spotlar 1 spotlar 2 spotlar 3

Hizmetlerimiz

Duyurular

Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN

ava şirin özgünÖzel Nirvana Psikiyatri Polikliniğinde Görev Yapan Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN'ün Resmi Web Sitesi Yayına Başlamıştır.

www.avasirinozgun.com

DEPRESİFLER ALZHEIMERE YATKIN OLUYOR

depresif hastalar alzaymıra daha yakın oluyorMelankolik ve depresif hastaların,daha sık demans hastalıklarına yakalandığı tespit edildi.Uzun süre depresyondan yakınan ve psikolojik sorunlarla baş etmek zorunda kalan insanlar,psikolojik olarak stabil olanlara göre iki kat daha fazla Alzheimer’e yakalanıyorlar.

Yazının Devamı

NEOFOBİ (YENİLİK KORKUSU) ÖMRÜ KISALTIYOR

neofobi nirvana psikiyatriYeni bir şeye karşı duyulan belirgin korkular,yaşamı kısaltıyor.Neofobi insanlarda bir buçuk yaşlarından itibaren başlayabiliyor.Alışılmışın dışında olan bir tek olayla bile ,bu bozukluk ortaya çıkabiliyor.

Yazının Devamı

ANOREKSİYA ANFİZEME SEBEP OLABİLİYOR

anoreksiya nirvana psikiyatri polikliniğiŞikago'da yapılan Radiological Society of North America'nın (RSNA) yıllık toplantısında,anoreksiya nervosa'daki beslenme yetersizliğinin akciğer anfizemine neden olabileceği iddaa edildi.

Yazının Devamı

MİGRENE DE PSİKOTERAPİ

migren nirvana psikiyatriPsikoterapinin alt etme stratejileri ile kronik başağrılarına karşı da savaş verebiliyor.Düsseldorf’da yapılan bir sempozyumda,Heidelberg Üniversitesi’nden uzman psikolog Gideon Franck hastanın kendi bedeniyle ilişkisini değiştirmesi ana prensibine dayanan bu yöntemi,ilk kez baş ağrısı nedeniyle davranış bozuklukları gösteren çocukların tedavisinde denediğini açıkladı.

Yazının Devamı

DEPRESYONDAYSANIZ,YÜRÜYÜŞ YAPIN

depresyon nirvana psikiyatri polikliniğiDüzenli spor depresiflere iyi gelir;bu konuda uzmanların hepsi hemfikir.Bu sporların içinde en etkili olanı ise yürüyüş.Prof.Dr.Ulrich Bartmann,Würzburg Yüksek okulu'nun sağlık dergisinde yazdığı bir makalede,yürümenin jimnastik,voleybol vb tüm sporlardan daha yararlı olduğunu belirtti.

Yazının Devamı

Islak Yatak Hastalık Belirtisi Olabilir

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) tarafından yapılan araştırma, her 8 çocuktan 1 inin gece altını ıslattığın ı ortaya koydu. Şeker hastalığı ve kronik böbrek yetmezliğinin ilk belirtisinin "gece altına ıslatma" olduğu belirtildi.

Yazının Devamı

Ergenlikteki Aşırı Stres Öğrenmeyi Etkiliyor

Ergenlikte maruz kalınan aşırı stresin, beynin hafıza ve öğrenme ile ilgili bölümünde önemli ölçüde değişikliklere yol açabileceği bildirildi.

Yazının Devamı

Stres, Doğacak Bebeğin Zekasını Etkiliyor

Doğacak Bebeğin ZekasıLondra’daki Imperial College uzmanlarınca yapılan ve sonuçları Clinical Endocrinology dergisinde yayımlanan araştırma, ham ilenin yaşadığı stresin, gebeliğin 17. haftasından itibaren bebeği olumsuz etkilediğini gösterdi.

Yazının Devamı

Tv Seyretmeye Sınır Gelmeli

Tv Seyretmeye Sınır GelmeliTelevizyon insanın psikolojisini bozuyor Hacettepe Üniversitesince yapılan bir araştırmaya göre, aşırı televizyon izleme alışkanlığı çocuklarda uyku bozukluğuna yol açıyor.

Yazının Devamı

Stres İyileşmeyi Yavaşlatıyor

ABD’nin Chicago kentinde bulunan İllinois Üniversitesi’ndeki (UIC) araştırmacılar, hayvanlar üzerinde yaptıkları testlerde, hayvanlar stres altındayken yaralarının iyileşmesinin yavaşladığını, ancak ekstra oksijen alımının bu yavaşlamayı tersine döndürdüğü sonucuna ulaştılar.

