spotlar 1 spotlar 2 spotlar 3

Duyurular

Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN

ava şirin özgünÖzel Nirvana Psikiyatri Polikliniğinde Görev Yapan Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN'ün Resmi Web Sitesi Yayına Başlamıştır.

www.avasirinozgun.com

DEPRESİFLER ALZHEIMERE YATKIN OLUYOR

depresif hastalar alzaymıra daha yakın oluyorMelankolik ve depresif hastaların,daha sık demans hastalıklarına yakalandığı tespit edildi.Uzun süre depresyondan yakınan ve psikolojik sorunlarla baş etmek zorunda kalan insanlar,psikolojik olarak stabil olanlara göre iki kat daha fazla Alzheimer’e yakalanıyorlar.

Yazının Devamı

NEOFOBİ (YENİLİK KORKUSU) ÖMRÜ KISALTIYOR

neofobi nirvana psikiyatriYeni bir şeye karşı duyulan belirgin korkular,yaşamı kısaltıyor.Neofobi insanlarda bir buçuk yaşlarından itibaren başlayabiliyor.Alışılmışın dışında olan bir tek olayla bile ,bu bozukluk ortaya çıkabiliyor.

Yazının Devamı

ANOREKSİYA ANFİZEME SEBEP OLABİLİYOR

anoreksiya nirvana psikiyatri polikliniğiŞikago'da yapılan Radiological Society of North America'nın (RSNA) yıllık toplantısında,anoreksiya nervosa'daki beslenme yetersizliğinin akciğer anfizemine neden olabileceği iddaa edildi.

Yazının Devamı

MİGRENE DE PSİKOTERAPİ

migren nirvana psikiyatriPsikoterapinin alt etme stratejileri ile kronik başağrılarına karşı da savaş verebiliyor.Düsseldorf’da yapılan bir sempozyumda,Heidelberg Üniversitesi’nden uzman psikolog Gideon Franck hastanın kendi bedeniyle ilişkisini değiştirmesi ana prensibine dayanan bu yöntemi,ilk kez baş ağrısı nedeniyle davranış bozuklukları gösteren çocukların tedavisinde denediğini açıkladı.

Yazının Devamı

DEPRESYONDAYSANIZ,YÜRÜYÜŞ YAPIN

depresyon nirvana psikiyatri polikliniğiDüzenli spor depresiflere iyi gelir;bu konuda uzmanların hepsi hemfikir.Bu sporların içinde en etkili olanı ise yürüyüş.Prof.Dr.Ulrich Bartmann,Würzburg Yüksek okulu'nun sağlık dergisinde yazdığı bir makalede,yürümenin jimnastik,voleybol vb tüm sporlardan daha yararlı olduğunu belirtti.

Yazının Devamı

Islak Yatak Hastalık Belirtisi Olabilir

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) tarafından yapılan araştırma, her 8 çocuktan 1 inin gece altını ıslattığın ı ortaya koydu. Şeker hastalığı ve kronik böbrek yetmezliğinin ilk belirtisinin "gece altına ıslatma" olduğu belirtildi.

Yazının Devamı

Ergenlikteki Aşırı Stres Öğrenmeyi Etkiliyor

Ergenlikte maruz kalınan aşırı stresin, beynin hafıza ve öğrenme ile ilgili bölümünde önemli ölçüde değişikliklere yol açabileceği bildirildi.

Yazının Devamı

Stres, Doğacak Bebeğin Zekasını Etkiliyor

Doğacak Bebeğin ZekasıLondra’daki Imperial College uzmanlarınca yapılan ve sonuçları Clinical Endocrinology dergisinde yayımlanan araştırma, ham ilenin yaşadığı stresin, gebeliğin 17. haftasından itibaren bebeği olumsuz etkilediğini gösterdi.

Yazının Devamı

Tv Seyretmeye Sınır Gelmeli

Tv Seyretmeye Sınır GelmeliTelevizyon insanın psikolojisini bozuyor Hacettepe Üniversitesince yapılan bir araştırmaya göre, aşırı televizyon izleme alışkanlığı çocuklarda uyku bozukluğuna yol açıyor.

Yazının Devamı

Stres İyileşmeyi Yavaşlatıyor

ABD’nin Chicago kentinde bulunan İllinois Üniversitesi’ndeki (UIC) araştırmacılar, hayvanlar üzerinde yaptıkları testlerde, hayvanlar stres altındayken yaralarının iyileşmesinin yavaşladığını, ancak ekstra oksijen alımının bu yavaşlamayı tersine döndürdüğü sonucuna ulaştılar.

