spotlar 1 spotlar 2 spotlar 3

Duyurular

Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN

ava şirin özgünÖzel Nirvana Psikiyatri Polikliniğinde Görev Yapan Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN'ün Resmi Web Sitesi Yayına Başlamıştır.

www.avasirinozgun.com

DEPRESİFLER ALZHEIMERE YATKIN OLUYOR

depresif hastalar alzaymıra daha yakın oluyorMelankolik ve depresif hastaların,daha sık demans hastalıklarına yakalandığı tespit edildi.Uzun süre depresyondan yakınan ve psikolojik sorunlarla baş etmek zorunda kalan insanlar,psikolojik olarak stabil olanlara göre iki kat daha fazla Alzheimer’e yakalanıyorlar.

Yazının Devamı

NEOFOBİ (YENİLİK KORKUSU) ÖMRÜ KISALTIYOR

neofobi nirvana psikiyatriYeni bir şeye karşı duyulan belirgin korkular,yaşamı kısaltıyor.Neofobi insanlarda bir buçuk yaşlarından itibaren başlayabiliyor.Alışılmışın dışında olan bir tek olayla bile ,bu bozukluk ortaya çıkabiliyor.

Yazının Devamı

ANOREKSİYA ANFİZEME SEBEP OLABİLİYOR

anoreksiya nirvana psikiyatri polikliniğiŞikago'da yapılan Radiological Society of North America'nın (RSNA) yıllık toplantısında,anoreksiya nervosa'daki beslenme yetersizliğinin akciğer anfizemine neden olabileceği iddaa edildi.

Yazının Devamı

MİGRENE DE PSİKOTERAPİ

migren nirvana psikiyatriPsikoterapinin alt etme stratejileri ile kronik başağrılarına karşı da savaş verebiliyor.Düsseldorf’da yapılan bir sempozyumda,Heidelberg Üniversitesi’nden uzman psikolog Gideon Franck hastanın kendi bedeniyle ilişkisini değiştirmesi ana prensibine dayanan bu yöntemi,ilk kez baş ağrısı nedeniyle davranış bozuklukları gösteren çocukların tedavisinde denediğini açıkladı.

Yazının Devamı

DEPRESYONDAYSANIZ,YÜRÜYÜŞ YAPIN

depresyon nirvana psikiyatri polikliniğiDüzenli spor depresiflere iyi gelir;bu konuda uzmanların hepsi hemfikir.Bu sporların içinde en etkili olanı ise yürüyüş.Prof.Dr.Ulrich Bartmann,Würzburg Yüksek okulu'nun sağlık dergisinde yazdığı bir makalede,yürümenin jimnastik,voleybol vb tüm sporlardan daha yararlı olduğunu belirtti.

Yazının Devamı

Islak Yatak Hastalık Belirtisi Olabilir

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) tarafından yapılan araştırma, her 8 çocuktan 1 inin gece altını ıslattığın ı ortaya koydu. Şeker hastalığı ve kronik böbrek yetmezliğinin ilk belirtisinin "gece altına ıslatma" olduğu belirtildi.

Yazının Devamı

Ergenlikteki Aşırı Stres Öğrenmeyi Etkiliyor

Ergenlikte maruz kalınan aşırı stresin, beynin hafıza ve öğrenme ile ilgili bölümünde önemli ölçüde değişikliklere yol açabileceği bildirildi.

Yazının Devamı

Stres, Doğacak Bebeğin Zekasını Etkiliyor

Doğacak Bebeğin ZekasıLondra’daki Imperial College uzmanlarınca yapılan ve sonuçları Clinical Endocrinology dergisinde yayımlanan araştırma, ham ilenin yaşadığı stresin, gebeliğin 17. haftasından itibaren bebeği olumsuz etkilediğini gösterdi.

