spotlar 1 spotlar 2 spotlar 3

Duyurular

Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN

ava şirin özgünÖzel Nirvana Psikiyatri Polikliniğinde Görev Yapan Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN'ün Resmi Web Sitesi Yayına Başlamıştır.

www.avasirinozgun.com

DEPRESİFLER ALZHEIMERE YATKIN OLUYOR

depresif hastalar alzaymıra daha yakın oluyorMelankolik ve depresif hastaların,daha sık demans hastalıklarına yakalandığı tespit edildi.Uzun süre depresyondan yakınan ve psikolojik sorunlarla baş etmek zorunda kalan insanlar,psikolojik olarak stabil olanlara göre iki kat daha fazla Alzheimer’e yakalanıyorlar.

Yazının Devamı

NEOFOBİ (YENİLİK KORKUSU) ÖMRÜ KISALTIYOR

neofobi nirvana psikiyatriYeni bir şeye karşı duyulan belirgin korkular,yaşamı kısaltıyor.Neofobi insanlarda bir buçuk yaşlarından itibaren başlayabiliyor.Alışılmışın dışında olan bir tek olayla bile ,bu bozukluk ortaya çıkabiliyor.

Yazının Devamı

ANOREKSİYA ANFİZEME SEBEP OLABİLİYOR

anoreksiya nirvana psikiyatri polikliniğiŞikago'da yapılan Radiological Society of North America'nın (RSNA) yıllık toplantısında,anoreksiya nervosa'daki beslenme yetersizliğinin akciğer anfizemine neden olabileceği iddaa edildi.

Yazının Devamı

MİGRENE DE PSİKOTERAPİ

migren nirvana psikiyatriPsikoterapinin alt etme stratejileri ile kronik başağrılarına karşı da savaş verebiliyor.Düsseldorf’da yapılan bir sempozyumda,Heidelberg Üniversitesi’nden uzman psikolog Gideon Franck hastanın kendi bedeniyle ilişkisini değiştirmesi ana prensibine dayanan bu yöntemi,ilk kez baş ağrısı nedeniyle davranış bozuklukları gösteren çocukların tedavisinde denediğini açıkladı.

Yazının Devamı

DEPRESYONDAYSANIZ,YÜRÜYÜŞ YAPIN

depresyon nirvana psikiyatri polikliniğiDüzenli spor depresiflere iyi gelir;bu konuda uzmanların hepsi hemfikir.Bu sporların içinde en etkili olanı ise yürüyüş.Prof.Dr.Ulrich Bartmann,Würzburg Yüksek okulu'nun sağlık dergisinde yazdığı bir makalede,yürümenin jimnastik,voleybol vb tüm sporlardan daha yararlı olduğunu belirtti.

Yazının Devamı

Islak Yatak Hastalık Belirtisi Olabilir

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) tarafından yapılan araştırma, her 8 çocuktan 1 inin gece altını ıslattığın ı ortaya koydu. Şeker hastalığı ve kronik böbrek yetmezliğinin ilk belirtisinin "gece altına ıslatma" olduğu belirtildi.

Yazının Devamı

Ergenlikteki Aşırı Stres Öğrenmeyi Etkiliyor

Ergenlikte maruz kalınan aşırı stresin, beynin hafıza ve öğrenme ile ilgili bölümünde önemli ölçüde değişikliklere yol açabileceği bildirildi.

Yazının Devamı

Stres, Doğacak Bebeğin Zekasını Etkiliyor

Doğacak Bebeğin ZekasıLondra’daki Imperial College uzmanlarınca yapılan ve sonuçları Clinical Endocrinology dergisinde yayımlanan araştırma, ham ilenin yaşadığı stresin, gebeliğin 17. haftasından itibaren bebeği olumsuz etkilediğini gösterdi.