Yazının Devamı

Strese Bağlı Hastalıklar Artıyor

Avrupa Parlamentosu’na sunulan bir araştırmada, modern hayatın kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığı uyansı yapıldı.

Yazının Devamı

Suça Karışan Çocuk Akranından Etkileniyor

Suça karışan çocuklar üzerinde akranlarının etkisinin büyük olduğu ortaya çıktı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Çocuk İhmali ve İstismarı Araştırma Biriminde görevli çocuk gelişim uzmanı Gülümser Gültekin Akduman’ın yaptığı araştırma, suça karışan çocuklarla ilgili çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu.

Yazının Devamı

Uykusuzluk çekenlere müzik

Artık koyun saymak gereksiz.Çünkü güzel bir uykunun sırrı, uyumadan önce 45 dakika kadar rahatlatıcı müzik dinlemek. Journ al of Advanced Nursing adlı sağlık dergisinin haberine göre

Yazının Devamı

Dikkat: Aile içi gerginlik çocuğun iştahını etkiler

Aile içindeki gerginlikler çocuğun iştahını olumsuz yönde etkiliyor. Ailedeki iletişim bozuklukları ve huzursuzlukların çocuğun ruhsal yaşamını doğrudan etkilediğini

Yazının Devamı

Depresyon riskinin en yüksek olduğu yaş 40’lar

Bilim adamlarının 80 ülkede 2 milyon kişi üzerinde yaptığı veri analizine göre, insanların depresyona en açık oldukları yaş 44. ABD’deki Warwick Üniversitesi ile

Yazının Devamı

Uyku, ruh sağlığının aynası

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, “Uykularımız düzenliyse genellikle ruh sağlığımız da yerinde demektir.

Yazının Devamı

Strese bağlı hastalıklar artıyor

Günlük yaşamın stresi yüksek tansiyona yol açıyor. Dünyada her yıl 17 milyon kişi kalp ve damar hastalıklarından ölüyor. Türkiye, yüksek tansiyon sorununun en hızlı arttığı ülkeler arasında...

Yazının Devamı

Beyindeki bozuk elektrik dalgaları depresyona, neden oluyor

Beynin işleyişini düzenleyin elektrik dalgalarındaki bozukluğun depresyona yol açabileceği ortaya çıktı. ABD’nin Stanford Üniversitesi’nden bilim adamlarının, fareler üzerinde yeni bir görüntüleme yöntemini

Yazının Devamı

Modern yaşam stres yapıyor

İngiltere’de yapılan iki araştırma daha, modern yaşamın büyük strese yol açtığı ve bir eyleri uykusuz bıraktığı görüşünü destekledi. Bir sigorta şirketi tarafından yapılan, 1001 kişinin katıldığı araştırmanın sonuçları,

Yazının Devamı

Elektronik posta strese sokuyor

İskoçya’da yapılan bir araştırmaya göre; işyerinde elektronik postaların çok sık kontrol edilmesi, çalış anların sinirlerini bozuyor.

Yazının Devamı

Aşırı Şişmanlık Psikolojiye Zarar

Bir ulusal sağlık araştırmasındaki 40 bin ABD’linin verilerinin değerlendirildiği çalışmada, obez erişkinlerin normal ağırlıktaki erişkinlere göre depresyon,

Yazının Devamı

Yatmadan Önce Ekran Karşına Geçmeyin

Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre; yatmadan önce bilgisayar ve televizyon karşısında fazla vakit geçirenler, bunu yapmayanlarla aynı uzunlukta uyusalar bile kendilerini daha yorgun ve daha az uyumuş hissediyor.

Yazının Devamı

Tek Seansta Sigaraya Son...!

Tek Seansta Sigaraya Son...!
Uzman Psikiyatrist ve Psikologlar Denetiminde Nirvana Sigara Bırakma Paketi Terapilerine Başlamıştır..

www.sigarabirakmaantalya.com

Ekonomik Kriz Ruh Sağlığını Tehdit Ediyor

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, ekonomik krizin, hem işverenlerde hem çalışanlarda hem de işsizlerde ruhsal problemlere yol açabileceğini söyledi.

Yazının Devamı

Şizofreninin Anahtarı Okulda

Dünyada her 100 kişiden birinin yakalanma ihtimali olan şizofreninin ilk fark edildiği yer okul. Çocuklarının öğretmenleri ve arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kuran aileler, çocuğun hastalığa yakalandığını çok çabuk anlayabiliyor.

