spotlar 1 spotlar 2 spotlar 3

Duyurular

Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN

ava şirin özgünÖzel Nirvana Psikiyatri Polikliniğinde Görev Yapan Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN'ün Resmi Web Sitesi Yayına Başlamıştır.

www.avasirinozgun.com

DEPRESİFLER ALZHEIMERE YATKIN OLUYOR

depresif hastalar alzaymıra daha yakın oluyorMelankolik ve depresif hastaların,daha sık demans hastalıklarına yakalandığı tespit edildi.Uzun süre depresyondan yakınan ve psikolojik sorunlarla baş etmek zorunda kalan insanlar,psikolojik olarak stabil olanlara göre iki kat daha fazla Alzheimer’e yakalanıyorlar.

Yazının Devamı

NEOFOBİ (YENİLİK KORKUSU) ÖMRÜ KISALTIYOR

neofobi nirvana psikiyatriYeni bir şeye karşı duyulan belirgin korkular,yaşamı kısaltıyor.Neofobi insanlarda bir buçuk yaşlarından itibaren başlayabiliyor.Alışılmışın dışında olan bir tek olayla bile ,bu bozukluk ortaya çıkabiliyor.

Yazının Devamı

ANOREKSİYA ANFİZEME SEBEP OLABİLİYOR

anoreksiya nirvana psikiyatri polikliniğiŞikago'da yapılan Radiological Society of North America'nın (RSNA) yıllık toplantısında,anoreksiya nervosa'daki beslenme yetersizliğinin akciğer anfizemine neden olabileceği iddaa edildi.

Yazının Devamı

MİGRENE DE PSİKOTERAPİ

migren nirvana psikiyatriPsikoterapinin alt etme stratejileri ile kronik başağrılarına karşı da savaş verebiliyor.Düsseldorf’da yapılan bir sempozyumda,Heidelberg Üniversitesi’nden uzman psikolog Gideon Franck hastanın kendi bedeniyle ilişkisini değiştirmesi ana prensibine dayanan bu yöntemi,ilk kez baş ağrısı nedeniyle davranış bozuklukları gösteren çocukların tedavisinde denediğini açıkladı.

Yazının Devamı

DEPRESYONDAYSANIZ,YÜRÜYÜŞ YAPIN

depresyon nirvana psikiyatri polikliniğiDüzenli spor depresiflere iyi gelir;bu konuda uzmanların hepsi hemfikir.Bu sporların içinde en etkili olanı ise yürüyüş.Prof.Dr.Ulrich Bartmann,Würzburg Yüksek okulu'nun sağlık dergisinde yazdığı bir makalede,yürümenin jimnastik,voleybol vb tüm sporlardan daha yararlı olduğunu belirtti.

Yazının Devamı

Islak Yatak Hastalık Belirtisi Olabilir

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) tarafından yapılan araştırma, her 8 çocuktan 1 inin gece altını ıslattığın ı ortaya koydu. Şeker hastalığı ve kronik böbrek yetmezliğinin ilk belirtisinin "gece altına ıslatma" olduğu belirtildi.

Yazının Devamı

Ergenlikteki Aşırı Stres Öğrenmeyi Etkiliyor

Ergenlikte maruz kalınan aşırı stresin, beynin hafıza ve öğrenme ile ilgili bölümünde önemli ölçüde değişikliklere yol açabileceği bildirildi.

Yazının Devamı

Stres, Doğacak Bebeğin Zekasını Etkiliyor

Doğacak Bebeğin ZekasıLondra’daki Imperial College uzmanlarınca yapılan ve sonuçları Clinical Endocrinology dergisinde yayımlanan araştırma, ham ilenin yaşadığı stresin, gebeliğin 17. haftasından itibaren bebeği olumsuz etkilediğini gösterdi.

Yazının Devamı

Tv Seyretmeye Sınır Gelmeli

Tv Seyretmeye Sınır GelmeliTelevizyon insanın psikolojisini bozuyor Hacettepe Üniversitesince yapılan bir araştırmaya göre, aşırı televizyon izleme alışkanlığı çocuklarda uyku bozukluğuna yol açıyor.

Yazının Devamı

Stres İyileşmeyi Yavaşlatıyor

ABD’nin Chicago kentinde bulunan İllinois Üniversitesi’ndeki (UIC) araştırmacılar, hayvanlar üzerinde yaptıkları testlerde, hayvanlar stres altındayken yaralarının iyileşmesinin yavaşladığını, ancak ekstra oksijen alımının bu yavaşlamayı tersine döndürdüğü sonucuna ulaştılar.

