spotlar 1 spotlar 2 spotlar 3

Duyurular

Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN

ava şirin özgünÖzel Nirvana Psikiyatri Polikliniğinde Görev Yapan Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN'ün Resmi Web Sitesi Yayına Başlamıştır.

www.avasirinozgun.com

DEPRESİFLER ALZHEIMERE YATKIN OLUYOR

depresif hastalar alzaymıra daha yakın oluyorMelankolik ve depresif hastaların,daha sık demans hastalıklarına yakalandığı tespit edildi.Uzun süre depresyondan yakınan ve psikolojik sorunlarla baş etmek zorunda kalan insanlar,psikolojik olarak stabil olanlara göre iki kat daha fazla Alzheimer’e yakalanıyorlar.

Yazının Devamı

NEOFOBİ (YENİLİK KORKUSU) ÖMRÜ KISALTIYOR

neofobi nirvana psikiyatriYeni bir şeye karşı duyulan belirgin korkular,yaşamı kısaltıyor.Neofobi insanlarda bir buçuk yaşlarından itibaren başlayabiliyor.Alışılmışın dışında olan bir tek olayla bile ,bu bozukluk ortaya çıkabiliyor.

Yazının Devamı

ANOREKSİYA ANFİZEME SEBEP OLABİLİYOR

anoreksiya nirvana psikiyatri polikliniğiŞikago'da yapılan Radiological Society of North America'nın (RSNA) yıllık toplantısında,anoreksiya nervosa'daki beslenme yetersizliğinin akciğer anfizemine neden olabileceği iddaa edildi.

Yazının Devamı

MİGRENE DE PSİKOTERAPİ

migren nirvana psikiyatriPsikoterapinin alt etme stratejileri ile kronik başağrılarına karşı da savaş verebiliyor.Düsseldorf’da yapılan bir sempozyumda,Heidelberg Üniversitesi’nden uzman psikolog Gideon Franck hastanın kendi bedeniyle ilişkisini değiştirmesi ana prensibine dayanan bu yöntemi,ilk kez baş ağrısı nedeniyle davranış bozuklukları gösteren çocukların tedavisinde denediğini açıkladı.

Yazının Devamı

DEPRESYONDAYSANIZ,YÜRÜYÜŞ YAPIN

depresyon nirvana psikiyatri polikliniğiDüzenli spor depresiflere iyi gelir;bu konuda uzmanların hepsi hemfikir.Bu sporların içinde en etkili olanı ise yürüyüş.Prof.Dr.Ulrich Bartmann,Würzburg Yüksek okulu'nun sağlık dergisinde yazdığı bir makalede,yürümenin jimnastik,voleybol vb tüm sporlardan daha yararlı olduğunu belirtti.

Yazının Devamı

Islak Yatak Hastalık Belirtisi Olabilir

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) tarafından yapılan araştırma, her 8 çocuktan 1 inin gece altını ıslattığın ı ortaya koydu. Şeker hastalığı ve kronik böbrek yetmezliğinin ilk belirtisinin "gece altına ıslatma" olduğu belirtildi.

Yazının Devamı

Ergenlikteki Aşırı Stres Öğrenmeyi Etkiliyor

Ergenlikte maruz kalınan aşırı stresin, beynin hafıza ve öğrenme ile ilgili bölümünde önemli ölçüde değişikliklere yol açabileceği bildirildi.

Yazının Devamı

Stres, Doğacak Bebeğin Zekasını Etkiliyor

Doğacak Bebeğin ZekasıLondra’daki Imperial College uzmanlarınca yapılan ve sonuçları Clinical Endocrinology dergisinde yayımlanan araştırma, ham ilenin yaşadığı stresin, gebeliğin 17. haftasından itibaren bebeği olumsuz etkilediğini gösterdi.

