spotlar 1 spotlar 2 spotlar 3

Duyurular

Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN

ava şirin özgünÖzel Nirvana Psikiyatri Polikliniğinde Görev Yapan Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN'ün Resmi Web Sitesi Yayına Başlamıştır.

www.avasirinozgun.com

DEPRESİFLER ALZHEIMERE YATKIN OLUYOR

depresif hastalar alzaymıra daha yakın oluyorMelankolik ve depresif hastaların,daha sık demans hastalıklarına yakalandığı tespit edildi.Uzun süre depresyondan yakınan ve psikolojik sorunlarla baş etmek zorunda kalan insanlar,psikolojik olarak stabil olanlara göre iki kat daha fazla Alzheimer’e yakalanıyorlar.

Yazının Devamı

NEOFOBİ (YENİLİK KORKUSU) ÖMRÜ KISALTIYOR

neofobi nirvana psikiyatriYeni bir şeye karşı duyulan belirgin korkular,yaşamı kısaltıyor.Neofobi insanlarda bir buçuk yaşlarından itibaren başlayabiliyor.Alışılmışın dışında olan bir tek olayla bile ,bu bozukluk ortaya çıkabiliyor.

Yazının Devamı

ANOREKSİYA ANFİZEME SEBEP OLABİLİYOR

anoreksiya nirvana psikiyatri polikliniğiŞikago'da yapılan Radiological Society of North America'nın (RSNA) yıllık toplantısında,anoreksiya nervosa'daki beslenme yetersizliğinin akciğer anfizemine neden olabileceği iddaa edildi.

Yazının Devamı

MİGRENE DE PSİKOTERAPİ

migren nirvana psikiyatriPsikoterapinin alt etme stratejileri ile kronik başağrılarına karşı da savaş verebiliyor.Düsseldorf’da yapılan bir sempozyumda,Heidelberg Üniversitesi’nden uzman psikolog Gideon Franck hastanın kendi bedeniyle ilişkisini değiştirmesi ana prensibine dayanan bu yöntemi,ilk kez baş ağrısı nedeniyle davranış bozuklukları gösteren çocukların tedavisinde denediğini açıkladı.

Yazının Devamı

DEPRESYONDAYSANIZ,YÜRÜYÜŞ YAPIN

depresyon nirvana psikiyatri polikliniğiDüzenli spor depresiflere iyi gelir;bu konuda uzmanların hepsi hemfikir.Bu sporların içinde en etkili olanı ise yürüyüş.Prof.Dr.Ulrich Bartmann,Würzburg Yüksek okulu'nun sağlık dergisinde yazdığı bir makalede,yürümenin jimnastik,voleybol vb tüm sporlardan daha yararlı olduğunu belirtti.

Yazının Devamı

Islak Yatak Hastalık Belirtisi Olabilir

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) tarafından yapılan araştırma, her 8 çocuktan 1 inin gece altını ıslattığın ı ortaya koydu. Şeker hastalığı ve kronik böbrek yetmezliğinin ilk belirtisinin "gece altına ıslatma" olduğu belirtildi.

Yazının Devamı

Ergenlikteki Aşırı Stres Öğrenmeyi Etkiliyor

Ergenlikte maruz kalınan aşırı stresin, beynin hafıza ve öğrenme ile ilgili bölümünde önemli ölçüde değişikliklere yol açabileceği bildirildi.

Yazının Devamı

Stres, Doğacak Bebeğin Zekasını Etkiliyor

Doğacak Bebeğin ZekasıLondra’daki Imperial College uzmanlarınca yapılan ve sonuçları Clinical Endocrinology dergisinde yayımlanan araştırma, ham ilenin yaşadığı stresin, gebeliğin 17. haftasından itibaren bebeği olumsuz etkilediğini gösterdi.

Yazının Devamı

Tv Seyretmeye Sınır Gelmeli

Tv Seyretmeye Sınır GelmeliTelevizyon insanın psikolojisini bozuyor Hacettepe Üniversitesince yapılan bir araştırmaya göre, aşırı televizyon izleme alışkanlığı çocuklarda uyku bozukluğuna yol açıyor.

