spotlar 1 spotlar 2 spotlar 3

Evlilik Dansı

evlilik dansı antalya psikiyatri"Özellikle yeni jenerasyon un kadınlarının beklentileri klasik erkek modelinden çok daha farklı. Yani erkeğin sadece kahveye gitmeyen, içki içmeyen, kumar oynamayan, aldatmayan ya da dövmeyen bir yapıda olması yetmiyor. Bunların olmaması tek başına yeterli değil. Bunun yanı sıra, duygularını hisseden, paylaşan güven veren, üreten...>

"Özellikle yeni jenerasyon un kadınlarının beklentileri klasik erkek modelinden çok daha farklı. Yani erkeğin sadece kahveye gitmeyen, içki içmeyen, kumar oynamayan, aldatmayan ya da dövmeyen bir yapıda olması yetmiyor. Bunların olmaması tek başına yeterli değil. Bunun yanı sıra, duygularını hisseden, paylaşan, güven veren, üreten ve neşelendiren bir model de istiyorlar."

Kimi için güvencedir, kimi için statü. Kiminin özgürlüğünü alıp götürür, bazısı için de aşkın özgür yuvası olur. Birçok kadınla erkeğin anlattığına göre evlilik bir dans ya da kurallarına göre oynanması gereken bir oyun... Kadın sevgi ve güvence bekler bu oyundan, Erkek çoğu kez kendini kapana kısılmış hisseder. Sonuç olarak yürümesi gereken evlilikler vardır ve yangında ilk kurtarılacak şey olan "ilişki" için bir terapist'e gidilir. Peki, çiftler hasta ilişkilerini iyileştirebilirler mi? Evlilik terapist'i Doç. Dr. Armağan Samancı kendisine çok fazla sayıda çiftin başvurduğunu anlatıyor. Bu başvurular içinde dikkati çeken bir şey var; genç çiftlerin evlilikten beklentileri geleneksel kalıpları hayli zorluyor. Genç insanlarda, (özellikle kadınlarda) beklentilerin ciddi olarak değiştiğini anlatan samancı evlilik terapileri ile ilgili sorularımızı yanıtladı.

Evlilik terapisinde değişimler yaşanıyor mu?
Her şeyde olduğu gibi yaşanıyor. İlaçlar nasıl değişiyorsa terapi teknikleri de kaçınılmaz olarak değişiyor. Beklentiler de değişebiliyor. Örneğin, kısa sürede, daha toparlayıcı ve çözüme götürücü bir terapi beklentisi içinde oluyor çiftler. En azından ben kendi uygulamalarında bunları görüyorum. Bir de, daha kısa sürede bir takım problemleri toparlama süreci içine girebiliyoruz. Yani o anlamda da bir gelişim var. Çünkü beklentiler bu yönde.

Bir an önce çözülsün mü diyorlar?
Evet, bir an önce çözülmesini bekliyorlar, haklılar da tabii. Keşke öyle bir terapi yöntem i olsa da, bir görüşmede bütün problem çözülse.

Çiftler sihirli değnek mi arıyor?
Çiftler sihirli değnek aramıyor. Ama bu konuya çözüm getirecek profesyonel bir insan arıyorlar. Yani bir hedef görmek istiyorlar. Kısa zaman derken, tabii gelen birçok çift biliyor ki, bir-iki görüşmede çözüm olmaz. Asıl olarak, 4- 5 görüşme sonrasında bir hedefe doğru giden, belki 7-8 görüşmede toparlanan bir uygulama görmek istiyorlar. Ben de bu süreler makul diye düşünüyorum.

Peki, evliliklerde ve çiftlerde farklılıklar gözlemlediniz mi? 11 yıldır evlilik terapileri yapıyorsunuz. 1990'ların ilk yıllarıyla 2007 li yıllar arasında evliliklerde ne gibi farklılıklar yaşanıyor? Neler gözlemliyorsunuz?

Değişimi gruplara ayırarak tahlil etmek lazım. Genç, orta yaş ve ileri yaş grubu evlilikler farklı şeylerdir. Çünkü bunlar farklı jenerasyon lar olduğu için, sorunlar farklı olmasa bile, sorunlara yaklaşımlarda farklılıklar oluyor.