Yazının Devamı

Tv Seyretmeye Sınır Gelmeli

Tv Seyretmeye Sınır GelmeliTelevizyon insanın psikolojisini bozuyor Hacettepe Üniversitesince yapılan bir araştırmaya göre, aşırı televizyon izleme alışkanlığı çocuklarda uyku bozukluğuna yol açıyor.

Yazının Devamı

Stres İyileşmeyi Yavaşlatıyor

ABD’nin Chicago kentinde bulunan İllinois Üniversitesi’ndeki (UIC) araştırmacılar, hayvanlar üzerinde yaptıkları testlerde, hayvanlar stres altındayken yaralarının iyileşmesinin yavaşladığını, ancak ekstra oksijen alımının bu yavaşlamayı tersine döndürdüğü sonucuna ulaştılar.

Yazının Devamı

Strese Bağlı Hastalıklar Artıyor

Avrupa Parlamentosu’na sunulan bir araştırmada, modern hayatın kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığı uyansı yapıldı.

Yazının Devamı

Suça Karışan Çocuk Akranından Etkileniyor

Suça karışan çocuklar üzerinde akranlarının etkisinin büyük olduğu ortaya çıktı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Çocuk İhmali ve İstismarı Araştırma Biriminde görevli çocuk gelişim uzmanı Gülümser Gültekin Akduman’ın yaptığı araştırma, suça karışan çocuklarla ilgili çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu.

Yazının Devamı

Uykusuzluk çekenlere müzik

Artık koyun saymak gereksiz.Çünkü güzel bir uykunun sırrı, uyumadan önce 45 dakika kadar rahatlatıcı müzik dinlemek. Journ al of Advanced Nursing adlı sağlık dergisinin haberine göre

Yazının Devamı

Dikkat: Aile içi gerginlik çocuğun iştahını etkiler

Aile içindeki gerginlikler çocuğun iştahını olumsuz yönde etkiliyor. Ailedeki iletişim bozuklukları ve huzursuzlukların çocuğun ruhsal yaşamını doğrudan etkilediğini

Yazının Devamı

Depresyon riskinin en yüksek olduğu yaş 40’lar

Bilim adamlarının 80 ülkede 2 milyon kişi üzerinde yaptığı veri analizine göre, insanların depresyona en açık oldukları yaş 44. ABD’deki Warwick Üniversitesi ile

Yazının Devamı

Uyku, ruh sağlığının aynası

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, “Uykularımız düzenliyse genellikle ruh sağlığımız da yerinde demektir.

Yazının Devamı

Strese bağlı hastalıklar artıyor

Günlük yaşamın stresi yüksek tansiyona yol açıyor. Dünyada her yıl 17 milyon kişi kalp ve damar hastalıklarından ölüyor. Türkiye, yüksek tansiyon sorununun en hızlı arttığı ülkeler arasında...

Yazının Devamı

Beyindeki bozuk elektrik dalgaları depresyona, neden oluyor

Beynin işleyişini düzenleyin elektrik dalgalarındaki bozukluğun depresyona yol açabileceği ortaya çıktı. ABD’nin Stanford Üniversitesi’nden bilim adamlarının, fareler üzerinde yeni bir görüntüleme yöntemini

Yazının Devamı

Modern yaşam stres yapıyor

İngiltere’de yapılan iki araştırma daha, modern yaşamın büyük strese yol açtığı ve bir eyleri uykusuz bıraktığı görüşünü destekledi. Bir sigorta şirketi tarafından yapılan, 1001 kişinin katıldığı araştırmanın sonuçları,

Yazının Devamı

Elektronik posta strese sokuyor

İskoçya’da yapılan bir araştırmaya göre; işyerinde elektronik postaların çok sık kontrol edilmesi, çalış anların sinirlerini bozuyor.