Yazının Devamı

Strese Bağlı Hastalıklar Artıyor

Avrupa Parlamentosu’na sunulan bir araştırmada, modern hayatın kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığı uyansı yapıldı.

Yazının Devamı

Suça Karışan Çocuk Akranından Etkileniyor

Suça karışan çocuklar üzerinde akranlarının etkisinin büyük olduğu ortaya çıktı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Çocuk İhmali ve İstismarı Araştırma Biriminde görevli çocuk gelişim uzmanı Gülümser Gültekin Akduman’ın yaptığı araştırma, suça karışan çocuklarla ilgili çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu.

Yazının Devamı

Uykusuzluk çekenlere müzik

Artık koyun saymak gereksiz.Çünkü güzel bir uykunun sırrı, uyumadan önce 45 dakika kadar rahatlatıcı müzik dinlemek. Journ al of Advanced Nursing adlı sağlık dergisinin haberine göre

Yazının Devamı

Dikkat: Aile içi gerginlik çocuğun iştahını etkiler

Aile içindeki gerginlikler çocuğun iştahını olumsuz yönde etkiliyor. Ailedeki iletişim bozuklukları ve huzursuzlukların çocuğun ruhsal yaşamını doğrudan etkilediğini

Yazının Devamı

Depresyon riskinin en yüksek olduğu yaş 40’lar

Bilim adamlarının 80 ülkede 2 milyon kişi üzerinde yaptığı veri analizine göre, insanların depresyona en açık oldukları yaş 44. ABD’deki Warwick Üniversitesi ile

Yazının Devamı

Uyku, ruh sağlığının aynası

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, “Uykularımız düzenliyse genellikle ruh sağlığımız da yerinde demektir.

Yazının Devamı

Strese bağlı hastalıklar artıyor

Günlük yaşamın stresi yüksek tansiyona yol açıyor. Dünyada her yıl 17 milyon kişi kalp ve damar hastalıklarından ölüyor. Türkiye, yüksek tansiyon sorununun en hızlı arttığı ülkeler arasında...

Yazının Devamı

Beyindeki bozuk elektrik dalgaları depresyona, neden oluyor

Beynin işleyişini düzenleyin elektrik dalgalarındaki bozukluğun depresyona yol açabileceği ortaya çıktı. ABD’nin Stanford Üniversitesi’nden bilim adamlarının, fareler üzerinde yeni bir görüntüleme yöntemini

Yazının Devamı

Modern yaşam stres yapıyor

İngiltere’de yapılan iki araştırma daha, modern yaşamın büyük strese yol açtığı ve bir eyleri uykusuz bıraktığı görüşünü destekledi. Bir sigorta şirketi tarafından yapılan, 1001 kişinin katıldığı araştırmanın sonuçları,

Yazının Devamı

Elektronik posta strese sokuyor

İskoçya’da yapılan bir araştırmaya göre; işyerinde elektronik postaların çok sık kontrol edilmesi, çalış anların sinirlerini bozuyor.

Yazının Devamı

Aşırı Şişmanlık Psikolojiye Zarar

Bir ulusal sağlık araştırmasındaki 40 bin ABD’linin verilerinin değerlendirildiği çalışmada, obez erişkinlerin normal ağırlıktaki erişkinlere göre depresyon,

Yazının Devamı

Yatmadan Önce Ekran Karşına Geçmeyin

Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre; yatmadan önce bilgisayar ve televizyon karşısında fazla vakit geçirenler, bunu yapmayanlarla aynı uzunlukta uyusalar bile kendilerini daha yorgun ve daha az uyumuş hissediyor.

Yazının Devamı

Tek Seansta Sigaraya Son...!

Tek Seansta Sigaraya Son...!
Uzman Psikiyatrist ve Psikologlar Denetiminde Nirvana Sigara Bırakma Paketi Terapilerine Başlamıştır..

www.sigarabirakmaantalya.com

Ekonomik Kriz Ruh Sağlığını Tehdit Ediyor

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, ekonomik krizin, hem işverenlerde hem çalışanlarda hem de işsizlerde ruhsal problemlere yol açabileceğini söyledi.

Yazının Devamı

Şizofreninin Anahtarı Okulda

Dünyada her 100 kişiden birinin yakalanma ihtimali olan şizofreninin ilk fark edildiği yer okul. Çocuklarının öğretmenleri ve arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kuran aileler, çocuğun hastalığa yakalandığını çok çabuk anlayabiliyor.

