların,daha sık demans hastalıklarına yakalandığı tespit edildi.Uzun süre depresyondan yakınan ve psikolojik sorunlarla baş etmek zorunda kalan insanlar,psikolojik olarak stabil olanlara göre iki kat daha fazla Alzheimer’e yakalanıyorlar.

Yazının Devamı

NEOFOBİ (YENİLİK KORKUSU) ÖMRÜ KISALTIYOR

neofobi nirvana psikiyatriYeni bir şeye karşı duyulan belirgin korkular,yaşamı kısaltıyor.Neofobi insanlarda bir buçuk yaşlarından itibaren başlayabiliyor.Alışılmışın dışında olan bir tek olayla bile ,bu bozukluk ortaya çıkabiliyor.

Yazının Devamı

ANOREKSİYA ANFİZEME SEBEP OLABİLİYOR

anoreksiya nirvana psikiyatri polikliniğiŞikago'da yapılan Radiological Society of North America'nın (RSNA) yıllık toplantısında,anoreksiya nervosa'daki beslenme yetersizliğinin akciğer anfizemine neden olabileceği iddaa edildi.

Yazının Devamı

MİGRENE DE PSİKOTERAPİ

migren nirvana psikiyatriPsikoterapinin alt etme stratejileri ile kronik başağrılarına karşı da savaş verebiliyor.Düsseldorf’da yapılan bir sempozyumda,Heidelberg Üniversitesi’nden uzman psikolog Gideon Franck hastanın kendi bedeniyle ilişkisini değiştirmesi ana prensibine dayanan bu yöntemi,ilk kez baş ağrısı nedeniyle davranış bozuklukları gösteren çocukların tedavisinde denediğini açıkladı.

Yazının Devamı

DEPRESYONDAYSANIZ,YÜRÜYÜŞ YAPIN

depresyon nirvana psikiyatri polikliniğiDüzenli spor depresiflere iyi gelir;bu konuda uzmanların hepsi hemfikir.Bu sporların içinde en etkili olanı ise yürüyüş.Prof.Dr.Ulrich Bartmann,Würzburg Yüksek okulu'nun sağlık dergisinde yazdığı bir makalede,yürümenin jimnastik,voleybol vb tüm sporlardan daha yararlı olduğunu belirtti.

Yazının Devamı

Islak Yatak Hastalık Belirtisi Olabilir

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) tarafından yapılan araştırma, her 8 çocuktan 1 inin gece altını ıslattığın ı ortaya koydu. Şeker hastalığı ve kronik böbrek yetmezliğinin ilk belirtisinin "gece altına ıslatma" olduğu belirtildi.

Yazının Devamı

Ergenlikteki Aşırı Stres Öğrenmeyi Etkiliyor

Ergenlikte maruz kalınan aşırı stresin, beynin hafıza ve öğrenme ile ilgili bölümünde önemli ölçüde değişikliklere yol açabileceği bildirildi.

Yazının Devamı

Stres, Doğacak Bebeğin Zekasını Etkiliyor

Doğacak Bebeğin ZekasıLondra’daki Imperial College uzmanlarınca yapılan ve sonuçları Clinical Endocrinology dergisinde yayımlanan araştırma, ham ilenin yaşadığı stresin, gebeliğin 17. haftasından itibaren bebeği olumsuz etkilediğini gösterdi.

Yazının Devamı

Tv Seyretmeye Sınır Gelmeli

Tv Seyretmeye Sınır GelmeliTelevizyon insanın psikolojisini bozuyor Hacettepe Üniversitesince yapılan bir araştırmaya göre, aşırı televizyon izleme alışkanlığı çocuklarda uyku bozukluğuna yol açıyor.

Yazının Devamı

Stres İyileşmeyi Yavaşlatıyor

ABD’nin Chicago kentinde bulunan İllinois Üniversitesi’ndeki (UIC) araştırmacılar, hayvanlar üzerinde yaptıkları testlerde, hayvanlar stres altındayken yaralarının iyileşmesinin yavaşladığını, ancak ekstra oksijen alımının bu yavaşlamayı tersine döndürdüğü sonucuna ulaştılar.

Yazının Devamı

Strese Bağlı Hastalıklar Artıyor

Avrupa Parlamentosu’na sunulan bir araştırmada, modern hayatın kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığı uyansı yapıldı.