Yazının Devamı

Tv Seyretmeye Sınır Gelmeli

Tv Seyretmeye Sınır GelmeliTelevizyon insanın psikolojisini bozuyor Hacettepe Üniversitesince yapılan bir araştırmaya göre, aşırı televizyon izleme alışkanlığı çocuklarda uyku bozukluğuna yol açıyor.

Yazının Devamı

Stres İyileşmeyi Yavaşlatıyor

ABD’nin Chicago kentinde bulunan İllinois Üniversitesi’ndeki (UIC) araştırmacılar, hayvanlar üzerinde yaptıkları testlerde, hayvanlar stres altındayken yaralarının iyileşmesinin yavaşladığını, ancak ekstra oksijen alımının bu yavaşlamayı tersine döndürdüğü sonucuna ulaştılar.

Yazının Devamı

Strese Bağlı Hastalıklar Artıyor

Avrupa Parlamentosu’na sunulan bir araştırmada, modern hayatın kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığı uyansı yapıldı.

Yazının Devamı

Suça Karışan Çocuk Akranından Etkileniyor

Suça karışan çocuklar üzerinde akranlarının etkisinin büyük olduğu ortaya çıktı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Çocuk İhmali ve İstismarı Araştırma Biriminde görevli çocuk gelişim uzmanı Gülümser Gültekin Akduman’ın yaptığı araştırma, suça karışan çocuklarla ilgili çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu.

Yazının Devamı

Uykusuzluk çekenlere müzik

Artık koyun saymak gereksiz.Çünkü güzel bir uykunun sırrı, uyumadan önce 45 dakika kadar rahatlatıcı müzik dinlemek. Journ al of Advanced Nursing adlı sağlık dergisinin haberine göre

Yazının Devamı

Dikkat: Aile içi gerginlik çocuğun iştahını etkiler

Aile içindeki gerginlikler çocuğun iştahını olumsuz yönde etkiliyor. Ailedeki iletişim bozuklukları ve huzursuzlukların çocuğun ruhsal yaşamını doğrudan etkilediğini

Yazının Devamı

Depresyon riskinin en yüksek olduğu yaş 40’lar

Bilim adamlarının 80 ülkede 2 milyon kişi üzerinde yaptığı veri analizine göre, insanların depresyona en açık oldukları yaş 44. ABD’deki Warwick Üniversitesi ile

Yazının Devamı

Uyku, ruh sağlığının aynası

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, “Uykularımız düzenliyse genellikle ruh sağlığımız da yerinde demektir.

Yazının Devamı

Strese bağlı hastalıklar artıyor

Günlük yaşamın stresi yüksek tansiyona yol açıyor. Dünyada her yıl 17 milyon kişi kalp ve damar hastalıklarından ölüyor. Türkiye, yüksek tansiyon sorununun en hızlı arttığı ülkeler arasında...

Yazının Devamı

Beyindeki bozuk elektrik dalgaları depresyona, neden oluyor

Beynin işleyişini düzenleyin elektrik dalgalarındaki bozukluğun depresyona yol açabileceği ortaya çıktı. ABD’nin Stanford Üniversitesi’nden bilim adamlarının, fareler üzerinde yeni bir görüntüleme yöntemini

Yazının Devamı

Modern yaşam stres yapıyor

İngiltere’de yapılan iki araştırma daha, modern yaşamın büyük strese yol açtığı ve bir eyleri uykusuz bıraktığı görüşünü destekledi. Bir sigorta şirketi tarafından yapılan, 1001 kişinin katıldığı araştırmanın sonuçları,

Yazının Devamı

Elektronik posta strese sokuyor

İskoçya’da yapılan bir araştırmaya göre; işyerinde elektronik postaların çok sık kontrol edilmesi, çalış anların sinirlerini bozuyor.