Yazının Devamı

İntiharlar Önlenebilir

10 Eylül Dünya İntihar Önleme Günü dolayısıyla açıklama yapan Ankara Üniversitesi (AÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veli Duyan, ''intiharın, pek çok ülkede ve özellikle genç nüfus arasında tırmanma eğiliminde olduğunu'' belirterek, bunun günümüzde global bir sorun olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yazının Devamı

Cinselliği Tabu Olmaktan Çıkarmak İçin

Konya'da, Ulusal Gençlik Parlamentosu çatısı altında bir araya gelen üniversiteli gençler, ''Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı'' konulu kampanya başlattı. Kampanyayı çoğunluğunu Selçuk Üniversite Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerin oluşturduğu ''Yerel Gündem 21'' topluluğu başlattı.

Yazının Devamı

Otistik Çocuklar Sesleri Daha Geç Algılıyor

Otistik çocukların, sesleri normal çocuklardan daha geç algıladığı belirtildi. Söz konusu gecikmenin otizm hastalarını teşhis etmek için bir işaret olduğu düşünülüyor...


Yazının Devamı

Antidepresan Kullanımı 4 Yılda Yüzde 85 Arttı

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Dr. Halis Ulaş, sinir sistemi ilaçlarının kullanım sıklığının sürekli arttığını belirterek,

Yazının Devamı

Evlilik Öncesi Danışanlar Arttı

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Başkanı Dr. Cem Keçe, evlilik öncesi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin, Türkiye'de yeterince bilinmeyen ve anlaşılamayan bir kavram olduğunu söyledi.

Yazının Devamı

Biz Uyurken Sinir Hücrelerimiz de Uyuyor

ABD’nin Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden bilim insanları, alışılandan daha az uyunan bir gecenin ertesi gününde dikkat ve konsantrasyon azalıp öfke artarken beyinde neler olup bittiğini araştırdı.

Yazının Devamı

Hem Kaygı Yaratıyor Hem de Kaygıyı Yok Ediyor

Standford Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan bir araştırma, beyindeki bir bölgenin hem kaygıya neden olduğunu hem de kaygıyı yok edebildiğini ortaya çıkardı.

Yazının Devamı

Otizm Erkeklerde Neden Daha Fazla?

İki binden fazla otizm hastasının gen haritasını inceleyen ve sonuçlan otizm hastası olmayan kişilerinkiyle karşılaştıran Kanadalı bilim adamları, otizm hastası erkek çocuklarının yüzde 1 inde bu genin mutasyona uğradığını gördü.

Yazının Devamı

Bilgisayar Bağımlılığıyla İle İlgili Ailelere Öneriler

1- Bilgisayar evde en çok kullanılan ve herkesin döneminden sonra böyle gruplara katılıyor değildir. görebileceği bir merkezde tutulmalıdır, Böylece çocuğunuzun hangi sitelere girdiğini rahatlıkla kontrol edebilirsiniz.

2-Bilgisayar kullanımı konusunda evde kurallar oluşturunuz.Ders haricinde,hafta içi bilgisayar kullanımına (özel durumlar hariç) izin vermeyiniz.Hafta sonu kullanımına da saat kısıtlamaları getiriniz.

3-Çocuğunuzun oynadığı oyunları mutlaka kontrol ediniz.İçeriğinde şiddet,vahşet ve pornografi olan oyunlara asla izin vermeyiniz.

4-Çocuğunuzun bilgisayar ve internet kullanımı konusunda sizin otoritenizi kabul etmesini mutlaka sağlayınız.

5-Çocuğunuzun “sohbet gruplarına” katılmasına izin vermeyiniz.Ergenlik döneminden sonra böyle gruplara katılıyor ise kiminle görüştüğünü ve neler paylaştığını mutlaka kontrol ediniz.

6-Çocuğunuzu bilgisayar ve internet kullanımından doğacak tehlikeler konusunda uyarınız ve takipçisi olduğunuzu bildiriniz.Çocuğunuzun mahrem ve kişisel bilgilerin paylaşılmaması,resim ve görüntü iletmemesi internet üzerinden kişilerle kavga ve tartışmaya katılmaması konusunda uyarınız.

7-Çocuğunuzun güvenmediğiniz ve kontrol edemediğiniz ortamlarda(internet cafe vb.)bulunmasına izin vermeyiniz.