Yazının Devamı

Suça Karışan Çocuk Akranından Etkileniyor

Suça karışan çocuklar üzerinde akranlarının etkisinin büyük olduğu ortaya çıktı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Çocuk İhmali ve İstismarı Araştırma Biriminde görevli çocuk gelişim uzmanı Gülümser Gültekin Akduman’ın yaptığı araştırma, suça karışan çocuklarla ilgili çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu.

Yazının Devamı

Uykusuzluk çekenlere müzik

Artık koyun saymak gereksiz.Çünkü güzel bir uykunun sırrı, uyumadan önce 45 dakika kadar rahatlatıcı müzik dinlemek. Journ al of Advanced Nursing adlı sağlık dergisinin haberine göre

Yazının Devamı

Dikkat: Aile içi gerginlik çocuğun iştahını etkiler

Aile içindeki gerginlikler çocuğun iştahını olumsuz yönde etkiliyor. Ailedeki iletişim bozuklukları ve huzursuzlukların çocuğun ruhsal yaşamını doğrudan etkilediğini

Yazının Devamı

Depresyon riskinin en yüksek olduğu yaş 40’lar

Bilim adamlarının 80 ülkede 2 milyon kişi üzerinde yaptığı veri analizine göre, insanların depresyona en açık oldukları yaş 44. ABD’deki Warwick Üniversitesi ile

Yazının Devamı

Uyku, ruh sağlığının aynası

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, “Uykularımız düzenliyse genellikle ruh sağlığımız da yerinde demektir.

Yazının Devamı

Strese bağlı hastalıklar artıyor

Günlük yaşamın stresi yüksek tansiyona yol açıyor. Dünyada her yıl 17 milyon kişi kalp ve damar hastalıklarından ölüyor. Türkiye, yüksek tansiyon sorununun en hızlı arttığı ülkeler arasında...

Yazının Devamı

Beyindeki bozuk elektrik dalgaları depresyona, neden oluyor

Beynin işleyişini düzenleyin elektrik dalgalarındaki bozukluğun depresyona yol açabileceği ortaya çıktı. ABD’nin Stanford Üniversitesi’nden bilim adamlarının, fareler üzerinde yeni bir görüntüleme yöntemini

Yazının Devamı

Modern yaşam stres yapıyor

İngiltere’de yapılan iki araştırma daha, modern yaşamın büyük strese yol açtığı ve bir eyleri uykusuz bıraktığı görüşünü destekledi. Bir sigorta şirketi tarafından yapılan, 1001 kişinin katıldığı araştırmanın sonuçları,

Yazının Devamı

Elektronik posta strese sokuyor

İskoçya’da yapılan bir araştırmaya göre; işyerinde elektronik postaların çok sık kontrol edilmesi, çalış anların sinirlerini bozuyor.

Yazının Devamı

Aşırı Şişmanlık Psikolojiye Zarar

Bir ulusal sağlık araştırmasındaki 40 bin ABD’linin verilerinin değerlendirildiği çalışmada, obez erişkinlerin normal ağırlıktaki erişkinlere göre depresyon,

Yazının Devamı

Yatmadan Önce Ekran Karşına Geçmeyin

Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre; yatmadan önce bilgisayar ve televizyon karşısında fazla vakit geçirenler, bunu yapmayanlarla aynı uzunlukta uyusalar bile kendilerini daha yorgun ve daha az uyumuş hissediyor.

Yazının Devamı

Tek Seansta Sigaraya Son...!

Tek Seansta Sigaraya Son...!
Uzman Psikiyatrist ve Psikologlar Denetiminde Nirvana Sigara Bırakma Paketi Terapilerine Başlamıştır..

www.sigarabirakmaantalya.com

Ekonomik Kriz Ruh Sağlığını Tehdit Ediyor

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, ekonomik krizin, hem işverenlerde hem çalışanlarda hem de işsizlerde ruhsal problemlere yol açabileceğini söyledi.

Yazının Devamı

Şizofreninin Anahtarı Okulda

Dünyada her 100 kişiden birinin yakalanma ihtimali olan şizofreninin ilk fark edildiği yer okul. Çocuklarının öğretmenleri ve arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kuran aileler, çocuğun hastalığa yakalandığını çok çabuk anlayabiliyor.

