spotlar 1 spotlar 2 spotlar 3

Duyurular

Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN

ava şirin özgünÖzel Nirvana Psikiyatri Polikliniğinde Görev Yapan Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN'ün Resmi Web Sitesi Yayına Başlamıştır.

www.avasirinozgun.com

DEPRESİFLER ALZHEIMERE YATKIN OLUYOR

depresif hastalar alzaymıra daha yakın oluyorMelankolik ve depresif hastaların,daha sık demans hastalıklarına yakalandığı tespit edildi.Uzun süre depresyondan yakınan ve psikolojik sorunlarla baş etmek zorunda kalan insanlar,psikolojik olarak stabil olanlara göre iki kat daha fazla Alzheimer’e yakalanıyorlar.

Yazının Devamı

NEOFOBİ (YENİLİK KORKUSU) ÖMRÜ KISALTIYOR

neofobi nirvana psikiyatriYeni bir şeye karşı duyulan belirgin korkular,yaşamı kısaltıyor.Neofobi insanlarda bir buçuk yaşlarından itibaren başlayabiliyor.Alışılmışın dışında olan bir tek olayla bile ,bu bozukluk ortaya çıkabiliyor.

Yazının Devamı

ANOREKSİYA ANFİZEME SEBEP OLABİLİYOR

anoreksiya nirvana psikiyatri polikliniğiŞikago'da yapılan Radiological Society of North America'nın (RSNA) yıllık toplantısında,anoreksiya nervosa'daki beslenme yetersizliğinin akciğer anfizemine neden olabileceği iddaa edildi.

Yazının Devamı

MİGRENE DE PSİKOTERAPİ

migren nirvana psikiyatriPsikoterapinin alt etme stratejileri ile kronik başağrılarına karşı da savaş verebiliyor.Düsseldorf’da yapılan bir sempozyumda,Heidelberg Üniversitesi’nden uzman psikolog Gideon Franck hastanın kendi bedeniyle ilişkisini değiştirmesi ana prensibine dayanan bu yöntemi,ilk kez baş ağrısı nedeniyle davranış bozuklukları gösteren çocukların tedavisinde denediğini açıkladı.

Yazının Devamı

DEPRESYONDAYSANIZ,YÜRÜYÜŞ YAPIN

depresyon nirvana psikiyatri polikliniğiDüzenli spor depresiflere iyi gelir;bu konuda uzmanların hepsi hemfikir.Bu sporların içinde en etkili olanı ise yürüyüş.Prof.Dr.Ulrich Bartmann,Würzburg Yüksek okulu'nun sağlık dergisinde yazdığı bir makalede,yürümenin jimnastik,voleybol vb tüm sporlardan daha yararlı olduğunu belirtti.

Yazının Devamı

Islak Yatak Hastalık Belirtisi Olabilir

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) tarafından yapılan araştırma, her 8 çocuktan 1 inin gece altını ıslattığın ı ortaya koydu. Şeker hastalığı ve kronik böbrek yetmezliğinin ilk belirtisinin "gece altına ıslatma" olduğu belirtildi.

Yazının Devamı

Ergenlikteki Aşırı Stres Öğrenmeyi Etkiliyor

Ergenlikte maruz kalınan aşırı stresin, beynin hafıza ve öğrenme ile ilgili bölümünde önemli ölçüde değişikliklere yol açabileceği bildirildi.

Yazının Devamı

Stres, Doğacak Bebeğin Zekasını Etkiliyor

Doğacak Bebeğin ZekasıLondra’daki Imperial College uzmanlarınca yapılan ve sonuçları Clinical Endocrinology dergisinde yayımlanan araştırma, ham ilenin yaşadığı stresin, gebeliğin 17. haftasından itibaren bebeği olumsuz etkilediğini gösterdi.

Yazının Devamı

Tv Seyretmeye Sınır Gelmeli

Tv Seyretmeye Sınır GelmeliTelevizyon insanın psikolojisini bozuyor Hacettepe Üniversitesince yapılan bir araştırmaya göre, aşırı televizyon izleme alışkanlığı çocuklarda uyku bozukluğuna yol açıyor.

Yazının Devamı

Stres İyileşmeyi Yavaşlatıyor

ABD’nin Chicago kentinde bulunan İllinois Üniversitesi’ndeki (UIC) araştırmacılar, hayvanlar üzerinde yaptıkları testlerde, hayvanlar stres altındayken yaralarının iyileşmesinin yavaşladığını, ancak ekstra oksijen alımının bu yavaşlamayı tersine döndürdüğü sonucuna ulaştılar.

Yazının Devamı

Strese Bağlı Hastalıklar Artıyor

Avrupa Parlamentosu’na sunulan bir araştırmada, modern hayatın kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığı uyansı yapıldı.