Evliliğin başında terapiste gelen genç evliler var mı?
Gelenler var. 1998 yılında yaptığım bir araştırmada bir şeyi fark etmiştim. Aslında genç eğitimli çiftlerle, eğitim düzeyi daha düşük olan çiftler arasındaki fark eğitim düzeyi yüksek olanların terapiye daha çabuk gelmeleriydi. Artık genç jenerasyonda bu benim kocamdır, ne olursa olsun bir şekilde bunu devam ettireceğiz' diye bir yaklaşım yok. Özellikle eğitimli genç grupta yok. Bir şekilde problemi çözelim ve çözülmüyorsa da ayrılalım yaklaşımı var.

Eğitimli olduklarına göre flört ederek de evlenmiştirler muhtemelen. Daha ilk yıllarda nasıl
anlaşmazlıklar çıkabiliyor?
Genç yaşta evlenen çiftler, artık eskisi gibi aileler tarafından tanıştırılıp birkaç ay içinde evlenen çiftler değil. Çoğunluğunun evlilik öncesi de bir geçmişi, bir tanışıklığı var. Bu yıllar süren bir dönem olabiliyor. Sonuçta bir ilişki tanışmayla başlar zaten. Yani o süre uzadıkça ilişki otomatikman kendi içinde bir süre oluşturur. İki yıl flört etmiş ve üç yıldır da evlilerse burada beş yıllık bir ilişkiden söz etmek gerekir. Dolayısıyla da beş yıllık problemlerden söz etmek lazım.

Genç evliler en çok hangi alanda çatışma yaşıyorlar? Kişilik anlamında çatışmalar oluyor mu?
Bu tek başına kişiliklerle açıklanan bir şey değil. Farklılıklar mutlaka zıtlıklar olarak gelmez. Farklı olabilirsiniz karşınızdaki insanla, olacaksınız da.. Ama bunun çatışma anlamın a gelmemesi lazım. Diğer yandan şöyle bir şeyi de göz önüne almak lazım; nasıl doku uyuşmazlığı varsa, bir kişilik uyuşmazlığından da söz edebiliriz. Duygusal uyuşmazlıklar da söz konusu olabiliyor bazı ilişkilerde. Bunların birçok anlamda çözüm yolları da var. Eğer çiftler bunu ararlarsa bulabilirler. Sonuçta bir otomobile bile onun orijinal olmayan parçasını modifiye ederek takabilirsiniz ve o şekilde çalıştırabilirsiniz. Belki daha fazla çıkartır sizin için ama yine da yapılabilir bu. Şunu da belirtmek lazım. Bazı yapıların yan yana gelmesi çok kolay değildir. Yani bir kişilik uyuşmazlığından da söz edebiliriz.

Sorunlu çiftlere nasıl bir yöntem uyguluyorsunuz?
Benim yöntemim Mcmaster modeli Kanada'da bir üniversitenin geliştirdiği bir model. Daha entegretif bir model. Yani kişinin bireysel dinamiklerinin de içine girdiği bir yöntem.

Geçmiş dönemlerde uygulanan terapilerinizle bugünkü uygulamalarınız arasında farklılıklar var m?
Hem süre kısaltıldı hem de kısa sürede hedefe yönelik çalışmalar yapıyoruz. Yani hedef derken burada çiftin sunduğu hedefi veya problemi değil de çiftte sorun oluşturan problemi daha çabuk görmek, bununla beraber eşzamanlı olarak bireysel bir takım çatışmalar, bireylerin yaşadığı bir takım çatışmaları eşzamanlı görmek ve bir de bireylerde olabilecek psikiyatrik problemleri de görmek, ona yönelik çalışma yapmak lazım. Gerekirse ilaçlı tedavi de devreye sokulabiliyor. Yani üç değişik boyuttan harekete geç en bir terapi bu. Terapide az da olsa efektif olarak ilaçların bir kullanım yeri var. Bazı ilaçlar, bazı bireylerin çok sorun oluşturan taraflarını yumuşatabiliyor. Bu da terapide büyük avantajlar sağlıyor.