Yazının Devamı

Stres İyileşmeyi Yavaşlatıyor

ABD’nin Chicago kentinde bulunan İllinois Üniversitesi’ndeki (UIC) araştırmacılar, hayvanlar üzerinde yaptıkları testlerde, hayvanlar stres altındayken yaralarının iyileşmesinin yavaşladığını, ancak ekstra oksijen alımının bu yavaşlamayı tersine döndürdüğü sonucuna ulaştılar.

Yazının Devamı

Strese Bağlı Hastalıklar Artıyor

Avrupa Parlamentosu’na sunulan bir araştırmada, modern hayatın kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığı uyansı yapıldı.

Yazının Devamı

Suça Karışan Çocuk Akranından Etkileniyor

Suça karışan çocuklar üzerinde akranlarının etkisinin büyük olduğu ortaya çıktı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Çocuk İhmali ve İstismarı Araştırma Biriminde görevli çocuk gelişim uzmanı Gülümser Gültekin Akduman’ın yaptığı araştırma, suça karışan çocuklarla ilgili çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu.

Yazının Devamı

Uykusuzluk çekenlere müzik

Artık koyun saymak gereksiz.Çünkü güzel bir uykunun sırrı, uyumadan önce 45 dakika kadar rahatlatıcı müzik dinlemek. Journ al of Advanced Nursing adlı sağlık dergisinin haberine göre

Yazının Devamı

Dikkat: Aile içi gerginlik çocuğun iştahını etkiler

Aile içindeki gerginlikler çocuğun iştahını olumsuz yönde etkiliyor. Ailedeki iletişim bozuklukları ve huzursuzlukların çocuğun ruhsal yaşamını doğrudan etkilediğini

Yazının Devamı

Depresyon riskinin en yüksek olduğu yaş 40’lar

Bilim adamlarının 80 ülkede 2 milyon kişi üzerinde yaptığı veri analizine göre, insanların depresyona en açık oldukları yaş 44. ABD’deki Warwick Üniversitesi ile

Yazının Devamı

Uyku, ruh sağlığının aynası

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, “Uykularımız düzenliyse genellikle ruh sağlığımız da yerinde demektir.

Yazının Devamı

Strese bağlı hastalıklar artıyor

Günlük yaşamın stresi yüksek tansiyona yol açıyor. Dünyada her yıl 17 milyon kişi kalp ve damar hastalıklarından ölüyor. Türkiye, yüksek tansiyon sorununun en hızlı arttığı ülkeler arasında...

Yazının Devamı

Beyindeki bozuk elektrik dalgaları depresyona, neden oluyor

Beynin işleyişini düzenleyin elektrik dalgalarındaki bozukluğun depresyona yol açabileceği ortaya çıktı. ABD’nin Stanford Üniversitesi’nden bilim adamlarının, fareler üzerinde yeni bir görüntüleme yöntemini

Yazının Devamı

Modern yaşam stres yapıyor

İngiltere’de yapılan iki araştırma daha, modern yaşamın büyük strese yol açtığı ve bir eyleri uykusuz bıraktığı görüşünü destekledi. Bir sigorta şirketi tarafından yapılan, 1001 kişinin katıldığı araştırmanın sonuçları,

Yazının Devamı

Elektronik posta strese sokuyor

İskoçya’da yapılan bir araştırmaya göre; işyerinde elektronik postaların çok sık kontrol edilmesi, çalış anların sinirlerini bozuyor.

Yazının Devamı

Aşırı Şişmanlık Psikolojiye Zarar

Bir ulusal sağlık araştırmasındaki 40 bin ABD’linin verilerinin değerlendirildiği çalışmada, obez erişkinlerin normal ağırlıktaki erişkinlere göre depresyon,

Yazının Devamı

Yatmadan Önce Ekran Karşına Geçmeyin

Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre; yatmadan önce bilgisayar ve televizyon karşısında fazla vakit geçirenler, bunu yapmayanlarla aynı uzunlukta uyusalar bile kendilerini daha yorgun ve daha az uyumuş hissediyor.