Yazının Devamı

Suça Karışan Çocuk Akranından Etkileniyor

Suça karışan çocuklar üzerinde akranlarının etkisinin büyük olduğu ortaya çıktı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Çocuk İhmali ve İstismarı Araştırma Biriminde görevli çocuk gelişim uzmanı Gülümser Gültekin Akduman’ın yaptığı araştırma, suça karışan çocuklarla ilgili çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu.

Yazının Devamı

Uykusuzluk çekenlere müzik

Artık koyun saymak gereksiz.Çünkü güzel bir uykunun sırrı, uyumadan önce 45 dakika kadar rahatlatıcı müzik dinlemek. Journ al of Advanced Nursing adlı sağlık dergisinin haberine göre

Yazının Devamı

Dikkat: Aile içi gerginlik çocuğun iştahını etkiler

Aile içindeki gerginlikler çocuğun iştahını olumsuz yönde etkiliyor. Ailedeki iletişim bozuklukları ve huzursuzlukların çocuğun ruhsal yaşamını doğrudan etkilediğini

Yazının Devamı

Depresyon riskinin en yüksek olduğu yaş 40’lar

Bilim adamlarının 80 ülkede 2 milyon kişi üzerinde yaptığı veri analizine göre, insanların depresyona en açık oldukları yaş 44. ABD’deki Warwick Üniversitesi ile

Yazının Devamı

Uyku, ruh sağlığının aynası

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, “Uykularımız düzenliyse genellikle ruh sağlığımız da yerinde demektir.

Yazının Devamı

Strese bağlı hastalıklar artıyor

Günlük yaşamın stresi yüksek tansiyona yol açıyor. Dünyada her yıl 17 milyon kişi kalp ve damar hastalıklarından ölüyor. Türkiye, yüksek tansiyon sorununun en hızlı arttığı ülkeler arasında...

Yazının Devamı

Beyindeki bozuk elektrik dalgaları depresyona, neden oluyor

Beynin işleyişini düzenleyin elektrik dalgalarındaki bozukluğun depresyona yol açabileceği ortaya çıktı. ABD’nin Stanford Üniversitesi’nden bilim adamlarının, fareler üzerinde yeni bir görüntüleme yöntemini

Yazının Devamı

Modern yaşam stres yapıyor

İngiltere’de yapılan iki araştırma daha, modern yaşamın büyük strese yol açtığı ve bir eyleri uykusuz bıraktığı görüşünü destekledi. Bir sigorta şirketi tarafından yapılan, 1001 kişinin katıldığı araştırmanın sonuçları,

Yazının Devamı

Elektronik posta strese sokuyor

İskoçya’da yapılan bir araştırmaya göre; işyerinde elektronik postaların çok sık kontrol edilmesi, çalış anların sinirlerini bozuyor.

Yazının Devamı

Aşırı Şişmanlık Psikolojiye Zarar

Bir ulusal sağlık araştırmasındaki 40 bin ABD’linin verilerinin değerlendirildiği çalışmada, obez erişkinlerin normal ağırlıktaki erişkinlere göre depresyon,

Yazının Devamı

Yatmadan Önce Ekran Karşına Geçmeyin

Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre; yatmadan önce bilgisayar ve televizyon karşısında fazla vakit geçirenler, bunu yapmayanlarla aynı uzunlukta uyusalar bile kendilerini daha yorgun ve daha az uyumuş hissediyor.

Yazının Devamı

Tek Seansta Sigaraya Son...!

Tek Seansta Sigaraya Son...!
Uzman Psikiyatrist ve Psikologlar Denetiminde Nirvana Sigara Bırakma Paketi Terapilerine Başlamıştır..

www.sigarabirakmaantalya.com

Ekonomik Kriz Ruh Sağlığını Tehdit Ediyor

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, ekonomik krizin, hem işverenlerde hem çalışanlarda hem de işsizlerde ruhsal problemlere yol açabileceğini söyledi.

Yazının Devamı

Şizofreninin Anahtarı Okulda

Dünyada her 100 kişiden birinin yakalanma ihtimali olan şizofreninin ilk fark edildiği yer okul. Çocuklarının öğretmenleri ve arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kuran aileler, çocuğun hastalığa yakalandığını çok çabuk anlayabiliyor.

Yazının Devamı

İntiharlar Önlenebilir

10 Eylül Dünya İntihar Önleme Günü dolayısıyla açıklama yapan Ankara Üniversitesi (AÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veli Duyan, ''intiharın, pek çok ülkede ve özellikle genç nüfus arasında tırmanma eğiliminde olduğunu'' belirterek, bunun günümüzde global bir sorun olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yazının Devamı

Cinselliği Tabu Olmaktan Çıkarmak İçin

Konya'da, Ulusal Gençlik Parlamentosu çatısı altında bir araya gelen üniversiteli gençler, ''Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı'' konulu kampanya başlattı. Kampanyayı çoğunluğunu Selçuk Üniversite Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerin oluşturduğu ''Yerel Gündem 21'' topluluğu başlattı.