8-Öncelikle internet ve bilgisayar kullanımı konusunda ona iyi örnek olmalısınız. Saatlerce bilgisayarın başından kalkmayan anne babalar, çocuklarına aynı konuda nasıl sınır koyacaklar?Bunu tahmin etmek zor değildir.

9-Çocuğunuzun uygun olmayan sitelere girmesini engellemek için site filtrelerini kullanınız.

10-Kontrolün sizden çıktığını, çocuğunuzun bilgisayar ve internet bağımlısı olduğunu düşündüğünüzde acilen profesyonel yardım alınız.

11-Yukarıda söz ettiğimiz bazı psikopatolojilerde bilgisayar bağımlısı olma riski daha yüksektir.Böyle bir çocuğa sahip olan ebeveynin daha dikkatli olması gerekir.Ayrıca temelde yatan psikopatoloji tedavi edilmeyen bilgisayar bağımlılığı sorunu çözülemez.Örneğin depresif ya da dürtü kontrol sorunu olan bir çocuğun öncelikle bu sorunu çözmek gerekir ki bilgisayar bağımlılığından kurtulabilsin.

Dr. Ava Özgün

CETAD derneğinin vermiş olduğu eğitim programını tamamlayarak Cinsel Terapi Uzmanlığı ünvanını almaya hak kazandı.

Yazının Devamı

Cinsel Terapist

Cinsel Terapist- Antalya ile ilgili www.antalyacinselterapist.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sınav Kaygısı

Sınav Kaygısı - Antalya ile ilgili www.sinavkaygisiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Aile Terapisi

Aile Terapisi - Antalya ile ilgili www.antalyaaileterapisi.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sosyal Fobi

Sosyal Fobi - Antalya ile ilgili www.sosyalfobiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuk Psikoloğu

Çocuk Psikoloğu - Antalya ile ilgili www.antalyacocukpsikologu.com web sayfamız yayına başlamıştır.

İzlenen Filmin Çocuğa Uygunluğu

İzleyici çocuk söz konusu olduğunda, kimi zaman algısal, duygusal, kimi zaman da eğitsel, düşünsel, kültürel ve etik olarak filmin çocuğa uygunlusu söz konusu olmaktadır. En basit anne baba engellemelerinden, yasal denetlemeler ve sansüre dek uzanan bu uygunluk belirleme biçimleri, çocuğun neyi izlemeyi neyi izleyemeyeceğine önceden karar vererek, onu, filmin olası kötü etkilerin den korumayı amaçlar. Bu denetimlerin düzenli ve sistemli yapılabildiği durumlarda, çocukların yalnızca kendileri için yetişkinler tarafından seçilmiş bir dizi filmi izleme olanağı vardır. Çocukların dünyasına uygunlukları tartışılan ya da kesinlikle uygun olmadığı düşünülen filmler, ya çocuğun anne babası ile ya da ancak belli bir yaştan sonra izleyebileceği filmler olarak sınıflanır.

Özellikle anadil edinimi ve kullanımı açısından bakıldığında, çocukların yoğunlukla seçtiği izleneceklerde ölçüt dilin özenli bir biçimde kullanılması argodan, yanlış kullanımlardan, yabancı sözcüklerden ve kavramlardan arındırılmış bir dil kullanımının özendirilmesi gereklidir. Yalnızca doğal olabilmek uğruna, ya da farklı politik görüşleri yayabilmek için aykırı dil kullanımlarına gidilmesi, zaman içinde olumsuz sonuçlar doğurabilecek önemli bir etmene dönüşebilir. Popüler olma ve izlenir kalma uğruna anadilden ödün verildiğinde, bunun faturasının yine çocuklara kesileceği unutulmamalıdır.

Yıllar önce televizyona terk edilen çocukların şimdi televizyondan nasıl uzaklaştırılacağı günümüzün en büyük sorunu haline gelmiştir. Bu konu ile ilgili olarak hem anne baba kontrolü etken hale getirilmeye çalışılmakta hem de teknolojik gelişmelerden destek umulmaktadır. Örneğin, çocuk izleyicilerin izlememesi gereken saatlere ve görüntülere duyarlı televizyonları ve şifreleyici araçları batı ülkelerinde kullanıma sunulmuştur. Benzer biçimde, anne babalara, izlenecek programları önceden bilme, kaydetme olanağı da tanınabilmektedir. Ancak, en büyük tehlike, çocuklara yönelik programların kısıtlılığı ve yavanlığı nedeniyle çocukların kendilerine uygun olmayan diğer yayınları da yoğun bi­çimde izlemeleridir.

