spotlar 1 spotlar 2 spotlar 3

Duyurular

Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN

ava şirin özgünÖzel Nirvana Psikiyatri Polikliniğinde Görev Yapan Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN'ün Resmi Web Sitesi Yayına Başlamıştır.

www.avasirinozgun.com

DEPRESİFLER ALZHEIMERE YATKIN OLUYOR

depresif hastalar alzaymıra daha yakın oluyorMelankolik ve depresif hastaların,daha sık demans hastalıklarına yakalandığı tespit edildi.Uzun süre depresyondan yakınan ve psikolojik sorunlarla baş etmek zorunda kalan insanlar,psikolojik olarak stabil olanlara göre iki kat daha fazla Alzheimer’e yakalanıyorlar.

Yazının Devamı

NEOFOBİ (YENİLİK KORKUSU) ÖMRÜ KISALTIYOR

neofobi nirvana psikiyatriYeni bir şeye karşı duyulan belirgin korkular,yaşamı kısaltıyor.Neofobi insanlarda bir buçuk yaşlarından itibaren başlayabiliyor.Alışılmışın dışında olan bir tek olayla bile ,bu bozukluk ortaya çıkabiliyor.

Yazının Devamı

ANOREKSİYA ANFİZEME SEBEP OLABİLİYOR

anoreksiya nirvana psikiyatri polikliniğiŞikago'da yapılan Radiological Society of North America'nın (RSNA) yıllık toplantısında,anoreksiya nervosa'daki beslenme yetersizliğinin akciğer anfizemine neden olabileceği iddaa edildi.

Yazının Devamı

MİGRENE DE PSİKOTERAPİ

migren nirvana psikiyatriPsikoterapinin alt etme stratejileri ile kronik başağrılarına karşı da savaş verebiliyor.Düsseldorf’da yapılan bir sempozyumda,Heidelberg Üniversitesi’nden uzman psikolog Gideon Franck hastanın kendi bedeniyle ilişkisini değiştirmesi ana prensibine dayanan bu yöntemi,ilk kez baş ağrısı nedeniyle davranış bozuklukları gösteren çocukların tedavisinde denediğini açıkladı.

Yazının Devamı

DEPRESYONDAYSANIZ,YÜRÜYÜŞ YAPIN

depresyon nirvana psikiyatri polikliniğiDüzenli spor depresiflere iyi gelir;bu konuda uzmanların hepsi hemfikir.Bu sporların içinde en etkili olanı ise yürüyüş.Prof.Dr.Ulrich Bartmann,Würzburg Yüksek okulu'nun sağlık dergisinde yazdığı bir makalede,yürümenin jimnastik,voleybol vb tüm sporlardan daha yararlı olduğunu belirtti.

Yazının Devamı

Islak Yatak Hastalık Belirtisi Olabilir

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) tarafından yapılan araştırma, her 8 çocuktan 1 inin gece altını ıslattığın ı ortaya koydu. Şeker hastalığı ve kronik böbrek yetmezliğinin ilk belirtisinin "gece altına ıslatma" olduğu belirtildi.

Yazının Devamı

Ergenlikteki Aşırı Stres Öğrenmeyi Etkiliyor

Ergenlikte maruz kalınan aşırı stresin, beynin hafıza ve öğrenme ile ilgili bölümünde önemli ölçüde değişikliklere yol açabileceği bildirildi.

Yazının Devamı

Stres, Doğacak Bebeğin Zekasını Etkiliyor

Doğacak Bebeğin ZekasıLondra’daki Imperial College uzmanlarınca yapılan ve sonuçları Clinical Endocrinology dergisinde yayımlanan araştırma, ham ilenin yaşadığı stresin, gebeliğin 17. haftasından itibaren bebeği olumsuz etkilediğini gösterdi.

Yazının Devamı

Tv Seyretmeye Sınır Gelmeli

Tv Seyretmeye Sınır GelmeliTelevizyon insanın psikolojisini bozuyor Hacettepe Üniversitesince yapılan bir araştırmaya göre, aşırı televizyon izleme alışkanlığı çocuklarda uyku bozukluğuna yol açıyor.