Yazının Devamı

Tv Seyretmeye Sınır Gelmeli

Tv Seyretmeye Sınır GelmeliTelevizyon insanın psikolojisini bozuyor Hacettepe Üniversitesince yapılan bir araştırmaya göre, aşırı televizyon izleme alışkanlığı çocuklarda uyku bozukluğuna yol açıyor.

Yazının Devamı

Stres İyileşmeyi Yavaşlatıyor

ABD’nin Chicago kentinde bulunan İllinois Üniversitesi’ndeki (UIC) araştırmacılar, hayvanlar üzerinde yaptıkları testlerde, hayvanlar stres altındayken yaralarının iyileşmesinin yavaşladığını, ancak ekstra oksijen alımının bu yavaşlamayı tersine döndürdüğü sonucuna ulaştılar.

Yazının Devamı

Strese Bağlı Hastalıklar Artıyor

Avrupa Parlamentosu’na sunulan bir araştırmada, modern hayatın kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığı uyansı yapıldı.

Yazının Devamı

Suça Karışan Çocuk Akranından Etkileniyor

Suça karışan çocuklar üzerinde akranlarının etkisinin büyük olduğu ortaya çıktı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Çocuk İhmali ve İstismarı Araştırma Biriminde görevli çocuk gelişim uzmanı Gülümser Gültekin Akduman’ın yaptığı araştırma, suça karışan çocuklarla ilgili çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu.

Yazının Devamı

Uykusuzluk çekenlere müzik

Artık koyun saymak gereksiz.Çünkü güzel bir uykunun sırrı, uyumadan önce 45 dakika kadar rahatlatıcı müzik dinlemek. Journ al of Advanced Nursing adlı sağlık dergisinin haberine göre

Yazının Devamı

Dikkat: Aile içi gerginlik çocuğun iştahını etkiler

Aile içindeki gerginlikler çocuğun iştahını olumsuz yönde etkiliyor. Ailedeki iletişim bozuklukları ve huzursuzlukların çocuğun ruhsal yaşamını doğrudan etkilediğini

Yazının Devamı

Depresyon riskinin en yüksek olduğu yaş 40’lar

Bilim adamlarının 80 ülkede 2 milyon kişi üzerinde yaptığı veri analizine göre, insanların depresyona en açık oldukları yaş 44. ABD’deki Warwick Üniversitesi ile

Yazının Devamı

Uyku, ruh sağlığının aynası

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, “Uykularımız düzenliyse genellikle ruh sağlığımız da yerinde demektir.

Yazının Devamı

Strese bağlı hastalıklar artıyor

Günlük yaşamın stresi yüksek tansiyona yol açıyor. Dünyada her yıl 17 milyon kişi kalp ve damar hastalıklarından ölüyor. Türkiye, yüksek tansiyon sorununun en hızlı arttığı ülkeler arasında...

Yazının Devamı

Beyindeki bozuk elektrik dalgaları depresyona, neden oluyor

Beynin işleyişini düzenleyin elektrik dalgalarındaki bozukluğun depresyona yol açabileceği ortaya çıktı. ABD’nin Stanford Üniversitesi’nden bilim adamlarının, fareler üzerinde yeni bir görüntüleme yöntemini

Yazının Devamı

Modern yaşam stres yapıyor

İngiltere’de yapılan iki araştırma daha, modern yaşamın büyük strese yol açtığı ve bir eyleri uykusuz bıraktığı görüşünü destekledi. Bir sigorta şirketi tarafından yapılan, 1001 kişinin katıldığı araştırmanın sonuçları,

Yazının Devamı

Elektronik posta strese sokuyor

İskoçya’da yapılan bir araştırmaya göre; işyerinde elektronik postaların çok sık kontrol edilmesi, çalış anların sinirlerini bozuyor.