İzlenen filmin çocuğa uygunluğunun çocuğun gelişimsel, algısal özellik­lerinin göz önünde bulundurularak bilimsel olarak denetlenmesinden çok, kültü­rel ve etik açılardan değerlendirilmesi söz konusu olmaktadır. Bu durumda, bir toplumda çocuğa uygun olarak sınıflanabilen bir ürün, diğer bir toplumda, farklı bir gruba girebilmektedir. Bu durumda kültür belirleyici bir öğe olarak karşımı­za çıkmaktadır. Kimi zaman izlenen filmin çocuğa uygunluğunun kültürel bakış açısına göre değerlendirilmesi, karşımıza izleyici çocuk açısından göz önünde bulundurulması gereken yerli-yabancı yapım konusu getirmektedir. Konu ile ilgili olarak, Swidler, bizim, kültürü "sembolleri, öyküleri, anlatıları ve dünya bakış açılarını yorumlamaya ve ortaya çıkan farklı türdeki sorunları çözmeye yardımcı olacak bir araç-gereç çantası" olarak kullanmamızı önermektedir.

Giderek artan TV kanalları ve doğrudan uydu yayınları, programların en kısa zamanda çeşitli dillerde yayınlanmasını gerekli hale getirmektedir. Bunun için Avrupa Komisyonunun hazırladığı BABEL pilot projesi (Broadcasting Across The Barriers of European Languages) gereksinmeleri saptanmıştır. BABEL pilot projesine, çok dillilik ve yapım üzerinde uzmanlaşmış uluslararası bir Komite tarafından dublaj ve altyazı konularında yardım edilmektedir.

Bu çalışmalarda Avrupa'da daha az konuşulan dillerde yapılmış yapımlara, özellik­le gençlere yönelik (çizgi filmler dahil) filmlere, TV dizileri ve belgesellere öncelik verilmektedir. 1989 yılının sonunda kısıtlı bir bütçe ile BABEL, 13 ülkenin 52 televizyon programına ve dizisine dublaj ve altyazı hazırlamış ve çeşitli dillerde 102 yayın yapmıştır. Bunların 32'si küçük ülkelerin programlan­dır. (Euronews, Broadcasts of the Seven, Programmes on Olympus, gibi ortak yapımlar)"

Oyunun kurallarına göre, en çok film üreten ülkenin en çok izlenen olma­sı gerekmektedir. Bu alanda da ABD önde gelmektedir. Daha 1977'de Broadcasting'in dile getirdiği gibi[508], tüm dünya Amerikan filmleri ve televiz­yon dizilerinin oynadığı bir sahne haline gelmektedir. Araştırmalara göre,313 ABD'nin yıllık dış televizyon program satışı 150.000 saat, İngiltere'nin 20.000 saat, Fransa'nın ise 6.000 saattir. Bu sayılar ABD'nin yıllık televizyon program satışının İngiltere ve Fransa'nın toplam televizyon programı satışlarının yakla­şık 3,3 katı olduğunu göstermektedir.

1981 yılında Amerikan program sendika­larının dış satışlardan kazandıkları paranın 480 milyon dolar olduğu tahmin edilmektedir. Bu da toplam gelirlerinin yaklaşık dörtte birini oluşturmaktadır. Güler Deniz, televizyonda dış yapımlara ağırlık verilmesinin bir eleştir sini şöyle dile getiriyor: "Dış kaynaklı programların anlaşılabilmesi de anca yapılan seslendirmelerle gerçekleşmektedir. Seslendirme ülkeden ülkeye değişiklik gösterir. Örneğin, vak vak amca, ABD 'de yeğenleri tarafından alaya al, narı, kendi yanlış anlamaları yüzünden zarara uğrayan kişidir. Bu çizgi film tamamen değişik kültürel gelenekleri olan bir ülkede karakterin hemen hemen tüm özellikleri değiştirilerek sunulur. Böylece vak vak amca, küçük yeğenleri tarafından sözü dinlenen ve takdir edilen, sorumluluk sahibi, örnek bir büyü olur çıkar":