Yazının Devamı

İntiharlar Önlenebilir

10 Eylül Dünya İntihar Önleme Günü dolayısıyla açıklama yapan Ankara Üniversitesi (AÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veli Duyan, ''intiharın, pek çok ülkede ve özellikle genç nüfus arasında tırmanma eğiliminde olduğunu'' belirterek, bunun günümüzde global bir sorun olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yazının Devamı

Cinselliği Tabu Olmaktan Çıkarmak İçin

Konya'da, Ulusal Gençlik Parlamentosu çatısı altında bir araya gelen üniversiteli gençler, ''Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı'' konulu kampanya başlattı. Kampanyayı çoğunluğunu Selçuk Üniversite Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerin oluşturduğu ''Yerel Gündem 21'' topluluğu başlattı.

Yazının Devamı

Otistik Çocuklar Sesleri Daha Geç Algılıyor

Otistik çocukların, sesleri normal çocuklardan daha geç algıladığı belirtildi. Söz konusu gecikmenin otizm hastalarını teşhis etmek için bir işaret olduğu düşünülüyor...


Yazının Devamı

Antidepresan Kullanımı 4 Yılda Yüzde 85 Arttı

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Dr. Halis Ulaş, sinir sistemi ilaçlarının kullanım sıklığının sürekli arttığını belirterek,

Yazının Devamı

Evlilik Öncesi Danışanlar Arttı

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Başkanı Dr. Cem Keçe, evlilik öncesi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin, Türkiye'de yeterince bilinmeyen ve anlaşılamayan bir kavram olduğunu söyledi.

Yazının Devamı

Biz Uyurken Sinir Hücrelerimiz de Uyuyor

ABD’nin Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden bilim insanları, alışılandan daha az uyunan bir gecenin ertesi gününde dikkat ve konsantrasyon azalıp öfke artarken beyinde neler olup bittiğini araştırdı.

Yazının Devamı

Hem Kaygı Yaratıyor Hem de Kaygıyı Yok Ediyor

Standford Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan bir araştırma, beyindeki bir bölgenin hem kaygıya neden olduğunu hem de kaygıyı yok edebildiğini ortaya çıkardı.

Yazının Devamı

Otizm Erkeklerde Neden Daha Fazla?

İki binden fazla otizm hastasının gen haritasını inceleyen ve sonuçlan otizm hastası olmayan kişilerinkiyle karşılaştıran Kanadalı bilim adamları, otizm hastası erkek çocuklarının yüzde 1 inde bu genin mutasyona uğradığını gördü.

Yazının Devamı

Bilgisayar Bağımlılığıyla İle İlgili Ailelere Öneriler

1- Bilgisayar evde en çok kullanılan ve herkesin döneminden sonra böyle gruplara katılıyor değildir. görebileceği bir merkezde tutulmalıdır, Böylece çocuğunuzun hangi sitelere girdiğini rahatlıkla kontrol edebilirsiniz.

2-Bilgisayar kullanımı konusunda evde kurallar oluşturunuz.Ders haricinde,hafta içi bilgisayar kullanımına (özel durumlar hariç) izin vermeyiniz.Hafta sonu kullanımına da saat kısıtlamaları getiriniz.

3-Çocuğunuzun oynadığı oyunları mutlaka kontrol ediniz.İçeriğinde şiddet,vahşet ve pornografi olan oyunlara asla izin vermeyiniz.

4-Çocuğunuzun bilgisayar ve internet kullanımı konusunda sizin otoritenizi kabul etmesini mutlaka sağlayınız.

5-Çocuğunuzun “sohbet gruplarına” katılmasına izin vermeyiniz.Ergenlik döneminden sonra böyle gruplara katılıyor ise kiminle görüştüğünü ve neler paylaştığını mutlaka kontrol ediniz.

6-Çocuğunuzu bilgisayar ve internet kullanımından doğacak tehlikeler konusunda uyarınız ve takipçisi olduğunuzu bildiriniz.Çocuğunuzun mahrem ve kişisel bilgilerin paylaşılmaması,resim ve görüntü iletmemesi internet üzerinden kişilerle kavga ve tartışmaya katılmaması konusunda uyarınız.

7-Çocuğunuzun güvenmediğiniz ve kontrol edemediğiniz ortamlarda(internet cafe vb.)bulunmasına izin vermeyiniz.

8-Öncelikle internet ve bilgisayar kullanımı konusunda ona iyi örnek olmalısınız. Saatlerce bilgisayarın başından kalkmayan anne babalar, çocuklarına aynı konuda nasıl sınır koyacaklar?Bunu tahmin etmek zor değildir.

9-Çocuğunuzun uygun olmayan sitelere girmesini engellemek için site filtrelerini kullanınız.