Yazının Devamı

Aşırı Şişmanlık Psikolojiye Zarar

Bir ulusal sağlık araştırmasındaki 40 bin ABD’linin verilerinin değerlendirildiği çalışmada, obez erişkinlerin normal ağırlıktaki erişkinlere göre depresyon,

Yazının Devamı

Yatmadan Önce Ekran Karşına Geçmeyin

Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre; yatmadan önce bilgisayar ve televizyon karşısında fazla vakit geçirenler, bunu yapmayanlarla aynı uzunlukta uyusalar bile kendilerini daha yorgun ve daha az uyumuş hissediyor.

Yazının Devamı

Tek Seansta Sigaraya Son...!

Tek Seansta Sigaraya Son...!
Uzman Psikiyatrist ve Psikologlar Denetiminde Nirvana Sigara Bırakma Paketi Terapilerine Başlamıştır..

www.sigarabirakmaantalya.com

Ekonomik Kriz Ruh Sağlığını Tehdit Ediyor

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, ekonomik krizin, hem işverenlerde hem çalışanlarda hem de işsizlerde ruhsal problemlere yol açabileceğini söyledi.

Yazının Devamı

Şizofreninin Anahtarı Okulda

Dünyada her 100 kişiden birinin yakalanma ihtimali olan şizofreninin ilk fark edildiği yer okul. Çocuklarının öğretmenleri ve arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kuran aileler, çocuğun hastalığa yakalandığını çok çabuk anlayabiliyor.

Yazının Devamı

İntiharlar Önlenebilir

10 Eylül Dünya İntihar Önleme Günü dolayısıyla açıklama yapan Ankara Üniversitesi (AÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veli Duyan, ''intiharın, pek çok ülkede ve özellikle genç nüfus arasında tırmanma eğiliminde olduğunu'' belirterek, bunun günümüzde global bir sorun olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yazının Devamı

Cinselliği Tabu Olmaktan Çıkarmak İçin

Konya'da, Ulusal Gençlik Parlamentosu çatısı altında bir araya gelen üniversiteli gençler, ''Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı'' konulu kampanya başlattı. Kampanyayı çoğunluğunu Selçuk Üniversite Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerin oluşturduğu ''Yerel Gündem 21'' topluluğu başlattı.

Yazının Devamı

Otistik Çocuklar Sesleri Daha Geç Algılıyor

Otistik çocukların, sesleri normal çocuklardan daha geç algıladığı belirtildi. Söz konusu gecikmenin otizm hastalarını teşhis etmek için bir işaret olduğu düşünülüyor...


Yazının Devamı

Antidepresan Kullanımı 4 Yılda Yüzde 85 Arttı

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Dr. Halis Ulaş, sinir sistemi ilaçlarının kullanım sıklığının sürekli arttığını belirterek,

Yazının Devamı

Evlilik Öncesi Danışanlar Arttı

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Başkanı Dr. Cem Keçe, evlilik öncesi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin, Türkiye'de yeterince bilinmeyen ve anlaşılamayan bir kavram olduğunu söyledi.

Yazının Devamı

Biz Uyurken Sinir Hücrelerimiz de Uyuyor

ABD’nin Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden bilim insanları, alışılandan daha az uyunan bir gecenin ertesi gününde dikkat ve konsantrasyon azalıp öfke artarken beyinde neler olup bittiğini araştırdı.

Yazının Devamı

Hem Kaygı Yaratıyor Hem de Kaygıyı Yok Ediyor

Standford Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan bir araştırma, beyindeki bir bölgenin hem kaygıya neden olduğunu hem de kaygıyı yok edebildiğini ortaya çıkardı.

Yazının Devamı

Otizm Erkeklerde Neden Daha Fazla?

İki binden fazla otizm hastasının gen haritasını inceleyen ve sonuçlan otizm hastası olmayan kişilerinkiyle karşılaştıran Kanadalı bilim adamları, otizm hastası erkek çocuklarının yüzde 1 inde bu genin mutasyona uğradığını gördü.

Yazının Devamı

Bilgisayar Bağımlılığıyla İle İlgili Ailelere Öneriler

1- Bilgisayar evde en çok kullanılan ve herkesin döneminden sonra böyle gruplara katılıyor değildir. görebileceği bir merkezde tutulmalıdır, Böylece çocuğunuzun hangi sitelere girdiğini rahatlıkla kontrol edebilirsiniz.