Yazının Devamı

Aşırı Şişmanlık Psikolojiye Zarar

Bir ulusal sağlık araştırmasındaki 40 bin ABD’linin verilerinin değerlendirildiği çalışmada, obez erişkinlerin normal ağırlıktaki erişkinlere göre depresyon,

Yazının Devamı

Yatmadan Önce Ekran Karşına Geçmeyin

Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre; yatmadan önce bilgisayar ve televizyon karşısında fazla vakit geçirenler, bunu yapmayanlarla aynı uzunlukta uyusalar bile kendilerini daha yorgun ve daha az uyumuş hissediyor.

Yazının Devamı

Tek Seansta Sigaraya Son...!

Tek Seansta Sigaraya Son...!
Uzman Psikiyatrist ve Psikologlar Denetiminde Nirvana Sigara Bırakma Paketi Terapilerine Başlamıştır..

www.sigarabirakmaantalya.com

Ekonomik Kriz Ruh Sağlığını Tehdit Ediyor

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, ekonomik krizin, hem işverenlerde hem çalışanlarda hem de işsizlerde ruhsal problemlere yol açabileceğini söyledi.

Yazının Devamı

Şizofreninin Anahtarı Okulda

Dünyada her 100 kişiden birinin yakalanma ihtimali olan şizofreninin ilk fark edildiği yer okul. Çocuklarının öğretmenleri ve arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kuran aileler, çocuğun hastalığa yakalandığını çok çabuk anlayabiliyor.

Yazının Devamı

İntiharlar Önlenebilir

10 Eylül Dünya İntihar Önleme Günü dolayısıyla açıklama yapan Ankara Üniversitesi (AÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veli Duyan, ''intiharın, pek çok ülkede ve özellikle genç nüfus arasında tırmanma eğiliminde olduğunu'' belirterek, bunun günümüzde global bir sorun olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yazının Devamı

Cinselliği Tabu Olmaktan Çıkarmak İçin

Konya'da, Ulusal Gençlik Parlamentosu çatısı altında bir araya gelen üniversiteli gençler, ''Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı'' konulu kampanya başlattı. Kampanyayı çoğunluğunu Selçuk Üniversite Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerin oluşturduğu ''Yerel Gündem 21'' topluluğu başlattı.

Yazının Devamı

Otistik Çocuklar Sesleri Daha Geç Algılıyor

Otistik çocukların, sesleri normal çocuklardan daha geç algıladığı belirtildi. Söz konusu gecikmenin otizm hastalarını teşhis etmek için bir işaret olduğu düşünülüyor...


Yazının Devamı

Antidepresan Kullanımı 4 Yılda Yüzde 85 Arttı

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Dr. Halis Ulaş, sinir sistemi ilaçlarının kullanım sıklığının sürekli arttığını belirterek,

Yazının Devamı

Evlilik Öncesi Danışanlar Arttı

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Başkanı Dr. Cem Keçe, evlilik öncesi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin, Türkiye'de yeterince bilinmeyen ve anlaşılamayan bir kavram olduğunu söyledi.

Yazının Devamı

Biz Uyurken Sinir Hücrelerimiz de Uyuyor

ABD’nin Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden bilim insanları, alışılandan daha az uyunan bir gecenin ertesi gününde dikkat ve konsantrasyon azalıp öfke artarken beyinde neler olup bittiğini araştırdı.

Yazının Devamı

Hem Kaygı Yaratıyor Hem de Kaygıyı Yok Ediyor

Standford Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan bir araştırma, beyindeki bir bölgenin hem kaygıya neden olduğunu hem de kaygıyı yok edebildiğini ortaya çıkardı.

Yazının Devamı

Otizm Erkeklerde Neden Daha Fazla?

İki binden fazla otizm hastasının gen haritasını inceleyen ve sonuçlan otizm hastası olmayan kişilerinkiyle karşılaştıran Kanadalı bilim adamları, otizm hastası erkek çocuklarının yüzde 1 inde bu genin mutasyona uğradığını gördü.

