spotlar 1 spotlar 2 spotlar 3

Duyurular

Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN

ava şirin özgünÖzel Nirvana Psikiyatri Polikliniğinde Görev Yapan Uzman Psikiyatrist Dr.Ava Şirin ÖZGÜN'ün Resmi Web Sitesi Yayına Başlamıştır.

www.avasirinozgun.com

DEPRESİFLER ALZHEIMERE YATKIN OLUYOR

depresif hastalar alzaymıra daha yakın oluyorMelankolik ve depresif hastaların,daha sık demans hastalıklarına yakalandığı tespit edildi.Uzun süre depresyondan yakınan ve psikolojik sorunlarla baş etmek zorunda kalan insanlar,psikolojik olarak stabil olanlara göre iki kat daha fazla Alzheimer’e yakalanıyorlar.

Yazının Devamı

NEOFOBİ (YENİLİK KORKUSU) ÖMRÜ KISALTIYOR

neofobi nirvana psikiyatriYeni bir şeye karşı duyulan belirgin korkular,yaşamı kısaltıyor.Neofobi insanlarda bir buçuk yaşlarından itibaren başlayabiliyor.Alışılmışın dışında olan bir tek olayla bile ,bu bozukluk ortaya çıkabiliyor.

Yazının Devamı

ANOREKSİYA ANFİZEME SEBEP OLABİLİYOR

anoreksiya nirvana psikiyatri polikliniğiŞikago'da yapılan Radiological Society of North America'nın (RSNA) yıllık toplantısında,anoreksiya nervosa'daki beslenme yetersizliğinin akciğer anfizemine neden olabileceği iddaa edildi.

Yazının Devamı

MİGRENE DE PSİKOTERAPİ

migren nirvana psikiyatriPsikoterapinin alt etme stratejileri ile kronik başağrılarına karşı da savaş verebiliyor.Düsseldorf’da yapılan bir sempozyumda,Heidelberg Üniversitesi’nden uzman psikolog Gideon Franck hastanın kendi bedeniyle ilişkisini değiştirmesi ana prensibine dayanan bu yöntemi,ilk kez baş ağrısı nedeniyle davranış bozuklukları gösteren çocukların tedavisinde denediğini açıkladı.

Yazının Devamı

DEPRESYONDAYSANIZ,YÜRÜYÜŞ YAPIN

depresyon nirvana psikiyatri polikliniğiDüzenli spor depresiflere iyi gelir;bu konuda uzmanların hepsi hemfikir.Bu sporların içinde en etkili olanı ise yürüyüş.Prof.Dr.Ulrich Bartmann,Würzburg Yüksek okulu'nun sağlık dergisinde yazdığı bir makalede,yürümenin jimnastik,voleybol vb tüm sporlardan daha yararlı olduğunu belirtti.

Yazının Devamı

Islak Yatak Hastalık Belirtisi Olabilir

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) tarafından yapılan araştırma, her 8 çocuktan 1 inin gece altını ıslattığın ı ortaya koydu. Şeker hastalığı ve kronik böbrek yetmezliğinin ilk belirtisinin "gece altına ıslatma" olduğu belirtildi.

Yazının Devamı

Ergenlikteki Aşırı Stres Öğrenmeyi Etkiliyor

Ergenlikte maruz kalınan aşırı stresin, beynin hafıza ve öğrenme ile ilgili bölümünde önemli ölçüde değişikliklere yol açabileceği bildirildi.

Yazının Devamı

Stres, Doğacak Bebeğin Zekasını Etkiliyor

Doğacak Bebeğin ZekasıLondra’daki Imperial College uzmanlarınca yapılan ve sonuçları Clinical Endocrinology dergisinde yayımlanan araştırma, ham ilenin yaşadığı stresin, gebeliğin 17. haftasından itibaren bebeği olumsuz etkilediğini gösterdi.

Yazının Devamı

Tv Seyretmeye Sınır Gelmeli

Tv Seyretmeye Sınır GelmeliTelevizyon insanın psikolojisini bozuyor Hacettepe Üniversitesince yapılan bir araştırmaya göre, aşırı televizyon izleme alışkanlığı çocuklarda uyku bozukluğuna yol açıyor.