Yazının Devamı

Strese Bağlı Hastalıklar Artıyor

Avrupa Parlamentosu’na sunulan bir araştırmada, modern hayatın kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığı uyansı yapıldı.

Yazının Devamı

Suça Karışan Çocuk Akranından Etkileniyor

Suça karışan çocuklar üzerinde akranlarının etkisinin büyük olduğu ortaya çıktı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Çocuk İhmali ve İstismarı Araştırma Biriminde görevli çocuk gelişim uzmanı Gülümser Gültekin Akduman’ın yaptığı araştırma, suça karışan çocuklarla ilgili çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu.

Yazının Devamı

Uykusuzluk çekenlere müzik

Artık koyun saymak gereksiz.Çünkü güzel bir uykunun sırrı, uyumadan önce 45 dakika kadar rahatlatıcı müzik dinlemek. Journ al of Advanced Nursing adlı sağlık dergisinin haberine göre

Yazının Devamı

Dikkat: Aile içi gerginlik çocuğun iştahını etkiler

Aile içindeki gerginlikler çocuğun iştahını olumsuz yönde etkiliyor. Ailedeki iletişim bozuklukları ve huzursuzlukların çocuğun ruhsal yaşamını doğrudan etkilediğini

Yazının Devamı

Depresyon riskinin en yüksek olduğu yaş 40’lar

Bilim adamlarının 80 ülkede 2 milyon kişi üzerinde yaptığı veri analizine göre, insanların depresyona en açık oldukları yaş 44. ABD’deki Warwick Üniversitesi ile

Yazının Devamı

Uyku, ruh sağlığının aynası

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, “Uykularımız düzenliyse genellikle ruh sağlığımız da yerinde demektir.

Yazının Devamı

Strese bağlı hastalıklar artıyor

Günlük yaşamın stresi yüksek tansiyona yol açıyor. Dünyada her yıl 17 milyon kişi kalp ve damar hastalıklarından ölüyor. Türkiye, yüksek tansiyon sorununun en hızlı arttığı ülkeler arasında...

Yazının Devamı

Beyindeki bozuk elektrik dalgaları depresyona, neden oluyor

Beynin işleyişini düzenleyin elektrik dalgalarındaki bozukluğun depresyona yol açabileceği ortaya çıktı. ABD’nin Stanford Üniversitesi’nden bilim adamlarının, fareler üzerinde yeni bir görüntüleme yöntemini

Yazının Devamı

Modern yaşam stres yapıyor

İngiltere’de yapılan iki araştırma daha, modern yaşamın büyük strese yol açtığı ve bir eyleri uykusuz bıraktığı görüşünü destekledi. Bir sigorta şirketi tarafından yapılan, 1001 kişinin katıldığı araştırmanın sonuçları,

Yazının Devamı

Elektronik posta strese sokuyor

İskoçya’da yapılan bir araştırmaya göre; işyerinde elektronik postaların çok sık kontrol edilmesi, çalış anların sinirlerini bozuyor.

Yazının Devamı

Aşırı Şişmanlık Psikolojiye Zarar

Bir ulusal sağlık araştırmasındaki 40 bin ABD’linin verilerinin değerlendirildiği çalışmada, obez erişkinlerin normal ağırlıktaki erişkinlere göre depresyon,

Yazının Devamı

Yatmadan Önce Ekran Karşına Geçmeyin

Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre; yatmadan önce bilgisayar ve televizyon karşısında fazla vakit geçirenler, bunu yapmayanlarla aynı uzunlukta uyusalar bile kendilerini daha yorgun ve daha az uyumuş hissediyor.

Yazının Devamı

Tek Seansta Sigaraya Son...!

Tek Seansta Sigaraya Son...!
Uzman Psikiyatrist ve Psikologlar Denetiminde Nirvana Sigara Bırakma Paketi Terapilerine Başlamıştır..

www.sigarabirakmaantalya.com

Ekonomik Kriz Ruh Sağlığını Tehdit Ediyor

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, ekonomik krizin, hem işverenlerde hem çalışanlarda hem de işsizlerde ruhsal problemlere yol açabileceğini söyledi.

Yazının Devamı

Şizofreninin Anahtarı Okulda

Dünyada her 100 kişiden birinin yakalanma ihtimali olan şizofreninin ilk fark edildiği yer okul. Çocuklarının öğretmenleri ve arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kuran aileler, çocuğun hastalığa yakalandığını çok çabuk anlayabiliyor.