Yazının Devamı

Bilgisayar Bağımlılığıyla İle İlgili Ailelere Öneriler

1- Bilgisayar evde en çok kullanılan ve herkesin döneminden sonra böyle gruplara katılıyor değildir. görebileceği bir merkezde tutulmalıdır, Böylece çocuğunuzun hangi sitelere girdiğini rahatlıkla kontrol edebilirsiniz.

2-Bilgisayar kullanımı konusunda evde kurallar oluşturunuz.Ders haricinde,hafta içi bilgisayar kullanımına (özel durumlar hariç) izin vermeyiniz.Hafta sonu kullanımına da saat kısıtlamaları getiriniz.

3-Çocuğunuzun oynadığı oyunları mutlaka kontrol ediniz.İçeriğinde şiddet,vahşet ve pornografi olan oyunlara asla izin vermeyiniz.

4-Çocuğunuzun bilgisayar ve internet kullanımı konusunda sizin otoritenizi kabul etmesini mutlaka sağlayınız.

5-Çocuğunuzun “sohbet gruplarına” katılmasına izin vermeyiniz.Ergenlik döneminden sonra böyle gruplara katılıyor ise kiminle görüştüğünü ve neler paylaştığını mutlaka kontrol ediniz.

6-Çocuğunuzu bilgisayar ve internet kullanımından doğacak tehlikeler konusunda uyarınız ve takipçisi olduğunuzu bildiriniz.Çocuğunuzun mahrem ve kişisel bilgilerin paylaşılmaması,resim ve görüntü iletmemesi internet üzerinden kişilerle kavga ve tartışmaya katılmaması konusunda uyarınız.

7-Çocuğunuzun güvenmediğiniz ve kontrol edemediğiniz ortamlarda(internet cafe vb.)bulunmasına izin vermeyiniz.

8-Öncelikle internet ve bilgisayar kullanımı konusunda ona iyi örnek olmalısınız. Saatlerce bilgisayarın başından kalkmayan anne babalar, çocuklarına aynı konuda nasıl sınır koyacaklar?Bunu tahmin etmek zor değildir.

9-Çocuğunuzun uygun olmayan sitelere girmesini engellemek için site filtrelerini kullanınız.

10-Kontrolün sizden çıktığını, çocuğunuzun bilgisayar ve internet bağımlısı olduğunu düşündüğünüzde acilen profesyonel yardım alınız.

11-Yukarıda söz ettiğimiz bazı psikopatolojilerde bilgisayar bağımlısı olma riski daha yüksektir.Böyle bir çocuğa sahip olan ebeveynin daha dikkatli olması gerekir.Ayrıca temelde yatan psikopatoloji tedavi edilmeyen bilgisayar bağımlılığı sorunu çözülemez.Örneğin depresif ya da dürtü kontrol sorunu olan bir çocuğun öncelikle bu sorunu çözmek gerekir ki bilgisayar bağımlılığından kurtulabilsin.

Dr. Ava Özgün

CETAD derneğinin vermiş olduğu eğitim programını tamamlayarak Cinsel Terapi Uzmanlığı ünvanını almaya hak kazandı.

Yazının Devamı

Cinsel Terapist

Cinsel Terapist- Antalya ile ilgili www.antalyacinselterapist.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sınav Kaygısı

Sınav Kaygısı - Antalya ile ilgili www.sinavkaygisiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Aile Terapisi

Aile Terapisi - Antalya ile ilgili www.antalyaaileterapisi.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sosyal Fobi

Sosyal Fobi - Antalya ile ilgili www.sosyalfobiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuk Psikoloğu

Çocuk Psikoloğu - Antalya ile ilgili www.antalyacocukpsikologu.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuk Ve Radyo İletişimi