Yazının Devamı

Stres İyileşmeyi Yavaşlatıyor

ABD’nin Chicago kentinde bulunan İllinois Üniversitesi’ndeki (UIC) araştırmacılar, hayvanlar üzerinde yaptıkları testlerde, hayvanlar stres altındayken yaralarının iyileşmesinin yavaşladığını, ancak ekstra oksijen alımının bu yavaşlamayı tersine döndürdüğü sonucuna ulaştılar.

Yazının Devamı

Strese Bağlı Hastalıklar Artıyor

Avrupa Parlamentosu’na sunulan bir araştırmada, modern hayatın kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığı uyansı yapıldı.

Yazının Devamı

Suça Karışan Çocuk Akranından Etkileniyor

Suça karışan çocuklar üzerinde akranlarının etkisinin büyük olduğu ortaya çıktı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Çocuk İhmali ve İstismarı Araştırma Biriminde görevli çocuk gelişim uzmanı Gülümser Gültekin Akduman’ın yaptığı araştırma, suça karışan çocuklarla ilgili çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu.

Yazının Devamı

Uykusuzluk çekenlere müzik

Artık koyun saymak gereksiz.Çünkü güzel bir uykunun sırrı, uyumadan önce 45 dakika kadar rahatlatıcı müzik dinlemek. Journ al of Advanced Nursing adlı sağlık dergisinin haberine göre

Yazının Devamı

Dikkat: Aile içi gerginlik çocuğun iştahını etkiler

Aile içindeki gerginlikler çocuğun iştahını olumsuz yönde etkiliyor. Ailedeki iletişim bozuklukları ve huzursuzlukların çocuğun ruhsal yaşamını doğrudan etkilediğini

Yazının Devamı

Depresyon riskinin en yüksek olduğu yaş 40’lar

Bilim adamlarının 80 ülkede 2 milyon kişi üzerinde yaptığı veri analizine göre, insanların depresyona en açık oldukları yaş 44. ABD’deki Warwick Üniversitesi ile

Yazının Devamı

Uyku, ruh sağlığının aynası

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, “Uykularımız düzenliyse genellikle ruh sağlığımız da yerinde demektir.

Yazının Devamı

Strese bağlı hastalıklar artıyor

Günlük yaşamın stresi yüksek tansiyona yol açıyor. Dünyada her yıl 17 milyon kişi kalp ve damar hastalıklarından ölüyor. Türkiye, yüksek tansiyon sorununun en hızlı arttığı ülkeler arasında...

Yazının Devamı

Beyindeki bozuk elektrik dalgaları depresyona, neden oluyor

Beynin işleyişini düzenleyin elektrik dalgalarındaki bozukluğun depresyona yol açabileceği ortaya çıktı. ABD’nin Stanford Üniversitesi’nden bilim adamlarının, fareler üzerinde yeni bir görüntüleme yöntemini

Yazının Devamı

Modern yaşam stres yapıyor

İngiltere’de yapılan iki araştırma daha, modern yaşamın büyük strese yol açtığı ve bir eyleri uykusuz bıraktığı görüşünü destekledi. Bir sigorta şirketi tarafından yapılan, 1001 kişinin katıldığı araştırmanın sonuçları,

Yazının Devamı

Elektronik posta strese sokuyor

İskoçya’da yapılan bir araştırmaya göre; işyerinde elektronik postaların çok sık kontrol edilmesi, çalış anların sinirlerini bozuyor.

Yazının Devamı

Aşırı Şişmanlık Psikolojiye Zarar

Bir ulusal sağlık araştırmasındaki 40 bin ABD’linin verilerinin değerlendirildiği çalışmada, obez erişkinlerin normal ağırlıktaki erişkinlere göre depresyon,

Yazının Devamı

Yatmadan Önce Ekran Karşına Geçmeyin

Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre; yatmadan önce bilgisayar ve televizyon karşısında fazla vakit geçirenler, bunu yapmayanlarla aynı uzunlukta uyusalar bile kendilerini daha yorgun ve daha az uyumuş hissediyor.

Yazının Devamı

Tek Seansta Sigaraya Son...!