Yazının Devamı

Aşırı Şişmanlık Psikolojiye Zarar

Bir ulusal sağlık araştırmasındaki 40 bin ABD’linin verilerinin değerlendirildiği çalışmada, obez erişkinlerin normal ağırlıktaki erişkinlere göre depresyon,

Yazının Devamı

Yatmadan Önce Ekran Karşına Geçmeyin

Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre; yatmadan önce bilgisayar ve televizyon karşısında fazla vakit geçirenler, bunu yapmayanlarla aynı uzunlukta uyusalar bile kendilerini daha yorgun ve daha az uyumuş hissediyor.

Yazının Devamı

Tek Seansta Sigaraya Son...!

Tek Seansta Sigaraya Son...!
Uzman Psikiyatrist ve Psikologlar Denetiminde Nirvana Sigara Bırakma Paketi Terapilerine Başlamıştır..

www.sigarabirakmaantalya.com

Ekonomik Kriz Ruh Sağlığını Tehdit Ediyor

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, ekonomik krizin, hem işverenlerde hem çalışanlarda hem de işsizlerde ruhsal problemlere yol açabileceğini söyledi.

Yazının Devamı

Şizofreninin Anahtarı Okulda

Dünyada her 100 kişiden birinin yakalanma ihtimali olan şizofreninin ilk fark edildiği yer okul. Çocuklarının öğretmenleri ve arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kuran aileler, çocuğun hastalığa yakalandığını çok çabuk anlayabiliyor.

Yazının Devamı

İntiharlar Önlenebilir

10 Eylül Dünya İntihar Önleme Günü dolayısıyla açıklama yapan Ankara Üniversitesi (AÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veli Duyan, ''intiharın, pek çok ülkede ve özellikle genç nüfus arasında tırmanma eğiliminde olduğunu'' belirterek, bunun günümüzde global bir sorun olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yazının Devamı

Cinselliği Tabu Olmaktan Çıkarmak İçin

Konya'da, Ulusal Gençlik Parlamentosu çatısı altında bir araya gelen üniversiteli gençler, ''Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı'' konulu kampanya başlattı. Kampanyayı çoğunluğunu Selçuk Üniversite Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerin oluşturduğu ''Yerel Gündem 21'' topluluğu başlattı.

Yazının Devamı

Otistik Çocuklar Sesleri Daha Geç Algılıyor

Otistik çocukların, sesleri normal çocuklardan daha geç algıladığı belirtildi. Söz konusu gecikmenin otizm hastalarını teşhis etmek için bir işaret olduğu düşünülüyor...


Yazının Devamı

Antidepresan Kullanımı 4 Yılda Yüzde 85 Arttı

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Dr. Halis Ulaş, sinir sistemi ilaçlarının kullanım sıklığının sürekli arttığını belirterek,

Yazının Devamı

Evlilik Öncesi Danışanlar Arttı

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Başkanı Dr. Cem Keçe, evlilik öncesi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin, Türkiye'de yeterince bilinmeyen ve anlaşılamayan bir kavram olduğunu söyledi.

Yazının Devamı

Biz Uyurken Sinir Hücrelerimiz de Uyuyor

ABD’nin Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden bilim insanları, alışılandan daha az uyunan bir gecenin ertesi gününde dikkat ve konsantrasyon azalıp öfke artarken beyinde neler olup bittiğini araştırdı.

Yazının Devamı

Hem Kaygı Yaratıyor Hem de Kaygıyı Yok Ediyor

Standford Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan bir araştırma, beyindeki bir bölgenin hem kaygıya neden olduğunu hem de kaygıyı yok edebildiğini ortaya çıkardı.

Yazının Devamı

Otizm Erkeklerde Neden Daha Fazla?

İki binden fazla otizm hastasının gen haritasını inceleyen ve sonuçlan otizm hastası olmayan kişilerinkiyle karşılaştıran Kanadalı bilim adamları, otizm hastası erkek çocuklarının yüzde 1 inde bu genin mutasyona uğradığını gördü.

Yazının Devamı

Bilgisayar Bağımlılığıyla İle İlgili Ailelere Öneriler

1- Bilgisayar evde en çok kullanılan ve herkesin döneminden sonra böyle gruplara katılıyor değildir. görebileceği bir merkezde tutulmalıdır, Böylece çocuğunuzun hangi sitelere girdiğini rahatlıkla kontrol edebilirsiniz.