Yazının Devamı

İntiharlar Önlenebilir

10 Eylül Dünya İntihar Önleme Günü dolayısıyla açıklama yapan Ankara Üniversitesi (AÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veli Duyan, ''intiharın, pek çok ülkede ve özellikle genç nüfus arasında tırmanma eğiliminde olduğunu'' belirterek, bunun günümüzde global bir sorun olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yazının Devamı

Cinselliği Tabu Olmaktan Çıkarmak İçin

Konya'da, Ulusal Gençlik Parlamentosu çatısı altında bir araya gelen üniversiteli gençler, ''Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı'' konulu kampanya başlattı. Kampanyayı çoğunluğunu Selçuk Üniversite Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerin oluşturduğu ''Yerel Gündem 21'' topluluğu başlattı.

Yazının Devamı

Otistik Çocuklar Sesleri Daha Geç Algılıyor

Otistik çocukların, sesleri normal çocuklardan daha geç algıladığı belirtildi. Söz konusu gecikmenin otizm hastalarını teşhis etmek için bir işaret olduğu düşünülüyor...


Yazının Devamı

Antidepresan Kullanımı 4 Yılda Yüzde 85 Arttı

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Dr. Halis Ulaş, sinir sistemi ilaçlarının kullanım sıklığının sürekli arttığını belirterek,

Yazının Devamı

Evlilik Öncesi Danışanlar Arttı

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Başkanı Dr. Cem Keçe, evlilik öncesi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin, Türkiye'de yeterince bilinmeyen ve anlaşılamayan bir kavram olduğunu söyledi.

Yazının Devamı

Biz Uyurken Sinir Hücrelerimiz de Uyuyor

ABD’nin Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden bilim insanları, alışılandan daha az uyunan bir gecenin ertesi gününde dikkat ve konsantrasyon azalıp öfke artarken beyinde neler olup bittiğini araştırdı.

Yazının Devamı

Hem Kaygı Yaratıyor Hem de Kaygıyı Yok Ediyor

Standford Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan bir araştırma, beyindeki bir bölgenin hem kaygıya neden olduğunu hem de kaygıyı yok edebildiğini ortaya çıkardı.

Yazının Devamı

Otizm Erkeklerde Neden Daha Fazla?

İki binden fazla otizm hastasının gen haritasını inceleyen ve sonuçlan otizm hastası olmayan kişilerinkiyle karşılaştıran Kanadalı bilim adamları, otizm hastası erkek çocuklarının yüzde 1 inde bu genin mutasyona uğradığını gördü.

Yazının Devamı

Bilgisayar Bağımlılığıyla İle İlgili Ailelere Öneriler

1- Bilgisayar evde en çok kullanılan ve herkesin döneminden sonra böyle gruplara katılıyor değildir. görebileceği bir merkezde tutulmalıdır, Böylece çocuğunuzun hangi sitelere girdiğini rahatlıkla kontrol edebilirsiniz.

2-Bilgisayar kullanımı konusunda evde kurallar oluşturunuz.Ders haricinde,hafta içi bilgisayar kullanımına (özel durumlar hariç) izin vermeyiniz.Hafta sonu kullanımına da saat kısıtlamaları getiriniz.

3-Çocuğunuzun oynadığı oyunları mutlaka kontrol ediniz.İçeriğinde şiddet,vahşet ve pornografi olan oyunlara asla izin vermeyiniz.

4-Çocuğunuzun bilgisayar ve internet kullanımı konusunda sizin otoritenizi kabul etmesini mutlaka sağlayınız.

5-Çocuğunuzun “sohbet gruplarına” katılmasına izin vermeyiniz.Ergenlik döneminden sonra böyle gruplara katılıyor ise kiminle görüştüğünü ve neler paylaştığını mutlaka kontrol ediniz.

6-Çocuğunuzu bilgisayar ve internet kullanımından doğacak tehlikeler konusunda uyarınız ve takipçisi olduğunuzu bildiriniz.Çocuğunuzun mahrem ve kişisel bilgilerin paylaşılmaması,resim ve görüntü iletmemesi internet üzerinden kişilerle kavga ve tartışmaya katılmaması konusunda uyarınız.

7-Çocuğunuzun güvenmediğiniz ve kontrol edemediğiniz ortamlarda(internet cafe vb.)bulunmasına izin vermeyiniz.