Tek Seansta Sigaraya Son...!
Uzman Psikiyatrist ve Psikologlar Denetiminde Nirvana Sigara Bırakma Paketi Terapilerine Başlamıştır..

www.sigarabirakmaantalya.com

Ekonomik Kriz Ruh Sağlığını Tehdit Ediyor

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, ekonomik krizin, hem işverenlerde hem çalışanlarda hem de işsizlerde ruhsal problemlere yol açabileceğini söyledi.

Yazının Devamı

Şizofreninin Anahtarı Okulda

Dünyada her 100 kişiden birinin yakalanma ihtimali olan şizofreninin ilk fark edildiği yer okul. Çocuklarının öğretmenleri ve arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kuran aileler, çocuğun hastalığa yakalandığını çok çabuk anlayabiliyor.

Yazının Devamı

İntiharlar Önlenebilir

10 Eylül Dünya İntihar Önleme Günü dolayısıyla açıklama yapan Ankara Üniversitesi (AÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veli Duyan, ''intiharın, pek çok ülkede ve özellikle genç nüfus arasında tırmanma eğiliminde olduğunu'' belirterek, bunun günümüzde global bir sorun olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yazının Devamı

Cinselliği Tabu Olmaktan Çıkarmak İçin

Konya'da, Ulusal Gençlik Parlamentosu çatısı altında bir araya gelen üniversiteli gençler, ''Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı'' konulu kampanya başlattı. Kampanyayı çoğunluğunu Selçuk Üniversite Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerin oluşturduğu ''Yerel Gündem 21'' topluluğu başlattı.

Yazının Devamı

Otistik Çocuklar Sesleri Daha Geç Algılıyor

Otistik çocukların, sesleri normal çocuklardan daha geç algıladığı belirtildi. Söz konusu gecikmenin otizm hastalarını teşhis etmek için bir işaret olduğu düşünülüyor...


Yazının Devamı

Antidepresan Kullanımı 4 Yılda Yüzde 85 Arttı

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Dr. Halis Ulaş, sinir sistemi ilaçlarının kullanım sıklığının sürekli arttığını belirterek,

Yazının Devamı

Evlilik Öncesi Danışanlar Arttı

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Başkanı Dr. Cem Keçe, evlilik öncesi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin, Türkiye'de yeterince bilinmeyen ve anlaşılamayan bir kavram olduğunu söyledi.

Yazının Devamı

Biz Uyurken Sinir Hücrelerimiz de Uyuyor

ABD’nin Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden bilim insanları, alışılandan daha az uyunan bir gecenin ertesi gününde dikkat ve konsantrasyon azalıp öfke artarken beyinde neler olup bittiğini araştırdı.

Yazının Devamı

Hem Kaygı Yaratıyor Hem de Kaygıyı Yok Ediyor

Standford Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan bir araştırma, beyindeki bir bölgenin hem kaygıya neden olduğunu hem de kaygıyı yok edebildiğini ortaya çıkardı.

Yazının Devamı

Otizm Erkeklerde Neden Daha Fazla?

İki binden fazla otizm hastasının gen haritasını inceleyen ve sonuçlan otizm hastası olmayan kişilerinkiyle karşılaştıran Kanadalı bilim adamları, otizm hastası erkek çocuklarının yüzde 1 inde bu genin mutasyona uğradığını gördü.

Yazının Devamı

Bilgisayar Bağımlılığıyla İle İlgili Ailelere Öneriler

1- Bilgisayar evde en çok kullanılan ve herkesin döneminden sonra böyle gruplara katılıyor değildir. görebileceği bir merkezde tutulmalıdır, Böylece çocuğunuzun hangi sitelere girdiğini rahatlıkla kontrol edebilirsiniz.

2-Bilgisayar kullanımı konusunda evde kurallar oluşturunuz.Ders haricinde,hafta içi bilgisayar kullanımına (özel durumlar hariç) izin vermeyiniz.Hafta sonu kullanımına da saat kısıtlamaları getiriniz.

3-Çocuğunuzun oynadığı oyunları mutlaka kontrol ediniz.İçeriğinde şiddet,vahşet ve pornografi olan oyunlara asla izin vermeyiniz.

4-Çocuğunuzun bilgisayar ve internet kullanımı konusunda sizin otoritenizi kabul etmesini mutlaka sağlayınız.