Medya çocuklara ve yetişkinlere öylesine inanılmaz olaylar bağlan sunmaktadır ki, yaşanılabilir olan ile yaşanılamaz olan arasında film içinde far kalmamaktadır. Günümüzde, olayların içinde bulundukları bağlamda değerler dirilmesi zorunluluğu yavaş yavaş ortadan kalkmaktadır. Gerek yeni televizyon ve sinema filmleri, gerekse bilgisayar oyunları ve programları, bizlere sanal bi dünyayı sunmakta, bu sanal dünya içinde bir takım inanılmazları inanılır kılma ya çalışmaktadır. Çocuklar bu durumun kolaylıkla üstesinden gelebilmektedirler. Bir olaydan bir diğerine kolaylıkla geçebilen çocuklar, gerçekten düşe, düş ten gerçeğe çok hızlı atlayışlar yapabilmektedirler. Bu ortam içinde çocuklu özelliklerinin de büyük payı bulunmaktadır. İnanılır olma özelliği temelde toplumdan topluma, kültürden kültüre değişmektedir. Ancak, filmler homojen bir kültür yaratmaya çalışmakta bu durumda bir kültürde inanılmaz olan bir koni filmde somut ve inanılır bir durumda karşımıza çıkabilmektedir

. Yerli yapımlarda genellikle toplumların kendi inanç düzenleri vurgulanırken, yabancı yapımlar genellikle yabancı inanırlık özelliklerini beraberinde getirebilmektedir Ancak, çocukluk çağı bitip pek çok şey inanırlığını yitirdiğinde, yaşadıkları sanal ortamın gerçekleri çocukları daha fazla yaralar ve üzer. Senelerce televizyon ve bilgisayar karşısında neredeyse kendini unutan çocuk, gün gelip kendir tanımadığını, çizgi film kahramanlarının özelliklerini kendi özelliklerinden daha fazla bildiğini fark ettiğinde, kendine küsen, güvensiz bir birey haline dönüşe çektir. Bunun da ötesinde, arkadaşlarıyla ilişkilerinde, bireysel oyunlarında v düşlerinde kendini hep bir maske ardına gizleyen, sürekli başka birileri ile özdeşleşmeye çalışan ve kendini farklı gören birey, gerçek dünyada inanırlığın kaybettiği anda bütün bu çocuksu düşlerin kendisine çok fazla zarar verdiğin fark edecektir.

Güvensiz, kararsız, sürekli değişim peşinde koşan bir bireye dönüşen bu 'zaping' kişilikler, yaşamlarında da televizyon kanallarının zenginliğini ve çeşitliliğini arayan, sosyal ilişkilerinde de 'zaping' eğilimini sürdüren arkadaşları, ailesi ve çevresiyle sağlıklı ve sürekli ilişkiler kuramayan, bireyler dönüşeceklerdir. Daha da kötüsü, ilişkilerinde kendilerini sürekli farklı göstermeye çalışan, sürekli farklı maskeler ardına gizlenen bireylerle çevreleneceğiz yakında. Günümüz çocukları filmleri yalnızca edilgen olarak izlememektedir. Daha zeki, algılama gücü ve hızı daha yüksek olan günümüz çocukları, filmler­deki inanırlık öğesini sürekli irdelemekte, kendilerine ve beraber izledikleri arkadaş ya da yetişkinlere izledikleri olaylar ve durumlarla ilgili soruları yö­neltmektedirler. Bir yandan bakıldığında anlamaya yardımcı olan bu tür davra­nışların, çocuk açısından yararı kaçınılmazdır. Ancak, karşısındakinin her dav­ranışından bir sonuç çıkarmaya çalışan, her türlü olayın ardındaki inanırlık per­desini aralamaya çalışan çocukların, gitgide, güvensiz, şüpheci, yalnızca kendi­ne inanan ve güvenen bireyler olması da söz konusudur.

Televizyon ve bilgisayar programları çocukların düş gücünü geliştirmek­tedir. Bu genellikle olumlu bir özellik olabileceği gibi zaman zaman olumsuz bir özellik olarak da karşımıza çıkmaktadır. Temelde, bireylerin düş güçleri, toplumsal olarak uzlaşılan değerlerle paralel gitmektedir. Ancak, gerek televiz­yonda, gerekse sinema bağlamında yabancı yayınların ağırlıkta olduğu durum­larda, bireylerin kendilerine yabancı düşler kurması da söz konusu olabilmekte­dir. Düş gücünün fazla gelişmesi zaten çocuk/yetişkin bireyin toplumla çatışma­ya düşmesine neden olacaktır. Yabancı kaynaklı düş gücünün gelişmesi duru­munda ise birey iyice çıkmaza düşecektir.