8-Öncelikle internet ve bilgisayar kullanımı konusunda ona iyi örnek olmalısınız. Saatlerce bilgisayarın başından kalkmayan anne babalar, çocuklarına aynı konuda nasıl sınır koyacaklar?Bunu tahmin etmek zor değildir.

9-Çocuğunuzun uygun olmayan sitelere girmesini engellemek için site filtrelerini kullanınız.

10-Kontrolün sizden çıktığını, çocuğunuzun bilgisayar ve internet bağımlısı olduğunu düşündüğünüzde acilen profesyonel yardım alınız.

11-Yukarıda söz ettiğimiz bazı psikopatolojilerde bilgisayar bağımlısı olma riski daha yüksektir.Böyle bir çocuğa sahip olan ebeveynin daha dikkatli olması gerekir.Ayrıca temelde yatan psikopatoloji tedavi edilmeyen bilgisayar bağımlılığı sorunu çözülemez.Örneğin depresif ya da dürtü kontrol sorunu olan bir çocuğun öncelikle bu sorunu çözmek gerekir ki bilgisayar bağımlılığından kurtulabilsin.

Dr. Ava Özgün

CETAD derneğinin vermiş olduğu eğitim programını tamamlayarak Cinsel Terapi Uzmanlığı ünvanını almaya hak kazandı.

Yazının Devamı

Cinsel Terapist

Cinsel Terapist- Antalya ile ilgili www.antalyacinselterapist.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sınav Kaygısı

Sınav Kaygısı - Antalya ile ilgili www.sinavkaygisiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Aile Terapisi

Aile Terapisi - Antalya ile ilgili www.antalyaaileterapisi.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sosyal Fobi

Sosyal Fobi - Antalya ile ilgili www.sosyalfobiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuk Psikoloğu

Çocuk Psikoloğu - Antalya ile ilgili www.antalyacocukpsikologu.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Şizofreni

Olgu Sunumu: Telepati Gücü Olduğuna İnanan Bir Kadın

Bayan A. 26 yaşında, bekar, psikotik belirtilerinin tekrarlaması üzerine ve işlevselliğindeki zayıflık nedeniyle getirilen bir kadındır. Evde anne-babasıyla birlikte yaşamaktadır. En son, iki kez hastaneye yatırılmadan ve bundan beş yıl önce bir sekreter olarak çalışmıştır. Bugünden iki ay önce Bayan A.'nm triflor- operazin dozu günde 10 mg'a düşürülmüştür. Bayan A. solunumu yoluyla başka insanların davranışlarını kontrol edebildiğini ve başkalarının kendisinin zihnini okuyabildiğini söylemektedir. Gözlendiğinden ve izlendiğinden emindir,. Kendisini şaşkın hissetmekten yakınmaktadır, bazen duyduğu bir cümleyi, anlamsız bile olsa, tekrar etmektedir, ayrıca, başka insanlan suç işlemesine neden olduğu için yakında öldürüleceğini söyleyen sesler duyduğunu belirtmektedir. Benzer sesleri daha önce de duyduğunu, ancak doktora bildirmediğini ifade etmektedir. Bayan A.'nın enerjisi azalmıştır, motivasyonu düşüktür. Kendisini"düşünme yetisini yitirmiş" ve "kalıcı olarak hasar görmüş" gibi hissetmektedir. Bundan 2 ay öncesinde erkek arkadaşı kendisini daha az görme kararı aldığından bu yana durumu kötüye gitmektedir. Değerlendirme sonrası Bayan A. yataklı psikiyatri birimine alınmıştır.

Bayan A.'mn hastaneye ilk yatışı erkek arkadaşı ile yaptığı bir tartışma sonrasında olmuştur. Bayan A. çevresindeki herkesin kendi fikirlerini bildiğini ve kendisinin "telepatiyle" başkalarının hareketlerini, onlara bakarak ve belli bir şekilde soluk alıp vererek kontrol edebildiğini söylemiştir. Düşüncelerinin "akarken durduğunu" ve "karardığını" hissetmektedir. Antipsikotik tedaviyle belirtileri 2 aylık süre içinde gerilemiştir.

Hastaneden ilk çıkışından sonra Bayan A. günde 25 mg trifloroperazinle psikoza girmeden idare etmiş, ancak konsantre olamadığı ve işleri hatırlayamadığını hissettiği için işine geri dönememiştir. Daha Önce aktif olan sosyal hayatı, haftada bir-iki kez görüştüğü bir kız arkadaşı ve erkek arkadaşıyla sınırlanmıştır.