Yazının Devamı

Stres İyileşmeyi Yavaşlatıyor

ABD’nin Chicago kentinde bulunan İllinois Üniversitesi’ndeki (UIC) araştırmacılar, hayvanlar üzerinde yaptıkları testlerde, hayvanlar stres altındayken yaralarının iyileşmesinin yavaşladığını, ancak ekstra oksijen alımının bu yavaşlamayı tersine döndürdüğü sonucuna ulaştılar.

Yazının Devamı

Strese Bağlı Hastalıklar Artıyor

Avrupa Parlamentosu’na sunulan bir araştırmada, modern hayatın kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığı uyansı yapıldı.

Yazının Devamı

Suça Karışan Çocuk Akranından Etkileniyor

Suça karışan çocuklar üzerinde akranlarının etkisinin büyük olduğu ortaya çıktı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Çocuk İhmali ve İstismarı Araştırma Biriminde görevli çocuk gelişim uzmanı Gülümser Gültekin Akduman’ın yaptığı araştırma, suça karışan çocuklarla ilgili çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu.

Yazının Devamı

Uykusuzluk çekenlere müzik

Artık koyun saymak gereksiz.Çünkü güzel bir uykunun sırrı, uyumadan önce 45 dakika kadar rahatlatıcı müzik dinlemek. Journ al of Advanced Nursing adlı sağlık dergisinin haberine göre

Yazının Devamı

Dikkat: Aile içi gerginlik çocuğun iştahını etkiler

Aile içindeki gerginlikler çocuğun iştahını olumsuz yönde etkiliyor. Ailedeki iletişim bozuklukları ve huzursuzlukların çocuğun ruhsal yaşamını doğrudan etkilediğini

Yazının Devamı

Depresyon riskinin en yüksek olduğu yaş 40’lar

Bilim adamlarının 80 ülkede 2 milyon kişi üzerinde yaptığı veri analizine göre, insanların depresyona en açık oldukları yaş 44. ABD’deki Warwick Üniversitesi ile

Yazının Devamı

Uyku, ruh sağlığının aynası

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, “Uykularımız düzenliyse genellikle ruh sağlığımız da yerinde demektir.

Yazının Devamı

Strese bağlı hastalıklar artıyor

Günlük yaşamın stresi yüksek tansiyona yol açıyor. Dünyada her yıl 17 milyon kişi kalp ve damar hastalıklarından ölüyor. Türkiye, yüksek tansiyon sorununun en hızlı arttığı ülkeler arasında...

Yazının Devamı

Beyindeki bozuk elektrik dalgaları depresyona, neden oluyor

Beynin işleyişini düzenleyin elektrik dalgalarındaki bozukluğun depresyona yol açabileceği ortaya çıktı. ABD’nin Stanford Üniversitesi’nden bilim adamlarının, fareler üzerinde yeni bir görüntüleme yöntemini

Yazının Devamı

Modern yaşam stres yapıyor

İngiltere’de yapılan iki araştırma daha, modern yaşamın büyük strese yol açtığı ve bir eyleri uykusuz bıraktığı görüşünü destekledi. Bir sigorta şirketi tarafından yapılan, 1001 kişinin katıldığı araştırmanın sonuçları,

Yazının Devamı

Elektronik posta strese sokuyor

İskoçya’da yapılan bir araştırmaya göre; işyerinde elektronik postaların çok sık kontrol edilmesi, çalış anların sinirlerini bozuyor.

Yazının Devamı

Aşırı Şişmanlık Psikolojiye Zarar

Bir ulusal sağlık araştırmasındaki 40 bin ABD’linin verilerinin değerlendirildiği çalışmada, obez erişkinlerin normal ağırlıktaki erişkinlere göre depresyon,

Yazının Devamı

Yatmadan Önce Ekran Karşına Geçmeyin

Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre; yatmadan önce bilgisayar ve televizyon karşısında fazla vakit geçirenler, bunu yapmayanlarla aynı uzunlukta uyusalar bile kendilerini daha yorgun ve daha az uyumuş hissediyor.

Yazının Devamı

Tek Seansta Sigaraya Son...!

Tek Seansta Sigaraya Son...!
Uzman Psikiyatrist ve Psikologlar Denetiminde Nirvana Sigara Bırakma Paketi Terapilerine Başlamıştır..

www.sigarabirakmaantalya.com

Ekonomik Kriz Ruh Sağlığını Tehdit Ediyor

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, ekonomik krizin, hem işverenlerde hem çalışanlarda hem de işsizlerde ruhsal problemlere yol açabileceğini söyledi.