Düş gücü gereğinden fazla gelişen çocuk, yaşadığı topluma ayak uyduramaz, gerçekle düşü birbirinden ayıramaz hale gelir. Bunun dışında, düşümsel özellikle fazlaca gelişen bireylerin, yaşadıkla­rı toplumu ve sosyal yaşantıyı düşledikleri gibi görememeleri, değiştirememeleri, onların mutsuz olmalarına neden olur. Bu tür bireyler, toplum tarafından sorunlu insanlar olarak görülürler. Sürekli bir düş dünyası ile yaşamak ve gerçek yaşamda kendinden beklenilenleri verememek bireyin çıkmazları arasında yer alır. Çocuk­luk çağının bitmesi ile birlikte düşlerden kopup gerçeklere dönüş, acılı ve sancılı bir yaşantıyı da beraberinde getirmektedir. Çocukken yaşamı toz pembe düşleyen ya da her türlü sorundan düş gücü ile kurtulabileceğini sanan çocuk bunları ya­pamadığında bunalıma düşecek, bu tür bireylerin kuracakları aileler de sağlıklı ve uzun süreli olmayacaktır. Bireyin düş gücünün yüksek olması, aslında kurumsal olarak arzu edilen bir durumdur. Geleceğin çocuk tipi çizildiğinde, hep düşledik­lerini gerçekleştiren, yetişkinlerden daha iyi düşünebilen, yaratıcı ve olumlu özel­liklerin vurgulandığı kahramanlar, süper çocuklar görmekteyiz.

Kazancı ise, "Kitle kültürü uyuşturucu özelliğiyle kişilerin zamanlarım doldurup onların denetim dışı ekonomik ve siyasal sorunlarla uğraşmasını en­gellemeye çalışır. Bu durum kitle kültürü üzerinde bir başka özgün kültür olu­şumunun da nedenlerinden biridir. Öte yandan, kitle kültürü ile kitle iletişim araçlarındaki içerik çok önemli bir çürüme ve bozulma örneği vermektedir. Burada hemen ekleyelim ki kitle kültürü bir kere oluşturulduktan sonra ona karşı gelmek çok zor hatta olanaksızdır. " der. Ona göre, Batılı kaynakların da belirttiği gibi "Amerikan Yaşam Biçimini" her ABD kaynaklı yapıt iste istemez kullanmaktadır. İzleyiciyi tek tek diziler değil, bir bütün olarak yılla içinde binlerce dizi etkilemekte, izleyici bu yaşam biçimini taklide yönelmekte dir. Aldoğan, "Gazete için üç önemli öğe vardır: Okuyucu sayısı, saygınlık reklam geliri. Bu üç öğe gazetenin yayın politikasıyla orantılı olarak değişkenlik gösterir." der.

Bir sinema filminin öğelerine göz atacak olursak aynı şeyler görmek olası. Ön planda izleyici sayısı bulunmaktadır. Bunun yanı sıra saygınlık da önemlidir. Auteur filmler ya da isim yapmış starlar göz önünde bulundurulduğunda, bazı izleyicilerin yalnızca yönetmenin ismini ya da tutulan bir oyuncuyu takip ederek film seçimi yapması çok olasıdır. Reklam gelirleri de gazetelerin olduğu kadar sinema sektörünün de kaçınılmaz etkenleri arasındadır. Bir film, daha vizyona girmeden hakkında çıkan gazete-dergi yazılan toplum; tanıtılmakta, çevrim halindeyken oyuncuların performansları, film için katlandıkları güçlükler vb. gündeme getirilmektedir.

Evlere kablolu televizyonların ve özel film kanallarının girmesi ile artık modern yaşamın bir gereği olarak kendilerine ait bir odaları ve TV'leri olan pekçok çocuk, kendileri için sakıncalı bilgi, duygu ve görüntü yüklü bu yerli ve yabancı filmlere kolayca ulaşabilmektedir. Filmlerin PG, (Parental Guidence Aile Nezaretinde İzlenmeli) R (Restricted: örneğin 16 yaşından küçüklerin izlemesi sakıncalıdır) ya da X olarak sınıflandırılması da anlamını yitirmiş durumdadır. Kısacası tabular büyükler için olduğu kadar çocuklar için de yıkılmış durumdadır.