Yazının Devamı

İntiharlar Önlenebilir

10 Eylül Dünya İntihar Önleme Günü dolayısıyla açıklama yapan Ankara Üniversitesi (AÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veli Duyan, ''intiharın, pek çok ülkede ve özellikle genç nüfus arasında tırmanma eğiliminde olduğunu'' belirterek, bunun günümüzde global bir sorun olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yazının Devamı

Cinselliği Tabu Olmaktan Çıkarmak İçin

Konya'da, Ulusal Gençlik Parlamentosu çatısı altında bir araya gelen üniversiteli gençler, ''Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı'' konulu kampanya başlattı. Kampanyayı çoğunluğunu Selçuk Üniversite Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerin oluşturduğu ''Yerel Gündem 21'' topluluğu başlattı.

Yazının Devamı

Otistik Çocuklar Sesleri Daha Geç Algılıyor

Otistik çocukların, sesleri normal çocuklardan daha geç algıladığı belirtildi. Söz konusu gecikmenin otizm hastalarını teşhis etmek için bir işaret olduğu düşünülüyor...


Yazının Devamı

Antidepresan Kullanımı 4 Yılda Yüzde 85 Arttı

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Dr. Halis Ulaş, sinir sistemi ilaçlarının kullanım sıklığının sürekli arttığını belirterek,

Yazının Devamı

Evlilik Öncesi Danışanlar Arttı

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Başkanı Dr. Cem Keçe, evlilik öncesi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin, Türkiye'de yeterince bilinmeyen ve anlaşılamayan bir kavram olduğunu söyledi.

Yazının Devamı

Biz Uyurken Sinir Hücrelerimiz de Uyuyor

ABD’nin Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden bilim insanları, alışılandan daha az uyunan bir gecenin ertesi gününde dikkat ve konsantrasyon azalıp öfke artarken beyinde neler olup bittiğini araştırdı.

Yazının Devamı

Hem Kaygı Yaratıyor Hem de Kaygıyı Yok Ediyor

Standford Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan bir araştırma, beyindeki bir bölgenin hem kaygıya neden olduğunu hem de kaygıyı yok edebildiğini ortaya çıkardı.

Yazının Devamı

Otizm Erkeklerde Neden Daha Fazla?

İki binden fazla otizm hastasının gen haritasını inceleyen ve sonuçlan otizm hastası olmayan kişilerinkiyle karşılaştıran Kanadalı bilim adamları, otizm hastası erkek çocuklarının yüzde 1 inde bu genin mutasyona uğradığını gördü.

Yazının Devamı

Bilgisayar Bağımlılığıyla İle İlgili Ailelere Öneriler

1- Bilgisayar evde en çok kullanılan ve herkesin döneminden sonra böyle gruplara katılıyor değildir. görebileceği bir merkezde tutulmalıdır, Böylece çocuğunuzun hangi sitelere girdiğini rahatlıkla kontrol edebilirsiniz.

2-Bilgisayar kullanımı konusunda evde kurallar oluşturunuz.Ders haricinde,hafta içi bilgisayar kullanımına (özel durumlar hariç) izin vermeyiniz.Hafta sonu kullanımına da saat kısıtlamaları getiriniz.

3-Çocuğunuzun oynadığı oyunları mutlaka kontrol ediniz.İçeriğinde şiddet,vahşet ve pornografi olan oyunlara asla izin vermeyiniz.

4-Çocuğunuzun bilgisayar ve internet kullanımı konusunda sizin otoritenizi kabul etmesini mutlaka sağlayınız.

5-Çocuğunuzun “sohbet gruplarına” katılmasına izin vermeyiniz.Ergenlik döneminden sonra böyle gruplara katılıyor ise kiminle görüştüğünü ve neler paylaştığını mutlaka kontrol ediniz.

6-Çocuğunuzu bilgisayar ve internet kullanımından doğacak tehlikeler konusunda uyarınız ve takipçisi olduğunuzu bildiriniz.Çocuğunuzun mahrem ve kişisel bilgilerin paylaşılmaması,resim ve görüntü iletmemesi internet üzerinden kişilerle kavga ve tartışmaya katılmaması konusunda uyarınız.

7-Çocuğunuzun güvenmediğiniz ve kontrol edemediğiniz ortamlarda(internet cafe vb.)bulunmasına izin vermeyiniz.

8-Öncelikle internet ve bilgisayar kullanımı konusunda ona iyi örnek olmalısınız. Saatlerce bilgisayarın başından kalkmayan anne babalar, çocuklarına aynı konuda nasıl sınır koyacaklar?Bunu tahmin etmek zor değildir.

9-Çocuğunuzun uygun olmayan sitelere girmesini engellemek için site filtrelerini kullanınız.

10-Kontrolün sizden çıktığını, çocuğunuzun bilgisayar ve internet bağımlısı olduğunu düşündüğünüzde acilen profesyonel yardım alınız.