Yazının Devamı

Otistik Çocuklar Sesleri Daha Geç Algılıyor

Otistik çocukların, sesleri normal çocuklardan daha geç algıladığı belirtildi. Söz konusu gecikmenin otizm hastalarını teşhis etmek için bir işaret olduğu düşünülüyor...


Yazının Devamı

Antidepresan Kullanımı 4 Yılda Yüzde 85 Arttı

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Dr. Halis Ulaş, sinir sistemi ilaçlarının kullanım sıklığının sürekli arttığını belirterek,

Yazının Devamı

Evlilik Öncesi Danışanlar Arttı

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Başkanı Dr. Cem Keçe, evlilik öncesi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin, Türkiye'de yeterince bilinmeyen ve anlaşılamayan bir kavram olduğunu söyledi.

Yazının Devamı

Biz Uyurken Sinir Hücrelerimiz de Uyuyor

ABD’nin Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden bilim insanları, alışılandan daha az uyunan bir gecenin ertesi gününde dikkat ve konsantrasyon azalıp öfke artarken beyinde neler olup bittiğini araştırdı.

Yazının Devamı

Hem Kaygı Yaratıyor Hem de Kaygıyı Yok Ediyor

Standford Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan bir araştırma, beyindeki bir bölgenin hem kaygıya neden olduğunu hem de kaygıyı yok edebildiğini ortaya çıkardı.

Yazının Devamı

Otizm Erkeklerde Neden Daha Fazla?

İki binden fazla otizm hastasının gen haritasını inceleyen ve sonuçlan otizm hastası olmayan kişilerinkiyle karşılaştıran Kanadalı bilim adamları, otizm hastası erkek çocuklarının yüzde 1 inde bu genin mutasyona uğradığını gördü.

Yazının Devamı

Bilgisayar Bağımlılığıyla İle İlgili Ailelere Öneriler

1- Bilgisayar evde en çok kullanılan ve herkesin döneminden sonra böyle gruplara katılıyor değildir. görebileceği bir merkezde tutulmalıdır, Böylece çocuğunuzun hangi sitelere girdiğini rahatlıkla kontrol edebilirsiniz.

2-Bilgisayar kullanımı konusunda evde kurallar oluşturunuz.Ders haricinde,hafta içi bilgisayar kullanımına (özel durumlar hariç) izin vermeyiniz.Hafta sonu kullanımına da saat kısıtlamaları getiriniz.

3-Çocuğunuzun oynadığı oyunları mutlaka kontrol ediniz.İçeriğinde şiddet,vahşet ve pornografi olan oyunlara asla izin vermeyiniz.

4-Çocuğunuzun bilgisayar ve internet kullanımı konusunda sizin otoritenizi kabul etmesini mutlaka sağlayınız.

5-Çocuğunuzun “sohbet gruplarına” katılmasına izin vermeyiniz.Ergenlik döneminden sonra böyle gruplara katılıyor ise kiminle görüştüğünü ve neler paylaştığını mutlaka kontrol ediniz.

6-Çocuğunuzu bilgisayar ve internet kullanımından doğacak tehlikeler konusunda uyarınız ve takipçisi olduğunuzu bildiriniz.Çocuğunuzun mahrem ve kişisel bilgilerin paylaşılmaması,resim ve görüntü iletmemesi internet üzerinden kişilerle kavga ve tartışmaya katılmaması konusunda uyarınız.

7-Çocuğunuzun güvenmediğiniz ve kontrol edemediğiniz ortamlarda(internet cafe vb.)bulunmasına izin vermeyiniz.

8-Öncelikle internet ve bilgisayar kullanımı konusunda ona iyi örnek olmalısınız. Saatlerce bilgisayarın başından kalkmayan anne babalar, çocuklarına aynı konuda nasıl sınır koyacaklar?Bunu tahmin etmek zor değildir.

9-Çocuğunuzun uygun olmayan sitelere girmesini engellemek için site filtrelerini kullanınız.

10-Kontrolün sizden çıktığını, çocuğunuzun bilgisayar ve internet bağımlısı olduğunu düşündüğünüzde acilen profesyonel yardım alınız.

11-Yukarıda söz ettiğimiz bazı psikopatolojilerde bilgisayar bağımlısı olma riski daha yüksektir.Böyle bir çocuğa sahip olan ebeveynin daha dikkatli olması gerekir.Ayrıca temelde yatan psikopatoloji tedavi edilmeyen bilgisayar bağımlılığı sorunu çözülemez.Örneğin depresif ya da dürtü kontrol sorunu olan bir çocuğun öncelikle bu sorunu çözmek gerekir ki bilgisayar bağımlılığından kurtulabilsin.