2-Bilgisayar kullanımı konusunda evde kurallar oluşturunuz.Ders haricinde,hafta içi bilgisayar kullanımına (özel durumlar hariç) izin vermeyiniz.Hafta sonu kullanımına da saat kısıtlamaları getiriniz.

3-Çocuğunuzun oynadığı oyunları mutlaka kontrol ediniz.İçeriğinde şiddet,vahşet ve pornografi olan oyunlara asla izin vermeyiniz.

4-Çocuğunuzun bilgisayar ve internet kullanımı konusunda sizin otoritenizi kabul etmesini mutlaka sağlayınız.

5-Çocuğunuzun “sohbet gruplarına” katılmasına izin vermeyiniz.Ergenlik döneminden sonra böyle gruplara katılıyor ise kiminle görüştüğünü ve neler paylaştığını mutlaka kontrol ediniz.

6-Çocuğunuzu bilgisayar ve internet kullanımından doğacak tehlikeler konusunda uyarınız ve takipçisi olduğunuzu bildiriniz.Çocuğunuzun mahrem ve kişisel bilgilerin paylaşılmaması,resim ve görüntü iletmemesi internet üzerinden kişilerle kavga ve tartışmaya katılmaması konusunda uyarınız.

7-Çocuğunuzun güvenmediğiniz ve kontrol edemediğiniz ortamlarda(internet cafe vb.)bulunmasına izin vermeyiniz.

8-Öncelikle internet ve bilgisayar kullanımı konusunda ona iyi örnek olmalısınız. Saatlerce bilgisayarın başından kalkmayan anne babalar, çocuklarına aynı konuda nasıl sınır koyacaklar?Bunu tahmin etmek zor değildir.

9-Çocuğunuzun uygun olmayan sitelere girmesini engellemek için site filtrelerini kullanınız.

10-Kontrolün sizden çıktığını, çocuğunuzun bilgisayar ve internet bağımlısı olduğunu düşündüğünüzde acilen profesyonel yardım alınız.

11-Yukarıda söz ettiğimiz bazı psikopatolojilerde bilgisayar bağımlısı olma riski daha yüksektir.Böyle bir çocuğa sahip olan ebeveynin daha dikkatli olması gerekir.Ayrıca temelde yatan psikopatoloji tedavi edilmeyen bilgisayar bağımlılığı sorunu çözülemez.Örneğin depresif ya da dürtü kontrol sorunu olan bir çocuğun öncelikle bu sorunu çözmek gerekir ki bilgisayar bağımlılığından kurtulabilsin.

Dr. Ava Özgün

CETAD derneğinin vermiş olduğu eğitim programını tamamlayarak Cinsel Terapi Uzmanlığı ünvanını almaya hak kazandı.

Yazının Devamı

Cinsel Terapist

Cinsel Terapist- Antalya ile ilgili www.antalyacinselterapist.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sınav Kaygısı

Sınav Kaygısı - Antalya ile ilgili www.sinavkaygisiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Aile Terapisi

Aile Terapisi - Antalya ile ilgili www.antalyaaileterapisi.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sosyal Fobi

Sosyal Fobi - Antalya ile ilgili www.sosyalfobiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuk Psikoloğu

Çocuk Psikoloğu - Antalya ile ilgili www.antalyacocukpsikologu.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Göç Olgusu Üzerine

Yeryuvar Dünya varlığının eşit paylaşılmaması, dengenin gelişmiş amaçlı ülkeler için artması, göçlerin de artmasına neden olmaktadır. "Günümüzde dünya üzerinde 130 milyon kişi doğdukları ülkelerin dışında yaşamaktadır" açıklamasının "Dünya Bankasınca yapıldığını anımsarsak, yeryuvarda 130 milyon göçmenin bulunduğu gerçeğiyle karşı karşıya kalmakta güçlük çekmeyiz.