5-Çocuğunuzun “sohbet gruplarına” katılmasına izin vermeyiniz.Ergenlik döneminden sonra böyle gruplara katılıyor ise kiminle görüştüğünü ve neler paylaştığını mutlaka kontrol ediniz.

6-Çocuğunuzu bilgisayar ve internet kullanımından doğacak tehlikeler konusunda uyarınız ve takipçisi olduğunuzu bildiriniz.Çocuğunuzun mahrem ve kişisel bilgilerin paylaşılmaması,resim ve görüntü iletmemesi internet üzerinden kişilerle kavga ve tartışmaya katılmaması konusunda uyarınız.

7-Çocuğunuzun güvenmediğiniz ve kontrol edemediğiniz ortamlarda(internet cafe vb.)bulunmasına izin vermeyiniz.

8-Öncelikle internet ve bilgisayar kullanımı konusunda ona iyi örnek olmalısınız. Saatlerce bilgisayarın başından kalkmayan anne babalar, çocuklarına aynı konuda nasıl sınır koyacaklar?Bunu tahmin etmek zor değildir.

9-Çocuğunuzun uygun olmayan sitelere girmesini engellemek için site filtrelerini kullanınız.

10-Kontrolün sizden çıktığını, çocuğunuzun bilgisayar ve internet bağımlısı olduğunu düşündüğünüzde acilen profesyonel yardım alınız.

11-Yukarıda söz ettiğimiz bazı psikopatolojilerde bilgisayar bağımlısı olma riski daha yüksektir.Böyle bir çocuğa sahip olan ebeveynin daha dikkatli olması gerekir.Ayrıca temelde yatan psikopatoloji tedavi edilmeyen bilgisayar bağımlılığı sorunu çözülemez.Örneğin depresif ya da dürtü kontrol sorunu olan bir çocuğun öncelikle bu sorunu çözmek gerekir ki bilgisayar bağımlılığından kurtulabilsin.

Dr. Ava Özgün

CETAD derneğinin vermiş olduğu eğitim programını tamamlayarak Cinsel Terapi Uzmanlığı ünvanını almaya hak kazandı.

Yazının Devamı

Cinsel Terapist

Cinsel Terapist- Antalya ile ilgili www.antalyacinselterapist.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sınav Kaygısı

Sınav Kaygısı - Antalya ile ilgili www.sinavkaygisiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Aile Terapisi

Aile Terapisi - Antalya ile ilgili www.antalyaaileterapisi.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sosyal Fobi

Sosyal Fobi - Antalya ile ilgili www.sosyalfobiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuk Psikoloğu

Çocuk Psikoloğu - Antalya ile ilgili www.antalyacocukpsikologu.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Toplumun Çocuğu Tanımlayışı

çocuğun tanımı nirvana psikiyatriToplum, çocuğu kendi yapısında ona verdiği değerle tanımlamaktadır. Kimi toplumlar için çocuk üretimin bir parçası, iş gücü olarak toplumun işlevsel öğeler yüklediği birimlerinden biridir. Kimi toplumlar için ise, çocuk, dışlanan toplumsal ve bireysel olarak değer verilmeyen bir konumdadır. Örneğin, gerek toplun yapılarından gerekse iklimlerinden dolayı...>