10-Kontrolün sizden çıktığını, çocuğunuzun bilgisayar ve internet bağımlısı olduğunu düşündüğünüzde acilen profesyonel yardım alınız.

11-Yukarıda söz ettiğimiz bazı psikopatolojilerde bilgisayar bağımlısı olma riski daha yüksektir.Böyle bir çocuğa sahip olan ebeveynin daha dikkatli olması gerekir.Ayrıca temelde yatan psikopatoloji tedavi edilmeyen bilgisayar bağımlılığı sorunu çözülemez.Örneğin depresif ya da dürtü kontrol sorunu olan bir çocuğun öncelikle bu sorunu çözmek gerekir ki bilgisayar bağımlılığından kurtulabilsin.

Dr. Ava Özgün

CETAD derneğinin vermiş olduğu eğitim programını tamamlayarak Cinsel Terapi Uzmanlığı ünvanını almaya hak kazandı.

Yazının Devamı

Cinsel Terapist

Cinsel Terapist- Antalya ile ilgili www.antalyacinselterapist.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sınav Kaygısı

Sınav Kaygısı - Antalya ile ilgili www.sinavkaygisiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Aile Terapisi

Aile Terapisi - Antalya ile ilgili www.antalyaaileterapisi.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sosyal Fobi

Sosyal Fobi - Antalya ile ilgili www.sosyalfobiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuk Psikoloğu

Çocuk Psikoloğu - Antalya ile ilgili www.antalyacocukpsikologu.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuk ve Kitap

Tarihte insanların tanıştığı ilk kitle iletişim aracı kitap olmuştu ve 1550Merden 1950Tere kadar en etkili kitle iletişim aracı olarak kalmıştı denile­bilir. Zaman zaman kitabın çok fazla yönlendirici olması, ya da yazarların za­man zaman toplum tarafından genel kabul görmeyen düşünce ve uygulamaları savunması açısından iyi kitap-kötü kitap tartışması yapılsa da toplumun ve özel­likle çocukların kitap okumaya özendirildikleri de bir gerçektir. Kitap, hem günceldir, hem de eskir. Kimi eserlerin klasikleşerek günümüzde bile geniş kitlelerce sevilerek okunması, kitapların aslında ne denli etkili olduğunun kanı­tıdır. Yine de belli bir zaman için iyi olarak kabul edilen bazı eserlerin, değişen sosyal yapılar ve yargılar nedeniyle daha sonra eleştirildiği de olmuştur.

Ernest Schulea çocuğun okumasıyla ilgili şöyle eleştiriler getirmektedir: "Çocuk, okuma tutkusuna kapılır, artık başka hiçbir şey çekici gelmez. Oyun oynamak, güzel hava, parlak gökyüzü, paten kaymak, her şey birdenbire kitaplarca serilen büyülü dünyanın ardında kaybolup gitmiştir. Her türlü gazete, der­gi, vs. yutarcasına okunmaya başlanır. Okuma delisi olmuş çocuğun kocaman açılmış gözleri, arzu ve ihtirasla gerilmiş yüz hatları, neredeyse açlıktan ölmek üzere olan bir adamın önündeki yiyeceklere hızla saldırmasını andırır.”

Kitle haberleşme araçlarının Türkiye'de yaygınlık kazanışı ve gelişimi farklı tarihlere rastlamaktadır. 1727 yılında ilk Türk Matbaasının kuruluşu ve faaliyete geçmesiyle başlayan ancak Arap harfleri ile sürdürülen kitap basımı okuma-yazma oranının çok düşük oluşu nedeniyle pek anlamlı sonuçlara ula­şamamıştır. 1928 yılında Latin harflerinin onaylanması, okuma-yazma öğreti­mine hız verilmesi çabalarıyla kitap basımı artmış, dağıtımı hızlanmıştır.

Yavuzer, kitap ile çocuk ilişkisi için şunları dile getirmektedir: "Kitap, çocuğun zihinsel, duygusal ve sosyal gelişiminde önemli bir uyarandır. Gelişim süreci içinde çocuk, kendine özgü bir kişiliğe sahip olan bir bireydir. Çocuğun yetişkin insandan farklı oluşu yalnızca bir basamak farkından değil, aynı za­manda bir nitelik ve zihniyet farkından gelmektedir. Çocuk, "eksik bir yetişkin" değil, fakat zihinsel, bedensel, duygusal ve sosyal gereksinimlerini tamamlamak isteyen, kelimenin tam anlamıyla bir "kişi" dir. Bu nedenle, çocuk, kitaplarının hazırlanmasında, çocuğun kişiliğinin içinde bulunduğu büyüme olgusunun ve gelişiminin çeşitli evrelerinin sürekli olarak göz önünde bulundurulması gerek­lidir. Bir kitabın çocuğun ilgisini çekmesi için, o kitabın bazı gereksinmelere yanıt vermesi gerekmektedir. Bu gereksinmelerin başında sevgi gelir."