Dr. Ava Özgün

CETAD derneğinin vermiş olduğu eğitim programını tamamlayarak Cinsel Terapi Uzmanlığı ünvanını almaya hak kazandı.

Yazının Devamı

Cinsel Terapist

Cinsel Terapist- Antalya ile ilgili www.antalyacinselterapist.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sınav Kaygısı

Sınav Kaygısı - Antalya ile ilgili www.sinavkaygisiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Aile Terapisi

Aile Terapisi - Antalya ile ilgili www.antalyaaileterapisi.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sosyal Fobi

Sosyal Fobi - Antalya ile ilgili www.sosyalfobiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuk Psikoloğu

Çocuk Psikoloğu - Antalya ile ilgili www.antalyacocukpsikologu.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Narsisistik Kişilik Bozukluğu

Narsisistik kişilik bozukluğu(NKB) kendiliğe ve diğerlerine yönelik çarpıtılmış bakışın geniş bir örüntüsüdür. Kişinin Narsisistik Kişilik Bozukluğukendisine yönelik olumlu tutumu sağlıklı ve normal olarak ele alınmasına rağmen, narsisistik kişi kendiliğinin özel ve üstün olduğuna dair şişirilmiş bir bakış sergiler.

Güçlü öz güven yerine, narsisisizm kendilikle uğraşmanın değerini yükseltmeyi yansıtır. Narsisist, statü arayışında çok aktif ve rekabetçidir, statünün dışarıya verdiği sinyaller de kişisel değerin ölçümü olarak kullanılır. Diğer insanlar narsisistik kişinin özel statü­sünü onaylamada başarısız olduğunda o, bunu kabul edilemez yanlış bir tutum olarak görmeye eğilimlidir ve kızgın, savun­macı ve depresif bir hale gelir. Üstün olma, başarısızlığın veya özel aktiviteler olarak değerlendirilenler, aşağıda olmanın, önemsizliğin veya güçsüzlüğün Ve kendini koruma ve kendini savunmanın telafi etme stratejilerinin altında yatan inançlar­dır.

Narsisistik bireyler sosyal konumlarından gurur duyarlar, yine de sosyal münasebet kuralları ve beklentilerinde şaşırtıcı bir eksiklik gösterirler. Kendiliğe odaklı ve diğerlerinin duy­gularına özensiz narsisist, dostça bir değişimle rahatsız edici derecede kendisiyle meşgul olmayı göstermeye sapabilir. Aldancı biçimde sıcak davranış, kibirli öfke patlamaları, kalpsiz sözler veya hassas olmayan eylemlerle bozulabilir. Diğerlerinin katkılarının farkına varma veya daha karmaşık ve derin bi­çimde anlamlı duygulara saygı duyma gibi basit konularda bi­le diğerlerinin ihtiyaçlarına ve duygularına dikkat etmede ek­siktir. Onlar diğerlerine başarıyı fazla görebilir ve kıskanç bi­çimde yargılar veya rakiplere güvenini sarsarak zarar verir. Narsisist ayrıca diğer insanlara yönelik suç ve hata yüklemede, yüzleştirmeyi dolambaçlı yollarla çevirmede ustadır.

Sınırlar veya eleştiriyle karşılaştığında, narsisîstlerin çirkin veya savunmacı bir yola girmeye eğilimlidirler. Diğerleri onla­rı kibirli davranışları yüzünden talepkar, kaba ve güvenilmez, özellikle duygusal destek kaynağı olarak, edinilenmesi güç ve rahatsız edici bulabilir. Narsisistik bireyler, görevlerin girda­bına yakalanmış hayranlarından oluşan bir takımı devam etti­rebilir, fakat mahremiyet genellikle eksiktir ve uzun süreli iliş­kiler yapmacıktır. Eşler veya yakın arkadaşlar iyi eğilimli dışsal imajın ötesini görürler ve açık izlenimlere zıt olarak narsisistlerle olan kişisel deneyimlerinin yerini alan katı bulabilirler. Narsisistik kişiler bazen birden bire diğerlerini red­detme geçmişine sahiptir, çünkü onlar kendilerini "kötü gös­teren" veya onların statülerini ilerletmede başarısız olan insan­larla işbirliği yapmak istemezler.

Öz güvene bir tehdit gibi duran dış dünyadaki meydan okumalar, NKB olan bireyler için tedaviye girmek için tipik çökerticilerdir. Çökertici olaylar onların kendilik imgesini tehdit eden ilişki bozukluğunu, iş yerinde sorun, kayıp veya sınırlamaları içerebilir. Onlar kendi problemlerini sıradan te­rimlerle görmezler, bununla birlikte, terapisti eşsiz karmaşık hasta olarak etkilemeyi umabilirler. Bazen tatmin edilmemiş büyüklenmeci beklentiler, kısa süren fırsat penceresi veya far­kına varılmamış yetki verme tekrar depresyonu tetikleyerek zaman içerinde birikime uğrar.