Toplum, çocuğu kendi yapısında ona verdiği değerle tanımlamaktadır. Kimi toplumlar için çocuk üretimin bir parçası, iş gücü olarak toplumun iş1evsel öğeler yüklediği birimlerinden biridir. Kimi toplumlar için ise, çocuk, dışlanan toplumsal ve bireysel olarak değer verilmeyen bir konumdadır. Örneğin, gerek toplun yapılarından gerekse iklimlerinden dolayı, tarihsel gelişim içinde ve günümüzde Arabistan'daki uygarlıkların çocuğu toplumda farklı bir bicimde konumlandırdığı bilgilerimiz arasındadır. Çocuğun doğar doğmaz, ya da çok kısa bir sure sonra sütanneye verilmesi, aile dışında, aileden uzakta büyütülmesi. Çocuğun kimliğini ve yaşam biçimini, dünyasını az çok biçimlendirdikten sonra. 7–12 yaşından sonra ailesi ile tanışıp onlarla birlikte ya da onlarsız bir yaşam sürmeye başlaması, kız çocuklar ile erkek çocuklara verilen önemin farklığı değişik toplum yapılarındaki çocuk kavramlarının ne denli farkçılaşabileceğini ortaya koymaktadır. Bunun gibi, örneğin Avustralya yerlilerinin, 7 yaşına gelen her erkek çocuğu, yanlarına hiçbir yardımcı ve yiyecek madde vermeksizin çölün ortasında bıraktıkları ve ancak yaşam savaşında başarılı olup çölÜ geçenleri topluma kabul ettikleri bilinmektedir. Benzer bir uygulama da Afrikalı avcı kabilelerinde, çocukların 7 yaşında ormana tek başlarına bırakılmaları ve ancak kabile tarafından onaylanacak bir avcı ile birlikte dönmeleri halinde toplumca benimsenmeleri ya da ormanda yalnızlığa terk edilmeleri biçiminde uygulanmaktadır. Mısır'da firavunların çocuklarını ancak belli bir yada ye olgunluğa geldiğinde görmeyi kabul ettikleri, kimi zaman ise hiç görmedikleri bilinmektedir

Osmanlılarda ise padişahın tüm çocukların sürekli ve sistemli bir biçimde görebileceği bir ortamın oluşmadığı, çocukların "baba" kavramından neredeyse tümüyle uzakta. Gelecekteki bir politik rol için hazırlandığı, özellikle erkek çocuklar açısından bunun kimi kez güçlü bir tutkuya ve şiddete varan boyutları tarihte bilinmektedir. Tüm bu farklı toplumlarda çocuk ile toplum iletişimi belli bir süre belli kişiler tarafından sınırlanmakta daha sonra parçalı olarak ya da tümüyle benimsenmektedir. Günümüzde çalışan anne babalar kimi kez çocuklarına yeteri kadar zaman ayırmamakla suçlanmakta iken yukarıda örneklenen toplum yapıları ve tarihsel örnekler göz önünde bulundurulduğunda bunlara kıyasla geleneksel aile yapısı içinde ve çocuk açısından uygun davranışlar içinde bulundukları söylenebilir. Diğer örneklerde de görüldüğü gibi çocuğun aileye en çok gereksinimi olduğu dönemde aile içi iletişimden uzak kalması kendisinin benimsendiğini onaylandığını ailenin bi parçası olduğunu hissedemediği bu dönemin onda ne tür iletişimsel stratejilerin doğmasına ya da yok olmasına neden olduğu belli bir yaşa kadar anne babasını görmeyen çocuğun kendisine nasıl bir dünya kurduğu yabancılarla iletişimini nasıl ilişkilendirdiğin biçimlendirdiğini yada sürekli kabul görülebilen bir birey olma sürecini geçirene dek toplumla iletişimi bu sınamalarla başarılı bulunmayan kişilerin toplumlarından nasıl uzaklaştırıldıkları ve tür iletişim biçimleri ile karşılaştıkları hep ayrı araştırma konusudur.

Günümüz çocuk gelişimi bilgileri ile ve ülkemizdeki ve modern batı ülkelerindeki uygulamaları göz önünde bulundurarak toplana bilgiler ne yazık ki kimi kez çocuğun küresel durumu ile pek fazla uyuşmayabilmektedir. Kaldı ki modern toplumlarda bile yetişkin gözü ile çocuğun sosyal gelişimi sırasında öğrenme öncesinde sırasında ve sonrasında ne derece karmaşık işlemler dizgesi kullandığını görmek anlamak ve bu dizgenin bütün özelliklerini saptamak çok güçtür.

Yaşamı aile içinde gözlemsel olarak öğrenmeye başlayan çocukların en duyarlı olmaya başladıkları yaş dönemi 3-8 yaş arasıdır. Bu yaşlardaki çocuklar gözlemsel etkiye daha duyarlı oldukları bilinmektedir. Çocuğun telkine en uygun olduğu dönemin 4-8 yaş arasında olduğu 8 yaşından sonra bu özelliğin yaşın artışı ile azalmaya başladığı da bulgular arasındadır.

