spotlar 1 spotlar 2 spotlar 3

Hizmetlerimiz

Duyurular

Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN

ava şirin özgünÖzel Nirvana Psikiyatri Polikliniğinde Görev Yapan Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN'ün Resmi Web Sitesi Yayına Başlamıştır.

www.avasirinozgun.com

DEPRESİFLER ALZHEIMERE YATKIN OLUYOR

depresif hastalar alzaymıra daha yakın oluyorMelankolik ve depresif hastaların,daha sık demans hastalıklarına yakalandığı tespit edildi.Uzun süre depresyondan yakınan ve psikolojik sorunlarla baş etmek zorunda kalan insanlar,psikolojik olarak stabil olanlara göre iki kat daha fazla Alzheimer’e yakalanıyorlar.

Yazının Devamı

NEOFOBİ (YENİLİK KORKUSU) ÖMRÜ KISALTIYOR

neofobi nirvana psikiyatriYeni bir şeye karşı duyulan belirgin korkular,yaşamı kısaltıyor.Neofobi insanlarda bir buçuk yaşlarından itibaren başlayabiliyor.Alışılmışın dışında olan bir tek olayla bile ,bu bozukluk ortaya çıkabiliyor.

Yazının Devamı

ANOREKSİYA ANFİZEME SEBEP OLABİLİYOR

anoreksiya nirvana psikiyatri polikliniğiŞikago'da yapılan Radiological Society of North America'nın (RSNA) yıllık toplantısında,anoreksiya nervosa'daki beslenme yetersizliğinin akciğer anfizemine neden olabileceği iddaa edildi.

Yazının Devamı

MİGRENE DE PSİKOTERAPİ

migren nirvana psikiyatriPsikoterapinin alt etme stratejileri ile kronik başağrılarına karşı da savaş verebiliyor.Düsseldorf’da yapılan bir sempozyumda,Heidelberg Üniversitesi’nden uzman psikolog Gideon Franck hastanın kendi bedeniyle ilişkisini değiştirmesi ana prensibine dayanan bu yöntemi,ilk kez baş ağrısı nedeniyle davranış bozuklukları gösteren çocukların tedavisinde denediğini açıkladı.

Yazının Devamı

DEPRESYONDAYSANIZ,YÜRÜYÜŞ YAPIN

depresyon nirvana psikiyatri polikliniğiDüzenli spor depresiflere iyi gelir;bu konuda uzmanların hepsi hemfikir.Bu sporların içinde en etkili olanı ise yürüyüş.Prof.Dr.Ulrich Bartmann,Würzburg Yüksek okulu'nun sağlık dergisinde yazdığı bir makalede,yürümenin jimnastik,voleybol vb tüm sporlardan daha yararlı olduğunu belirtti.

Yazının Devamı

Islak Yatak Hastalık Belirtisi Olabilir

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) tarafından yapılan araştırma, her 8 çocuktan 1 inin gece altını ıslattığın ı ortaya koydu. Şeker hastalığı ve kronik böbrek yetmezliğinin ilk belirtisinin "gece altına ıslatma" olduğu belirtildi.

Yazının Devamı

Ergenlikteki Aşırı Stres Öğrenmeyi Etkiliyor

Ergenlikte maruz kalınan aşırı stresin, beynin hafıza ve öğrenme ile ilgili bölümünde önemli ölçüde değişikliklere yol açabileceği bildirildi.

Yazının Devamı

Stres, Doğacak Bebeğin Zekasını Etkiliyor

Doğacak Bebeğin ZekasıLondra’daki Imperial College uzmanlarınca yapılan ve sonuçları Clinical Endocrinology dergisinde yayımlanan araştırma, ham ilenin yaşadığı stresin, gebeliğin 17. haftasından itibaren bebeği olumsuz etkilediğini gösterdi.

Yazının Devamı

Tv Seyretmeye Sınır Gelmeli

Tv Seyretmeye Sınır GelmeliTelevizyon insanın psikolojisini bozuyor Hacettepe Üniversitesince yapılan bir araştırmaya göre, aşırı televizyon izleme alışkanlığı çocuklarda uyku bozukluğuna yol açıyor.