2-Bilgisayar kullanımı konusunda evde kurallar oluşturunuz.Ders haricinde,hafta içi bilgisayar kullanımına (özel durumlar hariç) izin vermeyiniz.Hafta sonu kullanımına da saat kısıtlamaları getiriniz.

3-Çocuğunuzun oynadığı oyunları mutlaka kontrol ediniz.İçeriğinde şiddet,vahşet ve pornografi olan oyunlara asla izin vermeyiniz.

4-Çocuğunuzun bilgisayar ve internet kullanımı konusunda sizin otoritenizi kabul etmesini mutlaka sağlayınız.

5-Çocuğunuzun “sohbet gruplarına” katılmasına izin vermeyiniz.Ergenlik döneminden sonra böyle gruplara katılıyor ise kiminle görüştüğünü ve neler paylaştığını mutlaka kontrol ediniz.

6-Çocuğunuzu bilgisayar ve internet kullanımından doğacak tehlikeler konusunda uyarınız ve takipçisi olduğunuzu bildiriniz.Çocuğunuzun mahrem ve kişisel bilgilerin paylaşılmaması,resim ve görüntü iletmemesi internet üzerinden kişilerle kavga ve tartışmaya katılmaması konusunda uyarınız.

7-Çocuğunuzun güvenmediğiniz ve kontrol edemediğiniz ortamlarda(internet cafe vb.)bulunmasına izin vermeyiniz.

8-Öncelikle internet ve bilgisayar kullanımı konusunda ona iyi örnek olmalısınız. Saatlerce bilgisayarın başından kalkmayan anne babalar, çocuklarına aynı konuda nasıl sınır koyacaklar?Bunu tahmin etmek zor değildir.

9-Çocuğunuzun uygun olmayan sitelere girmesini engellemek için site filtrelerini kullanınız.

10-Kontrolün sizden çıktığını, çocuğunuzun bilgisayar ve internet bağımlısı olduğunu düşündüğünüzde acilen profesyonel yardım alınız.

11-Yukarıda söz ettiğimiz bazı psikopatolojilerde bilgisayar bağımlısı olma riski daha yüksektir.Böyle bir çocuğa sahip olan ebeveynin daha dikkatli olması gerekir.Ayrıca temelde yatan psikopatoloji tedavi edilmeyen bilgisayar bağımlılığı sorunu çözülemez.Örneğin depresif ya da dürtü kontrol sorunu olan bir çocuğun öncelikle bu sorunu çözmek gerekir ki bilgisayar bağımlılığından kurtulabilsin.

Dr. Ava Özgün

CETAD derneğinin vermiş olduğu eğitim programını tamamlayarak Cinsel Terapi Uzmanlığı ünvanını almaya hak kazandı.

Yazının Devamı

Cinsel Terapist

Cinsel Terapist- Antalya ile ilgili www.antalyacinselterapist.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sınav Kaygısı

Sınav Kaygısı - Antalya ile ilgili www.sinavkaygisiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Aile Terapisi

Aile Terapisi - Antalya ile ilgili www.antalyaaileterapisi.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sosyal Fobi

Sosyal Fobi - Antalya ile ilgili www.sosyalfobiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuk Psikoloğu

Çocuk Psikoloğu - Antalya ile ilgili www.antalyacocukpsikologu.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Histeriden Posttravmatik Stres Bozukluğuna

Histeri” tarih içinde gerek anlamı, gerekse tanımında olan değişikliklerle hep ilgi çeken bir hastalık olmuştur. Tablonun gürültülü hali ve hastalığın seyrindeki hızlı dönüşümler, doktorlar kadar hasta yakınlarının da hastalığa ilgisini artırmıştır. Histeri belirtilerini gösteren kişilere “histerik” denmiştir. Histeri Yunanca rahim (uterus yani dölyatağı) anlamına gelmektedir.