Yazının Devamı

Tek Seansta Sigaraya Son...!

Tek Seansta Sigaraya Son...!
Uzman Psikiyatrist ve Psikologlar Denetiminde Nirvana Sigara Bırakma Paketi Terapilerine Başlamıştır..

www.sigarabirakmaantalya.com

Ekonomik Kriz Ruh Sağlığını Tehdit Ediyor

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, ekonomik krizin, hem işverenlerde hem çalışanlarda hem de işsizlerde ruhsal problemlere yol açabileceğini söyledi.

Yazının Devamı

Şizofreninin Anahtarı Okulda

Dünyada her 100 kişiden birinin yakalanma ihtimali olan şizofreninin ilk fark edildiği yer okul. Çocuklarının öğretmenleri ve arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kuran aileler, çocuğun hastalığa yakalandığını çok çabuk anlayabiliyor.

Yazının Devamı

İntiharlar Önlenebilir

10 Eylül Dünya İntihar Önleme Günü dolayısıyla açıklama yapan Ankara Üniversitesi (AÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veli Duyan, ''intiharın, pek çok ülkede ve özellikle genç nüfus arasında tırmanma eğiliminde olduğunu'' belirterek, bunun günümüzde global bir sorun olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yazının Devamı

Cinselliği Tabu Olmaktan Çıkarmak İçin

Konya'da, Ulusal Gençlik Parlamentosu çatısı altında bir araya gelen üniversiteli gençler, ''Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı'' konulu kampanya başlattı. Kampanyayı çoğunluğunu Selçuk Üniversite Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerin oluşturduğu ''Yerel Gündem 21'' topluluğu başlattı.

Yazının Devamı

Otistik Çocuklar Sesleri Daha Geç Algılıyor

Otistik çocukların, sesleri normal çocuklardan daha geç algıladığı belirtildi. Söz konusu gecikmenin otizm hastalarını teşhis etmek için bir işaret olduğu düşünülüyor...


Yazının Devamı

Antidepresan Kullanımı 4 Yılda Yüzde 85 Arttı

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Dr. Halis Ulaş, sinir sistemi ilaçlarının kullanım sıklığının sürekli arttığını belirterek,

Yazının Devamı

Evlilik Öncesi Danışanlar Arttı

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Başkanı Dr. Cem Keçe, evlilik öncesi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin, Türkiye'de yeterince bilinmeyen ve anlaşılamayan bir kavram olduğunu söyledi.

Yazının Devamı

Biz Uyurken Sinir Hücrelerimiz de Uyuyor

ABD’nin Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden bilim insanları, alışılandan daha az uyunan bir gecenin ertesi gününde dikkat ve konsantrasyon azalıp öfke artarken beyinde neler olup bittiğini araştırdı.

Yazının Devamı

Hem Kaygı Yaratıyor Hem de Kaygıyı Yok Ediyor

Standford Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan bir araştırma, beyindeki bir bölgenin hem kaygıya neden olduğunu hem de kaygıyı yok edebildiğini ortaya çıkardı.

Yazının Devamı

Otizm Erkeklerde Neden Daha Fazla?

İki binden fazla otizm hastasının gen haritasını inceleyen ve sonuçlan otizm hastası olmayan kişilerinkiyle karşılaştıran Kanadalı bilim adamları, otizm hastası erkek çocuklarının yüzde 1 inde bu genin mutasyona uğradığını gördü.

Yazının Devamı

Bilgisayar Bağımlılığıyla İle İlgili Ailelere Öneriler

1- Bilgisayar evde en çok kullanılan ve herkesin döneminden sonra böyle gruplara katılıyor değildir. görebileceği bir merkezde tutulmalıdır, Böylece çocuğunuzun hangi sitelere girdiğini rahatlıkla kontrol edebilirsiniz.