Çocukların düzenli ve yararlı kitap okuma alışkanlıkları kazanmalarında anne-babanın ve çevredeki diğer yetişkinlerin de büyük rolü olduğu gibi, oku­nan kitapların da çok önemli birer etken olduklarını söylemek gereklidir. Çevre­sindekiler her ne denli teşvik edici tutum ve davranış içinde olurlarsa olsunlar, sonuçta çocuk okuma aşamasında baş başa kaldığı iletilerle ilgili sorun yaşıyor­sa, bunları kendinden uzak ve işlevsiz buluyorsa kitap okuma eyleminden uzak­laşacak ve bunu yaşamının bir parçası haline getirmekte zorlanacaktır. Bu ne­denle çocukların ilk okuma ve dinleme deneyimlerini yaşadıkları kitapların okuma alışkanlığı edinilmesine rolü çok fazladır.

Çocuğun duygusal gelişiminde olsun, genel anlamda eğitimde olsun, "sevgi", şefkat" ve "güven" sözcüklerinin yeri ve önemi büyüktür. İşte bu ne­denle çocuklar, kendilerine sevgi ve güven ileten kitaplara büyük ilgi ve gerek­sinme duyarlar. Yavuzer konu ile ilgili olarak şunları söylüyor: "Ancak, çocuk kitabı yazarlarının yalnızca bu gereksinimi göz önünde tutmaları da son derece hatalı ve yersizdir. Yazarlar, birtakım gerçekçi konuları işlemenin yanında, yer yer çocuğa olumsuz yanlar üzerine eğilmek ve bu sorular üzerinde düşünmek olanağını da vermelidirler. Bütün bunlar yazar tarafından dengeli bir biçimde gerçekleştirilmeli, kitabın aynı zamanda çocuğun eğlenme gereksinimini de karşılamak zorunda olduğu akıldan çıkarılmamalıdır."

Çocuğun okur-yazarlığı ile okuma alışkanlıkları arasında birebir bağlantı olmadığı gerçeği aslında çok düşündürücüdür. Çocuklar henüz okumayı öğren­medikleri küçük yaşlarda da kitapla yakınlaşmakta ve bu yakınlık bir yaşam boyu sürmektedir. Çocuğa kitap okuma alışkanlığını aşılayan, çocuğu kitapla ilk olarak tanıştıranlar da yetişkinlerdir. Genellikle anne baba bu görevi üstlenmek­tedir. Bunun da ötesinde, çocuğun ilk olarak kitaptan edindiği bilgileri kendilerine yüksek sesle okuyan ve onları düşlerle, masallarla tanıştıran da yine yetiş­kinlerdir. Çocuk açısından ise, kitap, özellikle masal kitapları, yetişkinlerin onlara zaman ayırdığı, onlarla sevgi ve ilgi dolu bir ortam paylaştıkları nesne­lerdir. Bütün çocuklar bu yüzden anne-babalarının kendilerine yatmadan önce tatlı bir sesle okudukları kitapları, bu kitaplardaki resimleri uzun yıllar anıların­dan silemezler. Çevremizde olan biten her şeyin çocukların anlayabileceği bir biçimde anlatılabilmesi, bir çocuk gözüyle görülebilmesi mümkündür. Ancak, bunun çocuklar için dile getirilmesi zaman zaman sorunlu olabilmektedir. Ço­cuk kişiliğinin gelişiminde bir modelle kendini özdeşleştirir. Bu model başlan­gıçta anne, baba ve yakın akrabayken, zamanla yerini arkadaşa, film ve kitap kahramanlarına bırakır. Bu bakımdan, kitap kahramanlarının ahlaki ve sosyal açıdan sağlıksız olması, çocuğun kendisini kötü bir modelle özdeşleştirmesine neden olur. Bu da, çocuk yazarlarının yüklendikleri görevin ne denli önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