Yazının Devamı

Şizofreninin Anahtarı Okulda

Dünyada her 100 kişiden birinin yakalanma ihtimali olan şizofreninin ilk fark edildiği yer okul. Çocuklarının öğretmenleri ve arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kuran aileler, çocuğun hastalığa yakalandığını çok çabuk anlayabiliyor.

Yazının Devamı

İntiharlar Önlenebilir

10 Eylül Dünya İntihar Önleme Günü dolayısıyla açıklama yapan Ankara Üniversitesi (AÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veli Duyan, ''intiharın, pek çok ülkede ve özellikle genç nüfus arasında tırmanma eğiliminde olduğunu'' belirterek, bunun günümüzde global bir sorun olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yazının Devamı

Cinselliği Tabu Olmaktan Çıkarmak İçin

Konya'da, Ulusal Gençlik Parlamentosu çatısı altında bir araya gelen üniversiteli gençler, ''Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı'' konulu kampanya başlattı. Kampanyayı çoğunluğunu Selçuk Üniversite Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerin oluşturduğu ''Yerel Gündem 21'' topluluğu başlattı.

Yazının Devamı

Otistik Çocuklar Sesleri Daha Geç Algılıyor

Otistik çocukların, sesleri normal çocuklardan daha geç algıladığı belirtildi. Söz konusu gecikmenin otizm hastalarını teşhis etmek için bir işaret olduğu düşünülüyor...


Yazının Devamı

Antidepresan Kullanımı 4 Yılda Yüzde 85 Arttı

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Dr. Halis Ulaş, sinir sistemi ilaçlarının kullanım sıklığının sürekli arttığını belirterek,

Yazının Devamı

Evlilik Öncesi Danışanlar Arttı

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Başkanı Dr. Cem Keçe, evlilik öncesi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin, Türkiye'de yeterince bilinmeyen ve anlaşılamayan bir kavram olduğunu söyledi.

Yazının Devamı

Biz Uyurken Sinir Hücrelerimiz de Uyuyor

ABD’nin Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden bilim insanları, alışılandan daha az uyunan bir gecenin ertesi gününde dikkat ve konsantrasyon azalıp öfke artarken beyinde neler olup bittiğini araştırdı.

Yazının Devamı

Hem Kaygı Yaratıyor Hem de Kaygıyı Yok Ediyor

Standford Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan bir araştırma, beyindeki bir bölgenin hem kaygıya neden olduğunu hem de kaygıyı yok edebildiğini ortaya çıkardı.

Yazının Devamı

Otizm Erkeklerde Neden Daha Fazla?

İki binden fazla otizm hastasının gen haritasını inceleyen ve sonuçlan otizm hastası olmayan kişilerinkiyle karşılaştıran Kanadalı bilim adamları, otizm hastası erkek çocuklarının yüzde 1 inde bu genin mutasyona uğradığını gördü.

Yazının Devamı

Bilgisayar Bağımlılığıyla İle İlgili Ailelere Öneriler

1- Bilgisayar evde en çok kullanılan ve herkesin döneminden sonra böyle gruplara katılıyor değildir. görebileceği bir merkezde tutulmalıdır, Böylece çocuğunuzun hangi sitelere girdiğini rahatlıkla kontrol edebilirsiniz.

2-Bilgisayar kullanımı konusunda evde kurallar oluşturunuz.Ders haricinde,hafta içi bilgisayar kullanımına (özel durumlar hariç) izin vermeyiniz.Hafta sonu kullanımına da saat kısıtlamaları getiriniz.

3-Çocuğunuzun oynadığı oyunları mutlaka kontrol ediniz.İçeriğinde şiddet,vahşet ve pornografi olan oyunlara asla izin vermeyiniz.

4-Çocuğunuzun bilgisayar ve internet kullanımı konusunda sizin otoritenizi kabul etmesini mutlaka sağlayınız.

5-Çocuğunuzun “sohbet gruplarına” katılmasına izin vermeyiniz.Ergenlik döneminden sonra böyle gruplara katılıyor ise kiminle görüştüğünü ve neler paylaştığını mutlaka kontrol ediniz.