Görsel iletişimin henüz tam olarak baskın bir duruma geçmediği bir dev­rede çocuk için duymak ve soyutlamalar yapmak da çok önemlidir. Örneğin çocuğun radyo ile olan bağı, diğer iletişim araçları ile olan bağdan çok farklı bir gelişim sergileyebilmektedir. Bir zamanlar, toplumda etkilerinden en çok söz edilen kitle haberleşme araçları radyo ve televizyondu. Bu dönemlerde okuma, yazma oranının düşük oluşu, radyo ve televizyona yönelimin temelini oluşturmaktaydı. Radyo yayınlan 1927 yılında Ankara ve İstanbul'da kurulan beşer kilovatlık iki istasyonla başlamıştır. 1921 yılında dünyada ilk sürekli ve düzenli radyo yayınının başladığı düşünülürse, bu girişin önemi daha iyi bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Radyoculuk alanında "ilkler" arasında sayılan Türk radyo­su, kuruluşundan sonraki yıllarda atak yapamadığı, 1960'tan sonra TRT yasası ile çağdaş radyoculuk anlayışıyla çalıştırılmaya başladığı görülmektedir.

Toplumda öncelikle kadınların radyo dinlemeye başlamaları oldukça önemlidir. Çünkü özellikle, endüstrileşme öncesi toplumda evde oturan, ev işi ile uğraşan ve çocuk yetiştiren kadının radyo dinlemesi, çocuğun radyo dinlemesi ile eşanlamladır.

Dr.Aziz, Aysel "Kadınların TRT radyolarından Yararlanmalarını incelediği yazısında ilk düzenli kadın yayınlarının 1939 yılında "Evin Saati" adı ile başlanılmış olduğunu daha sonraları ise programın isminin "Ev" olarak değiştirilerek aynı içerikte sürdürüldüğünü belirtmektedir. İlerleyen yıllarda TRT M radyolarında kadın yayınları özellikle TRT1, TRT II kanallarının yayına yeni bir düzenleme ile başlaması ile daha canlılık kazanmış, içerikte çok fazla etkin bir değişiklik olmamasına karşın kadın izleyicinin sorunlarına eğilen iki ayrı da yayınlanan kadın programları yer almaya başlamıştır.

Radyo yayınlarının kadınlara ulaşması çocuk açısından da son derece önemli bir etkendir. Gerek dil gelişimi gerekse dinleme becerilerinin gelişimi son derece yakın bağlantısı olan radyo dinleyiciliğinin kadın dinleyicilerinin yanı sıra çocukları da ilgilendirdiği açıktır. Eski programlarda işlenen konu önünde bulundurulduğunda, bunlar arasında ev ekonomisi, okul ve çocuk sorunları, sağlık, hukuk, toplumsal sorunlar, sanat ve yayın gibi konuların yer alması ve evde bulunan kadının türlü konularda aydınlatılması, sorunların dile getirilmesi ve olanak ölçüsünde bu sorunlara çözüm yolları gösterilmesi gündeme gelmektedir.

Çocuklarla ilgili olarak radyo yayınları göz önünde bulundurulacak olduğunda , TRT II'de 1976 yılında 17 programlık bir dizi olarak yayınlanan “Aile içi ilişkiler" adlı 30 dakikalık programda aile içi ilişkiler, çocuk, İcadın, ana- baba kardeş ilişkileri ile ele alınmıştı.

Program Türü

1963

1970

1974

1976

i 979

Kadın yayınları

% 11.2

% 11.6

% 8.8

% 15,5

% 15,5

Koy yayınları

52,7

46,4

46,9

39,4

50,2

Çocuk yayınları

31,3

40,S

30.9

10.0

16.7

Genel h£ılsel Yuy.

4.8

1,2

13,4

35,1

17,6

Toplanı

100

100

100

100

i 00

Kadınların TRT radyolarından yararlanmaları, s: 45) "Neden radyo izlemiyorsun?" sorusuna alınan yanıtlara bakılacak olursa, kadınların radyo sahipliği erkeklerinkinden fazladır. Bu, çocukların radyo dinleme oranlarının kadınlarınki ile eşdeğer olduğunu düşünmemize yol açabilir. Kadınların evde yalnız oldukları ve çalışmadıkları durumda, çocuğun da bulunduğu ortamlarda radyo dinlediği ve

dinlenen programlardan çocukların da etkilendiği anlamına gelmektedir.