Yazının Devamı

Stres İyileşmeyi Yavaşlatıyor

ABD’nin Chicago kentinde bulunan İllinois Üniversitesi’ndeki (UIC) araştırmacılar, hayvanlar üzerinde yaptıkları testlerde, hayvanlar stres altındayken yaralarının iyileşmesinin yavaşladığını, ancak ekstra oksijen alımının bu yavaşlamayı tersine döndürdüğü sonucuna ulaştılar.

Yazının Devamı

Strese Bağlı Hastalıklar Artıyor

Avrupa Parlamentosu’na sunulan bir araştırmada, modern hayatın kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığı uyansı yapıldı.

Yazının Devamı

Suça Karışan Çocuk Akranından Etkileniyor

Suça karışan çocuklar üzerinde akranlarının etkisinin büyük olduğu ortaya çıktı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Çocuk İhmali ve İstismarı Araştırma Biriminde görevli çocuk gelişim uzmanı Gülümser Gültekin Akduman’ın yaptığı araştırma, suça karışan çocuklarla ilgili çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu.

Yazının Devamı

Uykusuzluk çekenlere müzik

Artık koyun saymak gereksiz.Çünkü güzel bir uykunun sırrı, uyumadan önce 45 dakika kadar rahatlatıcı müzik dinlemek. Journ al of Advanced Nursing adlı sağlık dergisinin haberine göre

Yazının Devamı

Dikkat: Aile içi gerginlik çocuğun iştahını etkiler

Aile içindeki gerginlikler çocuğun iştahını olumsuz yönde etkiliyor. Ailedeki iletişim bozuklukları ve huzursuzlukların çocuğun ruhsal yaşamını doğrudan etkilediğini

Yazının Devamı

Depresyon riskinin en yüksek olduğu yaş 40’lar

Bilim adamlarının 80 ülkede 2 milyon kişi üzerinde yaptığı veri analizine göre, insanların depresyona en açık oldukları yaş 44. ABD’deki Warwick Üniversitesi ile

Yazının Devamı

Uyku, ruh sağlığının aynası

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, “Uykularımız düzenliyse genellikle ruh sağlığımız da yerinde demektir.

Yazının Devamı

Strese bağlı hastalıklar artıyor

Günlük yaşamın stresi yüksek tansiyona yol açıyor. Dünyada her yıl 17 milyon kişi kalp ve damar hastalıklarından ölüyor. Türkiye, yüksek tansiyon sorununun en hızlı arttığı ülkeler arasında...

Yazının Devamı

Beyindeki bozuk elektrik dalgaları depresyona, neden oluyor

Beynin işleyişini düzenleyin elektrik dalgalarındaki bozukluğun depresyona yol açabileceği ortaya çıktı. ABD’nin Stanford Üniversitesi’nden bilim adamlarının, fareler üzerinde yeni bir görüntüleme yöntemini

Yazının Devamı

Modern yaşam stres yapıyor

İngiltere’de yapılan iki araştırma daha, modern yaşamın büyük strese yol açtığı ve bir eyleri uykusuz bıraktığı görüşünü destekledi. Bir sigorta şirketi tarafından yapılan, 1001 kişinin katıldığı araştırmanın sonuçları,

Yazının Devamı

Elektronik posta strese sokuyor

İskoçya’da yapılan bir araştırmaya göre; işyerinde elektronik postaların çok sık kontrol edilmesi, çalış anların sinirlerini bozuyor.

Yazının Devamı

Aşırı Şişmanlık Psikolojiye Zarar

Bir ulusal sağlık araştırmasındaki 40 bin ABD’linin verilerinin değerlendirildiği çalışmada, obez erişkinlerin normal ağırlıktaki erişkinlere göre depresyon,

Yazının Devamı

Yatmadan Önce Ekran Karşına Geçmeyin

Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre; yatmadan önce bilgisayar ve televizyon karşısında fazla vakit geçirenler, bunu yapmayanlarla aynı uzunlukta uyusalar bile kendilerini daha yorgun ve daha az uyumuş hissediyor.