Depresif NKB hastaları sık biçimde güçlerinin ve statülerinin çabuk bir yenilemesini ister görünürler ve koşullar hakkında, onları hayal kırıklığına uğratan veya yanlış davranan insanlar hakkında şikâyetlerde bulunmaya eğilimli olabilirler. Büyüklerime hissi alçak gönüllü bir başarının veya yaşamın daha önceki bir noktasında özel bir statünün keyfini çıkarmayı sürdürmede yetersizliğe yönelik şiddetli bir içerlemenin delili olabilir.

Narsisist, önemli diğer kişilerin engellenmiş emriyle ya da sömürücü veya saldırgan davranış veya gücün kötüye kullanılması yüzünden başının belada olması sonucu tedaviye gire­bilir. Narsisistik bireyler tarafından sunulan çatışmalar tipik olarak büyüklenmeci tutumlar, yetki verme ve gerçekçi sınır­lar arasındaki boşlukları yansıtır.

Örneğin, "Misty" 27 yaşında, güzellik yarışmalarının gösterilerinde ufak bir kariyere sahip olan tıbbi bir teknisyendi. İşinde ve özel yaşamında yaşadığı bir dizi problemler sonu­cunda girdiği depresif duygu durum için büyük annesinin ıs­rarları sonrasında tedaviye geldi. Yakın zamanda ilişkilerini bitiren erkek arkadaşından şiddetli biçimde şikâyet etti. "Onun kariyerinin ilerlemesi için yaptığım onca şeyden sonra" diyor­du "bencilliğimden" ve "şımarık yaramaz bir çocuk" oldu­ğumdan bahseden Ölçüyü aşan bir bakış açısı vardı.

Zararlar İçin ona dava açacağını söyledi. Bu ayrılık kendisinin sebep olmadığı ilk yaşamışıydı, çok sayıda çıktığı kişi oldu ve her zaman "daha iyi bir kişi için yoluna devam eden" o olmuştu. İşte, kendisine "çözmesi gereken konuları" olduğu ve danış­manlık alması gerektiği söylenmişti. Bu öneri şef cerrahla tar­tışma yaşadıktan sonra geldi çünkü cerrah onun hatasını diğer teknisyenlerin önünde düzeltmişti. Son olarak, yakın zamanda otoyolda meydana gelmiş başka bir kazayla ilgilenmekte olan park etmiş polis aracına çarpmayı içeren saldırıya teşvik etme geçmişi yüzünden sürücü belgesini kaybetme tehlikesindeydi. Misty önceki kazadan dolayı trafiğe yakalandı, fakat "tüm o koyunlarla birlikte oturup beklememeye" karar verdi. Polisin park ettiği aşırı derecede kalabalık olan şeride girdiğinde yavaşlıyordu. Mistynin problemleri birçok farklı NKB hastalarında karşılaşılan konuların bileşik örnekleriydi ve onun ku­ramsal durumu bilişsel terapi uygulamalarını örneklemektey­di.

TARİHSEL BAKIŞ AÇILARI

"Narsisizm" terimi kökenlerini sudaki aksini görünce ken­dine âşık olan genç adam Narcissus hakkındaki klasik Yunan mitosundan alır. Kendi yansımasına fazlasıyla tutulmuş olan bu adamın inancı kökleşmiş ve nergis çiçeğine dönüşmüştür. Psikoloji literatüründe bu mitosun ilk defa referans olarak kullanılışı Havelock Kilis (1898) tarafından anlatılan mastürbasyon yapma veya "kendi vücudundan cinsel haz alma (otoerotik)" alışkanlıkları olan genç bir adamı tarif eden vakada görülmektedir.

Narsisistik Kişilik BozukluğuFreud(i905/i953) daha sonra "narsisistik" terimini kendisinin psikoseksüel gelişim üzerine yazdığı kuramsal denemele­rine dahil etti ve son olarak narsisizmi otoerotik aşamayı takıp eden, sonunda olgunlaşarak sevgi nesnesine dönüşen, normal gelişim aşaması olarak kavramsallaştırdı. Nesne sevgisi gelişi­mindeki ağır çatışmaların narsisistik aşamada duraksamaya sebep olduğu düşünüldü (Freud, 1914/1957).