6-Çocuğunuzu bilgisayar ve internet kullanımından doğacak tehlikeler konusunda uyarınız ve takipçisi olduğunuzu bildiriniz.Çocuğunuzun mahrem ve kişisel bilgilerin paylaşılmaması,resim ve görüntü iletmemesi internet üzerinden kişilerle kavga ve tartışmaya katılmaması konusunda uyarınız.

7-Çocuğunuzun güvenmediğiniz ve kontrol edemediğiniz ortamlarda(internet cafe vb.)bulunmasına izin vermeyiniz.

8-Öncelikle internet ve bilgisayar kullanımı konusunda ona iyi örnek olmalısınız. Saatlerce bilgisayarın başından kalkmayan anne babalar, çocuklarına aynı konuda nasıl sınır koyacaklar?Bunu tahmin etmek zor değildir.

9-Çocuğunuzun uygun olmayan sitelere girmesini engellemek için site filtrelerini kullanınız.

10-Kontrolün sizden çıktığını, çocuğunuzun bilgisayar ve internet bağımlısı olduğunu düşündüğünüzde acilen profesyonel yardım alınız.

11-Yukarıda söz ettiğimiz bazı psikopatolojilerde bilgisayar bağımlısı olma riski daha yüksektir.Böyle bir çocuğa sahip olan ebeveynin daha dikkatli olması gerekir.Ayrıca temelde yatan psikopatoloji tedavi edilmeyen bilgisayar bağımlılığı sorunu çözülemez.Örneğin depresif ya da dürtü kontrol sorunu olan bir çocuğun öncelikle bu sorunu çözmek gerekir ki bilgisayar bağımlılığından kurtulabilsin.

Dr. Ava Özgün

CETAD derneğinin vermiş olduğu eğitim programını tamamlayarak Cinsel Terapi Uzmanlığı ünvanını almaya hak kazandı.

Yazının Devamı

Cinsel Terapist

Cinsel Terapist- Antalya ile ilgili www.antalyacinselterapist.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sınav Kaygısı

Sınav Kaygısı - Antalya ile ilgili www.sinavkaygisiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Aile Terapisi

Aile Terapisi - Antalya ile ilgili www.antalyaaileterapisi.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Sosyal Fobi

Sosyal Fobi - Antalya ile ilgili www.sosyalfobiantalya.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Çocuk Psikoloğu

Çocuk Psikoloğu - Antalya ile ilgili www.antalyacocukpsikologu.com web sayfamız yayına başlamıştır.

Psikiyatri İle Sinemanın Patolojik İlişkisi

Sinema gibi popüler kültürün en önemli araçlarından biri, psikiyatriyi kendi özüne bağlı kalmak yerine daha çok mit düzeyinde ele alıyor. Son yıllarda öne çıkmaya başlayan ve daha çok patolojik belirtilere odaklanmaya başlayan sanat yapıtları psikiyatrinin bilimsel yönüne hak ettiği değeri vermeye başladılar. Yine de ideolojik bir aygıt sayabileceğimiz sinemanın psikiyatriye yaklaşımı, her zaman biraz sorunlu oldu.

Modern çağ ile birlikte, psikiyatrinin bir bilim dalı olarak kendi kuramlarını ve hipotezlerini üretmesi, geçmişten kalan bazı yanlış anlamaları yeterince ortadan kaldırmadı. Günümüzde de olduğu gibi psikiyatri, psikiyatrist, kimi zaman insan ruhunun gizemli karanlıklarına hakim olan erk sahibi doktorları, kimi zaman da aynı karanlık güçlerin etkisinde kalan ve ne yapacağı belli olmayan hastaları akla getiriyor. Ruhsal bozukluktan ve ruhsal bozukluğu olanlardan korku, aslında günümüz dünyasının vaaz ettiği bireye odaklı toplum anlayışının dışına sürüklenme korkusudur. Geçmişte yapılan bir davranış meşruiyetini inanç ya da görev gibi toplumsal aidiyetlerde bulurken, mitleştirilmiş psikiyatrinin etkisiyle günümüzde bu meşruiyet, o kişinin bireyselliğinde aranmaktadır. Özetle yapılan davranış, o kişi öyle istediği için meşru kabul edilmektedir.