Bu kavram ilk defa Hipokrat tarafından ortaya atılmış ve kadınlarda daha çok meydana geldiği için “döl yatağı ile ilgili değişimlerle paralel seyreden bazı ruhsal ve fiziksel belirtilerle giden hastalıklı durum” anlamında kullanılmıştır.
Histeride bellek, bilinç, zeka, hareket ve algı bozuklukları çok çeşitlidir. Kişi, yaşadığı olaylara ilişkin olarak yarım hatırlama (amnezi) veya kimliğini unutma, evden veya işten ayrılıp bilinçsiz olarak dolaşma (füg), kaslarda paralizi (felç), kısmen yürüyememe, tremor (titreme), konuşamama (disfoni), hareket bozukluğu, deride duyu kaybı veya körlük, sağırlık gibi algı
bozuklukları belirtileri gösterebilir.

Genellikle yaşanılan sıkıntı verici bir veya bir dizi yaşam olayının ardından gelen bir durumdur. Taciz, tecavüz, dayak yeme, kötü muamele ya da doğal afetler gibi sorunların ardından ortaya çıkan tabloya, daha çok kadınlarda tanımlandığı için histeri adı verildi, ancak daha sonra süreç erkeklerde de tespit edildi. Böylece “histeri” isimlendirmesi, tarihsel anlamının dışında bir yere taşınmış oldu.

Dikkat çekme isteği, canlılık, egoistlik, bağımlılık ve aşırı duygusal tepki eğilimi olanlar “Histerik tipler” olarak adlandırıldı. Bunlar, yaşadıkları kötü yaşam deneyimlerinden sonra hayatlarını olumsuz etkileyen durumlarla ve birçok yeni duygularla tanışır, dikkat çekme istekleri yüzünden abartılı hallere ve görünümlere bürünürler. Yaşanılan olumsuz yaşam deneyimi yüzünden ya küntleşme ve depressif (çökkün) duygu durumlar gibi nahoş duygular hissetmeye ya da o yaşam deneyimini tekrar yaşama riskinden kaçınma reaksiyonları göstermeye başlarlar.

Modern psikiyatri, insanın yaşadığı travmatik olayları ve neticesinde ortaya çıkan belirtileri son yüz yıl içerisinde gelişen bir süreçte tanımlamaya çalıştı. 19. yüzyılın sonuna doğru travmatik yaşam olaylarına ait araştırmalar arttı ve yüzyıllardır travma mağduru kişilerin yaşadıkları, saçma sapan tepkiler olarak değerlendiriliyorken, psikiyatristler tarafından histeri başlığı altında incelenmeye ve tanımlanmaya başladı.

Charcot’un çalışmaları
Tecavüz gibi travmatik hadiseler ardından ortaya çıktığı kabul edilen, çocukluk çağı cinsel travmaları, 19. yüzyıl sonlarında Fransa’da Jean Martin Charcot tarafından incelenmeye ve bulguları ile birlikte ortaya konulmaya başladı. Charcot, Fransa’da modern bilimin bir tapınak haline getirdiği kliniği Salpetriere’e başvuran, aralıksız şiddet, tecavüz ve sömürü yaşayan hastalar üzerinde yaptığı çalışma ile bu tür travmatik yaşantıların neticesi olarak ortaya çıkan belirtileri bilim dünyasına sundu.