İlk yatışından 18 ay sonra başkalarını nefes alıp vererek kontrol edebildiği, yaptıklarının televizyon kamerası ile kaydedildiği ve kendisinin video kasetlerinin yapılıp satıldığı sanrılarının ortaya çıkmasıyla tekrar yatırılmıştır. Bu yatıştan 4 ay önce trifloroperazin kesilmiştir. Bu değişikliğin başlangıçta Bayan A. üzerinde pek etkisi olmamıştır. Önceki dozda trifloroperazin başlandıktan 6 hafta sonra belirtiler kaybolmuştur. Ardından bir yıl boyunca hasta mesleki rehabilitasyon programına devam etmiş, ancak kısa süren, gönüllü görevlerden fazlasını becerememiştir.

Üçüncü yatışında Bayan A.'nm trifloroperazin dozu günde 30 mg'a çıkarılmış, ve hafif şüpheciliği dışında tüm belirtileri yavaş yavaş gerilemiştir. Yatışından bir ay sonra taburcu edilmiştir. Taburcu edildikten kısa süre sonra anne ve babası tarafından, depresyona ilişkin belirtilerinin ortaya çıkması nedeniyle, polikliniğe getirilmiştir. Hasta kendisini, üzgün, çaresiz, tükenmiş hissettiğini ve basit sevinçlerden bile tat alamadığını belirtmektedir. Kimsenin kendisi hakkında sevebileceği bir şey olmadığını düşündüğünü söylemektedir. Uykusu azalmıştır ve zaman zaman ağlamaktadır. Kendisini tembel olmakla suçlamaktadır. Ancak sabahlan özellikle kalkabilecek kadar bile enerjisinin olmadığını ve yatıp uyumayı tercih ettiğini ve bu davranışın kendisini "çürümüş" hissettirdiğini söylemektedir. İştahı azalmıştır, ancak vücut ağırlığı değişmemiştir. Sürekli olarak endişe duymaktadır. Çalışma becerisinin olmadığını düşünmektedir. Çoğunlukla evde oturmakta ve anne-babasını zorlamasına karşın pek az etkinliğe katılmaktadır. Anne-babasının dışındaki tek sosyal ilişkisi erkek arkadaşıyladır.

Ek: Trifloroperazin aldığı sürece Bayan A.'nın pozitif belirtileri kontrol altında olmasına karşın, halsizliği, depressif hali ve konsantrasyon sorunu devam etmiştir. Ayrıca hasta, ailesi ve hekimi uzun vadeli geç diskınezi gelişmesi riskinden de endişe etmişlerdir. Bu yüzden, yukarıda anlatılan yatışından 1 yıl sonra hastanın doktoru kendisine yeni, atipik antipsikotik- lerden birine geçmesini önermiştir. Hasta yavaş yavaş trifloroperazinden günde 6 mg dozunda risperidona geçiş yapmıştır. Altı aylık risperidon tedavisinin ardından hasta ve ailesi enerjisinin artığını ve genel halinin daha olumlu gözüktüğünü belirtmişlerdir. Bayan A. konsantrasyonunun daha iyi olduğunu ve yıllardır ilk kez, yarı zamanlı da olsa, tekrar çalışmaya başladığım söylemiştir.

Olgu Sunumu: Irkçılık Sorununu Boyayla Çözebileceğine İnanan Genç Adam

Bay D. 24 yaşında, bekar, üniversiteden ayrılmış, işsiz biridir. 3 hafta önce bulduğu her şeyi, odası, mobilyaları, giysileri, ve hatta kendisi de dahil olmak üzere, siyah ve beyaza boyadığından hastaneye yatırılmıştır. Bu davranışının Amerika'daki ırkçılık sorununu çözeceğini ve ailesinde huzuru sağlayacağını kendisine sürekli olarak söyleyen bir erkek sesini yanıtlamaktadır.

Bay D., son 5 yıl içinde en az beş kez 4-6 haftalık süreler için hastaneye yatırılmıştır. Yatışlarının her biri hastalığının emir verme varsanılan, garip davranışlar ve perseküsyon sanrılarının bir arada görüldüğü alevlenmeler nedeniyle olmuştur. Antipsikotik tedavisine her zaman iyi yanıt vermiştir, ancak ilaçlardan nefret etmektedir, ilaçların kendisini "ölüden daha ölü" hissettirdiğini söylemektedir. Yatışları arasındaki dönemde ilaçlarım düzensiz kullanmakta ya da hiç kullanmamaktadır. Gelmediği poliklinik takiplerinin sayısı geldiklerinden daha fazladır.