Günden güne varsıllık az sayıda kişilerin elinde toplanmakta artık. Bu konum salt ulusal değil, yeryuvarsal bağlamda da -ölçekte de- böyle. Gelirin ya da kaynakların dengesiz edinimi ve dağılımı, gelişmiş ülkelerin daha da varsıllaşmasına neden olmakta. Doğrudan yabancı yatırımcı ülkelerin başında ABD, ardından Avrupa ülkeleri ve Japonya gelmektedir. Anamal/sermaye devinimi, gelişmiş ülkeler arasında gerçekleşmektedir.

Bu bağlam "Göç Olgusu'nu zorunlu kılan öğelerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun yanı sıra, "sağlık", "çevre", "gıda-su", "enerji üretimi"; siyasal, dinsel, toplumsal yapılaşmalar; nüfusbilimsel/demografik yapı [gelişmiş ülkelerdeki yaşlı nüfus oranının çokluğu, genç ve göçmen işçi nüfusuna gereksinimi doğurmaktadır. (Örneğin şimdilerde AB ülkelerinde 19 milyon göçmen işçi var -kaçak işçilerle bu rakam 22 milyonu bulunmakta. AB'nin işlevsel çalışan nüfusun emeldi nüfusa oranını dengede tutabilmesi için, 2025 yılına kadar 135 milyon göçmen işçiye gereksinim duyduğu söz konusu.)]; göçmenleri kullanma/beyin ve -nitelikli/kalifiye- işgücü göçü [bilim- insanı (Türkiye'nin yanı sıra Hindistan, Pakistan, Rusya; Almanya'nın yanı sıra ABD her yıl ortalama 327 bin; Japonya 609 bin, Ingiltere 114 bin ve Fransa 99 bin nitelikli göçmeni ülkelerine getiriyor-)] söz konusu.

"Göç o1gusu"nun özce irdelenme sonucu

Yeryuvar ekonomisinde "Küresel İkinci Dalga"nın yoğunlaştığı 1980 sonrası süreçte çok kapsamlı değişiklikler oluştu. Küresel ölçekte çalıştırma/ istihdam, üretim, anapara/fınans yapısını değiştirdi. Ulusal ekonomik yapılar uluslararası ekonomik yapılara bu süreçte daha fazla uyumlu olup, uluslararası ticaretin oylumu/ hacmi arttı, tarihte görülmeyecek oranda ve hızda uluslararası anamal akımları genişledi. Bilişim ve ulaşım uygulayımbilimindeki/teknolojilerindeki gelişmeler "Karmaşık Uluslararası Üretim Ağlarının kurduğu işleyim/ sanayi üretim dışsatımı/ihracatı yoğun bir artışa gitti. Kuzey/gelişmiş-Güney/ gelişmemiş (!) ve gelişmekte olan ülkeler arasında etkin bir satımcılık/ alı m-s atım/ticaret yoğunlaştı. ABD ve AB'nin başat ekonomileri Almanya ve Fransa "Kuzey Ticareti'ni sürüklerken, Asya kıtasında Japonya ve Çin "Güney Ticareti"nin yaklaşık %80'nini belirledi. Yeni yeryuvanın dünyanın tek kutuplu değil, üç kutuplu (ABD, AB -Almanya ve Fransa-, Japonya ve Çin kutupları) yeryuvara/dünyaya doğru yönelmesi söz konusu oldu. ABD'nin söz konusu ülkeler arasında değiş-tokuşta olası birincil güç -gücü azalsa da- olduğu yine göz önüne serilmektedir. AB ve Japonya'nın gücünün Çin karşısında zamanla azalacağı söz konusu (Çin'in üretim dışsatımının/ihracatının çoğun ' ABD merkezli olması, kısa zaman diliminde her alanda yakaladığı hızlı büyüme artışlarını sürdürebilme ve ABD'ye karşı bir güç olarak varlık kazanma olasılığını zayıflatmakta, dahası Çin'in, ABD'nin geçmiş dönemlerde üretim alt ülkesi olarak kullandığı Güney Kore konumuna düşmesini olası kılmaktadır.)