11-Yukarıda söz ettiğimiz bazı psikopatolojilerde bilgisayar bağımlısı olma riski daha yüksektir.Böyle bir çocuğa sahip olan ebeveynin daha dikkatli olması gerekir.Ayrıca temelde yatan psikopatoloji tedavi edilmeyen bilgisayar bağımlılığı sorunu çözülemez.Örneğin depresif ya da dürtü kontrol sorunu olan bir çocuğun öncelikle bu sorunu çözmek gerekir ki bilgisayar bağımlılığından kurtulabilsin.

Dr. Ava Özgün

CETAD derneğinin vermiş olduğu eğitim programını tamamlayarak Cinsel Terapi Uzmanlığı ünvanını almaya hak kazandı.

Yazının Devamı

Cinsel Terapist

Cinsel Terapist- Antalya ile ilgili www.antalyacinselterapist.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sınav Kaygısı

Sınav Kaygısı - Antalya ile ilgili www.sinavkaygisiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Aile Terapisi

Aile Terapisi - Antalya ile ilgili www.antalyaaileterapisi.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sosyal Fobi

Sosyal Fobi - Antalya ile ilgili www.sosyalfobiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuk Psikoloğu

Çocuk Psikoloğu - Antalya ile ilgili www.antalyacocukpsikologu.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Yetişkin Psikiyatrisi: Duygu Durum Bozuklukları

Alkol Kullanımının Yol Açtığı Duygudurum Bozukluğu

Olgu Sunumu: Günde Bir Duble

Bayan R. 40 yaşında, dört çocuğu olan bir işkadınıdır. Ailesinin ısrarıyla, alkolizm tedavisi için yatırılmıştır. Her gün bir duble cin içmekte ve eşiyle sık tartışmalar yaşamaktadır. Sabahleyin çok erke uyanmakta ve "yatarak, ölse herkes için ne kadar iyi olacağını" düşünmektedir. Her zaman bakımlı olması ve güzel giyindiği için ("uygun şekilde toparlanmış") kendisiyle gurur duymuştur. Ancak son zamanlarda kendisini yorgun hissetmektedir. Ne giydiği ya da nasıl göründüğüyle ilgilenmeyecek derecede morali bozuktur. Ailesi, en ufak bir sorunla karşılaştığında ya da eleştiri işittiğinde, hıçkırıklara boğulduğunu belirtmektedir.

Bayan R., 10 yıl önce, eşinin bir ilişkisi olduğunu öğrendikten sonra, yoğun şekilde içki içmeye başlamıştır. Bayan R., eşinin sadakatsizliğinin farkına vardığından beri, onu çok aşağılık biri olduğunu düşündüğünü söylemektedir. Ne var ki, eşiyle iş ortağı oldukları ve önemli kararların alınması ve onun sorumluluğunda olan işlerin halledilmesi için ona bağımlı olduğundan, evliliğini bitirememiştİr. Bayan R.’nin varlığının aile işi için vazgeçilmez olmasına karşın, o, giderek artan şekilde, güvenilmez hale gelmiş, sıklıkla işe gelmemeye ve aldığı kararlarda hata yapmaya ve olay çıkarmaya başlamıştır. Kızı, annesinin davranışlarının, tüm aileyi utandırır duruma geldiğini söyle­mektedir.

Son 2 yıl içinde sabahlan içmeye ve son olayları hatırlamamaya başlamıştır. Bir keresinde aşırı alkollü araç kullanmaktan dolayı tutuklanmıştır. Başka madde kullanmadığını söylemektedir.

İlk değerlendirmede bilişsel işlevleri normaldir. Sallanarak yürümektedir, makyaj yapmamıştır ve üzerinden sarkan bir iş kıyafeti giymiştir. Fizik muayenesinde titremesi vardır, nabzı hızlıdır, kan basıncı yüksektir ve karaciğeri büyümüştür. S GOT, SGPT ve LDH düzeyleri artmıştır.

Bayan R. ölmek istediğini, ancak intihar edecek cesareti olmadığını söyle­mektedir. Yardım almaktan utanmasına karşın, bir çok kez, kendi başına ya da iç hastalıkları hekiminin yardımıyla, içmeye son vermeyi denemiş ancak başaramamıştır. Evde olduğu zaman içeceğinden emindir; eşi ve çocuklarının kendisine yardım alması için baskı yapmalarından dolayı öfke duymaktadır. Görüşme sırasında bir çok kez ağlamaya başlamakta ve kendisini herkesin üzerinde bir yük olarak tanımlamaktadır.