Nesne ilişkileri kuramcılarının çalışması narsisizmi, erken gelişim dönemindeki yetersiz ebeveynlikten kaynaklanan bir karakter eksikliği olarak değerlendirir (S. Johnson, 1987; Kernberg, 1975; Kohut, 1971). "Yeniden yakınlaşma" olarak adlandırılan 15-24 aylık gelişim dönemi boyunca, çevre içerisinde keşfe çıkma ve sonra güven üssü olan ebeveyne geri dönme arasında yaşanan değişimlerin birbirini izlemesi yüzünden, çocuk bazen bu birbirini izleyen çabalar sırasında ye­tersiz destek alır çünkü bakıcı tutarsızdır, ulaşılabilir değildir veya çocuğuna kendine odaklı isteklerini yansıtır. Savunmasız çocuk daha sonra ortaya çıkan "narsisistik yaralanma" kendilik hasarı yüzünden zarar görür. Bunu telafi etmek için çocuk, bakıcıların ihtiyaçlarını tatmin edecek, büyüklenmeci ve sahte bir kendilik geliştirir. Öfke ve yetkinlik, sahte kendilik aracılığıyla, sürekli hayranlık kazanmaya odaklı bilinçli zihninden ay­rılır. Narsisizmin bu kavramsallaştırmasında, sahte kendilik temelli kırılgan saygıyı ayakta tutma anlamına gelen değersizliğe, yetersizliğe ve başarılardaki anlam ve haz kaybına kusur bulma hissi gibi duygusal acılar açıkça ortadadır (S. Johnson, 1987).

Freud'un eski ortağı, Alfred Adler tarafından geliştirilen kişilerarası bakış açısı (1991/1929), kişilik gelişiminde diğer ki­şilerle kıyaslamalar sonucu ortaya çıkan aşağılık duygusunun üstesinden gelme isteği olan ağır güdüsel güçlerden birini ele aldı. Yazar bu süreci "telafi" olarak adlandırdı. Böylece, ken­disini diğerlerine göre yetersiz algılayan birey, bu çok zor ala­nın üstesinden gelmek için aşırı derecede çalışabilir. Bu mode­le göre narsısistik kişilik, kendisini diğerlerine kıyasla önemsiz ve aşağılık olarak algılayan bireyin telafi etme eylemlerinin bir sonucu olabilirdi.

Millon tarafından geliştirilen narsisizmin sosyal öğrenme kuramı (1985) ebeveynden zarar görme veya telafi etme hipo­tezlerini bir yana bırakır ve temelde ebeveynlere aşırı değer biçilmesine odaklanır. Mİllon'a göre, çocuğun kendilik değeri ve yetkinlik hissi ebeveynler tarafından şişirildiğinde, içselleştirilmiş kendilik imgesi dışsal gerçekliğin doğrulayabildiğinden fazla olarak artar. Şişirilmiş kendilik imgesi, hayal kırıklığı meydana gelince ve aralıklı ödüllendirme kendilik imgesinin çarpıtmalarını devam ettirdiğinde öfkeyi doğurur. İfade edi­len intrapsişik yapılar kişinin şişirilmiş kendilik imgesi içeri­sinde sınırlıdır.

Young tarafından detaylandırılan kişilik bozukluklarının şema odaklı bilişsel yaklaşımı, (1990) çocukluğun erken dönemlerinde başlayan edöleşim kalıplarından öğrenilen kendi­lik sürdürücü, koşulsuz inançlardan ortaya çıkan birçok eski uyumsuz şemayı (EUŞ) listeler. NKB'nin eski uyumsuz şemaların hasar görmüş sınırları ve merhametsiz standartlarıyla iç içe geçtiği görülür. Hasarlı sınırları olan şemalar kendine odaklı ve sömürücü davranışları işaret eder ve kan standartlar başarı üstünlüğünün sürekli savaşını yansıtır.

Kendilikle ilgili narsisistik tema, mastürbasyon için bir açıklama olmaktan başlayıp, işlevsiz inançlar veya şişirilmiş kendilik imgesi yüzünden bozulmuş kişiliğe ve engellenmiş kişilik gelişimi bozukluğuna doğru evrim geçirmiştir. Narsisizm üzerine psikodinamik literatür geniş bir fenomenoloji sağlar fakat çoğu varsayım için ampirik destek eksiktir. Narsi­sizm hakkında ihtiyaç duyulan veri bilişsel yaklaşımla yakın­dan- bağlantılı olabilir ve hem hastalar hem klinisyenler için daha kolay anlaşılabilir tedavi stratejileri önerebilir.

ARAŞTIRMA VE AMPİRİK VERİ

Bazı ampirik kanıtlar, narsisizmin altında yatan sebeplerin düşük kendilik saygısı ile ilgili olduğu yaygın fikriyle ters düşer (Baumeister, 2001). Narsisistikler karakteristik olarak kendilerini diğerlerinden üstün değerlendirir ve tipik olarak ken­dini rapor etme ölçümlerinde aşırı derecede olmayan yüksek bir kendilik saygısına sahiptir. Narsisizm ve yüksek kendilik saygısı, laboratuar çalışmalarında ve bazı seçilmiş klinik örneklemlerde saldırganlık ve şiddetle bağlantılı hale getirilmiş­tir. Bununla birlikte, klinik ve klinik olmayan popülasyonlarda bu ilişkileri açıklamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç du­yulmaktadır. Narsisistik bireyler sık biçimde klinik olarak kendilik saygısında bozulmayı ve kendilik saygısına yönelik tehditlere tipik olarak yüksek derecece tepkili olmayı sergiler­ler.