Popüler kültür araçlarından sinemanın, san atsal gelişimle endüstrileşmenin bir arada yürüdüğü bu ilginç alanın 20. yüzyıl başından beri ortaya koyduğu yapıtlarda psikiyatrinin bilimsel yönünün dışında hemen her çağrışımıyla ele alındığını görüyoruz. Son yıllarda ortaya çıkan bazı iyi örnekler dışında, psikiyatri, sinemada kimi zaman ideololik bir mesajın, kimi zaman da öykünün kendi entrikasının hizmetinde, bilim dışı bir kisveyle ele alınmıştır.

Glen 0. Gabbard ve Krin Gabbard’ın Psikiy atri ve Sinema adlı yetkin incelemesinde, farklı dönemlerde sinemanın psikiyatriye bakışı ve ondan yararlanışı ele alınıyor. Yazarlar, bu yaklaşımı kronolojik sıraya da koymuşlar: “ilki yirminci yüzyıla girerken yapılan tek makaralı kaba saba karikatürize filmlerden başlayıp 1957’ye kadar uzanıyor. ikincisi ve en kısası, 1957’den l963’e kadar süren, psikiyatrinin sinemadaki Altın çağıdır. Bu dönemde psikiyatri ne denli etkili ve yardımsever olduğu yönündeki miti gerçekleştirmiştir. Üçüncüsü de Altın Çağ biter bitmez başlayan ve psikiyatrinin olumsuz resmedilişlerini içeren dönem(dir)”. (s. 83-84)

Senaryoya göre psikiyatri
Kitapta temel tema, sinemanın psikiyatriyi yanlış anlamasıdır. Ama bu davranışın inatçı bir istek haline, hatta bir alışkanlık haline geldiğini görürüz. Bu durum, sinema yapımcı ve yönetmenlerinin asıl aradıkları şeyin hizmetinde bir psikiyatri yaratmalarına neden olmuştur. ‘Sinema psikiyatri mesleğinin bilimsel açıdan teknik yönleriyle değil de basitleştirilmiş konuşmalarla sunduğu zaman daha çok dram ve teselli sağladığını öğrenmekte fazla gecikmemiştir.”
Sinemacılar ele aldıkları tiplerin bireysel özelliklerinin doğru bir şekilde yansıtılmasının peşinde olmamışlardır. Onların asıl hedefledikleri tiplerdir. Bazı kişisel özellikleri abartılmış bu tiplemeler, temel olarak derinlikli kişilik özelliklerinin incelenmesinde değil, “psikiyatriye nadiren ihtiyaç duyan formlar olan melodram romanlarının, vodvilin ve sahne melodramlarının gel eneklerin”(de) bulunmaktadır.

Bu yanlış kullanımlar, senaryo tekniğine katkı için psikiyatrinin kullanılması olarak tanımlanabilir. Anlatılan hikayenin doğasın a uygun olarak senaryodaki geçişlerde psikiyatristlerin saptamaları kullanılmaktadır. “Filmlerde ideolojik işlevmiş gibi kullanılıyor olmalarının ötesinde, psikiyatristler genellikle filmin olay örgüsü ne olursa olsun, bu örgünün mekaniğini bir sonuca bağlamak için uygun bir araç oluşturmuşlardır.”
20. yüzyılın ilk yarısında çekilmiş filmlerde kimi zaman şaşkın katilin üzerine büyük bir dişçi projektörü tutan, sapsız gözlüğü yeleğine bir zincirle tutturulmuş, boynundaki kurdeleye takılı bir madalyon bulunan akliyyecilerin Viyanalı aksanla konuşmalarında olduğu gibi psikiyatristler komedi unsur u olarak dikkat çekerler.

Senaryo yazarları psikiyatriye hangi durumlarda ihtiyaç duymuşlardır?

Örneğin geri dönüş sahnelerinde, filmde gelişen olayların geçmişini psikiyatriste anlatan kahramanlar vardır.
Günümüzdeki daha derli toplu senaryolar da ise “film karakterleri olarak psikiyatristler filmin çatışma noktasının sunumunda ve karakter gelişiminde basmakalıp olsa da önemli araçlar olmuşlardır.”
Kimi zaman psikiyatristin yüzü dahi görülmemektedir. Önemli olan filmin kahramanının başına gelenlerdir. Bu sahnelerin kullanıldığı filmlerde karakterin geçmişe dönerek kendisiyle yüzleşmesi sağlansa da, ‘yüzü olmayan psikiyatrist’ imgesi, yine de bir aşağılama içermektedir.