Epizodlar arsında Bay D.'nin işlevselliği zayıftır ve gittikçe kötüleşmektedir. Sosyal çekingenliği, çevreye olan ilgisizliği, özbakımındaki baştan savmalık ve düşünce bozukluğu artmaktadır. Üç kez, halkı uygunsuz teşhir ve sokak köşelerinde vaaz vererek rahatsız etmekten tutuklanmıştır. Ancak ilaç kullandığı dönemlerde görünümü daha düzgün olmakta ve konuşması daha kolay anlaşılmaktadır.

Bay D. birbirine iyice kaynaşmış, suça tahrik eden, tartışmacı, beş çocuklu bir ailenin dördüncü çocuğudur. Annesi iki kez varsanılar ve perseküsyon sanrılan nedeniyle hastaneye yatınlmıştır, ancak şu anda ilaç tedavisi altında ve işlevsel olarak iyi durumdadır. Çocuğu için neyin iyi olduğunu doktorlardan daha iyi bildiğine inanmaktadır, diğer çocuklan ailenin yaşadığı evden ayrılmışlar, Bayan A. "kalan tek çocuğum" dediği oğluna daha bağımlı hale gelmiştir. Bay D. annesinin gösterdiği aşın özene sinirlenmekte ve bundan kaçınmaktadır. Ancak bunlar gerçekleşmediği zaman kızmaktadır.

Bay D. zamanının çoğunu evde yoga yaparak, Jung'un arketipleri ve sosyal baskı hakkında okuyarak geçirmektedir. Tüm gün uyumakta ve gecenin çoğunu uyanık geçirmektedir. Hastaneye yatırıldığı dönemler dışında aile çevresinin dı- şındakilerle seyrek olarak konuşmaktadır. Özellikle gündüz dışarıya çıkmaktan korkmaktadır, çünkü sokaktaki yabancıların onun hakkında konuştuklarını ve fikirlerini ve hareketlerinin kontrol edebildiklerine inanmaktadır. Düşünce komutlarının aktarılmasının güneş eneıjisine gereksinim duyduğunu ve gece daha güvende olacağını düşünmektedir, ayrıca "sağ-yanlısı, neo-Nazi" bir grubun, sekizde bir Yahudi olduğu söylentisini yayarak, ününe zarar vermeye çalıştığına inanmaktadır.

Alışıldığı gibi, Bay D. yatışı süresince antipsikotik tedavisine iyi yanıt vermiştir. Sanrılan daha düşük şiddette sürmektedir, tartışılarak bunlardan bir miktar uzaklaşması sağlanabilmektedir. Personelle, yatırıldığı güne göre daha az şüphecilikle ve daha anlaşılır şekilde konuşabilmektedir; hareketleri artık belirgin düzeyde garip değildir. Taburcu edilmeye hazır gözükmektedir.

Bay D.'nin annesi oğlunun odasını yeniden boyatmıştır ve geri gelmesini dört gözle beklemektedir. Bay D.'nin terapisti dikkatini ilaçları kullanmaya karşı direnci ve bunun tedavisi ve hayatına olan kötü etkisi üzerinde yoğunlaşmıştır. Bay D. bu davranışı hakkında, eskiden olduğunda daha içgörülü görünmektedir. Tedaviye uyumundaki sorun yüzünden, terapist Bay D.'ye ağızdan aldığı ilaçların depo enjeksiyon formlarını önermiş, kendisi de bunu kabul etmiştir. Annesinin işbirliğini sağlamaya yönelik çabalar yeterli düzeyde başarılı olmamıştır.

Şizofreni İçin Ayırıcı Tanı Kılavuzu
Şizofreni tanısı hastalığın kronik ve klasik tiplerinin görüldüğü kişilerde çok belirgindir. Ancak erken dönemde ise tanı konulması güçtür. Psikotik belirtilerle giden ilk atağını geçirmiş genç bireylerde Şizofreni tanısı konulmadan önce Madde Kullanımına İlişkin Psikotik Bozukluk, Psikotik Özellikli Duygudurum Bozukluğu ve bu bölümde ele alman diğer Psikotik Bozukluklar dışlanmalıdır. Yaşlı bir kişide İlk kez görülen psikotik belirtiler bazen Geç-başlangıçlı Şizofreni'ye İşaret etse de, demans, deliryum, Genel Tıbbi Duruma Bağlı Psikotik Bozukluk, ilaç yan etkileri, Psikotik Özellikli Duygudurum Bozukluğu ya da Sanrılı Bozukluk'a bağlı olması daha olasıdır.