Kendiliği doğrulama kuramına göre, kendilik saygısı geri bildirim arayışı ardında yatan motive edici güçtür (Swann, 1990). Şişirilmiş kendilik imgesi olan bireyler geniş bir aralıktaki bağlamlar boyunca olumlu aldatıcı önyargılar yaratmaya ve sürdürmeye eğilimlidirler. Bu sayede onlar onaylayıcı olumlu geri bildirimleri ister, kendilik düşüncesinin değişi­minden kaçınır, rahatsız edici istekleri diğerlerine yansıtır ve düşük kendilik saygısıyla oldukça az benzer davranış bileşimiyle, düşmanlık ve saldırganlık yolundan geçerek uyumsuzlukla başa çıkarlar (Baumeister, Smart ve Boden, 1996).

Ken­dilik imgesindeki olumlu aldatıcı yargılar saldırgan davranışta, yetişkinlerde (Colvin, Block ve Funder, 1995) ve hastaneye ya­tırılmış gençlerde (Perez, Pettit, David, Kistner ve Joiner, 2001) kişilerarası yetersizlikler, istenmeyen tutumlar ve akran­ları tarafından reddedilmekle ilişkilidir. Zorba kimseler kendi­lerini akademik ve kişilerarası becerilerde, olduğundan daha iyi gösterir ve yüksek kendilik saygısını gerçekçi olmayan bir biçimde telkin ederler (Gresham, MacMillan, Bocian, Ward ve Forness, 1998). Benzer şekilde, şehir içindeki çetelerin üye­leriyle ilgili çalışmalarda, bu tipik olarak, sert gençlik içerisin­deki düşük kendilik saygısına göre hatırı sayılır derecede yük­sek olarak bulundu (Baumeister, 2001).

Narsisizm ve düşmanca saldırganlık arasındaki bağlantı çeşitli laboratuar çalışmalarında belirtilmiştir (Kernis, Grannemann ve Barclay, 1989; Rhodewalt ve Wolf, 1995). Narsisizm üstünlük ve düşmanlıkla (Raskin, Novacek ve Hogan, 1991) aynı zamanda da büyüklenmecilik, teşhircilik ve diğerlerine saygısızlıkla pozitif olarak ilişkilidir (Wİnk, 1991). Narsisistiklerin diğerlerine saldırganca davranmaya hazır oluşları belirgin kötü değerlendirilme gibi ego tehditleri tarafın­dan kolaylaşıyor görünmektedir. (Baumeister, Bushman ve Campbell, 2000; Bushman ve Baumeister, 1998).

Şiddet sal­dırıları için hapsedilmiş popülasyon içinde, yüksek düzeyde narsisizm ve narsisistik kişilik bozukluğu özellikle aile kökeninde şiddete maruz kalma geçmişi ile birleştiğinde aile üyele­rine karşı şiddet için belirleyici olarak tanımlanmıştır (Dutton ve Hart, 1992). Şiddet suçlularıyla ilgili bir başka çalışmada, yüksek kendilik saygısı aralığı tipik erkek üniversite öğrencile­ri ile kıyaslanmıştır. Diğer taraftan, şiddet suçlularının narsi­sizm ortalama skoru basılmış olan diğer örneklemlerden daha yüksektir (Baumeister, 2001). Bununla birlikte, Baumeister "kimse onlara hakaret etmediği ve eleştirmediği sürece narsisistlerin diğer kişilerden daha saldırgan olmadığını belirtir"

Bushman ve Baumeister(1998) duyguyu bilişten ayırt eden, yüksek kendilik saygısı ile narsisizmi birbirinden ayırt etmek için psikodinamik, güdüsel kuramı uyguladılar. "Yüksek kendilik saygısının kendi hakkında iyi düşünmek olduğu­nu, oysa narsisizmin tutkulu biçimde kendi hakkında iyi dü­şünmek" olduğunu vurguladılar (s. 228). Onlar narsisizmi, dışsal ego tehditlerine karşı tepkisel olsa da, kendilik imge­sinin şişirilmiş ve sabit olduğu, yüksek kendilik saygısının bir alt kategorisi olarak değerlendirirler.