Bir yıl önce, Bayan R. bağımsız alkol tedavi programına bir ay süreyle katılmış ve alkol danışmanlığı ve Adsız Alkolikler (AA) yardımıyla epey iler- leme kaydetmiştir. Ailesi, Bayan R.’nin Alkol Yoksunluğu’nun akut etki­lerinden kurtulur kurtulmaz, neşesinin düzeldiğini, daha düzgün bir görünüme kavuştuğunu ve geleceğe yönelik iyimser planlar yapmaya başladığını belirt­mektedir. İçmeyi bırakmayı, AA’ya devam etmeyi, işle bağlantısını azaltmayı ve evlilik danışmanlığından yararlanmayı, başarılı olamazsa da, eşinden boşanmayı planlamıştır. Ne yazık ki, 2 ay içinde Bayan R. eski haline dönmüştür. İş yükü olabildiğince artmış, AA toplantılarına katılmayı bırakmış, eşiyle kavga etmeye ve yoğun şekilde içmeye başlamıştır. Depressif belirtileri yeniden ve daha yoğun olarak ortaya çıkmıştır. Son 10 ay içinde umutsuzluk hissi, konsantrasyon güçlüğü, kilo alımı ve sabahları erken uyanması çoğalmıştır. Bayan R. dört kardeşin üçüncüsüdür. Ailesinde kuvvetli bir alkolizm öyküsü vardır. Babası, annesine şiddet uygulayan, bir alkoliktir. Çocukluğu boyunca, hem sevip hem küçümsediği babası tarafmdan utandırılmış ve küçük düşürülmüştür. 16 yaşında aşık olduğu şimdiki eşiyle evden kaçmış, kısa süre sonra hamile kalmıştır. Kendisine kötü ve baskıcı davranmasına karşın, evliliğe tutsak olmuş gibi hissetmiş ve üç çocuk sahibi olmuştur.

Madde Kullanımının Yol Açtığı Duygudurum Bozukluğu İçin Ayırıcı Tanı Kılavuzu

Madde Kullanımının Yol Açtığı Duygudurum Bozukluğu tanısının konu­labilmesi için iki koşulun karşılanması gereklidir. Hekim öncelikle duygudu­rum belirtilerine doğrudan madde kullanımının yol açtığından emin olmalı­dır. Örneğin, hekimin madde kullanımına bağlı duygudurum belirtileri oldu­ğundan şüphelendiği bir hasta değerlendirilirken, Bayan R.’nİn durumunda olduğu gibi, önce öykü, fizik muayene ve laboratuar tetkikleri ile madde kul­lanımı araştırılmalıdır. Bayan R.’nin ailesi, son zamanlarda, günde bir duble cin içmeye başladığını ve bir zamanlar alkolden arındırma programı kapsa­mında tedavi gördüğünü bildirmiştir. Ayrıca hastanın babasının da alkolizm öyküsü vardır. Hastada daha önceden bir Duygudurum Bozukluğu öyküsü yoktur: Depresyonu Madde Kötüye Kullanımı ’ndan sonra başlamıştır. Belirli bir süre, başarıyla alkolden arındırılması gerçekleştirildikten sonra, hasta ve ailesi duygudurumda düzelme olduğunu belirtmişlerdir. Eğer Bayan R.’nin depressif belirtileri alkol kullanımının öncesine denk gelseydi ya da arındır­madan bir ay sonrasında, değişiklik göstermeden sürseydi, Madde Kullanımı­nın Yol Açtığı Duygudurum Bozukluğu yerine, birincil Duygudurum Bozuk- luğu’ndan şüphelenilmesi uygun olacaktı. Burada tanımlanan depressif belir­tilere benzer olanların, Bayan R.’nin karaciğer hastalığı gibi bir genel tıbbi duruma bağlı olarak gelişebilmesine karşın, Bayan R. ’nin duygudurumunda- ki değişikliğin alkol bağımlılığı ile daha yakından ilişkili olduğu görülmekte­dir. Ayrıca, manik belirtilerin daha geç başlangıçlı olması, belirtilerin nede­ninin birincil bir Duygudurum Bozukluğu’ndan çok, madde kullanımı ya da genel bir tıbbi durum olduğunu düşündürmektedir.

Bir maddenin duygudurum belirtilerinin nedeni olduğunun anlaşılmasın­dan sonra, ikinci adım bu belirtilerin (her İkisi de sıklıkla duygudurum belir­tileriyle ilişkili olan) Alkol Entoksikasyonu ya da Yoksunluğu’nda görülen­lerden daha ileri düzeyde olup olmadığını anlaşılmasıdır. Bayan R.’nin belir­tilerinin şiddetli olduğu görülmektedir: Giderek artan bir umutsuzluk, yoğun­laşma güçlüğü, kilo artışı, sabah erken saatlerde uykusuzluk ve ölüm ve inti­har düşünceleri. Alkollle ilişkili sorunları yüzünden, aile şirketinin ayrılmaz bir parçası olduğu halde, hataalr yapmaya ve güvenilirliğini yitirmeye başla­mıştır. Sosyal yönüyle ailesi ve kendisi için bir utanç haline gelmiştir. Bayan R.’nin belirtilerine bu yüzden Alkol Kullanımının Yol Açtığı Duygudurum Bozukluğu tanısı verilmiş, Alkol Entoksikasyonu tanısı da buna eklenmemiş­tir.