İzlememe Nedeni

Kadara Orana

Erkek Orana

Radyosu vok

% 25

% 50

Zamanı vok

% 37

% 50

Televizyondan ötürü

% 6

programlardan ötürü

% 12

Azız'e göre, programların özünü kadın izleyicinin oluşturmasına karşın kadınlara seslenen bu tür yayınlardan erkek izleyicilerin de yararlanıp yararlandıkları araştırılmış ve sonuçta bu tür yayınlar? İzleme olanağı bulan % 30 gibi erkek izleyici grubunun varlığı saptanmıştır. Yayınlardan öğrenilenlere araştırma yapıldığında şu sonuçlar karşımıza çıkmaktadır.

KONULAR

KADIN

ERKEK

Çocuk bakımı,sağlığı eğitimi ve yetiştirilmesi

25

20

Kadın sağlığı doğum kontrolü

16,6

22

Ev ile ilgili pratik bilgiler

15,2

11,4

Ev ekonomisi

11,1

2

anımsamayan

38,8

31,4

Tokgöz, radyoyu görsel ve işitsel olarak çocukların duygularına seslenen kitle iletişim araçları arasında saymaktadır. Diğerleri ise radyo, televizyon, filmler, plaklar ve kasetlerdir. Çocuklardan fazla bir beceri istemeyen bu tür araçlarca verilenler ise, çocuk nüfusun kalabalıklığına oranla çok düşük düzey­de kalmaktadır. Radyoda bu tür ürünlerin yayınları için ayrılan zaman da olduk­ça kısıtlıdır. Akbank, İş Bankası, Ziraat Bankası gibi bazı bankaların da radyo­da çocuk programı hazırlamak ya da çocuk filmi hazırlatmak veya dışarıdan film getirmek için büyük çabalar göstermiş olduğu bilinmektedir.

Radyo, gerek yalnızca sesli olması, gerekse hazırlanan programların azlı­ğı ve teknik olanaksızlıklar nedeniyle çocuklara yeterince ulaşamaması gibi nedenlerden dolayı çocuklar üzerinde diğer kitle iletişim araçları kadar etkili olamamıştır. Yurt dışında, çocukların kendilerinin doğrudan yayma katıldığı ve program yapımında, sunumunda öncelikli rol aldığı yerel radyo istasyonların:" benzerlerinin ülkemizde kurulabilmesi durumunda radyonun diğer kitle iletişim araçları karşısındaki konumunun ne olacağı tam olarak kestirilememektedir. Ancak, ülkemizde hem bunu karşılayabilecek bir altyapı hem de bunu üstlenebi­lecek girişimciler olmadığından radyoda çocuk yayınları çok uzun bir döner. İhmal edilmiş ve yalnızca "Çocuk Saati" programları ile kısıtlı kalmıştır.

Benzer biçimde, teknik olanaklar ya da yeterli yapım malzemesi olmadı­ğından bir zamanlar çokça üretilen çocuk plakları, şarkılar ya da masallar içeren plaklar ve kasetlerin üretimi, günümüz ekonomik şartları içinde neredeyse sıfır­lanmış düzeydedir. Bunların yerini hem görsel hem de işitsel olanaklar sunar, video kasetler, bilgisayar CD'leri almıştır.