Çocukların kitapla ilgili seçimleri içinde bulundukları çevre yardımı ile biçimlenebileceği gibi, bireysel seçimlerle de biçimlenebilir. Bunun yanı sıra, çocuğun yaşamın değişik dönemlerinde değişik yayınlara ilgi duyabilmektedir. Başlangıçta çocuk, kolayca elinde tutabileceği, kısa öykülerle ilginç resimleri içeren küçük kitapları sever. Bu kitaplar çoğunlukla gerçekdışı olaylardan oluşmaktadır. Belki de henüz okumayı bilmeyen çocuk için bunlar güzel ve renk­li resimleri için seçilen kitaplardır. 3–4 yaş çocukları, kendilerine resimli öykü kitaplarının okunmasını isterler. Çocukların büyük bir bölümü birtakım düşsel serüvenlerden oluşan öyküleri dinlerken büyük zevk duyarlar ve bu öykü kah­ramanlarıyla kendilerini özdeşleştirirler. Pressey ve Robinson'a göre, okuma ilgisi yaşla artar. Entelektüel açıdan gelişimin yanında, okul deneyimlerinin de katkısıyla çocuk, daha gerçekçi olur ve düşsel konuları saçma bulur. 6–7 yaşlarında çocuklar, doğa, hayvan ve diğer çocukları da içine alan, kısa ve bol resimli öykülerden özel zevk duyarlar. 6 yaş çocuğu, yatağa yattıktan sonra, yarım saat kendisine kitap okunmasını ya da kitaplara bakma fırsatı verilmesini ister. Gessel'e göre, bu dönem, bir çocuğun okumaya karşı olan ilgisini kamçı­lamak üzere en uygun evredir.

8 yaşında okuma ilgisinde cinsiyet faktörü devreye girmeye başlar ve ki­tap seçiminde önemli bir rol oynar. Kızların, erkeklere oranla daha fazla okuma­larının yanı sıra okudukları konular da farklılıklar göstermektedir. Seyahat, serüven, coğrafya, ilk çağlara ait öyküler, okuma konusunda en belirgin ilgi alanlarını oluşturur. Çocuk ve hayvanlara ilişkin kitaplarla peri masalları hala ilgiyle okunur. Giderek öykülerdeki mizahtan hoşlanma başlar. Ancak, resin serüven ve kahramanlık dergilerine olan ilgi de sürmekte hatta bir yaşam boyu devam etmektedir.

Yavuzer'e göre, 9-10 yaş çocuğu, izcilik, serüven ve dehşet veren öykülerle güldürülere araç ve icatlara, ünlü kişilerin yaşamlarına ilgi duymaya başlayan 11 yaşındaki çocuk, özellikle serüven ve heyecan verici öykülere öncelik tan Bu dönemde erkekler için sevilen konular, bilim ve buluşlar, kızlar için ise, ok ve aile yaşamını içeren konulardır. 12 yaş çocuğunun ilgi alanını, tarih ve efsane kahramanlarıyla, okumaya karşı en fazla ilgi duyulan yaş olarak belirlenmiştir. Cinsi olgunluğa erişilen bu dönemde, özellikle kızlarda aşk öykülerine ilgi nem kazanır.

YAŞ GRUBU

6

8

10

12

MACERA VE SAVAŞ

% 27

% 39

% 44

% 35

ÖYKÜ

% 31

% 28

% 25

% 17

MASAL

% 20

% 23

% 10

% 6

BİLGİ VE KÜLTÜR

% 16

% 9

% 12

% 9

EĞİTİCİ VE EDEBİ ÇOCUK ROMANI

% 1

% 1

% 5

% 23

RESİMLİ AŞK ROMANI

% 3

% 2

% 5

TARİHİ YAYIN

% 1

% 1

% 2

HAYVANLARLA İLGİLİ

% 1

%1

YETİŞKİN DERGİLERİ

% 2

ŞİİR

% 1

TOPLAM

% 100

% 100

% 100

% 100

Çocukların yaşlarına göre seçtikleri kitaplar konusunda araştırmalar yapan Yavuzer, araştırmalar sonucu elde edilen bulgular, kitap seçimi konusun cinsiyetler arasında belirgin bir farkın olduğunu ortaya koymuştur. Masal kitapları çoğunlukla kızlar tarafından seçilmekte buna karşılık serüven ve savaş kitaplarını seçmekte erkek denekler çoğunluğu oluşturmaktadır. Kız çocukla dikkate değer derecede fazla okudukları başka bir kitap türü de öykü kitaplarıdır. Kız çocuklar ayrıca resimli roman türüne oldukça yoğun ilgi gösterme ancak romanların kahramanlık ya da serüven konularını işlemeleri durumunu erkek çocuklar tarafından daha büyük bir ilgiyle karşılanmaktadır. Çocuk kitaplarının resimlerine ilgi duyma konusunda İstanbul çocukları 6 yaşında başarılı

olmuşlardır (%95). Çocuk kitaplarının metinlerine ilgi duymak konusunda ço­cuklar 6 yaşında % 63, 8 yaşında ise % 82 oranında başarılı olmuşlardır.