Yazının Devamı

Tek Seansta Sigaraya Son...!

Tek Seansta Sigaraya Son...!
Uzman Psikiyatrist ve Psikologlar Denetiminde Nirvana Sigara Bırakma Paketi Terapilerine Başlamıştır..

www.sigarabirakmaantalya.com

Ekonomik Kriz Ruh Sağlığını Tehdit Ediyor

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, ekonomik krizin, hem işverenlerde hem çalışanlarda hem de işsizlerde ruhsal problemlere yol açabileceğini söyledi.

Yazının Devamı

Şizofreninin Anahtarı Okulda

Dünyada her 100 kişiden birinin yakalanma ihtimali olan şizofreninin ilk fark edildiği yer okul. Çocuklarının öğretmenleri ve arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kuran aileler, çocuğun hastalığa yakalandığını çok çabuk anlayabiliyor.

Yazının Devamı

İntiharlar Önlenebilir

10 Eylül Dünya İntihar Önleme Günü dolayısıyla açıklama yapan Ankara Üniversitesi (AÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veli Duyan, ''intiharın, pek çok ülkede ve özellikle genç nüfus arasında tırmanma eğiliminde olduğunu'' belirterek, bunun günümüzde global bir sorun olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yazının Devamı

Cinselliği Tabu Olmaktan Çıkarmak İçin

Konya'da, Ulusal Gençlik Parlamentosu çatısı altında bir araya gelen üniversiteli gençler, ''Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı'' konulu kampanya başlattı. Kampanyayı çoğunluğunu Selçuk Üniversite Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerin oluşturduğu ''Yerel Gündem 21'' topluluğu başlattı.

Yazının Devamı

Otistik Çocuklar Sesleri Daha Geç Algılıyor

Otistik çocukların, sesleri normal çocuklardan daha geç algıladığı belirtildi. Söz konusu gecikmenin otizm hastalarını teşhis etmek için bir işaret olduğu düşünülüyor...


Yazının Devamı

Antidepresan Kullanımı 4 Yılda Yüzde 85 Arttı

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Dr. Halis Ulaş, sinir sistemi ilaçlarının kullanım sıklığının sürekli arttığını belirterek,

Yazının Devamı

Evlilik Öncesi Danışanlar Arttı

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Başkanı Dr. Cem Keçe, evlilik öncesi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin, Türkiye'de yeterince bilinmeyen ve anlaşılamayan bir kavram olduğunu söyledi.

Yazının Devamı

Biz Uyurken Sinir Hücrelerimiz de Uyuyor

ABD’nin Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden bilim insanları, alışılandan daha az uyunan bir gecenin ertesi gününde dikkat ve konsantrasyon azalıp öfke artarken beyinde neler olup bittiğini araştırdı.

Yazının Devamı

Hem Kaygı Yaratıyor Hem de Kaygıyı Yok Ediyor

Standford Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan bir araştırma, beyindeki bir bölgenin hem kaygıya neden olduğunu hem de kaygıyı yok edebildiğini ortaya çıkardı.

Yazının Devamı

Otizm Erkeklerde Neden Daha Fazla?

İki binden fazla otizm hastasının gen haritasını inceleyen ve sonuçlan otizm hastası olmayan kişilerinkiyle karşılaştıran Kanadalı bilim adamları, otizm hastası erkek çocuklarının yüzde 1 inde bu genin mutasyona uğradığını gördü.

Yazının Devamı

Bilgisayar Bağımlılığıyla İle İlgili Ailelere Öneriler

1- Bilgisayar evde en çok kullanılan ve herkesin döneminden sonra böyle gruplara katılıyor değildir. görebileceği bir merkezde tutulmalıdır, Böylece çocuğunuzun hangi sitelere girdiğini rahatlıkla kontrol edebilirsiniz.

2-Bilgisayar kullanımı konusunda evde kurallar oluşturunuz.Ders haricinde,hafta içi bilgisayar kullanımına (özel durumlar hariç) izin vermeyiniz.Hafta sonu kullanımına da saat kısıtlamaları getiriniz.