Bunu bir fırsat bilen ve sinemayı, filmi tecimsel amaçlı kullanan Hollywood yapımcıları ise her sene 18 yaşından küçüklere yöneltilen pek çok film yapmakta (Örnek:La Boom, Pretty in Pink, The Breakfast Club, Six teei Candles, My Girl, My Girl 2, Lolita) ve bu filmlerde aşk ve cinsellik, ön plan çıkarılmaktadır. Sonuç olarak gitgide Avrupalılaşan bir etik anlayışı yaygınlaşmış ve çıplaklığın ve seksin de yemek içmek gibi hayatın bir parçası olduğu fikri hemen her filmde önce yetişkinlerin daha sonra da çocukların karşısın çıkmış, zamanla da kabul görmüştür. Bütün bu öğeler de çocukların zamanından önce yetişkinleşmesine, kaldıramayacakları denli büyük bir duygu ve bilgi yükünün altına girmelerine neden olmuştur.

Gerek sinema gerekse televizyon ortamında çocukların anne baba güdümünde seçilmiş program ve filmleri izleyebilmesi için dünya teknolojisi seferber olmuş durumdadır. Son yeniliklerden biri olan, WBN sistemi, kullanıcıları araştırma yapabilmesine olanak tanıyacak şekilde verileri sisteminde tutan veistek halinde anahtar sözcükler ve kavramlar yardımıyla etkinleşen bir bilgi ve video klip leri kütüphanesi gerçekleştirmiştir. " Anahtar sözcüklerin bir kuman­da ile yazılması ya da söylenmesi durumunda istenilen bilgi ekrana gelebilmek­tedir.

Sistemin, özellikle çalışan anne-babaların kullanabileceği bir de uzaktan kumandası bulunmaktadır. Böylece yetişkinler, çocukların okul dönüşlerinde izlemelerini uygun gördükleri yayınları ya da konuları seçip, kendilerince bir program oluşturabilmektedirler. Ayrıca kendileri işte iken yayınlanan program­ları da her an izlenebilecek durumda ellerinin altında bulundurmuş olmaktadır­lar. Genelde tüm toplumlarda çocuklara uygun olarak değerlendirilen iki ayrı film grubunu çocuk filmleri ve çizgi filmleri olarak ayrı ayrı ele almak gerek­mektedir.

Çocukların film izlerliği 15 saatin -yani günde 5 filmin- üstüne çıkabil­mekte, sonuçta, diziler, çizgi filmler, reklamlarla birleşince boş zamanlarının tümünü televizyon karşısında geçiren, sosyal açıdan zayıf, edilgen ya da izledik­leri şiddet sahnelerinden dolayı her an patlamaya hazır, sanal dünya ve kablo tutsağı bir nesil karşımıza çıkabilmektedir. Çocukların izleyici kimliği de kendi başlarına ve yetişkinler eşliğinde izleme sırasında farklılıklar gösterebilmekte­dir. Çocuk izleyici kitlesi artık bir araç olarak değil, amaç olarak görülmekte, bir pazar olarak hedeflenmektedir.

Günümüz televizyon izlencelerine her gün bir yenisi eklenmekte ve gerek konular gerekse oyuncular açısından 'çocuk' ile bağlantılaşarak milyonlar­ca çocuğun izlerliği sağlanmaya çalışılmaktadır. Bu izlerlik yayında zengin reklam kuşakları arasına sıkıştırılmış söz aile dizilerini getirmekte ve sonuçta çocuk izleyiciler iki kat sağlıksız bir iletişim ortamına itilmektedir. Yapılan araştırmalar, modern dünyada hemen her etkinliğin gitgide çocuk merkezli bir yapıya büründüğünü göstermektedir.

Böylesi önemli bir noktada, anne babalara düşen önemli görevlerden biri izlenilenlerin paylaşımı ve çocukların gözündeki olası soruların, endişelerin samimiyetle yanıtlanmasıdır. Kendine saygı duyan, çevresindekilere saygı göste­ren, benzer biçimde saygı gören, görüşlerine ve seçimlerine değer verilen birey­ler yetiştirmek elbette önemlidir, ancak, çocuğun her dileğini yerine getirmek, her izlemek istediğine onay vermek de pek uygun değildir. İzlenilenler, zaman içinde kimliğimizin, yaşamımızın bir parçası haline geldiğinden, çocuğun yoğun olarak izledikleri ile orantılı bir kimlik oluşturacağı unutulmamalıdır.

Kaynak: Nilüfer Pembecioğlu iletişim Ve Çocuk

makale spotlar 5 spotlar govdealt 1spotlar govdealt 2spotlar govdealt 3spotlar govdealt 4
makale spotlar 6