2-Bilgisayar kullanımı konusunda evde kurallar oluşturunuz.Ders haricinde,hafta içi bilgisayar kullanımına (özel durumlar hariç) izin vermeyiniz.Hafta sonu kullanımına da saat kısıtlamaları getiriniz.

3-Çocuğunuzun oynadığı oyunları mutlaka kontrol ediniz.İçeriğinde şiddet,vahşet ve pornografi olan oyunlara asla izin vermeyiniz.

4-Çocuğunuzun bilgisayar ve internet kullanımı konusunda sizin otoritenizi kabul etmesini mutlaka sağlayınız.

5-Çocuğunuzun “sohbet gruplarına” katılmasına izin vermeyiniz.Ergenlik döneminden sonra böyle gruplara katılıyor ise kiminle görüştüğünü ve neler paylaştığını mutlaka kontrol ediniz.

6-Çocuğunuzu bilgisayar ve internet kullanımından doğacak tehlikeler konusunda uyarınız ve takipçisi olduğunuzu bildiriniz.Çocuğunuzun mahrem ve kişisel bilgilerin paylaşılmaması,resim ve görüntü iletmemesi internet üzerinden kişilerle kavga ve tartışmaya katılmaması konusunda uyarınız.

7-Çocuğunuzun güvenmediğiniz ve kontrol edemediğiniz ortamlarda(internet cafe vb.)bulunmasına izin vermeyiniz.

8-Öncelikle internet ve bilgisayar kullanımı konusunda ona iyi örnek olmalısınız. Saatlerce bilgisayarın başından kalkmayan anne babalar, çocuklarına aynı konuda nasıl sınır koyacaklar?Bunu tahmin etmek zor değildir.

9-Çocuğunuzun uygun olmayan sitelere girmesini engellemek için site filtrelerini kullanınız.

10-Kontrolün sizden çıktığını, çocuğunuzun bilgisayar ve internet bağımlısı olduğunu düşündüğünüzde acilen profesyonel yardım alınız.

11-Yukarıda söz ettiğimiz bazı psikopatolojilerde bilgisayar bağımlısı olma riski daha yüksektir.Böyle bir çocuğa sahip olan ebeveynin daha dikkatli olması gerekir.Ayrıca temelde yatan psikopatoloji tedavi edilmeyen bilgisayar bağımlılığı sorunu çözülemez.Örneğin depresif ya da dürtü kontrol sorunu olan bir çocuğun öncelikle bu sorunu çözmek gerekir ki bilgisayar bağımlılığından kurtulabilsin.

Dr. Ava Özgün

CETAD derneğinin vermiş olduğu eğitim programını tamamlayarak Cinsel Terapi Uzmanlığı ünvanını almaya hak kazandı.

Yazının Devamı

Cinsel Terapist

Cinsel Terapist- Antalya ile ilgili www.antalyacinselterapist.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sınav Kaygısı

Sınav Kaygısı - Antalya ile ilgili www.sinavkaygisiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Aile Terapisi

Aile Terapisi - Antalya ile ilgili www.antalyaaileterapisi.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sosyal Fobi

Sosyal Fobi - Antalya ile ilgili www.sosyalfobiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuk Psikoloğu

Çocuk Psikoloğu - Antalya ile ilgili www.antalyacocukpsikologu.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Eyvah Çocuğum Farklı Gelişiyor

farklı gelişi psikiyatrist antalyaDoğduğundan beri bu çocuk böyle. Hiçbir şey anlamıyor, anlatamıyor. Konuşamıyor da. Sürekli bağırıp, ağlıyor. İhtiyaçlarını kendi başına gideremiyor. Etraftaki çocuklarla anlaşamıyor, sürekli diğer çocuklan hırpalıyor. Ben de ne yapacağımı bilemiyorum. Bir başıma kalakaldım. Babası da ilgilenmiyor. Bütün sorumluluk benim üzerimde. Kendimi çok yorgun hissediyorum...>

Doğduğundan beri bu çocuk böyle. Hiçbir şey anlamıyor, anlatamıyor. Konuşamıyor da. Sürekli bağırıp, ağlıyor. İhtiyaçlarını kendi başına gideremiyor. Etraftaki çocuklarla anlaşamıyor, sürekli diğer çocuklan hırpalıyor. Ben de ne yapacağımı bilemiyorum. Bir başıma kalakaldım. Babası da ilgilenmiyor. Bütün sorumluluk benim üzerimde. Kendimi çok yorgun hissediyorum. Ne zaman konuşmaya başlayacak, ne zaman kendi ihtiyaçlarım kendi başına giderebilecek, ne zaman okula başlayacak. . . Gücüm kalmadı artık!"