3-Çocuğunuzun oynadığı oyunları mutlaka kontrol ediniz.İçeriğinde şiddet,vahşet ve pornografi olan oyunlara asla izin vermeyiniz.

4-Çocuğunuzun bilgisayar ve internet kullanımı konusunda sizin otoritenizi kabul etmesini mutlaka sağlayınız.

5-Çocuğunuzun “sohbet gruplarına” katılmasına izin vermeyiniz.Ergenlik döneminden sonra böyle gruplara katılıyor ise kiminle görüştüğünü ve neler paylaştığını mutlaka kontrol ediniz.

6-Çocuğunuzu bilgisayar ve internet kullanımından doğacak tehlikeler konusunda uyarınız ve takipçisi olduğunuzu bildiriniz.Çocuğunuzun mahrem ve kişisel bilgilerin paylaşılmaması,resim ve görüntü iletmemesi internet üzerinden kişilerle kavga ve tartışmaya katılmaması konusunda uyarınız.

7-Çocuğunuzun güvenmediğiniz ve kontrol edemediğiniz ortamlarda(internet cafe vb.)bulunmasına izin vermeyiniz.

8-Öncelikle internet ve bilgisayar kullanımı konusunda ona iyi örnek olmalısınız. Saatlerce bilgisayarın başından kalkmayan anne babalar, çocuklarına aynı konuda nasıl sınır koyacaklar?Bunu tahmin etmek zor değildir.

9-Çocuğunuzun uygun olmayan sitelere girmesini engellemek için site filtrelerini kullanınız.

10-Kontrolün sizden çıktığını, çocuğunuzun bilgisayar ve internet bağımlısı olduğunu düşündüğünüzde acilen profesyonel yardım alınız.

11-Yukarıda söz ettiğimiz bazı psikopatolojilerde bilgisayar bağımlısı olma riski daha yüksektir.Böyle bir çocuğa sahip olan ebeveynin daha dikkatli olması gerekir.Ayrıca temelde yatan psikopatoloji tedavi edilmeyen bilgisayar bağımlılığı sorunu çözülemez.Örneğin depresif ya da dürtü kontrol sorunu olan bir çocuğun öncelikle bu sorunu çözmek gerekir ki bilgisayar bağımlılığından kurtulabilsin.

Dr. Ava Özgün

CETAD derneğinin vermiş olduğu eğitim programını tamamlayarak Cinsel Terapi Uzmanlığı ünvanını almaya hak kazandı.

Yazının Devamı

Cinsel Terapist

Cinsel Terapist- Antalya ile ilgili www.antalyacinselterapist.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sınav Kaygısı

Sınav Kaygısı - Antalya ile ilgili www.sinavkaygisiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Aile Terapisi

Aile Terapisi - Antalya ile ilgili www.antalyaaileterapisi.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sosyal Fobi

Sosyal Fobi - Antalya ile ilgili www.sosyalfobiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuk Psikoloğu

Çocuk Psikoloğu - Antalya ile ilgili www.antalyacocukpsikologu.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Kişilik Bozuklukları

Kişilik kavramı, bireyin kendine özgü olan başkalarından ayırt ettiren uyum özelliklerini içerir. Bu özellikler bireyin bilişsel (cognitive) değerlendirmelerine dayanarak iç ve dış dünya ya uyum için geliştirmiş olduğu duyuş, düşünüş ve davranış örüntülerini içerir. Bu örüntüler, belli durumlarda belli duygusal tepki gösterebilme yetileri, engellenme ve çatışmalar karşısında yerleşmiş baş etme (coping) biçimleri ve savunma düzenekleridir.

Psikanalitik yayınlarda sıklıkla kişilik ve karakter deyimleri eş anlamda kullanılmaktadır.

Kişilik ve kimlik kavramlarının sıklıkla birbirine karıştırıldığını görüyorum. Kişilik bireye özgü, kalıcı özellikler tanımlar, bireyin “nasıl bir kişi” olduğunu betimler kimlik ise bireyin kişisel, mesleksel toplumsal konumunu, yani bireyin “kim” olduğunu belirler. Kimlik duygusu bireyin öz benliğinde aynılık, süreklilik taşıyan , “ben kimim” sorusuna karşı bütün yanıtları içeren bir bilişsel duygusal algılayıştır.