Radyoda Çocuklara yönelik yayınların yüzdesi çok düşüktür. Aslında ge­niş bir çocuk varlığına sahip olan Türkiye bakımından çocuklar için radyo ve televizyondan yapılan yayınların azlığı üzücüdür. Radyoda çocuklara yönelik yayınlar bakımından TRT l'deki programların oranı 1976'da %2 iken, 1977'dr % 2.8'e, TRT II'de % 0.9'dan % l'e çıkabilmiştir. Gençlik yayınlarına ise an­cak TRT IFde 1977'de kuşak yayınlarında % 0.7'lik yer verilmiştir. Bu yayın­larla TRT okul öncesi çocuklarına masal, okul çağı çocuklarına çocuk saati, ço­cuk oyunları, çocuk tiyatrosu ile gençlere yönelik gençlik saati ile hizmet götür­meğe çalışmıştır. Radyoda çocuklara yönelik olarak hazırlanan yayınlar genellikle yerli yapımdır. Ayrıca TRT radyo aracılığı ile Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yaparak Okul Radyosu adı altında ilkokul, ortaokul, lise düzeyinde, okul öğretim programına ilişkin konularda eğitici yayınlan da gündeme getirmiştir.

Özetle, radyonun çocuklara yönelik bir iletişim aracı olarak hemen hiç görülmediği, bu yüzden radyo yayınlarında çocuklara yönelik yayınlara bir ağır­lık verilmesinin de söz konusu olmadığı ortadadır. Genelde, radyo açısındır ülkemizde dinleyici kitlesini çocuklar ve yetişkinlerden çok genç insanlar oluş ırmaktadır. Tamamen söze ve işitmeye dayalı bir araç olarak radyonun soyut düşünceyi televizyondan daha iyi aktarabildiği düşünülebilir. Ancak, çocukla­rın öncelikle somut düşünceye alışmaları, daha sonra soyut düşünce sistemine uyum sağlamaları gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında, radyo, çocuklar açısın­dan ilginç ve uygun bir iletişim aracı değildir. Bu yüzden de çoğunda çocukları hedefleyen programlar yoktur, ya da oldukça sınırlıdır. Çocuklar açısından baktı­ğımızda da radyonun çocuklara yabancı bir iletişim aracı olduğu görülmektedir.

Çilenti, yalnızca kulağı etkilediği için radyonun eğitime yapabileceği kat­anın çok sınırlı olduğunu söylemektedir. Ona göre fikir, bilgi, duygu, tutum ve becerilerin yalnızca sesli semboller kullanılarak gerçeğe tam anlamıyla uy­gun bir biçimde açıklanabilmesi olanaksızdır. Radyo, Televizyon ve Çocuklarla ilgili Araştırma Sonuçlarından Bazı Örnekler veren Çilenti'ye göre radyonun çocuk programlarında etkin olabilmesi için şu özellikler önemlidir.

  • Radyo ile eğitim programlarında programın etkili olmasını sağlayan en önemli unsurlardan biri ses efektleridir.
  • Radyo ile eğitim programlarının anlaşılmasında, programı izlemeden önce ve izledikten sonra öğrencilere yaptırılacak etkinlikler çok önem­lidir.
  • · Bir radyo ile eğitim programının nasıl dinleneceği çocuğa önceden öğretilmişse, o program daha iyi öğrenilmektedir.
  • · A) 6-9 yaşlarındaki çocuklar,

Çok hareketli, radyo programlarından hoşlanırlar.

Maceralı, kavgalı dövüşlü radyo programlarını diğerlerinden daha iyi anımsarlar.

B)Kendilerini radyo oyunlarındaki kahramanlarla özdeşleştiren ço­cuklar, özdeşleştirmeyenlere oranla oyunla ilgili daha fazla ayrıntı anımsarlar.

C)Yayından sonra üzerinde tartışma yapılan radyo programları ço­cuklar tarafından daha az unutulmaktadır.

  • · 14 yaşındaki çocuklar

Komik ve esprili radyo programlarıyla hafif müzik programlarını diğerlerine tercih etmektedirler.

Radyo programları arasında en az hoşlanılanlar, konuşma, klasik müzik, tarih ve olgularla ilgili programlardır.