Normal bir çocuk bekleyen ailelerin farklı gelişen bir çocukla karşılaşmaları durumunda hayal kırıklığı yaşaması, bu duruma tepki göstermesi ve ilerleyen zamanlarda çocuklarının normal bir çocuk gibi her davranışı yaşıtlarıyla birlikte aynı süreçte kazanabileceklerini düşünmesi çok sık karşılaşılan bir sonuçtur. Aile farklı gelişen bir çocuğa sahip olmayı kabul edemediği ve ne yapacağını bilemediği için endişeye kapılır. Bu kabullenememe sürecidir çünkü farka gelişen çocuklar da aslında her çocuk gibi kendine özeldir. Bu nedenle çocuklarının değişeceğini umut ederek yaşarlar ancak bu farklılıkları onun göz rengi gibi kalıcı bir özelliğidir. Dolayısıyla ailenin bir gün çocuklarının değişeceği ümidiyle yaşaması problemi daha da çözülemez hale getirir. Bunun yerine çocuğu olduğu gibi kabul etmek ve çocuğu olduğu gibi kabul ederek yaşamayı öğrenmek gerekir. Farklı gelişen bir çocuğa sahip olan aileler şok, inkar, acı ve depresyon, çelişki, suçluluk, kızgınlık, utanç ve sıkıntı, pazarlık etme gibi süreçlerden geçerek, en son noktada kabul ve uyum aşamasına erişir. Böyle bir çocukla karşılaşarak şok geçiren aileler aşırı derecede ağlama, çok konuşma ya da tam tersi hiç konuşmama gibi davranışlar sergiler. Bu davranışlar inkar aşamasında özrü görmezden gelme davranışıyla değiştirilir. Bir sonraki aşama olan acı ve depresyonda hayal kırıklıkları yaşanır. Çelişki sürecinde ise aileler ümitsizlikle birlikte eğitimi ve tedaviyi reddeder. Sonrasında suçluluk hissederek, "benim yüzümden oldu" diye düşünür. Kızgınlıkla birlikte neden ben diye sormaya başlar ve utanarak çocuklarını çevreden saklar, içinde bulundukları bu durumu gizler. Kabullenme sürecinden önce ise yaratıcıyla pazarlık ederek çocuklarını iyileştirmesi durumunda kendisinin bambaşka bir kişi olacağını söyler. En son aşama kabullenme aşamasıdır ve bu aşamada aileler çocuklarının durumunu kabul ederek, beklentilerini ve hedeflerini bu yönde değiştirirler.