Kişiliğin Oluşumu:

a) Doğum öncesi, doğum sonrası ve çocukluk çağındaki fiziksel, ruhsal koşullar,

b) Olgunlaşma (maturation), öğrenme ve toplumsallaşama etkenleriyle biçimlenir

Bu biçimleniş çocukluk çağında bile az çok belli olur. Giderek yerleşmiş bir kişilik yapısı oluşur “Kişilik Gelişimi” bölümüne bakınız

KİŞİLİK TÜRLERİ

Çok eski çağlardan beri insan kişiliğine tanımlama ve sınıflandırma çabaları olmuştur.Örneğin; “Hipokrat ve sonra Galenos kanlı ( sanguine ), sarı safralı (choleric), kara safralı( melancholic) ve balgamlı (phlegmatic) kişilikler tanımlamış ve bir çok hastalıkların bu salgıların aşırılılığından olduğunu ileri sürmüşlerdi. Bu tipoloji yüzlerce yıl kullanılmıştır 19 yy.’da beden yapıları ve kişilik türleri üzerinde birçok kuram ortaya atılmıştır 20.yy’da da kişiliği psikolojik açıdan ele alan kuramlar geliştirilmiştir.

Örneğin; Kretschmer belli beden tiplerine uyan kişilik türleri tanımlamıştır.

Atletik tip-normal kişilik, piknik tip siklotimik kişilik, astenik tip-şizoid kişilik ve displastik tip. Kretschmerin bu tipoloji tarihe karışmış gibidir. Kretschmerden sonra, daha çok antropometrik ölçümlere dayanarak Sheldon:

a) Endomorfik, iç organların egemen olduğu,

b) Mesomorfik, kas-iskelet dizgesinin egemen olduğu,

c) Ektomorfik, sinir dizgesinin egemen olduğu beden tiplerini,

ve bunlara uyan;

a) Visetoronik, daha çok dışa-dönük, neşeli, yemeyi seven ( Kretschmer’in piknik ya da siklotimik tipine benzer)

b) Somatotonik , daha çok atletik, atılgan ve hareketli (Kretschmer’in atletik tipine benzer);

c) Serebrotonik, daha çok astenik ve zihinsel yönden gelişmiş Kretschmer’in astenik tipine benzer)

kişilik türleri tanımlamıştır.

Beden yapısı ile kişilik yapısı arasında kesin bir bağ kanıtlanmamıştır.

Psikolojik açıdan kişilik tipleri en başta psikoanalitik çalışmalara konu olmuştur. Çocukluk çağında belirli psikoseksüel gelişme dönemlerinde saplanma ( fixation) sonucu oluşan kişilik özellikleri

a) Oral

b) Anal

c) Genital kişilik türleri; altında sınıflandırılmıştır.

Jung, yapıları tanımlamıştır. extrovert kişi, algı, düşünce, duygu ve davranışları ile daha çok dış uyaranlara bağımlı; introvert kişi ise öznel iç uyaranlara bağımlıdır. Extrovert kişiliğin anormal derecesi siklotimik, introvert kişiliğin ise şizoid kişiliklerdir. Açğdaş psikiyatride artık kişilik tanımlamaları ve sınıflandırılması daha çok gözlemlenebilen davranışlara göre yapılmaktadır.

Artık bütün dünyada oldukça yaygın kullanılmakta olan ICD ya da DSM dizgeleri böyle beden yapıları ve kişilik türleri tanımlamamaktadır.

KİŞİLK BOZUKLUĞUNUN TANIMI

Kişilik bozukluğunun tam geçerli bir tanımını yapmak güçtür. Psikiyatride tanı tartışmasına en çok yol açan sorun kişilik bozukluklarıdır.

Bilinen ruhsal bozuklukların (psikoz, nevrozlar, organik ruhsal bozukluklar) dışında kalan ve uzun süreli uyum bozuklukları gösteren kişilerin her toplumda sık görüldüğü gerçektir. Bunların tanımlanmasında, sınıflandırmasını yapmak, sağaltım yollarını araştırmak psikiyatrinin işidir. Kişilik bozukluğu tanısında önemli sorunlardan biri kişilik yapısı ile kişilik bozukluğunun karıştırılmasıdır.