Yeryuvar/dünya ekonomisindeki ticaret üretim yapısındaki değişime koşut olarak, uluslararası göçte de'-. Küresel ikinci Dalga" sonrası dönemde gelişmiş ülkeler de 1970'lerden bu yana önemli ölçüde değişti. Uluslararası göçün ana/temel konusu eski yeryuvardan yeni yeryuvara göçken, 1990'dan sonra değişen tutumbilimsel yapıya koşutlukla, uluslararası göçte de değişimler sağladı. Eski göç Güney-Kuzey ya da Kuzey- Kuzey- merkezliyken, yeni göç Güney- Güney bağını da beraberinde getirdi. Gelişmekte olan ülkeler eksenli göç Güney-Güney odaklı olup, gelişmiş ülkelerin gereksinimi doğrultusunda Büyük Ortadoğu merkezli bir göç olgusu karşımıza dikildi. (Gelişmiş ülkelerin kendi ülkelerine yönelik bir irdeleme yapıldığında, düşük ücretli göçmen işçilere yönelimin arttığı açık- seçik ortadadır.]

'Yasadışı Göç"ün ucuz emek ve esnek emek merkezli olduğunu yadsımak olası değildir. Bu göçü kişilere dayatan etmenlerin başında, yine daha iyi bir yaşam ve iş bulmak isteği görülmektedir. Gelişmiş ülkelerin daha ucuz çalıştırdıkları yasadışı göçmenleri bulmada sıkıntı çekmedikleri görülmektedir. Anamala üretim biçiminin amacının daha yüksek gelir/kazanç/kâr ve daha yüksek büyüme olduğu yadsınamaz bir gerçek olduğundan, yasadışı göçe göz yummak söz konusudur. Bu bağlamda "Göç Olgusu" salt ulusal değil Uluslararası, dahası küresel siyasaya/politikaya dönüşmüştür artık. Küresel emek ise son yirmi beş yıl içinde dört kattan daha fazla artmış olduğundan, işsiz ve çalışan yoksul durumda olan yaklaşık 1.5 milyar insan daha iyi yaşam koşullan adına gizilgüç olarak beklemededir.

Şimdilerde "Göç Olgusu'nun salt ulusal değil, uluslararası bir sorunsal olduğunu yadsımak olası değildir. Yasal ya da yasadışı yollarla yakın ya da uzak ülkelerden göç desteklendiği oranda kaygı ve korku da derinleşmektedir.

Bu bağlamda küresel gelişme özel girişimcinin/liberalizmin bir sonucu olduğundan, malların, hizmetlerin ve anamalın alım-satımcılığının/ticaretin de küreselleşmesi bir vargı/sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır. Ne var ki anamalın küreselleşmesini onamakla/ evetlemekle "insan emeği"ni gücünü onamak aynı potada erimemektedir. "Göç Olgusunda insansal, dinsel, budunsal/etnik, yaşamsal, türesel/ hukuksal, ekinsel/kültürel, davranışsal/ tinsel/psikolojik, toplumsal/ sosyal ve kişisel benzeri sorunlar göç alan ulusların sorunları olarak hemen gündemde hep kalacak gibi görünmektedir.

"Son Söz" yerine...

"Göç Olgusu" çoğun tutumbilimsel/ ekonomik kaynaklı bir olgudur. Ne var ki ekinsel, eğitimsel-öğretimsel, bilimsel ve yaşamsal yanlarının olduğu da yadsınamaz bir gerçektir.