Madde Kullanımının Yol Açtığı Duygudurum Bozukluğunda Tedavinin Düzenlenmesi

Madde Kullanımının Yol Açtığı Duygudurum Bozukluğu olan bir kişinin te­davisindeki ilk adım, tedavi için hastaneye yatırılmasının gerekli olup olma­dığının belirlenmesidir (örn., hekim aşağıdakilerin olup olmadığını saptama­lıdır: belirgin intihar düşüncesi, şiddetli yoksunluk belirtileri, genel bir tıbbi durumun komplikasyonları ya da başka bir durumda arındırmanın olanaksız oluşu). Belirgin duygudurum belirtilerinin varlığı yakın gözlemi, ilaç tedavi­sini ve psikolojik tedaviyi gerektirmesine karşın, tedavinin ilk basamakları genellikle Madde Kullanımı ya da Kötüye Kullanımının etkilerine yöneliktir. Alkol Kullanımın Yol Açtığı Duygudurum Bozukluğu olan bir çok kişide, depressif belirtiler başarılı bir arındırmanın ardından belirgin şekilde geriler. Alkolik hastaların küçük bir kısmında olduğu gibi, Duygudurum ya da Arık- siyete Bozukluğu bir aydan uzun sürerse, psikofarmakaolojik tedavi yararlı olabilir.

Son olarak, DSM-IIFten başlayarak DSM tanı sisteminde Duygudurum Bozuklukları daha kapsamlı, Şizofreni, Şİzoaffektif Bozukluk ve öteki Psikotik Bozukluklar daha az kapsamlı hale getirilmiştir. Eğer psikotik belir­tiler yalnızca duygudurum epizodlan süresince görülürse, şiddetine, baskınlığına ve garip (bizarre) oluşuna bakılmaksızın, Duygudurum Bozukluğu tanısı konulur.

Patolojik Yas

Bu sayfaya ilgili icerik eklenecektir.

Distimik Bozukluk

Bu sayfaya ilgili icerik eklenecektir.

Bipolar Bozukluk

Bipolar Bozukluk (Manik Depresif Bozukluk)

Bipolar I Bozukluğu

Olgu Sunumu: Duygusal iniş Çıkışları Olan Genç Bir Kadın

Bayan A. 30 yaşında, bekar bir öğretmendir. Hastaneye anababası tarafından, her biri birer kolundan tutup, sürükleyerek getirilmiştir. Hekim görüşme odası­na girdiğinde, huzursuzca dolanmakta ve yüksek sesle "Cumhuriyetin Savaş Marşı’nı" söylemektedir. Doktora tanıştırıldığında, onun yeşil kravatını fark et­miş ve adının Dr. Yeşil olduğuna karar vermiştir. Gözlerinin yeşil değil de kah­verengi olmasından dolayı ona üzülmemesini söylemiş ve eğer yeterince çok dilerse, göz rengini yeşile dönüştürebileceğini söylemiştir. Dikkati hemen baş­ka bir yere kaymış, ilk 2 dakika içinde sekiz farklı konuya değinmiştir.

Bayan A. başlangıçta arkadaşça ve flört eder bir havada olmasına karşın, doktorun, bacağının üst kısmındaki bir çürüğü ona göstermek isterken, yatırıl­masını önermesi üzerine, çılgına dönmüş ve onu tehdit etmiştir. Bağırarak ana- babasımn, kendisini yatırması içın„ ona rüşvet verdiklerini, böylece onun sa­katlık sigortasından yararlanacaklarım söylemiştir. Mafyada arkadaşları oldu­ğunu, onlara hem doktoru hem de anababasını temizlemeleri talimatını verece­ğini, gene bağırarak söylemiştir.

Bu süreç yaklaşık 10 gün önce, Bayan A. son erkek arkadaşından ayrıldık­tan sonra başlamıştır. O zamandan beri geceleri birkaç saat uyumaktadır. Üç ki­lo vermiştir. Birkaç bin dolar değerinde kitapları öğrencileri için ısmarlamış, düzinelerce uzun-mesafeli telefon görüşmesi yapmıştır. Batı kıyısına gidecek bir uçakta yer ayırtmıştır ve görüşmenin yapıldığı sırada, uçağın kalkmasına birkaç saat vardır.