Örneğin, içe kapanık, az konuşan, toplumsal açıdan çekinik, az arkadaşı olan daha çok laboratuarında çalışan bir bilim adamı için şizoid kişilik gösterdiği söylenebilir. Fakat bu özellikler şizoid kişilik bozukluğu tanısı için yeterli olmayabilir. Burada özelliklerin ağırlık derecesinin önemi açıktır. Kişilik bozukluğunu tanısını koyabilmek için her şeyden önce bireyin toplumsal uyumunda, düzenli iş tutabilmesinde, ilişkilerinde süreklilik sağlayabilmesinde önemli bozuklukların oldukça değişmeyen bir biçimde uzun süre bulunması gerekir.

Kişilik Bozukluğunda Sık Görünen Ortak Özellikler:

  • Benliğe yerleşmiş olan davranış örüntülerinin uyum amacı ile esneklik göstermeden sürdürülmesi; örneğin yapılan yanlışlıkların yinelenmesi ders alınmaması.
  • Belli bir toplum içinde uyumlu sayılabilmek için geçerli ölçülerden sapması, toluma aykırı davranışlar gösterebilmesi.
  • Çocukluktan ya da ilk ergenlik çağından beri süre gelmesi
  • Toplum içinde, iş yaşamında belirgin bozulmaya yol açması
  • Genellikle benliğe uyumlu ( ego-syntonic), yani benimsenmiş olması ve değiştirilmek istenmemesi; bazen de benlikçe benimsenmemiş, benliğe-yabancı(ego-dystonic) olsa bile değiştirilememesi
  • Genel olarak çevre ile çatışma ve sürtüşmeye çalışması; kendisini çevreye değil çevresini kendisine uydurmaya çalışması( alloplastik uyum)
  • Kişinin bilişsel yetilerinde, temel duygulanım ve düşünce yapısında belirgin bozukluk olmaması

Kişilik bozukluğunun yanı sıra başka psikiyatrik bozukluklar birlikte bulunabilir.

Bu tür olgularda asıl tanı ( 1. Eksen tanısı) geçirilen rahatsızlığın tanısıdır örneğin, saplantılı-zorlantılı kişilik bozukluğu ( anankastik kişilik) olan bir hastadan çökkünlük varsa 1.eksen tanısı “çökkünlük”, 2.eksen tanısı saplantılı-zorlantılı kişiliktir.

KİŞİLİĞİN MUAYENESİ

Psikiyatrik görüşme sırasında kişinin muayenesi için özgül sorular ve yöntem yoktur. Öykü alırken hastanın genel yaşam biçimi, yaşam olaylarına karşı tutumları, değer yargıları öğrenilmeye çalışılır.

Görüşmeler sırasında şu belirtilerde karşılaşınca kişilik bozukluğu tanısı düşünülmelidir.

  • Hastanın sorunları olduğunda kendi davranışlarını haklı çıkarmaya çalışması, daha çok çevreyi suçlaması, sorunun kendisinden değil çevreden geldiğini ilişkin açıklamalarda direnmesi.
  • Kendi davranışlarından fazla yakınmaması ( benliğe uyumluluk), değişmek için bir çabanın olmaması, tersine çevreyi değiştirmeye çalışan anlatımlar. Örneğin; ileri derecede yalnız ve eylemsiz bir gencin, bu durumdan yakınamaması ve ailesince hekime getirilmesini gereksiz görmesi
  • Çevre ile çatışmaya ve sürtüşmeye sık girmesi.
  • İçine girdiği güç durumlardan ders almaması ve aynı davranışları yinelemesi.
  • Sorumluluktan kaçması, yakayı kurtarmayı bilmesi.
  • Anti-sosyal davranışlar gösterdiğinde suçluluk duygusunun olmayışı.
  • Alkol ve başka maddelere karşı düşkünlük
  • Hastanın ses tonu, yüz anlatımları, duruşu da önemli ipuçları veriri. Örneğin, histrionik kişilik de abartılmış, dramatik ses tonu ve davranışlar; şizoid kişilikteki göz göze gelememe; obsesif kişilikteki ayrıntıcılık ve noktası noktasına anlatma eğilimi; paranoid kişilikteki gururlu duruş ve çevresel, savunucu konuşma biçimi; anti-sosyal kişilikteki çevreyi suçlama eğilimi görüşme sırasında gözlenebilen özelliklerdir.