Sinemanın ilk ve psikiyatrinin daha çok komedi unsuru olarak kullanıldığı dönemi hariç olmak üzere, psikiyatrist imgesinin “filmdeki öteki karakterlerin tersine hemen hemen hiçbir insani özelliğe sahip olmadığı” dikkat çeker.
Burada dikkati yine mit kavramı çekmektedir. Bu filmlerde “Etkisiz kalan ya da sorundan bihaber psikiyatrist miti, özellikle son yirmi yılda yapılan filmlerde daha çok temsil edilmiştir.”

Filmin kadın kahramanının temel bunalım ı, psikiyatrist tarafından anlaşılamaz, orta sınıf bir kadından neler bekleniyorsa, psikiyatrist de kadın kahramana bunları sıralar.
Hemen her konuda bilgiçlik taslayan, ancak hiçbir konudan haberi olmayan bu alt yapıdan yoksun kurumsallık, toplumdaki psikiyatri imajını da açıkça zedelemektedir.

1950’li yıllardan itibaren psikiyatri sinemanın yeni yönelimlerine alet olmuştur. Bunlardan biri cinselliğin kullanımıdır ve psikiyatristler de filmde bunun meşrulaştırıcı görevini görürler.
l970’lerden itibaren ise Hollywood, kurumsal eleştirinin daha radikal örneklerine sahne olmaya başlar. Bu dönemden en akılda kalan yapıt ise hiç kuşkusuz Guguk Kuşu’dur.

“Psikiyatriyi uyumsuz insanlara karşı olmazsa olmaz donanım içinde toplumun kullandığı bir silah gibi gösteren birçok film arasında en saygın yere sahip olan film, Milos Forman’ın Akademi ödüllü film i Guguk Kuşu’dur. (One Flew over the Cuckoo’s Nest, 1975) Filmin kahramanı RandleMcMurphy (jack Nicholson) Isa gibidir: Şok tedavisi dikenlerden tacı, lobotomi ise çarmıhıdır.”
Filmin psikiyatriye bakışı, kurum eleştirisi ya da cezaevi filmleri kategorisinin dışına taşmamaktadır. “Filmde hastane hapishaneden beter bir yer gibi resmedilmiştir. Aslına bakacak olursanız, bu tür filmlerin hemen hepsi şu fikri ima eder; Eğer duygusal sorunlarından “iyileşmek” istiyorsan gitmen gereken son yer bir ruh ve sinir kliniği ya da kurumu olmalıdır. Bu filmlerin odak noktasında genellikle psikiyatrik tedavinin en sansasyonel yanları kullanılır. Şok koridoru (ShockCorridor 1963), Şok Tedavisi )Shock Treatment, 1964) Beşinci kat (The Fifth Floor, 1980) Frances (Frances 1980) ve Guguk Kuşu’nda elektrokonvulsif tedavi )EKT) ve insülin enjeksiyonu sahneleri bol bol kullanılmıştır.

Akıl hastanesi filmleri içinde bir hastanın gerçekten iyileştiğini gösteren nadir filmlerden Talihsizler Yuvası (The Snake Pit) bu kategoriye de toplumsal sorun türüne de girebilir. Bu filmlerde hastalar şok tedavisinden ya da lobotomiden geçmeseler bile bir mekana kapalı kalmaktan hoşnut olmaları pek beklenmez. Hapishane filmlerinde olduğu gibi, kurum filmleri de Amerikan özgürlük mitlerini işlerler ve bunu yaparken de, masum insanların özgürlükleri uğruna ne büyük acılara göğüs germek zorunda kaldıklarını anlatan olay örgülerini kolaylıkla benimserler.

Hasta hekim aşkı

Bu kadar fazla melodram, ister istemez izleyicinin de koşullanmasına neden olur. Psikiyatrik etik açısından kesinlikle yasak olan, hastanın karşı aktarımı kapsamındaki cinsel isteklerine yanıt verme, birçok filmde masumane bir aşk ya da gerçek tedavinin gerçekleşmesi gibi beyaz perdeye yansır.