Kendisini öldürmesini telkin eden ve ona "budala fahişe" diye seslenen, er­kek ve kadm sesleri işitmektedir. Seslerin anne ve babasından esinlendiğine inanmaktadır; ancak sesleri nasıl yolladıklarını bilmemektedir. Kendi düşünce­lerinin gelecekteki olayların seyrini etkileyebileceğine ve rüyalarının, değişmiş şekillerde, günlük gazetede yayınlandığına inanır hale gelmiştir.

İki gözlemci Bayan A.’nm düşünce bozukluğunu nasıl adlandırmaları ge­rektiği konusunda, anlaşamamışlardır. Bir tanesi, birbiriyle yanşan fikirlerini fikir uçuşması olarak tanımlamış, öteki ise fikirlerin birbirinden daha kopuk ol­duğunu düşünmüş ve bunu yoldan sapma olarak adlandırmıştır. Her ikisi de Ba­yan a.’nm bazen enkoherans gösterdiği konusunda hemfikirdirler.

Bayan A. son 2 yıl içinde üç tane epizod geçirmiştir. Her biri benzer şekil­de başlamış ve 4-8 hafta boyunca süren depresyona dönüşmüştür. Epizodlar ar­sında hastanın varsanılan, sanrılan ya da düşünce bozukluğu olmamıştır. Biraz fazla alkol almakta ve haftada birkaç kez haşiş (esrar) kullanmaktadır. Ancak bunlar epizodlann başlangıcı ile ilişkili görünmemektedir.

Hasta ailenin tek çocuğudur ve anababası tarafından şımartılmıştır. Erken çocukluk döneminden beri memnun edilmesi zor, sık öfke patlamalan geçiren, keskin dilli ve istedikleri almana kadar açgözlü, alındıktan sonra ise onlardan çabuk sıkılan birisi olmuştur. Göze çarpan güzelliği ve alımlılığına ve evlenme­yi çok istemesine karşın, hiç evlenmemiştir.

Erkeklerle olan ilişkileri önce karşılıklı etkilenme ile başlayıp, kısa sürede kötüleşerek, karşılıklı eşit nefrete dönüşmektedir. Her yeni erkeği kendisini ha­yal kınklığma uğratmakla ve "diğerleri gibi bencil bir O.Ç." olduğunun ortaya çımasıyla suçlamaktadır. Anababasını ise "orta sınıf' olmakla ve "şehir kulübü­nün" etkinliklerinden kendisini yararlandırmamakla suçlamaktadır. Erkeklerle olan ilişkileri duygusal fırtınalar ile sonlanmaktadır. Bir çok kez gösteri yapar­casına, hap alarak intihar girişiminde bulunmuştur. Bazen önüne gelenle cinsel ilişkiye girmektedir. Bir seferinde, bir barda tanıştığı bir erkek tarafından kötü şekilde dövülmüştür.

Bayan A. sıklıkla, aynadaki garip yansımasından kopuk, içi boş ve gerçek dışı gibi hissetmekte, sanki hayatın devinimlerinin içinden geçen iki boyutlu karton bir yapı olduğunu düşünmektedir. Bu düşünceler aralıklı olarak gelmek­tedir ve arama uyaranıyla (örn., cinsellik, hap ya da yüksek sesli müzik) kesi- lebilmektedir. Kötümser, mutsuz, ağlamaklı ve intihar etme eğilimleri göster­mesine karşın, yeni bir erkekle tanıştığında bu duygular hemen kaybolmakta­dır. Depresyonun vejetatif bulgulan, akut epizod dönemleri dışında görülme­mektedir. Tüm güçlüklerine karşın, Bayan A. nispeten kararlı bir çalışan olmuştur, kendisine bakabilmiştir ve yalnız yaşayabilmektedir.

Bipolar II Bozukluğu

Olgu Sunumu: Ölmekte Olduğuna İnanan Adam

Bay Z. 45 yaşında, evli bir işyeri yöneticisidir. Muayene için bir eğitim hastane­sinin psikiyatri birimine getirilmiştir. Daha önce başka yerlerde iki kez, son 2 yıldaki depresyon ve intihara yönelik düşünceleri nedeniyle, psikiyatri servisle­rine yatırılmıştır. Daha önceki yatışlarında olduğu gibi, bu sefer de psikiyatrik bir rahatsızlığı olduğunu reddetmekte ve kimsenin tanı koyamadığı, yaşlanmaya bağlı, garip bir hastalığı olduğunu İddia etmektedir. Başvuru yakınmaları şöyle- dir: "Ölüyorum," "Zeka geriliğim var," "Kör oluyorum," "Bağırsaklarım çalışmı­yor," "Cildim parça parça dökülüyor," "Saçlarım dökülüyor." Bu yatışından önceki son 2 hafta boyunca, Bay Z. ("hastalığı nedeniyle") genelde yataktan çıkmamış, işe gitmeyi ya da ne şekilde olursa olsun, aile yaşantısına katılmayı reddetmiştir. Eşi sürekli hüzünlü ve kötümser olduğunu ve ona yardımcı olacak şeyler önerdiğinde, kendisine hemen öfkelendiğini söylemektedir.