Çağın gereklerine göre aile ve bireyleri değişik roller üstlendiklerinden sonuçta değişik çocuk tanımları ortaya çıkmıştır. Örneğin 1957 yılında yeni çıkmaya başlayan Brodcasting and television dergisi hedefledikleri milyonlarca kişilik kitleyi 3 grupta toplamaktaydı: Kadınlar, erkekler, çocuklar.

Hedef kitle büyük oranda kadınlar olarak görülmekteydi Yayının reklamında şöyle denmekteydi: "Onlar, annedirler, büyükannedirler, genç kadınlar, eşler ya da evlenmemiş kızlardır. Onlar, ulusun alışveriş listelerini hazırlayanlardır. Bugünün ve yârinin evlerini yapanlardır Onlar, ev kadınlarıdır, daktilocu, garson banka işçisi, ya da balerindirler. Onlar, her meslekten, her işten, her yaştan kadınlardır. Ancak hepsinin ortak bir yönü vardır: Radyoda reklamı verilen ürünleri satın alırlar. Çalışan genç kızlar "Kadın" kategorisinde gösterilir derginin hedeflediği çalışan genç erkekler, "çocuk" kategorisi katılmıştır. Derginin tanımladığı çocuk sınıflamasına "ofis-boylar, haberciler kuryeler muhasebe yardımcıları, çıraklar" katıldığı gibi, lise ve kolejlerdeki gençlerde çocuklar sınıfına girmektedir. Bu belgeye göre, çocuklar kendi başlarına birer tüketici değildirler. Ancak ailenin satın almasını etkileyen öğelerdir ve yarının yetişkin tüketicileridir.
Yine Broadcasting and Television dergisinin aynı yıl, daha sonraki bir sayısında Gençlerin seçimleri konusunda yapılan bir araştırmanın sonuçları yayınlanmaktadır "Genç" kategorisi temel olarak da çalışan genç kız ye erkekler ile üniversite öğrencileri alınmaktadır Böylece "teenagers" gençler de toplumun bir bölümü olarak taninmiş olmaktadır. Çocukların ve gençlerin toplumdaki görünürlükleri kazanmaları da toplumsal ve bireysel kimliklerini kazanmaların, sağlamıştır. Çocuklar ve gençler böylece kendi isteklerini ve arzularını belirleyebilme olanağı bulmuşlardır Bu da günümüze dek gelen büyük değişimin başlangıcı sayılabilir. Yeni ortaya çıkan 've oldukça kalabalık olan bu iki yeni grup seslerini duyurma ve toplum şartların kendi, istedikleri şekilde değiştirebilmek için ilk kez harekete geçtiler, Böylece satın alma ve yönlendirme gücünü ele geçiren çocuklar ve gençler, 'İkinci dünya savaşından Önce reklamların da hedefi haline geldiler. Stuart Ewen çocukları, 1920-1930'larda Amerikalı ailelerinin harcamalarında itici güç olarak Ortaya çıkmaya başladıklarını ileri sürmektedir.
Son Yıllarda, çocukluğun ve gençliğin Yeni Avrupa çalışmalarındaki gerekliliği Yüzünden çocuklar ve çocukluk dönemi daha bir Önem kazanmıştır, çocuklar yeniden tanımlanarak toplum içinde onlara daha farklı işlevler ve görevler verilmiştir. Bu, ayrıca çocuklar ve gençlerle ilgili yeni beklentiler anlamına gelmektedir. Özellikle 1992'den itibaren tek bir Bati Avrupa piyasası oluşturulması amaçlandığından daha fazla önem kazanan bu konu, hem Doğu-Bati ilişkileri daha farklı bir konuma doğru ilerlediği için hem de ekonomik piyasanın ve iletişimin boyutlarının küreselleşmeye doğru gitmesi nedeniyle de oldukça gündemdedir. Ayrıca uluslar arası ticaret ve tüketim piyasalarının genişlemesi, kitle iletişiminin hızlı gelişimi ve turizm, "çocukluk" devresinin ve "gençlik" devresinin uluslar arası boyutta ele alınmasına katkıda bulunmuştur.