Genel olarak ilaçlı tedaviye bakış nasıl?
İlacı çok tercih etmiyorlar ama insanlar terapiye angaje olmuşlar ve güveniyorlarsa ve ilaçtan da ek bir fayda alacaklarım düşünüyorlarsa bunu kullanma konusunda çok fazla tereddütte bulunmuyorlar.

Genç çiftler en çok hangi şikayetlerle geliyorlar?
Ben kadınlardan söz edeceğim biraz. Özelliklede yeni jenerasyonun kadınlarının beklentileri, klasik erkek modelinden çok daha farklı. Yani erkeğin sadece kahveye gitmeyen, içki içmeyen, kumar oynamayan aldatmayan ya da dövmeyen bir yapıda olması yetmiyor. Bunların olmaması kötü değil ama tek başına yeterli de değil. Kadının duygularını hisseden, paylaşan, güven veren, üreten ve neşelendiren bir model de istiyorlar.

Çok zor değil mi bu?
Zor ama böyle! Nasıl erkekler karşısında güzel çekici, canlı, hareketli, çalışan, şikayet etmeyen bir model arıyorsa kadınlar da özellikle genç jenerasyon böyle bir şey arıyor. Somurtkan, ilgilenmeyen, duygusal olarak bir şey vermeyen, çalışmayan bir modele çok sıcak bakmıyorlar. Artı bir de şöyle düş ünün; genç jenerasyon, kadınların da çalıştığı bir jenerasyon. Eğer kadın işinde yüksel irse erkekten statü olarak ileri düzeylere gel irse, kendi çevresinde oluşturduğu standardı erkekten de bekliyor.

Peki, erkekler de çok zor durumlarda kalmıyor mu? Erkeklerin şikayetleri hangi çerçevede peki?
Kadın nasıl kendi açısından bir takım sorunlar yaşıyorsa erkekler de yaşıyor. İkisinin aynı çizgiyi yakalaması mümkün değil. Biri çok hızlı bir değişim gösterdiği zaman, diğer inin buna uyum göstermesi çok kolay olan bir şey değildir. İki kardeş bile akademik olarak aynı başarıyı oluşturamayabilir. Akademik olarak az başarı gösteren kardeşin çok başarı gösteren kardeş gibi davranması çok kolay bir şey değildir. Birçok erkek bu anlamda kendini yetersiz hissedip kapanma tutumuna girebiliyor. 0 zaman da kendi kal elerine daha çok tutunuyorlar. Bu, kendini aşma davranışı değil de kendi değerlerine daha sıkı tutunma, kapılan daha sıkı kapama tutumu olarak değerlendirilebilir.

Ama toplumda bu "kapalılık erkekte genel olarak hep var zaten.
Sonuçta problemin çözülmesi isteniyorsa, kadını bağlamak nasıl önemliyse erkeği de angaje etmek gerekiyor. Erkeği de duygusal anlamda ürkütmemek lazım. Ürktüğü zam ı kanacaktır, kapandığı zaman da çıkış yolu olmayacaktır. Genel olarak düşünürsek kadınlar duygusal anlamda çok daha gelişmişler. Hem kendi yapısı ve doğası dolayısıyla, hem de toplumsal alanda kadınların duygusal gelişimi daha fazla. Erkek için bu söz konusu olmuyor.

Bir "Taş fırın erkeği Haluk" olayı var. Diziyle birlikte "sert koca" modeline doğru bir gidişat var. Bu diziyle beraber bu tür erkeklerin kıymeti arttı diyenler var?
0 diziyi çok seyretme imkanım olmadı ama "taş fırın" denilen o erkeğin kıymeti zaten her zaman vardı. Kadın duygusal olarak onu anlayan bir model istiyor. Zayıf, güçsüz bir erk ek istemiyor. Erkeğin daha duygusal olması halinde daha zayıf olabileceği gibi bir inanış var. Kadın duygusal olduğu kadar güven veren, beklentilerine cevap veren güçlü bir model istiyor. Güçlü model herkesin istediği bir şey. Erkeğin de kadından beklediği bir şey aslında. Türk kadınlarının birçoğunda korunma, kollanma duygusunu hissetmek çok önemli. Kadın ekonomik olarak ve eğit im açısından ne kadar gelişmiş olsa da yine bir korunma, kollanma, hissedilme duygusun u yakalamak istiyor.