Peki, farklı gelişen çocuğa sahip olan aileler neden durumu ilk başta kabul edemez?
Aile mükemmel çocuk hayaliyle yaşar ve ileride başarılarıyla övünebileceği bir çocuğa sahip olmak ister. Farka gelişen çocuğa sahip olmak, ailelerin mükemmel çocuk hayallerini ortadan kaldırdığı için durumu kabul etmek ilk başta kolay olmaz. Bu durum duygusal bunalıma neden olur.
Diğer önemli bir nokta ise aileye, akrabalara ve yakın çevreye durumu açıklama zorluğudur. Kendi çocuklarının diğer çocuklardan farklı olduğunu, becerilerinin diğer çocukların düzeyinde olmadığını anlatabilmek aileler için oldukça zordur. Bu nedenle aileler kabul aşamasından önce durumu açıklamak yerine, böyle bir sorun yokmuş gibi davranmayı tercih eder. "Bizim çocuk biraz hareketli, yaramaz. Babasına çekmiş işte" gibi söylemlerle durumu gizlemeye çalışır. Diğer insanların tepki göstermesinden korkarak sorun yokmuş gibi davranır. Ancak durumu yok saymak daha büyük sorunlara neden olur. Bu nedenle bir an önce çocuğun durumu fark edilmeli ve durum kabul edilmelidir. Kabul aşamasından sonra aileler tarafından dikkat edilmesi gereken en önemli nokta farka gelişen çocukların da kendine özgü özelliklerinin olduğudur. Farklı gelişen çocukların da kendine özgü bedensel, bilişsel, sosyal ve duygusal bir yapısı vardır ve bu çocuklar doğuştan getirdiği kalıtsal özelliklere sağlanan tıbbi tedavi, eğitim ve çevre olanaklarına bağlı olarak kendi içlerinde önemli bireysel farklılıklar gösterirler. Bu nedenle her çocuk kendisiyle kıyaslanmalıdır. Aileler çocuklarının gelişimini etrafındaki çocuklarla değil kendi kat ettiği mesafeyle değerlendirmelidir. Kalıtım, doğumdan önce, doğum sırasında ve doğumdan sonra merkezi sinir sistemini etkileyecek hastalıkların meydana gelmesi, kazalar, travmalar, metabolizma ve beslenme bozuklukları ve de başka bilinmeyen nedenler sonucu ortaya çıkan engellilik durumu,
çocuklarda yaşıtlarına göre öğrenme, kavrama, beceri ve toplumsal uyum bakımından gerilik ve yetersizliklerin görülmesine neden olur. Bu nedenle ailelerin kabul sürecinden sonra çocuklarında görülen öğrenme, kavrama, beceri ve sosyal uyum bakımından gerilik ve yetersizliklerini eğitimle birlikte minimum seviyeye indirmek için çaba göstermeleri gerekir. Uzman yardımıyla birlikte, çocuklarını kendi kapasiteleri ve yetenekleri doğrultusunda değerlendirerek, bu doğrultuda çocuğa uygun hedefler seçmeleri gerekir.

Farklı gelişen çocuğa sahip olan ailelerinin tutumları
Engeli bir çocuğu kabul sürecinden sonra aileler birbirinden çok farklı tutumlar gösterebilir.
• En sık gözlenen tutum aşın derecede koruyup kollama davranışıdır. Aileler çocuklarının kendilerini
koruyamayacaklarını düşünerek, onların yerine bu görevi kendileri üstlenirler. Halbuki çocuğun kendini korumayı öğrenebilmesi için çocuğa fırsat sunulmalıdır.
• Diğer bir tutum ise ayrıcalıklı davranma tutumudur. Çocuk aile içerisinde farklı olduğu için diğer kardeşlerinden ayrı tutulur ve özel haklara sahip olur. Bu aile içerisinde diğer çocuklarla olan ilişkinin ve aile içinde dengenin bozulmasına neden olur.
• Diğer bir aile tutumu ise her şey engeli çocuk için tutumudur. Aile bütün hayatını engeli çocukları ekseninde kabul eder ve bu şekilde yaşayarak kendilerinin de bir yaşamları olduğunu görmezden gelir. Kendilerini engeli çocuğa adayarak yaşama çalışmaları, kendi yaşamlarını katlanılamayacak hale dönüştürür.
• Bazen de çocuğu reddetme gibi bir tutum sergilenir. Aile engeli çocuğu ayak bağı olarak görür ve her türlü ihtiyacım gidermekten çekinir, çocuk yokmuş gibi davranılır.
• Bazı aileler ise özrü görmezden gelerek, çocuklarının sağlıklı olduğunu söyler ve çocuklarının engeli yokmuş gibi davranır. Buna önce kendilerini inandırır, sonra da çevrelerindeki kişilere bunu söyleyerek, diğer insanların da buna inanmalarını ister.
• Bazen de aileler tarafından özür durumu kullanılır ve çevreden yardım toplamak istenir. Aile çocuğunun özür durumunu sürekli gözler önüne sererek diğer insanların acımalarını ve kendilerine yardım etmelerini ister.