Şizofreniyi Şizoaffektif Bozukluk'tan ve Psikotik Özellikli Duygudurum Bozukluğu'ndan ayırt etmek güçtür. DSM-IV-TR'dekİ Şizofreni tanımlaması geniş değildir. Psikotik belirtiler sadece bir duygudurum epizodu sırasında görülürse, tanı Şizofreni ya da Şizoaffektif Bozukluk değil, Psikotik Özellikli Duygudurum Bozukluğu'dur. Aşağıda daha ayrıntılı tartışılacağı gibi, eğer psikotik belirtiler bir duygudurum epizodu ile eşzamanlı olarak ve en az 2 hafta duygudurum epizodunun yokluğunda sürer ve duygudurum belirtileri hastalığın toplam süresinin Önemli bir bölümünde görülürse, tanı Şizoaffektif Bozukluk olur. Bayan A.'nın tanısı Psikotik Özellikli Duygudurum Bozukluğu değildir, çünkü psikotik belirtiler, duygudurum bozukluğunun hem varlığında hem de yokluğunda görülmektedir. Onun tanısı Şizoaffektif Bozukluk değil Şizofreni'dir, çünkü duygudurum belirtileri varolmasına karşın, hastalığın önemli bir bölümünde görülmemektedir. Şizofreninin tipik ortaya çıkış hali erkek ve kadınlarda, Şizofreni ve Şizoaffektif Bozukluk ayrımını güçleştirecek kadar farklıdır. Kadınlarda Şizofreninin nispeten daha geç (erken 20'li yaşlar yerine geç 20'li yaşlarda) ortaya çıkması, daha belirgin duygudurum belirtileri taşıması ve daha olumlu sonlanması olasıdır.

Depressif belirtiler şizofreniye sıklıkla eşlik eder ve tedaviyi önemli şekilde etkiler. Şizofrenili bireylerde intihar oram yüksektir (yaşam boyu risk: % 10-20). Eğer depressif belirtiler ayrı bir klinik değerlendirmeye yönlendirmiyorsa ve Majör Depressif Epizod ölçütlerine uymuyorsa bunlar için ayrı bir tanı konulması gerekli değildir. Şizofreninin postpsikotik depresyonu için DSM-IV'e ayn bir sınıflandırma getirilmesi önerilmiştir, çünkü depressif belirtiler aktif-evre belirtilerinin gerilemesinden sonraki dönemde önemli bir sorundur. Bu önerilen tam, sadece Şizofreni'nin rezidüel evresinde olmak üzere, Majör Depressif Epizod ölçütlerinin karşılanmasını gerektirmektedir. Bu, DSM-IV'te resmi bir kategori olarak kabul edilmemiş ve daha fazla verinin toplanması karalaştırılmıştır. Ancak DSM-IV'ün eklerinden birinde bu tanıya ilişkin bir ileri çalışma ölçüt seti yer almıştır. DSM-IV'te (ve DSM-IV-TR'de) bu duruma ilişkin resmi tanısal madde Başka Türlü Adlandırılamayan Depressif Bozukluk'tur. Antidepresan tedavinin Şizofreni ile ilişkili depressif bulguların iyileştirilmesinde faydalı olabilmesine karşın, en azından bazı bireylerde pozitif belirtilere olumsuz etki yapabileceği endişesi vardır.

Nöropsikolojik kusurlara şizofrenili hastalarda sürekli rastlanır. Şizofrenili hastalarda bellek, psikomotor yetiler, dikkat ve yoğunlaşma (konsantrasyon) sorunlarını içeren bir çok bilişsel kayıp görülebilir. Şizofreni ile ilgili bilişsel sorunlara yönelik araştırmalara İlgi, Özellikle bu sorunların ciddiyetinin sosyal ve mesleki seyir hakkındaki kısmen güçlü belirleyiciliğine işaret eden sonuçlar nedeniyle, son yıllarda giderek artmaktadır.

Bayan A ve Bay D.'nin belirtileri uzun yıllardır az çok, sürekli olarak mevcuttur. Bu şekilde Şizofreniform bozukluk tanısı dışlanmaktadır, çünkü bu bozuklukta belirtiler 6 aydan daha kısa sürelidir. Garip (bizarre) sanrılarının yanında, her ikisinde de belirgin İşitsel varsanılar ve negatif belirtiler vardır; bu şekilde Sanrılı Bozukluk tanısı dışlanmaktadır.