Charcot yukarıda bahsettiğimiz tabloya “Büyük Nevroz” adım vermişti. Böylece, eskiden büyük nevroz yaşayan hastalar, sokak hekimlerine, halk şifacılarının eline terk edilip küçümsenirken, artık hasta olarak kabul ediliyor ve tedavi edilmeye çalışılıyordu. Charcot, bu hastalarda ortaya çıkan nörolojik hasan andıran duyu kayıpları, hareket felçleri ve konvulsiyonlar (kasılmalar) ve unutma üzerine odaklandı. Bu belirtilerin yapay olarak tetiklenebileceği ve hipnoz kullanılarak düzeltilebileceğini gösterdi. A

ncak Charcot bu hastaların belirtilerine ne kadar özenle yaklaşsa da, iç dünyalarında olup bitenlerden uzaktı. Durumu tanımlamıştı ama nedenleri ve psikolojik tedavisi üzerinde çok fazla durmamıştı. Charcot’un takipçileri bu tür histerik nöbetlerin sebeplerini keşfetmek ve iyileştirmek üzerine çalıştılar. Janet ve Freud arasında bu konu üzerinde ciddi rekabet yaşandı. Her ikisi de sorunu çözen ilk kişi olmak istiyordu.
Bu nedenle ciddi gözlemler yapmaya başladılar. Kişileri sadece gözlemlemek değil, onlarla konuşmak gerektiğini de düşündüler. Hastaları bir saati bulan seanslarda dinlediler ve değerlendirdiler. Bu dönemdeki yaka çalışmaları, günlük görüşme seansları ile hasta ve doktor arasındaki işbirliğini geliştirdi. Bu araştırmalar 19. yüzyılın sonuna doğru histerinin kökenine yönelik benzer formülasyonların bulunmasıyla sonuçlandı; “Histeri psikolojik travmanın neden olduğu bir durum olarak tanımlandı.

Travmatik olayların ortaya çıkardığı dayanılmaz duygusal reaksiyonlar, değişmiş bir bilinç durumu yaratıyordu. Bu sırası gelince histerik belirtileri ortaya çıkarıyordu. Hem Janet hem de Freud histerinin bedensel belirtilerinin hafızadan çıkarılmış yoğun acı veren olayların kılık değiştirmiş temsillerine işaret ettiğini kabul etti. 1890’lann ortalarına kadar bu araştırmacılar eşlik eden yoğun duyguların yanı sıra travmatik anıların iyileştirildiğini ve kelimeye döküldüğü zaman, histerik semptomların (belirtilerin)
hafifletilebileceğini keşfetti. Bu tedavi modern psikoterapinin temeli haline geldi. Janet bu yönteme “psikolojik analiz” dedi. Breuer ve Freud ise içini dökmeye “Katharsis” adım verdi. Daha sonra Freud buna psiko-analiz adım verdi. Bruer’in bir hastası ise buna çok daha anlamlı bir isim verdi ve bu
tedaviye “konuşma tedavisi” dedi.”

Vietnam’dan sonra Amerikan psikiyatrisini etkileyen gelişmeler
Zamanla histen unutulan bir tam haline geldi. Yoğun savaş deneyimleri, 2. Dünya Savaşı ve özellikle Amerika’nın Vietnam deneyimi, travma sonrası ortaya çıkan ruhsal sorunlar ile tekrar gündeme geldi. Vietnam gazilerinin savaş sonrası yaşadıklarını konu alan filmler Hollywood gündemini belirledi. Bu süreçte, savaştan dönmüş askerlerin sosyal uyumu ve ruh sağlığı sorunları Amerikan psikiyatrisini meşgul etmeye başladı. Yaşamları kaygı ve kaçınma belirtilerinin, geçmiş yıllarda kadınlarda olduğu varsayılan histeri hastalığının benzeri bir durum olduğu ortaya kondu. Ayrıca o yıllara denk gelen kadın özgürleşme hareketleri de taciz, tecavüz ya da kadına yönelik fiziksel şiddetin sonuçlarının tespitine ve psikiyatri biliminin konuyla ilgilenmesine yardımcı oldu.