Psikiyatrik görüşme dışında aileden edinilen bilgiler ile projektif testler, sorulukları ( Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri-MMPI ), ICD-10 ya da DSM-IV’ e göre tanı ölçütlerini değerlendirmeye yarayan yapılandırılmış görüşme çizelgeleri tanı koymak için kullanılan önemli araçlardır.

SIKLIK VE YAYGINLIK

Kişilik bozukluğunda sıklık ve yaygınlık oranları toplumdan topluma ve bir toplum içinde değişik kesimlere göre değişiklikler gösterir. Ayrıca toplumu tarayarak yapılan araştırmalarda kişilik bozukluğu tanısını koyabilmek önemli bir sorundur ve güvenirliği düşüktür.

Yaygınlık oranını saptamak bakımından bir başka güçlük kaynağı da kişilik bozukluklarının çoğunda sıklıkla 1. Eksen tanısına ilişkin rahatsızlıklar da bulunmaktadır. Örneğin; çökkünlükler, alkolizm, başka nörotik bozukluklar vb. Hastalar uzun süre izlenmeyince, altta yatan kişilik bozukluğunu değerlendirmek çok güç olabilir.

Anti-sosyal kişilik bozukluğu geleneksel yaşam biçimini koruyan kırsal bölgelere göre kentlerde daha yüksek oranda karşılaşıldığı sanılmaktadır. Sanayileşmiş kentleşmiş toplum içinde sosyo-kültürel ekonomik düzeyi düşük, hızla değişen, töre ve gelenekleri çürük ya da sarsılmış, Durkheim deyimi ile anomik toplum kesimlerinde daha sık görülür. Gelişmiş Sanayileşmiş toplumlarda yapılan araştırmalarda kişilik bozukluklarının yaygınlık oranları % 5-20 arasında değişmektedir. Erkeklerde kadınlara oranla en az 4-5 kat daha fazladır. Gelişmekte olan ülkelerin çok hızlı sosyo-kültürel değişimlere ve çalkantılara uğrayan kesimlerinde de yaygınlık oranının yüksek olması beklenebilir.

Anti-sosyal olmayan kişilik bozukluklarının özgül oranlarını belirtmek daha güçtür. Örneğin, DSM IV narsistik kişilik bozukluğunda, klinik olgularda görülme yaygınlığı için % 2-16, genel nüfusta % 1 anti-sosyal kişilik bozukluğu için genel nüfusta erkeklerde % 3, kadınlarda % 1, paranoid kişilik bozukluğu için nüfusta % 0,5-2,5 psikiyatride yatan hastalarda % 10-30 ayaktan gelenlerde % 2-10 gibi oranlar vermektedir. Görülüyor ki verilen oranlar çok değişiktir ve bunlar genellikle araştırmaların yöntemine bağlı ayrılıklardır. Genel olarak diyebiliriz ki toplum içinde kişilik bozukluklarını saptamak zor bile olsa, değişik hastalıklar psikiyatriye gelenler arasında kişilik bozukluğu oranı yüksektir. Hastaların incelenmesinde kişilik bozukluğu olup olmadığını saptamak özellikle sağaltım açısından son derece önemlidir.