  • · 6-14 yaşlarındaki çocuklar açısından
    • · Radyo programlarındaki yaşlarına uygun öyküleri anlayabilmek­tedirler.

Radyo programlarını izleyen etkinlikler yaparlarsa programların konularını daha iyi anımsayabilmektedirler.

  • · Çocuklar için hazırlanan radyo programlarının özellikleri şu şekilde sı­ralanabilir.

Kısa olmalıdır. Programların ilk 4 dakikasının ötesindeki önemli noktalar, hemen unutulur.

Genel öğütleri kapsayan programlar çabuk unutulmaktadır, somut fikirler verenler ise güç unutulmaktadır.

Programlar, dinleyicilere doğrudan doğruya hitap ediyorsa daha iyi öğrenilmektedirler.

  • · İlkokul çocuklarının sesleri ve sözcükleri dinleme ve algılama yetenek­leri radyo dinledikçe yavaş yavaş ve devamlı olarak gelişmektedir.

Günümüzde, en azından ülkemizde, radyonun interaktif bir biçimde ço­cuklar açısından kullanımı şansı kaçırılmış görünmektedir. Bu olanak daha çok televizyon ve bilgisayara doğru kaymış olduğundan çocukların radyoyu kendile­rine yönelik bir iletişim ortamı olarak görmedikleri, ancak, müzik dinlemek amacı ile sevilen şarkılar çaldığı zaman gündeme gelen mekanik bir araç olarak gördükleri düşünülebilir. Çocuk ve radyo iletişiminin, genelde anlamlandıramadığı görüntülerle dolu da olsa günümüz çocuğu açısından çocuk ve televizyon ilişkisine dönüştüğünü belirtmek gerekiyor. Çocuğun, dinleme becerisini günü­müzde radyodan çok televizyonu dinleyerek geliştirdiği, dil kullanımı açısından da çocuk açısından bunun son derece önemli bir veri girdisi oluşturduğu çeşitli çalışmalarla belirlenmiş durumdadır. Çocuk gerek görüntülü olduğu için, gerek­se renklerin cazibesine kolaylıkla kapıldığı için kendini televizyon ortamına daha çabuk verebilmekte, radyo ise günümüz çocukları için sıkıcı gelmektedir. Yine de radyo dinleme alışkanlığının ortaokul düzeyindeki çocuklarda daha fazla geliştiği ve yerleştiği de dikkati çekmektedir. Arkadaş gruplarının canlılık kazandığı, belli bir müzik zevkinin oluştuğu bu dönemde radyo gerek arkadaşlar arasındaki sohbet konularından biri olarak gerekse bir ders çalışma arkadaşı olarak çocuğun dünyasına girebilmektedir. Daha ileri yaşlarda, 18 yaş altı genç­lerin ve çocukların radyo programlarının etkileşimli bölümlerine gerek sohbet etmek için, gerek arkadaşlarına selam göndermek gerekse dertleşmek için tele­fonla katılmaları özellikle son zamanlarda daha sık söz konusu olmakta, katı­lımcıların yalnızca Ankara İstanbul gibi büyük şehirlerden değil, ülkemizin genelinden olması da ayrıca dikkati çekmektedir. Bu tür katılımcıların hem ciddi, sosyal, politik ve ekonomik konuların tartışıldığı, hem duygusal sorunla­rın dile getirildiği hem de müzik istek parçalarının yer aldığı müzik ve eğlence programlara katıldığı düşünüldüğünde, radyonun belli bir kesim için halen önemli işlevler yüklenmekte olduğu gerçeği ile karşılaşılmaktadır.

Kaynak Nilüfer Pembecioğlu İletişim Ve Çocuk

web tasarım

makale spotlar 5 spotlar govdealt 1spotlar govdealt 2spotlar govdealt 3spotlar govdealt 4
makale spotlar 6