Eşine göre, Bay Z. evlilikleri boyunca keyifsizlik dönemleri ve depresyon arasında gidip gelmiştir. Bu dönemlerde herhangi bir işi zorla yapar gibi görün­mekteyken, aniden başlayan eneıji patlamalan birkaç günle birkaç hafta arasında sürmektedir. Enerjik olduğu dönemlerde geç saate kadar işte çalışmakta ve kendi verimliliği nedeniyle bir çok sekreteri de meşgul etmekte­dir. Aynı zamanda bazı gönüllü etkinliklere katılmakta -son olarak siyasetçiler için konuşmalar hazırlamaktadır- ve ayrıntılı egzersiz programları tasarlayarak uygulamaya başlamaktadır. Bu dönemlerin bazıları sırasında, Bay Z. aniden, ailesi için egzotik ve karmaşık bir tatil planı yaptığını açıklamakta ve hemen yola çıkmak durumunda olduklarını söylemektedir. Eşi ve kızı neredeyse her seferinde ona bu gezilerde eşlik etmelerine karşın, Bay Z. o kadar eneıjik şekilde tatil yapmaktadır ki, -Avrupa’da dağcılık ya da Karayiplerde tüplü dalgıçlık ailesi ona ayak uydurmakta zorlanmaktadır. Bu rüzgar gibi tatiller­den birinden döndükten sonra, Bay Z. hiç düşünmeden çok pahalı bir toprak parçasını satın almış ve bunun her zaman özendiği bir Avusturya çiftliğine ben­zediğini söylemiştir. Eşi, yılda beş ya da altı kez hipomanik dönem yaşadığını tahmin etmektedir; bunlar genellikle 3 gün ile 2 hafta arasmda sürmektedir. Bu davranış şeklinin üniversitede tanıştıkları dönemde de var olduğunu belirtmek­tedir. Okulda başarılı olmuştur, ancak hali uyuyup dersleri kaçırdığı, kasvetli dönemler ile 2-3 günlük durmaksızın ders çalıştığı dönemler arasmda değişken­lik göstermiştir.

Bay Z.’nin eşine göre, bu kısa süreli enerji patlamalan başladıklan gibi aniden sonlanmaktadır. O zaman Bay Z. projelerini bir kenara bırakmakta ve sıklıkla hüzünlü ve kötümser bir hale bürünmektedir. İlk kez 32 yaşındayken olmak üzere, Bay Z. dört kez Majör Depressif Epizod nedeniyle tedavi edilmiş, bu epizodlann her biri 4-5 ay sürmüştür. Son 2 yıl içinde, bu epizodlardan iki tanesi sırasında hastaneye yatırılmıştır. Bunların biri bir intihar girişimi olduğuna karar verilen, çok ağır bir trafik kazasından sonra olmuştur. Bay Z. intihar girişimini reddetmiştir.

Eşi şiddetli depresyonlarının hep sonbahar ve kış aylarında, eneıjik dönem­lerinin ise sıklıkla ilkbahar ve yazın olduğunu belirtmektedir. Eşinin yeniden bir depressif epizod geçirebileceği endişesiyle, Bayan Z. kış aylarından çok korkar hale geldiğini söylemektedir.

Enerjik dönemleri sorulduğunda, Bay Z. bazen çok ileri gittiğini ve kon­trolünü kaybettiğini fark etmesine karşın, bu dönemlerini tercih ettiğini, çünkü çok canlı hissettiğini, çok eğlendiğini ve çok şeyi becerdiğini söylemektedir. Bu kısa verimlilik dönemlerinin, hatırlayabildiği kadarıyla ilk gençlik dönem­lerinden, hatta daha öncesinden beri olduğunu ve her zaman, mizacı değişken­lik gösteren, havai bir kişi olduğunu söylemektedir.

Depresyon

Depresyon (Majör depresyon, Gebelik sonrası depresyon, Mevsimsel depresyon)

Bu sayfaya ilgili icerik eklenecektir.

makale spotlar 5 spotlar govdealt 1spotlar govdealt 2spotlar govdealt 3spotlar govdealt 4
makale spotlar 6