Narsisizm ve kendilik saygısı birbiriyle ilişkili olmasına rağmen, bu iki tutum aynı değildir. Yüksek kendilik saygısı olan bireyler narsisistik olmak zorunda değildir ama bireysel değerlerinden emindirler. Onların saygısı sosyal normlar ve fırsatların görüldüğü bağlam içerisinde gösterilen becerilerin, başarıların ve ilişkilerin gerçekçi kişisel değerlendirmelerine dayanmaya eğilimlidir. Düzeltici geri bildirim kendilik saygısının dramatik bir kaybını tetiklemez. NKB olan hasta için, kendilik saygısı dışarıya doğru başarı ve bu başarının kendilik saygısına bir tehdide dönüştüğü herhangi bir meydan okuma tarafından kurulur. Onun kusursuz veya güçlü olma imajının önemi köklü biçimde kalır, tam olarak Narcissus'un kendi ha­yaline hayran olup tutulduğu noktada kalması gibi. Kusursuz bir imaj olmaksızın, aşağılık kompleksinin çekirdek bilişleri aktive olur.

AYIRICI TANI

NKB klinik popülâsyonda % z ile 16 arasında görülmektedir (DSM-IV-TR; Amerikan Psikiyatri Derneği, 2000; Tablo 11.'e bakınız). Diğer aynı zamanda ortaya çıkan bozukluklar duygu durura bozukluklarını, özellikle hipomaniyi, anoreksiya nervosayı (iştahsızlık), maddeyle ilgili bozuklukları, özellikle kokain bağımlılığını ve histriyonik, borderline, anti sosyal ve paranoid kişilik bozuklukları başta olmak üzere diğer kişilik bozukluklarını İçerir. Hayattaki İktidar hissi ve kendilik imgesini etkileyen gelişimsel değişimler gibi, NKB olan kişi, uyum bozukluklarına karşı oldukça savunmasız ola­bilir.

Narsisizm aynı anda ortaya çıkan bir bozukluk olarak hafife alınabilir çünkü onu diğer semptomlar veya cinsiyet beklentileri bağlamı içinde tam olarak saptamak zordur. Kli­nik değerlendirme boyunca, özellikle erotromanik veya büyüklenmeci tipteki kuruntulu bozulduğun işareti olan her tür psikotik süreç dışarıda bırakılmalıdır.Ayrıca yüksek derecede başarılı bireyleri karakterize edebi­len narsisizmin tutumlarına dikkat etmek önemlidir (Ameri­kan Psikiyatri Derneği, 2000, s. 717). Bilişsel formülasyon içe­risinde narsisistik psikopatolojiyi ayırt edebilen tanımlayıcı özellik üstün başarı ve ayrıcalık olmadığı sürece kişinin önem­siz ve değersiz olduğu inancıdır.

Bireylerin varolan ve geçmiş iş performanslarında, kişilerarası ilişkilerinde, diğerlerini sömürme gibi veya etik olmayan davranışlarda (örneğin, dolandırıcılık, cinsel taciz gibi) yasal güçlükler, büyüklenmecilik ve yetkilendirme ile sonuçlanan parasal problemlerde ve Eksen I bozulduklarıyla ilgili duygu­sal bozukluklarda işlevsel sakatlığın delili bulunabilir. Kişisel sıkıntı gücenmeye, diğerlerinin yetersizliği ile hayal kırıklığna uğramaya veya yetkilerine dair minimum düzeyde iç görüye sahip olduğu veya hiç olmadığı dışsal koşullar veya sonuçlarda haksızlığı algılamaya odaklı olabilir.

TABLO 11.1 Narsisistik Kişilik Bozukluğunun DSM-IV-TR Tanı Kriterleri

Aşağıdakilerden beşinin (ya da daha fazlasının) olması ile be­lirli, genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik bağlamlar altında ortaya çıkan, üstünlük duygusu (hayalde ya da davra­nışlarda), beğenilme gereksinimi ve empati yoksunluğunun olduğu sürekli bir örüntü: 372 Kişilik Bozukluklarının Bilişsel Terapisi kendisinin çok Önemli olduğu yönündeki büyüklenmeci duygu (örneğin, başarılarını ve yeteneklerini abartma, yeterli bir başarı göstermeksizin üstün biri olarak bilinmeyi isteme) sınırsız başarı, güç, zekâ, güzellik ya da kusursuz sevgi hayalleriy­le meşgul olma"özel" ve eşsiz biri olduğuna ve ancak özel ya da toplumsal du­rumu üstün olan başka kişilerin (ya da kurumların) kendisi anla­yabileceğine ya da ancak onlarla arkadaşlık etmek gerektiğine inanma aşırı beğenilme gereksinimiyetkinlik hissi vardır, özellikle hoşa giden bir davranış biçiminin uygulanacağı beklentileri ya da bu beklentilerine göre uyum gös­terme

Kişilerarası ilişkileri kendi çıkarı için kullanma, örneğin kendi amaçlarına ulaşmak için başkalarının zay

makale spotlar 5 spotlar govdealt 1spotlar govdealt 2spotlar govdealt 3spotlar govdealt 4
makale spotlar 6