Bu koruma ve kollanma konusu çok genci bir yaklaşım değil mi Kadını çok güçsüz olarak ele alan bir yaklaşım...
Ama bu bir beklenti. Sonuçta ne olursa olsun erkeğin güçlü olması bir şekilde beklen ilen bir durum. Yani kadın güçsüz erkekle sıkıntıya düşüyor. Bir şekilde onun görevler ini de üstlenmeye başlıyor. 0 zaman görev ikiye çıkmış oluyor ve baş edemiyor.

Kadın-erkek eşitliği kadının kafasında yok yani.
Baskın olmakla güçlü olmak aynı bir şey. Kadın baskın bir model istemiyor. Baskın, onu yönlendiren, onu emir altına alan birini istemiyor. Geçmişteki model buydu. Şimdi güç derken gerektiği zaman onu koruyan kollayan ama bireysel hayatını bozmayan, yani onu ezmeyen, kişiliğini yok etmeyen bir model istiyor. Geçmişin baskıcı, yönlendiren, emir veren, otoriter tipini istemiyor kadın. Dikkat edin, taş fırın modeli bu dediğim modele yakın bir erkek. "Taş fırın" tiplemesi çiziyor ama kadını ve çocuklan yok etmiyor. Herkes kendi rotasını çiziyor orada.

İlk önce kim başvuruyor size, kadın mı erkek mi? Başvuranların yüzde 80'i kadınlar. Ama daha sonra o kadınların eşleri de terapiye geliyor

İlk anda yanıt aradıkları sorular hangileri?
"Ne yapabilirim de bu ilişkiyi kurtarırım' sorusunu soruyorlar. Ama ben çiftlerin evlilik problemleri için profesyonellere yönelmesinin iyi bir şey olmadığını düşünüyorum. Dem ek ki hem kendileri hem de çevreleri bu problemlerin üstesinden gelemiyor ki bir profesyonelden yardım istiyor. Bu, aynı zam anda toplumun kendi içindeki problemleri çözmede de güçlükler yaşadığını gösteriyor.

İyi bir terapistin özellikleri ne olmalı sizce?
İnsanları yargılama değil de analiz etme ve problemlerini çözme noktasından yaklaşması lazım. 'Kaybolan ümidi yerine koyma', 'insanları anlama' ve 'zorlu bir süreçte ne olursa olsun onlara yardımcı olma' gibi temel öğeleri taşımaları lazım. Evlilik problemleri çok çok çözümsüz gibi gözükebilir bazı çiftlerde ama insanlara bu temel ilkel erle yaklaşırsanız eninde sonunda en zor problemlere bile çözüm yollan bulursunuz.

Terapi sürelerinin daha kısa olması çözümlere ulaşma sürelerini kısaltıyor mu?
Dediğim gibi insanlar sürelerin kısalmasını bekledikleri için kendilerini çözüme daha yoğun angaje edebiliyorlar. Bu tarz bir terapiyi, tekniği ve detayı bozmadan yapmak gerekir. Çünkü terapiyi ben biraz soğana benzetirim. Bir kabuğu açtıkça alttaki kabuğu, onu da açtıkça diğer katmanlarını görebiliyorsun. Bunu da hızlı bir süreçte ama detaylı ve ilişk iyi de daha fazla hırpalanmadan, koruyucu bir hızla yapmak gerekiyor.

Popüler Psikiyatri Ocak – Şubat 2003 Sayı : 11 / Ayla ÖNDER

makale spotlar 5 spotlar govdealt 1 spotlar govdealt 2 spotlar govdealt 3 spotlar govdealt 4
makale spotlar 6