Adölesanlarda ve erişkinlerde Rezidüel Tip Şizofreni'yi Otistik Bozukluk ya da Asperger Bozukluğu gibi bir Yaygın Gelişimsel Bozukluk'tan ayırt etmek zor olabilir. Bu ayrımı tam olarak yapabilmek için, hekim, genellikle hasta yakınlarından eksiksiz bir öykü almalı ve belirtilerin başlangıcının, Yaygın Gelişimsel Bozukluk tanısına işaret edecek şekilde, bebeklik ya da küçük çocukluk dönemine denk gelip gelmediğini belirlemelidir. Yaygın Gelişimsel Bozukluk'u olan hastalarda genellikle belirgin varsanılar ya da sanrılar olmaz. Eğer bunlar daha sonra ortaya çıkar ve hastalığın belirgin bir öğesi haline gelirse (Yaygın Gelişimsel Bozukluk ve Şizofreni olarak) iki ayrı tanı konulabilir.

Şizofreninin Alttipleri
DSM-IV ve DSM-IV-TR'deki Şizofreni tiplendirmesi klinik yaklaşımda hastalığın ortaya çıkışındaki değişkenliği göstermeyi amaçlamaktadır. Bu tiplendirme sistemi hastalığın son epizodundaki belirtileri kapsamaktadır ve her hangi bir dönemde birden fazla alttipin bir arada olamayacağı şekilde tanısal bir hiyerarşi içinde düzenlenmiştir.

Şizofreni tiplendirmesinin algoritması karmaşıktır. Hiyerarşinin tepesinde Katatonik Tip yer almaktadır. Bu tanı, katatoni belirtileri görüldüğünde, diğer özelliklere bakılmaksızın konulmaktadır.

Bir sonraki sırada Dezorganize Tip bulunmaktadır. Dezorganize Tip Şizofreni tanısının konulabilmesi için. dezorganize konuşma, dezorganize davranış ve künt ya da uygunsuz duygulanım özelliklerinin üçünün birden bulunması gerekmektedir.

Algoritmada sonraki sırayı Paranoid Tip almaktadır. Bayan A.'nın durumunu en iyi tanımlayan bu tipte belirgin sanrıların ve varsanılann bulunması ve katatonik belirtilerin, künt duygulanımın ve dezorganize davranışların varlığının dışlanmış olması gerekmektedir. Şizofreninin paranoid alttipi Sannlı Bozukluk'a benzer ve sadece varsanılann ya da garip (bizar) sanrıların ve (genellikle) sosyal ve mesleki İşlevsellikteki daha belirgin bozulma ile ayırt edilir.

Şizofreninin yalm tipleri görülse de, bireyler genellikle belirtilerin, bu tablolardan birine oturmayan birliktelikleriyle gelirler. Bay D.'nin durumu buna uymaktadır. Buradaki belirtiler Şizofreni Ölçütleri ile uyuşan, ancak özgün alttiplerinden biri ile örtüşmeyen durumlar İçin kullanılan Şizofreni, Farklılaşmamış Tip tamsı şeklinde sınıflandırılmaktadır. Bay D.'nin herhangi bir katatonik belirtisi yoktur, bu yüzden tanı katatonik alttipe uymamaktadır. Paranoid sanrılan olmasına karşın durumu paranoid tip İle uyuşmamaktadır, çünkü hastanın, paranoid tipte dışlanmış olması gereken, belirgin dezorganize davramş ve künt duygulanımı vardır. Ancak dezorganize davranış ve künt duygulanımı olmasına karşın, dezorganize konuşması belirgin olmadığından, Bay D.'nin belirtileri Dezorganize Tip tamsı için yeterli görünmemektedir. Dezorganize Tip tanısı için dezorganize konuşma ve davranış ile künt duygulanımın birlikte bulunması gerekmektedir.

Şizofrenide Tedavinin Düzenlenmesi
Şizofreni tedavisi psiko-eğitim, sürekli ilaç uygulaması, rehabilitasyon ve bireye günlük etkinliklerindeki başarısını artırması ve sosyal yetiler kazanmasında yardımcı olacak destek tedavisini kapsamalıdır.

makale spotlar 5 spotlar govdealt 1spotlar govdealt 2spotlar govdealt 3spotlar govdealt 4
makale spotlar 6