Bir diğer sıkıntı ise psikiyatrinin, yalnız psikoterapiden ibaretmiş gibi algılanmasıdır:
‘Sinemada psikiyatristlerin stereotipik resmedilişleri, stereotipik psikiyatrik tedavilerinde resmedilmesine yol açmıştır. Psikiyatriyi ilaçla tedavi ve tıp dışına itmeye ısrarlı eğilimleri yüzünden filmler, hemen her zaman konuşma yoluyla tedavi yöntemini çarpıcı bir şekilde abartarak kullanmış, EKT ve farmako terapiyi ise aynı derecede şaşırtıcı bir biçimde neredeyse tanımazdan gelmişlerdir.”

“Film yapımcıları psikiyatrik filmlerin bütün dönemlerinde görülen bir klişe getirdiler, katarsise dayalı tedavi ile ruh hastalığının ani ve dramatik iyileşmesi ... Ruhsal değil de, başka bir tıbbi rahatsızlıktan, sözgelimi bulaşıcı bir hastalıktan mustarip birini şıp diye iyileştirecek benzeri hiçbir yöntem yoktur. Tabii eğer film, sinema büyüsünün fantastik türlerine ait değilse. Genellikle basit bir montaj sekansı ile uzun bir iyileşme süreci beyazperde zamanında sadece birkaç dakika sürebilir, ama bu kalıp katarsise dayalı tedavinin dramatik etkisi ile boy ölçüşemez. Diğer klişelerde olduğu gibi katarsise dayalı tedavide de psikiyatrist olmasa da olur. Bunun değişik şekilleri filmlerde sık sık görülmektedir, hatta bazen filmde hiçbir terapist yoktur.

Psikiyatri ile sinemasının buluştuğu filmlerden örnekler The Fight CIub (Dövüş Kulübü)
Filmi anlatan (Norton), ünlü bir otomobil firmasında çalışan bir müfettiştir. Uykusuzluktan ve sıkıcı hayatından sıkılmıştır ve bir doktorun tavsiyesi üzerine kanser yüzünden problemleri olan insanların tartıştığı bir gruba katılır. Burada kendisi gibi aslında hasta olmayan Maria Singer (Bonham Carter) ile tanışır. Fakat konsantrasyonları bozulduğu gerekçesi ile başka zamanlarda gruba gelmeye başlarlar.

Anlatan (Norton) bu arada işine devam eder ve bir gün uçakta Tyler Durden (Pitt) adlı bir sabun satıcısı ile tanışır. Yolculuktan sonra apartmanına döndüğünde evinin yandığını görür ve hiç gerçek arkadaşı olmadığından Tyler’ı arar. Birkaç bira içtikten sonra park yerinde Tyler, Jacki kendisine vurması için zorlar ve aralarında Jack in hayatını değiştirecek bir kavga başlar. Bir süre sonra Jack, Tyler’ın yanına taşınır ve bu kavgalarda artık ilk önce seyirci, daha sonra ise kavgalara katılan kişilerin önünde olur. Jack ve Tyler Fight Club adlı, sadece karşılıklı kavga edilen bir klüp kurarlar.

Darren Aronofsky’nin ilk ve yükseliş filmi olan Pi, dikkatlerin bu genç yönetmenin üzerine yönelmesine neden olmuştu. Pi, 60.000 dolar maliyetle, New York sokaklarında çekilen bir filmdir. Filmde bir matematikçinin buhranları konu alınır. Siyah-beyaz, 16 mm ve bol grenli bir görüntü ile çekilen film, deliliğin ve zekanın sınırlarını araştıran, matematik ve felsefe içeren bir hikayeye sahiptir. Darren Aronofsky Pi ile, 1997 Sundance Film Festivalinde en iyi yönetmen ödülünü aldı.

The Gingerbread Man - Kaybetme Zamanı
Savannah’da büyük bir avukatlık bürosunda çalışan Rick Magruder üzerine aldığı yeni bir davada, müvekkiliyle ilişkiye girmeme kuralını bozar. Müvekkilinin cazibesine karşı koyamayan Rick, içine girdiği karmaşık olaylar zincirinden kopup gelen tetikçiye, hayatta kalabilmek için karşı koymak zorundadır.
Yazar John Grisham’ın romanından uyarlanan ve aykırı yönetmen Robert Altman tarafından çekilen film, usta oyuncular Kenneth Branagh ve Rob ert Duvall’ın sürüklediği kompleks bir puzzle olarak kabul edilebilir.

makale spotlar 5 spotlar govdealt 1spotlar govdealt 2spotlar govdealt 3spotlar govdealt 4
makale spotlar 6