• Olması gereken tutum ise normal bir şekilde çocuğun engel durumunu kabul etmek ve çocuğun gelişimi için şartları hazırlamaktır. Ayrıca engeli çocuğun gereksinimlerinin normal çocuklardan farklı olduğunu kabul ettikten sonra eğitim uzmanının da yardımıyla çocuğun gelişimini desteklemek gerekir.

Kabul sürecinden sonra başlayan eğitim sürecinde en başta ailenin çocuğun tanısını tam olarak ne olduğunu bilmesi ve bu tanının ne anlama geldiğini araştırması, bu tanıya sahip olan bir çocuğun neleri yapabileceğini ve neleri yapmakta zorlanabileceğini öğrenmesi gerekir. Bunun akabinde öğretmen ve aileler arasında sıkı bir iş birliği sağlanmalı ve çocuğun tanısı doğrultusunda uygun bir eğitim çerçevesi oluşturulmalıdır. Eğitim sürecinde uzmanın ve eğitmenin öneriler, aile tarafından dikkate alınmalı, evde de söylenilen davranışlar uygulanmalıdır. Farklı gelişen çocukların eğitimindeki temel hedef; ileri derecede akademik beceriden ziyade, ileride başkalarına bağımlı olmadan yaşamlarını sürdürebilmeleri, kendi kendilerine yeterli duruma gelebilmeleri ve toplumla bütünleşebilmeleridir. Günlük yaşamda, evde, toplumda ve çevrede işe yarar olması temel hedeftir. Farklı gelişen çocuklar ancak bunu başarabildikleri ölçüde yani kendisini ifade edebildiği ve kendi ihtiyaçlarını bağımsız olarak karşılayabildiği düzeyde toplum içerisinde kabul görebilir duruma gelir. Eğitim sürecinde farklı gelişen çocukların bağımsızlıklarını kazanmaları gerekir çünkü ancak bunu gerçekleştirdikleri zaman aile üyesi, işçi, öğrenci, boş zaman etkinliklerine katılımcı olma, tüketicilik ve vatandaşlık gibi toplumsal rollerin üstesinden gelebilir. Bunun yanında kendi bakımını sağlamayı, ev işlerini yapabilmeyi, evdeki eşya ve cihazlan kullanabilmeyi, temizliği, yiyecek hazırlamayı, yani kendi yaşamım kendi başına devam ettirebilmeyi sahip olduğu bağımsızlık duygusuyla gerçekleştirebileceği için öncelikle bu noktada eğitimin verilmesi gerekir. Süreç içerisinde aile her ne kadar çocuklarının durumunu kabullenmiş olsa da dönem dönem acı, öfke, yorgunluk gibi duyguları içten içe besleyebilir. Bu tür duygularla başa çıkabilmek ve kendi motivasyonlarını yüksek tutabilmek için duygularım paylaşmaları ailelere yardımcı olacaktır. Tek başına bütün sorumluluğu üstlenmek yerine paylaşımcı yolu tercih etmek daha rahatlatıcı olacaktır. Bununla birlikte sadece farklı gelişen çocuklarına odaklanmak yerine, kendilerine ve diğer çocuklarına da vakit ayırmaları kendilerini iyi hissetmelerine yardımcı olacaktır.

"Gerçek iyimser, problemlerin farkındadır ama çözümleri de bilir, zorlukları görür ama üstesinden gelineceğine de inanır, olumsuzlukları yakalar ama olumlulukları da vurgular, en kötüye açıktır ama en iyiyi de bekler, şikayet etmek için nedeni vardır ama gülümsemeyi seçer"

W. Arthur Ward

Popüler Psikiyatri Sayı : 53 2010-2010 Psk. Narin YILDIZ / Psikolog

makale spotlar 5 spotlar govdealt 1spotlar govdealt 2spotlar govdealt 3spotlar govdealt 4
makale spotlar 6