"Geçim Kaygısı"nın yoğunluğunca bir "zorunluluk" olduğu denli, daha "insanca bir yaşam"dan kaynaklanan bir "isteklilik" de söz konusudur. Daha türesel/hukuksal, daha entelektüel/ aydınsal/aydınlamacı daha ekinsel/ kültürel ve sanatsal, daha eğitim ve öğretimsel gelişkinlik için de "göç'e başvurulması söz konusudur.

Gelişmiş -ya da Kuzeyliler denilen- ülkelerin nüfus, bilim insanı, emek gücü benzeri gereksinimlerini karşılamak amacıyla gelişmemiş ya da az gelişmiş -Güneyliler denilen- ülkelerin insan gücünden ucuzca yararlanma isteği sanırız içinde bulunduğumuz yüzyılda da sürecektir.

Gelişmemiş ya da az gelişmiş ülkelerin kendilerini geliştirme çabalarını istemeleri, bunun için kalkınma, İlerleme, değişme ve dönüşme tutumbilimsel-toplumsal- politik (ekonomik-sosyal-siyasal) siyasalarım irdelemeleri ve gelişimsel bir yenilikçiliği yaşama geçirmeleri denli, "Yeryuvar Gemisi"nde herkesin yer aldığı düşünüyle "Küresel Sömürü"nün ortadan kalkması, yeryuvar kaynaklarının türece/hakça paylaşılması, "Uluslararası Ussal/Akılsal Payda"da birleşilmesi ('Yeryuvar Gemisi"nin batmasıyla insanlığın batacağının bilinmesi düşüncesi bağlamında] kaçınılmaz görünmektedir.

Halkerki/demokrasi, tüm siyasalar içinde şimdilerde en istenilen siyasa olarak karşımızda durmakta. Ne var ki salt bir yönetim biçimi adı olarak durduğu, bireysel, toplumsal, evrensel, özce "insansal" (ekin, sanat, siyasa, eğitim-öğretim, sağlık, gıda-su, çevre, tüze/hukuk, türe/hak benzeri olgularını içerir) bir konuma ulaşmadığı sürece, varsılların yoksulları ve yoksunları sömürmesi, "Küresel Yılgı"nın/terörün yeryuvarı yiyip bitirmesi, ne acı ki, çok uzak bir zaman dilimi olarak görünmemektedir.

Sorun salt "Göç Sorunu" değildir; "insanın insanca Yaşaması Sorunu'dur. Doğayı kirleten, bozan, yokluğa sürükleyen "İnsan"ın, törebilimsel/ etik olarak da kirliliği söz konusu. Düşünsel, davranışsal/eylemsel sorunların yaşandığı bir çağda, "Korku Ekini/Kültürü" yerine "Sevgi Ekini'nin geçmesi bir düşülkü/ütopya olmamalıdır artık. Bu bağlamda ulusal ve uluslararası siyasaların kendini gözden geçirmesi, tarihsel süreçlerini derinlemesine irdelemesi, "İnsanlık" paydasında buluşup, yeryuvanın ve insanlığın bugünü ve yarını adına çözüm yollarını üretmesi; aydınların, düşünürlerin, bilim insanlarının, sanatçıların, tutumbilimcilerin/ ekonomistlerin, eğitim ve öğretimcilerin, siyasetçilerin yüzeysel söylemlerden uzak, derinlemesine bir ortak düzlükte/platformda buluşması kaçınılmaz, olmazsa olmazdır. Söz konusu buluşma salt "Göç Olgusu" sorunsalını değil, "İnsanlık ve insanlığın Bugünü-Yarını" sorunsalını da, küçük hesaplar bağlamında değil, "Büyük Düşünme" doğrultusunda irdeleyip çözümlemelidir. Yoksa, yavaş-hızlı su alan 'Yeryuvar Gemisi"nde sağ kalan -kaptan/kaptanlar, çımacılar, yolcular... - kalmayacak, tümden "göç" edeceğiz.Tan Doğan/ Yazar

makale spotlar 5 spotlar govdealt 1spotlar govdealt 2spotlar govdealt 3spotlar govdealt 4
makale spotlar 6