Özellikle son 25 yılda Türkiye’de de Psikiyatri Bilimi travmatik yaşam olayları ile ilgilenmeye başladı. 1999 depremi sonrası, doğal afetlerin ortaya çıkardığı Travma Sonrası Stres Bozukluğu tanılanmaya, araştırılmaya ve tedavi edilmeye başlandı. Yapılan değişik araştırmalar doğal afetlerin insan ruh sağlığı üzerine etkisini ve tedavi sürecini ortaya koydu. Marmara Depremi son 50 yılda, bu coğrafyada yaşayan insanların gördüğü en büyük doğal afet olmuştur. Resmi kayıtlara göre yirmi bin, gayri resmi söylemlere göre ise bunun birkaç katı insan ölmüştür. Yıkılan binalar, değişen hayatlar ve yeni baştan kurulmaya çalışılan düzen sırasında ciddi sorunlar yaşanmış tır.

Üstelik yaşanan büyük travmanın etkisi ile sarsıntı süreci bir süre daha devam etmiş, geçen 11 yılda depremin oluşturduğu ruh sağlığı sorunları birçok insan için hala sarılamamıştır bile... Birçoğumuz, temel güven duygusunu temelinden sarsan depremden sonra, hala ruhen sallanıyor.

Yaşanılan deprem travması, tam da hastalığın doğasına uygun bir şekilde aniden başlayan ve kurbanlarını çaresiz bırakan, kişiyi bedenen ve ruhen etkileyen bir süreçtir. Kişi yaşadığı çaresizlik haliyle tekrar karşılaşma endişesi sonucunda uyarılarak, her an sallanıyormuş gibi hissetmeye başlar. Ve depremi yaşadığı mekanlardan ya da onu andıran yerlerden kaçınmaya başlar. Ya tekrar olursa endişesi günlük yaşamım olumsuz etkiler.

Deprem, sel gibi doğal afetlerden sonra, savaş, katliam, tecavüze uğrama, trafik kazası geçirme gibi kişiyi bedenen ve ruhen aciz bırakan travmatik durumlardan sonra durumla alakalı olarak iç sıkıntısı olayı tekrar tekrar yaşıyormuş gibi olma (flash back), öznel bir uyuşukluk, dalıp gitmeler, çevrede olup bitenlerin farkında olmada azalma, kendisinde veya çevresindekilerin gerçekliğinde değişim varmış gibi hissetme belirtileri ortaya çıkabilir. Yaşadığı travma ile alakalı seslerden, görüntülerden veya hatırlatacak her şeyden kaçınma ile karakterize bir durum söz konusudur.

Sürekli olayı hayalinde canlandırma, bazen de onu tekrar yaşıyormuş gibi olma söz konusu olabilir ve kişi bundan oldukça fazla etkilenir. Bu durumda kişinin günlük işlevselliğine dönmesi uzayabilir. Hastalık belirtileri yaşanan travmadan hemen sonra veya birkaç ay sonra ortaya çıkabilir. Hatta ana travmatik olaydan yıllar sonra yaşanan bir travma, hastalığı tetikleyebilir. Ortaya çıkış süresine göre “akut stres reaksiyonu” veya “posttravmatik stres reaksiyonu” olarak isimlendirilir.

Geçmişte bu tür olaylardan sonra ortaya çıkan tabloya “histeri” denirdi. İsmi ne olursa olsun ruhsal, bedensel ya da cinsel travmalardan sonra ortaya çıkabilecek, mevcut travma ile alakalı sıkıntı ifadeleri ile süre giden bu durumu iyi tanımak gerekir. Sıkıntıyı gidermek geçici bir çözümdür ve gereklidir. Uzun vadeli olarak hayatı etkilememesi için üzerinde ehemmiyetle durulması gereken bir durum olduğu unutulmamalıdır.

Not: Bu yazı Judit Herhman ‘m Travma ve İyileşme kitabı ile 1999-2002yılları arasında İstanbul, Avcılar’da yaptığımız deprem çalışmalarının deneyimlerinden istifade edilerek yazılmıştır.

makale spotlar 5 spotlar govdealt 1spotlar govdealt 2spotlar govdealt 3spotlar govdealt 4
makale spotlar 6