Okunan Çocuk Kitaplarının Cinslere Göre Dağılım'

Yaş grubu

6

8

10

12

Kız

%

Erkek

Kız

%

Erkek

%

Kız

%

Erkek

%

Kız

%

Erkek

%

macera ve savaş

6

55

18

60

31

51

25

41

öykü

48

18

34

21

41

18

19

14

masal

32

7

41

5

6

11

8

5

bilgi ve kültür

14

16

7

12

16

11

5

13

EĞİTİCİ VE EDEBİ ÇOCUK ROMANI

2

2

7

32

16

RESİMLİ AŞK ROMANI

6

6

10

TARİHİ YAYIN

2

1

4

HAYVANLARLA İLGİLİ

2

1

YETİŞKİN DERGİLERİ

4

ŞİİR

1

TOPLAM

Çocuk kitaplarının niteliği söz konusu olduğunda, geçmişten günümüze dek gelen pek çok farklı görüşle karşılaşmak olasıdır. Bir dönem, çocukların okuma alışkanlıkları kazanmaları açısından ellerine geçen bütün kitapları okumalarını önerenler, kimi zaman da resimli romanları çocuklara yanlış okuma ' alışkanlıklarına itebilecekleri ve kötü alışkanlıklar kazandırabilecek örneklerle | dolu oldukları için, kimi zaman da masalları düşsel yaratıklarla dolu oldukları ve çocukları gerçeklerden uzaklaştırdıkları için eleştirmişlerdir. Günümüzde de t uzay ve bilim kurgu yayınlar için aynı eleştiriler geçerlidir denilebilir.

Anlatıların çocuklar gözetilerek yeniden düzenlenmesi ve yaygınlaştırılması önceleri masal gibi sözel iletişim kalıpları içinde yer almış daha sonra ir yazılı olanların da çocuklara ulaşması çok uzun yıllar almıştır. Çocuklar için t uyarlanmış ve yazılmış kitapların başlangıcı oldukça yenidir. Günümüzde ise | tümüyle çocuklara yönelik bir yazın türünden söz etmek olasıdır. Her ne kadar geçen zaman ve değişen toplum ve değer yargıları nedeniyle kimi anlatıların v içindeki zararlı öğelerin daha yararlıları ile değiştirilmeleri söz konusu ise de

Çocuk kitapları söz konusu olduğunda hem ulusal hem de uluslararası denetim kurumlarından söz edilmesi gündeme gelmektedir.

19. yüzyıl sonunda ortaya çıkan yeni akımla birlikte, çocuk artık farklı düşünülmeye başlanmıştır. Yetişkinler için yazılan kitaplar yerine, giderek çocuğun gereksinmelerine yanıt verecek kitaplar yazılmaya başlanmış, bu kitapların başında, serüven öyküleri, düşsel seyahatler, masallar, ahlaki değerleri güçlendirme amaçlı çocuk romanları gelmiştir.

Kitabın aslında bir iletişim aracı olmadığı, bireyi yalnızca alıcı konumda gören tek yönlü bir bildiri olduğu olgusu yavaş yavaş geçerliğini kaybetmiş kitabın yalnızca bireyleri değil, toplumları yönlendiren bir iletişim aracı olduğu üstelik tek yönlü olmadığı düşünülmeye başlandı. Çocuklara yönelik anlatıların çocuklar için bir ekimleme olduğu, geleceğin toplumsal değerlerini oluşturacak tohumların ekildiği, toplumsal yönelimlerin ve yargıların geliştirildiği gerçeğini anlayan çocuk kitabı yazarlarının bir yapıtı oluştururken, şu iki noktaya önem vermesi gerekmektedir: Bunlardan ilki, kendi çocukluk günlerini anımsayarak o dönemdeki çocuksu düş gücüne dönebilmesi, ikincisi ise evrensel olanı farklı kuşaklar, şimdiki ve gelecekteki çocuklar için yeniden yaratabilmesidir. Eserin, çocukların yanı sıra, yetişkinlerin de ilgisi çekmesi de gerekmektedir. Çünkü yetişkinlerin onayından geçmeyen onlar açısından çocuklarına ulaşabilecek denli düzeyli olmayan bir eser, evden içeri bile giremeyebilir. Yavuzer'e göre, çocuk kitapları yazarı, çocuk okuyucuyla yetişkin okuyucu arasındaki farkı bilmeli, öykülerini yalnızca çocuk hakkında değil, fakat çocuklar için yazmalı­dır. Çocuklar için yazı yazmanın verdiği hazlardan bir de onların eğlendirici niteliğinden gelmektedir. Ayrıca çocuk yazarı, günlük yaşam içinde çocuğu heyecanlandıracak konuların neler olduğu bilen bir kişi olmalıdır."