Öncelikle gençlik ve daha sonra da çocukluk evresi yaşamın belli evresi olan bir bölümü olarak tanımlanmış ve ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Bu dönemde bireyin kültürel sosyal ve psikolojik durumu ve bunların yetişkin yaşamlarına etkisi çok daha sonra araştırılmaya başlanmıştır.

Çocuk üzerinde yoğunlaşan bu çabalar belli bir toplumsal yapının niteliği ve sağlığı hakkında da bir fikir edinebilecek boyutlara ulaşabilmektedir. Çocuk yapısının normal olup olmadığı normal olduğu koşullarda hangi düzeye işaret ettiği sorunu çocuğun çeşitli durumlar karşısında gösterdiği tepkilere bağlı olarak görülmektedir. Bu olguyu çeşitli alanlarda sınama olanağı vardır. Hareket halindeki görsel imgeler dizisi ile Çocukla arasındaki bağlantıların araştırılma gereksinimi de tepkilerin gözlenmesi yönünden önem taşımaktadır.

Çocukluk dönemi ve özellikleri çocuk ve sinema ilişkisi açısından son derece önemlidir. Çocukların farklı dönemlerde farklı tepkiler geliştirmeleri dünyayı farklı algılayıp kendi yaşamlarına daha doğrusu yaşamlarının o anına hemen uygulayacakları iletişim biçimlerini seçmeleri ile sonuçlanmaktadır. Örneğin okul öncesi çağda daha çok görsel iletişim araçlarına yönelen çocuk okullaşma ile kitap, dergi gibi iletişim araçlarını tanımaya ve daha sonrada seçip yapmaya başlamaktadır. Bunların farklı konularda olabileceklerinin çocuk tarafından anlaşılması üzerine ailesel yaşam biçimi ve bireysel ilgi ve yönelimlerle çocuk bunlar arasında seçimler yapmaya başlayacaktır.

Çocuğun aile içinde konumu çocuğun bu ortamda mutlu huzurlu ve sağlıklı oluşu ile huzursuz ve sorunlu oluşu çocuğu farklı seçimler yapmaya itebilir. Benzer şekilde çocukların bireysel gelişim dönemlerinde üzerinde durdukları konuları sıkça televizyon ekranlarında görmeleri ya da bunlarla sinema filmi biçiminde karşılaşmaları da içinde bulunulan dönemin özelliğine göre çocuğun isteği ile farklı seçimlerle sonuçlanabilmektedir. Çocukların bireysel gelişim aşamaları ve biçimleri ile ilgili olduğu kadar ailenin sosyoekonomik ve kültürel durumu ve toplumun dünyadaki iletişim biçimlerinin hangilerini benimsediği de önemli öğelerdir.

Sonuç olarak toplum, aile ve çocuk ayrılmaz ve birbiri ile iletişim ve etkiletişim içinde bulunan olgulardır. Varlıkları yoklukları birbirleri ile uzlaşmaları ve uzlaşımsızlıkları hep bir iletişim biçimine dönüşmektedir. Toplumların yapılarında meydana gelen düşünsel, ekonomik, yargısal, yönetsel, sanatsal, bilimsel, olgu layım sal vb. tüm değişiklikler, sonuçta yalnızca toplum yapısını belli bir dönem için etkilemekle kalmayıp aile yapısında ve aile çocuk ilişkisinde de kalıcı değişiklikler yaratabilmektedir. Bu değişiklikler sonucunda her toplum biçiminde çocuklar genel olarak yaşadıkları ortama ve aile biçimine bağlı olaraktan bireysel olarak her bir çocuk iletişim olgusunu farklı bir biçimde görmektedir. Bu görüş farklılıklarının da gerek bireysel gerekse toplumsal farkı uygulamalar dönüşmesi kaçınılmaz olmaktadır. Kısacası çocuk toplumdan aldığını yine bir biçimde topluma yansıtmaktadır. Hem de benzer iletişim özelliklerini koruyarak ve bunları kullanarak yapmaktadır.

Kaynak: Nilüfer PEMBECİOĞLU İletişim ve Çocuk

makale spotlar 5 spotlar govdealt 1spotlar govdealt 2spotlar govdealt 3spotlar govdealt 4
makale spotlar 6