AYRICI TANI

A) Psikonevrozlar: Kişilik bozukluğu olanlarda bunaltı, çökkünlük somatik yakınmalar saplantılı düşünceler (obsesyon) ve başka nevrotik belirtiler görülebilir. En önemli ayırım kişilik bozukluğunda kişinin kendisinden değil çevresinden yakınması; kendisinin çevreye uyması değil çevrenin kendisine uyması beklentisi olmasıdır. (alloplastik uyum )

Nevrotiklerde kendilerinden yakınırlar ve rahatsızlıktan kurtulmak isterler (otoplastik uyum)

Nevrotik bir belirti eğer benliğe yerleşmiş ve benliğe uyumlu (ego – systonıc) olmuşsa, yani kişi bu belirtiyi yenmek, iyileştirmek yerine çevresindekilerin bu belirtiyi kabullenmesini, buna uyum yapmasını bekliyorsa ve belirtiden yakınmıyorsa bu durum artık bir nevroz değil, kişilik bozukluğudur.

B) Psikozlar: Psikozlarda gerçeği değerlendirme yetisi bozulur. Düşünce algı ve duygulanımda ağır bozukluklar, sapmalar olur. Kişilik bozukluklarında bunlar genellikle bulunmaz. Sınır (borderlıne), şizotipal ve paranoid kişilikte zaman zaman psikotik belirtiler ortaya çıkabilir. Bu olgularda kişilik bozukluğu ve psikoz tanısı birlikte konur. Psikotiklerde savunma düzenekleri ilkel ve regresiftir. Yadsıma içe atma, bölünme somutlaştırma. Kişilik bozukluklarında savunmalar daha çok akla uygunlaştırma bilinçli yalanlama, çevreyi suçlama çevredekileri oyuna getirme ve kullanma biçimidir.

C) Organik ruhsal bozukluklarda görülen bilişsel yetilerde bozulma ve yıkım kişilik bozukluklarında olmaz.

D) Kişilik bozukluğu süre

OLUŞ NEDENLERİ

1.Katılım:

İkizler ve evlat edinenler üzerinde yapılan araştırmalara göre kimi kişilik bozukluğu türlerinde soya çekimin rolü vardır. Evlat edinilenler üzerinde yapılan soya çekim araştırmalarında şizofreni spektum bozuklukları arasında sayılan şizopital, paranoid kişilik ve anti sosyal kişilik bozukluğu gösterenlerde soya çekimin etkisi gösterilmiştir.

2. Yapısal Etkenler:

Beden yapısı ile kişilik arasında bir bağ saptanamamıştır. Ancak doğumdan öncesi doğum sonrası merkez sinir dizgesini etkileyen durumlar kişilik bozukluğuna zemin hazırlayabilir. Örneğin, çocuklukta dikkat eksikliği sendromu gösteren hiperkinetik, minimal beyin disfonksiyonu olan çocuklarda sonradan kişilik bozukluğu riskinin daha yüksek olduğu bilinmektedir. Bedensel sakatlıklarda da kişilik oluşumunda önemli rol oynayabilirler, fakat bunların özgül neden oldukları söylenemez…

3.Çevresel Etkenler:

Kişilik bozukluğunun gelişmesinde aile ve toplumsal çevrenin önemli etken olduğu bilinmektedir. Psikanalitik kurama göre belirli ruhsa-cinsel gelişme dönemlerinde saplanmaya yol açacak aile tutumları ya da koşulları belli kişilik yapılarının ve bunlara bağlı kişilik bozukluklarının ortaya çıkmasına yol açar. Örneğin edilgin bağımlı kişilik oral dönemde aşırı doyurulma ya da aşırı doyumsuzluk nedeni ile oral saplanmaya: obsesif kompulsif kişilik bozukluğu anal saplanmaya; histerik kişilik oedipal saplanmaya bağlanır. Sosyopatik kişilik bozukluğunun, çelişkili değer yargıları ve tutumları olan yada parçalanmış ailelerden çıktığı ileri sürülür. Düzensiz güvensiz ağır sosyal ve ekonomik sorunları olan toplum kesimlerinde daha çok sosypatik ya da anti sosyal kişilik bozukluğu oluştuğu görüşü oldukça yaygındır. Çok ağır baskılar cezalandırıcı tutumlar altında yetişen çocuklarda aşırı uysal çekinik kişilik ya da başkaldıran anti sosyal kişilik gelişebilir.

makale spotlar 5 spotlar govdealt 1spotlar govdealt 2spotlar govdealt 3spotlar govdealt 4
makale spotlar 6