Değişen eğitim sistemleri, toplumsal değerler ve alışkanlıklar nedeniyle çocukların okuma alışkanlıklarında da farklılaşmaların ortaya çıkması kaçınıl­mazdır. Özeli ilde günümüzde çocukların okumaktan ve özellikle de yazmaktan kaçınmaları söz konusudur. Amerika'da yapılan bir çalışmada öğrencilerin okuma becerilerinin son 30 yıldır hiç gelişmediği görülmüştür. Öğrencilerin ma­tematik ve sosyal bilimlerle ilgili derslerinde oldukça önemli bir gelişme kay­dedilmesine karşın okuma becerilerindeki gelişmeme durumundan genellikle bilgisayar teknolojisi ve televizyon sorumlu tutulmaktadır. Çocukların bilgisa­yarla harikalar yaratmalarına karşın, ellerinden kitap düşürmeden okuma sevgi­sine kendisini kaptırmış olanların sayısı da gün geçtikçe azalmaktadır. Kitap, ya da yalnızca yazılı iletişim metinleri çocuklara görsel ve hareketli olanlar, etkile­şimli olanlar kadar çekici gelmemektedir. Bu nedenle, çocuk düşünme, yargıla­ma, sonuç çıkarma ve yorumlama gibi eylemler yerine kendine verileni doğru­dan kabullenmeye alışmaktadır. Kitapların sorgulayıcılığı ve düş gücünü geliş­tirme özellikleri neredeyse tümüyle göz ardı edilmiştir.

Bu durum, hem kitap satışlarının umulanın çok altına düşmesi hem de çocukların okumaya ayıracakları zamanı başka biçimlerde tüketmelerine yol açmaktadır. Bu umutsuz durumdan kendilerine bir çıkış yolu arayan yayıncılar ise, yem teknolojilerle işbirliği yapmakta fayda görmektedirler. Piyasaya çıkan sesli kitaplar, görüntülü kitaplar oldukça fazla alıcı bulurken, bilgisayar ortamı­na taşman kitapların da sayısı hiç de az değildir. Bunun da ötesinde, güncel olan, çocuklar için geçerli olan her ne varsa, hemen bir çocuk kitabı haline dö­nüştürülmektedir. Örneğin, sinemada vizyona giren bir çocuk filminin özgün öyküsü, kısaltılmış öyküsü, resimli öyküsü, filmin nasıl çevrildiği ile ilgili re­simler ve öyküler anlatan kitaplar, boyama ve çıkarma kitapları, bulmaca ve yarışma kitapları da filmle birlikte piyasaya çıkmakta ve oldukça fazla satış yapmaktadır.

Bunun yanı sıra, aslında yetişkinlere yönelik denilebilecek türde çocuk yayınları da söz konusudur. Bir zamanki çocukların ellerinden düşmeyen çizgi romanlar, bugün ciltler halinde daha parlak kağıtlara ve renkli basımlarla piya­saya sürülmektedir. Zamanında hayran oldukları bu çizgi romanlara yeniden sahip olmak isteyen yetişkinler için ise bir zamanlar harçlıklarını biriktirerek aldıkları bu nostaljik kitaplar bir hazine değerindedir. Artık alım güçleri artmış olan yetişkinlerin ise bunları alıp çocuklarının kütüphanesine koymamak için ise hiçbir nedeni kalmamaktadır.

Kaynak : Nilüfer Pembecioğlu İletişim Ve Çocuk

makale spotlar 5 spotlar govdealt 1spotlar govdealt 2spotlar govdealt 3spotlar govdealt 4
makale spotlar 6